31 Ocak 2009 Cumartesi

NBA All-Star 2009, Phoenix: Doğu Takımı



Arizona'nın Phoenix kentinde gerçekleşecek NBA All-Star 2009 organizasyonunun ana yemeği için takım kadroları belli oldu.

İlk beşlerin açıklanmasından kısa bir süre sonra, NBA'de başantrenörlerin oylamalarıyla ortaya çıkan tam kadrolarda yine birtakım isimler tartışıldı. Genel olarak görüldüğü gibi, kadroda olanlar değil, daha çok olmayanlar üzerinde yoğunlaştı sunulan birçok görüş.

Doğu Konferansı'nun ilk beşinin dört oyuncusunda herhangi bir tereddüt bulunmuyordu. Dwyane Wade, LeBron James ve Dwight Howard, sezon başından bu yana sergiledikleri performansla PER Sıralaması'nda sürekli ilk beş sıra içerisinde yer alırlarken bu üç isme eklenecek oyuncu da belli gibiydi. Her ne kadar, geçen sezonki kadar etkileyici bir görüntü içerisinde olmasa da, Boston Celtics'ten Kevin Garnett ile dörtlü tamamlanacaktı. Beşinci ismin halk oylamaları tarafındaki isminde sorun yaşanması beklenmiyordu. Denver Nuggets'tan Detroit Pistons'a geçen Allen Iverson'ın ilk beşteki yeri garantiydi.

Doğu Konferansı'nın dominant beşlisinin ardından gelecek yedili merak konusuydu tabii ki. Birkaç önemli başlık vardı. Ve Phoenix'te olması kesin gibi gözüken birkaç isim. Sürpriz yaşanmadı, Doğu'da; ama yine de dışarıda kalan isimler özelinde bazı fikirler ortaya çıktı.

Türkiye'den ilk etapta bakıldığında Hidayet Türkoğlu'nu arıyordu gözler. NBA'de 2008-09 Sezonu'nun en fazla geliştirme gösteren takımı Orlando Magic'ten en az iki oyuncu alınması garanti gibiydi. Dwight Howard sonrası iki önemli aday vardı, bu kontenjan için. Birincisi, Rashard Lewis. İkincisi, Hidayet Türkoğlu. Howard'ın ardından söz konusu ikiliden birinin seçilmesi bekleniyordu. Mutlaka karşılaştırılacaklardı. Lewis, istatistiksel anlamda öne çıkan isimdi. Ve Hidayet'i geçmesi, sürpriz sayılamazdı. Tabii, farklı açılardan bakınca görüntü değişebilirdi. Evet, rakamlarda Lewis önde; ama değer anlamında Hidayet, Orlando Magic için oldukça anlamlı bir parça. Bunun için yalnızca, son çeyrek performanslarına bakmak bile yeterli olabilir. NBA'de en iyi 20 clutch time (maçların önem derecesine göre son iki dakika ve devamı) oyuncusundan biri, Hidayet Türkoğlu.

Devam edelim. Dört şutör ve bir Dwight Howard anlayışındaki en ciddi opsiyon. Jameer Nelson'ın yeni sezondaki seviye atlamasını bir kenara bırakırsak; Magic'in en iyi pasörü de Hidayet Türkoğlu. Şut yüzdesindeki düşüş, geride kalmasına neden olmamalıydı; ama All-Star için Hidayet'in adı bile, nadiren geçti ABD basında. (Yalnızca Gary Payton'ın listesinde ismine rastladığımı söyleyebilirim. Jameer Nelson ile birlikte.) Orlando Magic'in Batı turnesinde grup liderlerini teker teker yenmesiyle gelişen süreç esnasında gündeme gelen konu, Magic'ten All-Star'a gidecek oyuncu sayısının üçe çıkıp çıkmayacağı oldu. Burada, sıranın Hidayet'e geldiğini düşünebilirdik; fakat öyle değildi. ''Doğu Konferansı'nda Haftanın Oyuncusu'' seçilmesinin ardından Nelson, All-Star için ciddi bir adaydı artık.

Doğu Konferansı'nda üç takım, sezon boyunca gösterdikleri performansla diğer rakiplerinden ayrıldılar: Boston Celtics, Cleveland Cavaliers ve Orlando Magic.

