31 Ocak 2009 Cumartesi

NBA All-Star 2009, Phoenix: Batı Takımı



Batı Konferansı'nda oyuncu seçimi, Doğu'ya göre biraz daha karışıktı.

İlk bölüm, halk oylamalarıyla ilgili. Pivot pozisyonunda Houston Rockets'ın Çinli pivotu Yao Ming, rakipsizdi. Kobe Bryant ve Tim Duncan da geçtiğimiz yıllardaki üstünlükleriyle ilk beşteki yerlerini alacaklardı; ama diğer iki kontenjan için bazı soru işaretleri vardı.

Houston Rockets'ın bir diğer yıldızı Tracy McGrady, halkın seçmesi beklenen oyunculardan biriydi her sezon olduğu gibi. Son geridönüşlerde New Orleans Hornets'tan Chris Paul'ün de 57000 oy önündeydi. Klasik bir tartışma yaşanacak gibiydi. T-Mac, sakatlıklar veya benzer nedenlerden dolayı, yine yüksek verimle oynamamıştı. Ve halk oylamalarında yerini kaybetmesi halinde, All-Star seçilemeyecekti. Son hafta, görüntü tamamen değişti. Paul, inanılmaz bir atakla, T-Mac'in önüne geçti, 2009 NBA All-Star'daki yerini aldı.

İkinci kontenjan, forvet pozisyonundaydı. 8 Ocak'ta açıklanan geridönüşlerde Denver Nuggets'tan Carmelo Anthony, en yakın rakibi Amar'e Stoudemire önünde 100000'den fazla oy avantajına sahipti; fakat 5 Ocak'tan bu yana sakatlıklarla boğuşan Carmelo'nun Phoenix'e gidebilmesi adına tek çıkar yolu, ilk 5'te yer almaktı. Çünkü, Melo ve Batı antrenörlerinin arası hiç de iyi değildi. Demiştik ya, ilginç bir hikayeye sahip Carmelo Anthony. NBA'in en önemli draft sezonlarından 2003'te lige giriş yapan Syracuse mezunu yıldız, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında Batı antrenörleri tarafından kadroya alınmamış; fakat 2007'de sakatlıklar nedeniyle oluşan boşluk sonrasında NBA'in patronu David Stern'in kullandığı forsla ilk All-Star maçına çıkabilmişti. Geçtiğimiz sezon ise, halk oylarıyla ilk beşteydi.

Carmelo Anthony'nin seçilmemesi, bu anlamda hiç de sürpriz değil. Yerine gelen Amar'e Stoudemire ise kendi evinde sahaya çıkacak. Yeni sezonda Terry Porter'ın takımın başına geçmesinin ardından çehresi değişen Phoenix Suns'ta ana oyun planı, boyalı alan özelinde oluşuyor; fakat bu durumun Run & Gun'da durdurulamaz bir güce sahip olan Stoudemire'a çok da fazla yaradığını söylemek mümkün değil. Geçtiğimiz sezon maç başına 25.2 sayı ve 9.1 ribaund ortalamalarıyla oynayan Amar'e, istatistiksel anlamda birtakım düşüşler yaşadı. (21.3 sayı ve 8.1 ribaund.) Fakat buna rağmen, Suns'ın en değerli oyuncusu. Diğer yandan, ilk beşte yer alıyor olması, yedek seçimlerinde antrenörlerin işini kolaylaştıran bir etmen oldu. Bu bir gerçek; çünkü Phoenix'te düzenlenen All-Star'da Suns'tan birileri olmalıydı.

İlk beşin ardından sıra, yedeklerin belirlenmesine gelmişti. Birkaç isim öne çıkıyordu tabii.

Portland Trail Blazers'ın iki sezondur sergilediği istikrarlı performansın ardından Brandon Roy'un Phoenix'te olması kesin gibiydi. 2008 New Orleans'ta harika bir All-Star performansı sergileyen Roy, bu sezon da önemli gelişim gösterdi ve takımı Portland Trail Blazers'ın Batı'daki Playoff resminin içerisinde tutmayı başardı. Genç Blazers takımının lideri Roy'un All-Star olması gerekiyordu. Hakkı verildi.