Cleveland Cavaliers, Phoenix'te LeBron James ile temsil edilecekti. İkinci isim, Mo Williams olabilirdi. Bir üçüncüsü yoktu. Boston Celtics'te Kevin Garnett, ilk beşteydi. Kalan kontenjanlara adaylar Ray Allen, Paul Pierce ve Rajon Rondo'ydu. Boston, Lakers'a kaybettiği maç öncesindeki müthiş başlangıcını devam ettirebilseydi eğer, Phoenix'e 3 veya 4 oyuncu birden gönderebilirdi; ama olmadı. Bu yüzden; Boston için dört temsilci imkansız, üç temsilci ise sürpriz olurdu. Geriye Magic kalıyordu. NBA'de böyle bir opsiyon var açıkçası. Sezon başında; Allen, Garnett ve Pierce daha şanslıydı; fakat Magic, zaman içerisinde Celtics'i geçti.

Boston Celtics medyası, sezon başında Rajon Rondo'nun All-Star olması için ciddi kampanyalar düzenlemişler ve takım arkadaşları da Rondo'ya önemli destekler vermişlerdi. 19 maçlık galibiyet serisinin sona ermesi bir yana, Rondo'nun çok önemli rakipleri vardı bu konuda. Sezona girerken birçok NBA yazarı tarafından 30. takım olması beklenen New Jersey Nets'i Playoff resminin içerisine sokan isimlerden Devin Harris'in hakkını vermek gerekiyordu. Bu anlamda, gard rotasyonunda bir isim kesin gibiydi. Diğer opsiyon için ise, biraz daha detaylı düşünmek lazımdı. Atlanta Hawks'tan Joe Johnson, Orlando Magic'ten Jameer Nelson, New Jersey Nets'ten Vince Carter, Boston Celtics'ten Ray Allen ile Rajon Rondo ve Cleveland Cavaliers'tan Mo Williams vardı radarlarda.

Tüm bu isimlerden Joe Johnson'ı kenarda tutmak lazım. Onun da yeri garantiydi çünkü. Geçtiğimiz sezon, Boston Celtics karşısında rüştünü ispat eden Atlanta Hawks, yeni sezonda o başarısının bile üzerine çıkınca takım liderinin All-Star olmaması, çok büyük bir sürpriz sayılırdı. Vince Carter, geçtiğimiz sezondan çok daha iyiydi. Belki de, All-Star olması gerekirdi; ama Devin Harris'in çıkışı, Carter'ın en büyük dezavantajıydı. İki oyuncu birden gider miydi, Nets'ten All-Star'a? Hayır. Keza, Ray Allen için de. Yukarıda değindiğimiz gibi, Celtics'in üç oyunculuk performansı, yeni yıl öncesi sekteye uğramıştı. Ray Allen ve Rajon Rondo'yu bu anlamda, kadro dışı tutmak gerekebilirdi. Elde daha sınırlı bir rotasyon kalmıştı, seçenekleri biraz daha azalttıktan sonra. Mo Williams ve Jameer Nelson arasında bir tercih gelecekti.

Devreye yine Doğu Konferansı'ndaki dengeler giriyordu bu noktada.

Cleveland Cavaliers, yeni sezonda geçtiğimiz yılların aksine daha bir takım görüntüsü çizmişti. Takas mevsiminde senaryo belliydi. Milwakuee Bucks'tan Mo Williams'ı kadrosuna katan Cavaliers'ta hedef, hem LeBron James'in yanında ikinci bir skor opsiyonuna sahip olmak, hem de bir numaradaki sorunlarını minimize etme kolmuştu. Sezon boyunca mantalite, kelimenin tam anlamıyla ''tıkır tıkır'' işledi. All-Star'da yedek oyuncuların seçileceği dönem yaklaştıkça LeBron James, saha içi ve dışında takım arkadaşına somut destekler verdi. Q Arena'da oynanan Kings maçında arka plana çekildi ve Williams, 43 sayı ve 11 asistle kariyer sayı rekorunu kırma fırsatını yakaladı. LeBron'un Mo Williams için yaptığı, ''Doğu'daki en iyi gard.'' açıklaması da kulis yaratmakla ilgili olabilirdi.

Jameer Nelson'ın seçilmesi, Rashard Lewis ile birlikte Phoenix'teki Magic sayısını üçe çıkaracaktı. Bu da Hidayet Türkoğlu'nun dışarı kalması anlamına geliyordu; çünkü ABD'de genel kabullenme, Lewis'in Hidayet'ten önde olduğu şeklindeydi. Magic'ten çıkıp tüm resme baktığımızda Nelson'ın en büyük rakibi, Cavaliers'tan Mo Williams'dı. Kendi fikrimi söylemiş olayım. Oy hakkım bulunsaydı, Williams'a giderdi bir elim. Çeşitli gerekçeleri var tabii.