Chris Paul'ün ilk beşte başlayacağının kesinlişmesinden sonra gard rotasyonunda birkaç isim daha gündeme geldi. Sezona oldukça kötü bir giriş yapmasına karşın şampiyon karakteriyle durumu düzelten San Antonio Spurs'ün bir numarası Tony Parker adayların başında geliyordu. Sezon içerisinde Minnesota Timberwolves önünde ürettiği 55 sayı bile, tek başına yeterli olabilirdi Fransız oyuncunun Phoenix'te kendisine yer edinmesi için; ama daha fazlası da vardı. Maç başına asist ortalaması, saha içi şut isabet yüzdesi, saha içi şut isabet sayısı ve asist/top kaybı gibi farklı birçok kategoride NBA'in en iyi 25 oyuncusundan biriydi, Tony Parker. O da hak ettiği yerde, sonuç olarak.

Batı Konferansı'nda yer alan antrenörler, wild card opsiyonlarından birini gard pozisyonundan yana kullandılar. Sezon içerisinde Detroit Pistons'tan Denver Nuggets'a geçerek yeni takımının derin yaralarını kapamayı başaran Chauncey Billups, Nuggets'ı Lakers'ın ardından Batı zirvesine taşımasının karşılığını All-Star olarak kaldı. Belki, Detroit Pistons'ta devam etseydi, Phoenix'teki bu dev organizasyonu evinden izleyecekti, Billups; ama Nuggets'ta değişen rolü, kendisine All-Star yolunu açtı. Tabii, Carmelo Anthony ile takım arkadaşı olmasının da payı var bu sonuçta. Çünkü, Nuggets'tan bir oyuncu mutlaka yer almalıydı Phoenix'te. Ve bu Carmelo Anthony değildi. Geri tek bir isim kalıyordu. O da Chauncey Billups'tan başkası değildi.

Forvet pozisyonunda pek fazla sürpriz yaşanması beklenmiyordu; ama New Orleans Hornets'tan David West seçimi, herkesi şaşırtacaktı.

Hornets, sezon öncesi oynadığı tüm hazırlık maçlarını kazanırken büyük bir özgüven depolamıştı, 2008-09 Sezonu için. James Posey'nin katılımıyla birlikte, daha sağlam bir takım görüntüsü çiziyordu New Orleans Hornets. Oyuncular arasında eksik olan şampiyon karakteri tamamlanmış gibiydi. Posey, dış atışlarda ve savunmada da oldukça başarılı bir isimdi üstelik. Chris Paul'ün gelişimine devam etmesinin yanına David West'in yardımcı oyuncu rolünü ekleyince Hornets, bir anda Batı'nın en ciddi favorilerinden biri haline gelmişti. Peki, ya şimdi? Sezon öncesi konuşulanlardan oldukça uzak, Hornets. Ve buna rağmen iki All-Star birden. Paul, hak etti. West için aynı şeyi söylemek kolay değil.

Wild Card kontenjandan girmiş olmalı takıma, West. Çünkü diğer iki isim, West'in yanında oldukça dominant kalıyor. Sezonun büyük hayalkırıklıklarından biri olan Dallas Mavericks'te kişisel anlamda inanılmaz performanslar sergileyen Dirk Nowitzki, takımının başarısızlığına karşın kadroda yer almalıydı. Hakkı verildi. Maç başına ortalama 25.7 sayı ve 8.4 ribaund rakamlarıyla oynayan Nowitzki, 25'lere yaklaşan PER puanıyla sezonun geri kalan bölümünde takımını kurtarmak isteyecektir. Devin Harris konusunda aceleci davrandığını düşünüyor olabilir, Mavericks patronu Mark Cuban. Daha iyi olabilirdi. Ve olsalardımutlaka bir oyuncu daha Phoenix'e giderdi, Dallas'tan. Yine bireysel anlamda iyi bir sezon geçiren fakat takım performansına takılan Jason Terry, belki.

Forvet pozisyonunda kendisine yer bulan bir diğer oyuncu Los Angeles Lakers'tan Pau Gasol. Geçtiğimiz sezon geldiği Lakers'ta eksik olan tüm parçaları tamamlayan İspanyol forvet, yeni sezonda All-Star olarak başarılı performansının karşılığını aldı. Gasol'ün seçilmesi gerekiyordu; ama bir ihtimal olarak pivot pozisyonuna kaydırılması ve forvet oyuncularına yer açması da gündemdeydi. Bu anlamda, Phoenix Suns'tan Shaquille O'Neal dışarıda kalacaktı. Denenmedi. Forvet pozisyonunda seçildi, Gasol. All-Star organizasyonlarının en neşeli figürü O'Neal da 15. kez bu gurura layık görüldü. Aslında biraz iyi bir performans bile yeterliydi, Shaq için. Değişen Suns'ta hemen hemen tüm hücumlar önün üzerinden dönüyor şu sıralar.