Birincisi, Doğu'daki üç takım hegemonyasıyla ilgili. Boston Celtics'te Paul Pierce ve Kevin Garnett, Orlando Magic'te de Dwight Howard ve Rashard Lewis'in seçilmesi kesinken Cleveland Cavaliers'tan yalnızca bir oyuncu seçilmesi, Cavaliers'ın sezondaki tek başarı kriterinin LeBron James olduğunu işaret ederdi. Magic konusunda belki haklı olunabilirdi; ama Cavaliers, buralara yalnızca LeBron'un kişisel çabalarıyla gelmemişti. Evet, önemli ve büyük bir destekti; ama özellikle Quicken Loans Arena'da oynarken Mo Williams'ın takımına ciddi katkıları oluyordu. Bu anlamda, oyum Williams'ın olurdu. İkinci bir neden ise, Cleveland Cavaliers'ın sezon öncesi planıyla ilgili. Kağıt üzerindeki fikirlerin çok büyük bir bölümü gerçekleşti, sezon içerisinde. Göz ardı edilmemeliydi. Ama edildi.

Gard rotasyonundan Devin Harris ve Joe Johnson kadroya alındı. Wild Card, Jameer Nelson'a gitti.

Indiana Pacers, NBA'de en özgür hücum eden takımlardan biri. Durumdan en büyük payı çıkaran isim ise, Danny Granger. Sezon boyunca Pacers'ın yüksek skorlu maçlarında takımın bir numaralı opsiyonu olan Granger, istediği gibi hücum etti ve çoğu zaman da kulüp tarihinde önemli yerlere sahip olabileceği müthiş rakamlar yakaladı. Bu anlamda, ''bireysel başarı'' başlığıyla All-Star olması bekleniyordu Granger'ın. Sürpriz olmadı. Diğer ismin Rashard Lewis olacağını biliyorduk. Boston Celtics'ten Paul Pierce da repütasyon farkıyla takım arkadaşlarının önündeydi. Ray Allen ve Rajon Rondo, kaptanlarına yetişemediler. Forvet havuzunda Orlando Magic'ten Rashard Lewis ile Boston Celtics'ten Paul Pierce çıktı. Wild Card, Danny Granger'a gitti.

All-Star oylamasında üç milyonun üzerinde oy olarak bu alanda bir rekor kıran Dwight Howard'ın yedeğinin kim olacağı da belli gibiydi. 2008-09 Sezonu'nun şu ana kadarki bölümünde en büyük hayal kırıklığı yaratan takımlardan biri olan Toronto Raptors'ta Chris Bosh, beklenildiği üzere, Doğu Konferansı'nda yer alan takımların antrenörleri tarafından seçilerek Phoenix'e gitme hakkı kazandı.

Son olarak, Doğu Konferansı'nda ''yarış dışı'' kalan oyunculara bir göz atalım.

Atlanta Hawks, hakkını Joe Johnson ile kullandı; ama bu sezonki başarıda önemli katkı sahiplerinden biri de hiç kuşkusuz Mike Bibby idi. Sacramento Kings ile 2000'li yılların başında yaşadığı heyecan dolu günlerin ardından sürekli aşağı düşen kariyer çizgisini tekrar yukarı taşımayı başardı, Bibby. Johnson'ın seçilmesinin yanı sıra, gard pozisyonundaki kalabalık, Bibby'nin dışarıda kalmasına neden olan unsurlardan biriydi. Gardlarda Ray Allen ve Vince Carter'ın seçilmemesini de benzer başlıklar içerisine ekleyebiliriz.

Forvet pozisyonunda Andre Iguodala'nın kadroda yer alamaması, sürpriz olarak değerlendirilebilir. Tıpkı Hidayet Türkoğlu gibi. Sanıyorum, kılpayı kaçırdı Iguodala. Philadelphia 76ers'tan oyuncu seçilmedi. Iguodala'nın bilhassa ''ince'' istatistiklerde ligin önemli isimleri arasında yer alıyor olması, mevcut kadrodaki muhtemel bir eksilme yaşanması durumunda devreye girecektir. Bir bakıma, Hidayet Türkoğlu'nun burada da ikinci planda kalacağını söyleyebiliriz. NBA'de sürpriz çıkış yapan takımlardan New York Knicks'ten David Lee ve yine Atlanta Hawks'tan Josh Smith de geniş liste içerisinde kendilerine yer bulabilirler.

Doğu Konferansı'nda ince farklar dışında hakkaniyetli seçimler oldu. Ama Andre Iguodala, Hidayet Türkoğlu, biraz da Vince Carter. Bu isimler hak ediyordu, All-Star'da olmayı. Yine de ilk beş oyuncuları, oldukça dominant. Dwyane Wade ve LeBron James, öne çıkabilir maç içerisinde. Wade'in MVP için oynayacağını ve Doğu kazanırsa ödülü alacağını tahmin ediyorum. LeBron James ile ilgi çekici bir rekabet olabilir bu konuda belki de.

Orlando Magic, sezon içerisinde, 20 yıllık kulüp tarihinde daha önce gerçekleştiremediği birçok başarıyı tattı. All-Star'a üç oyuncu birden göndermek de bunlardan biriydi. Ama ne yazık ki, bu durum Hidayet özelinde gerçekleşmedi. En azından şimdilik.

2 yorum:

Mesut Ulukök dedi ki...

Sürekli bir şeyleri düzeltmek gibi olacak ama... :)

"(Yalnızca Gary Payton'ın listesinde ismine rastladığımı söyleyebilirim. Rashard Lewis ile birlikte.)"

Şu paranteze binaen;

Gary Payton'un listesinde Hidayet, Nelson, Harris, Johnson, Pierce, Bosh, Granger vardı. Bir tek Hidayet tahmininde yanıldı yani.

Ayrıca bana kalırsa, Orlando'dan 3 oyuncunun seçildiği yerde Boston'dan da 3 oyuncu olabilirdi. Özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo gibi ciddi adaylar mevcutken. Orlando'nun çıkışı ilgi uyandırıcı ve takdir edilesi ama Boston'un aradaki o 2-7'lik kötü dereceye rağmen sezon başında yakaladığı 19 maçlık bir seri ve yine şu anki durumda devam ettirdiği 10 maçlık bir seri var ve Boston, şu an NBA liderliğini tekrar ele geçirmiş durumda.

Tabii, illa ki 3 oyuncu alınmalıydı demiyorum ama Nelson'un olmaması halinde en önemli seçeneklerden biri olabilirdi bu 2 oyuncu. Veya herhangi bir sakatlık yaşanması halinde yine ön planda olması gereken isimler bana kalırsa.

ASY dedi ki...

Mesut Selamlar,

Haklısın. Gary Payton'ın listesindeki diğer Magic oyuncusu Jameer Nelson'dan başkası değildi. Zaten, mantıklı olarak, Hidayet ve Lewis'in aynı anda kadroda yer alması, mümkün gözükmüyor.

Gece sersemliğime denk gelmiş sanırım. Teşekkür ederim, düzeltme için.

Üç oyuncu polemiği ile ilgili olarak da şunu söyleyebilirim ki; Cleveland Cavaliers'a haksızlık yapıldı. Bana kalırsa, Doğu'nun zirvesindeki üç takımdan ikişer oyuncu seçilmeliydi. (Ya da toplam 5 kişilik bir kontenjan ve Philadelphia 76ers'tan Andre Iguodala.) Cavaliers'tan yalnızca LeBron'un alınması, başarının bir oyuncunun özel performansından dolayı gelmiş olmasını işaret ediyor sanki. Doğru olmadığını biliyoruz bunun. Mo Williams, belki biraz daha erken yükseltmeliydi formunu. Bu yüzden dışarıda kalmış olabilir; ama yine de Cavaliers'ın hakkı verilmeliydi.

Boston Celtics'in üç oyuncusu için yazıdaki paralel düşünceleri savunuyorum hala. Sezon başında Rondo, çok desteklendi. İyi de başlamıştı. Devamını getiremedi. Lakers'ı yenseler ve biraz da dengeli gitselerdi 3 değil, 4 oyuncuyla da temsil edilirlerdi.

Tüm bunların yanında, eğer Doğu'daki herhangi bir takımdan 3 oyuncu seçilecek olsaydı, Orlando Magic'in avantajlı olacağı da bir gerçekti. Çünkü Magic, rakiplerine göre ''takım'' olarak daha önde. Jameer Nelson ve Rashard Lewis'in All-Star olması, Magic'teki havayla ilgili. Takım, onları All-Star yaptı.

Tabii, bu sonuçtaki en büyük katkılardan biri Hidayet Türkoğlu'na aitti. Ama yine hakkı verilmedi.

Sevgiler,
Eray.