2009 NBA All-Star'da Batı takımı formasını giyecek oyuncular bu şekilde. Peki, organizasyonda kendilerine yer edinemeyenler ne alemde?

Gardlardan başlayalım. Mike D'Antoni'nin takımdan ayrılmasının ardından yapayalnız kalan Steve Nash'i kariyerindeki 2 MVP Ödülü bile kurtaramadı. Kanadalı'nın Phoenix'te düzenlecek All-Star gösterisinde yer almıyor olması, her şeye rağmen, hayalkırıklığı. Utah Jazz'den Deron Williams da aynı şekilde. Sezonun önemli bir bölümünde sakatlığı nedeniyle gözlerden uzak kaldı. Üstelik, takımı da Batı'daki dokuz başlı yarışın en zayıf halkası konumuna düşünce Williams, All-Star olamadı. Yine de Jazz, biraz daha iyi olmayı başarsaydı, durum değişebilirdi. Bir klasik olarak, San Antonio Spurs'ten Manu Ginobili'yi de seçilmeyen Batı gardlarına ekleyebiliriz.

Forvetlerde David West'e giden wild card için birçok talipli vardı, aslına bakarsanız. Utah Jazz'in oluşturduğu başarısızlık havası, en fazla Paul Millsap'i yaraladı. Carlos Boozer'ın yokluğunda takımının sezon boyunca bir numaralı skor opsiyonu olan Millsap, çabasının karşılığını almayı başaramadı. Ligin belli bir bölümünde arka arkaya double-double performansı sergilemesi de yeterli olmadı, kariyerindeki ilk All-Star maçı için. Oklahoma City Thunder'dan Kevin Durant de benzer bir durumla karşı karşıya. Thunder, zamanla daha iyi olacak. Takımın yıldız oyuncusu Durant'in son dönemdeki ''All-around'' performansına bakarak bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Rookie-Sophomore maçı için Phoenix'te yerini alacak, Durant. All-Star Haftasonu'nda Pazar günü sahaya çıkabilmek adına ise biraz daha beklemesi gerekiyor. Tıpkı Blazers'tan LaMarcus Aldridge gibi.

Ve en büyük kıyametin koptuğu pozisyon. Shaquille O'Neal'in All-Star olmasına kimsenin itirazı yok. Ama Minnesota Timberwolves'un genç pivotu Al Jefferson'ın dışarıda kalmasına da gönül el vermiyor. Boston Celtics ile geçtiğimiz sezon Kevin Garnett merkezli girilen takasta Minnesota'nın ısrarla istediği isimdi, Al Jefferson. Celtics, uzun süre dirense de, başaramamış ve üzerine gelecek kurmak istediği Jefferson'ı bırakmak durumunda kalmıştı. Timberwolves, GM Kevin McHale'in takımın başına geçmesinin ardından şu sıralar ligin en formda takımlarından biri. Bu anlamda da önünde herhangi bir engel yoktu, maç başına 22.7 sayı ve 10.5 ribaund ortalamaları ile oynayan Al Jefferson'ın; ama Batı antrenörlerinin tercihi, David West'ten yana oldu. Pivot pozisyonu için Denver Nuggets'tan Nene ve Utah Jazz'den Mehmet Okur'un da isimleri geçiyordu, olmadı.

Batı Takımı, kuvvetli bir yedek kadroya sahip. Pau Gasol, Tony Parker, Dirk Nowitzki ve Brandon Roy gibi isimler, oyunun kızışacağı dakikalarda söz hakkı alabilirler. Kazanırlarsa, MVP Ödülü'nün Chris Paul veya Kobe Bryant'tan birine gideceğini sanıyor ve Kobe'den triple-double seviyelerinde bir perfomans bekliyorum. Onu istediği çok açık çünkü.

Süre bulursa oralara yaklaşacaktır. Tabii; Batı takımının antrenörü Phil Jackson, oyuncusunu normal sezon maçlarına saklamak istemezse.

1 yorum:

Juan y Fer dedi ki...

Hello,
it is always difficult to make these teams but more or less we will see the best players at this moment of the season.
Regards,
http://saqueneutral.blogspot.com/
(a blog about sport in English and Español)