8 Ocak 2009 Perşembe

PER: Player Efficiency Rating



Bilinçli taraftar ya da izleyici olmak önemlidir.

NBA'deki Türk değişiminden önce, ülkemiz basketbolunda bir oyuncunun yaptığı skor, her şeyden değerli olarak kabul edilebilirdi. Öyle ki, her maçın ardından ilk olarak yoğunlaşılan nokta, oyuncuların kaç sayı attığı yönünde olurdu. Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur'un NBA kariyerlerinin olgun hale gelmesi, NBA yayınlarının da ülkemizde hemen her gece boy göstermesinin ardından Türk basketbol seyircisi de bazı gerçeklerin farkına varmaya başladı.

Salt olarak, Türk seyircisine indirgemek doğru olmayabilir bu olayı. Ama yakın örnektir ve bunun üzerinden konuşmamız kabul edilebilir tabii. Yine de, tüm bunların çıkış noktasında, PER denilen Oyuncu Verimlilik Puanı formülünün yattığını söyleyebiliriz.

PER, ESPN.com yazarlarından John Hollinger'ın dünya basketboluna sunduğu ve son dönemde büyük saygı uyandırdığı bir çalışma. Ezberleri bozan, her oyuncunun saha içerisinde ayrı görevleri olduğunu hatırlatan ve yine her oyuncuya gösterdiği performansın tam karşılığını veren bir çalışma. Ezberleri bozmak, dedik. Bu yüzden, kolay olmayabilir PER'in açıklanması ya da anlaşılması. Elimizden geldiği kadarıyla, karanlık noktaları aydınlatmaya çalışacağız.

Sayısal bir örnekle başlayalım hemen.

Bir A ve bir de B oyuncumuz olsun. A, 28 sayıyla sahanın en skorer ismi olurken takımının mağlubiyetini engelleyememiş. Maçı kazanan ekibin hücumdaki en büyük skor performansı ise, B tarafından 18 sayı ile olmuş. İlk anda, A'nın B'den daha iyi bir gece geçirdiğini düşünebilirsiniz. Belki, öyledir. Ama belki de değildir. Farkı yakalayabilmek adına detaylara bakmamız gerekebilir.

# 28 sayı ile oynayan A'nın istatistikleri şöyle olsun:

9-20 saha içi isabeti. 4-9 serbest atış isabeti. 0 hücum ribaundu. 2 savunma ribaundu. 6 asist. 1 top çalma. 0 blok. 3 top kaybı. 4 faul. 28 sayı.

B'nin istatistiklerinden önce, John Hollinger'ın çalışmasındaki mantık ve formülün oluşturduğu ana fikrin ne olduğuna dair fikirler sunalım.

Ana fikir belli, aslına bakılırsa. Yalnızca, skorlara bakılarak oyunun diğer alanlarında etkili olan oyunculara haksızlık edilmemesi. Evet, NBA'de rüya bir beş kuracaksak ilk olarak en skorer oyunculara yöneliriz; ama biliriz ki, her takımın en az bir veya iki tane de iyi savunmacıya ihtiyacı vardır. Aksi halde, sezon içerisinde çift haneli skorlara nadiren çıkabilen Ben Wallace ve San Antonio Spurs'ten Bruce Bowen'ın basketbol kariyerleri olmazdı.

Herkesin hakkını verebilmek adına da formül içerisinde birbiriyle uyumlu bazı katsayılar var. Sayılar, olduğu gibi alınıyor. Herhangi bir katsayıya ihtiyacı yok. Ama, özellikle saha içi şut denemesi, hücum ribaundu, asist ve blok gibi, oyunun görünmeyen taraflarında var olan istatistikler, kritik anlamlar içerebiliyorlar.

# Formül: [(Pts x 1.0) + (FGM x 0.4) + (FGA x -0.7) + ((FTA-FTM) x -0.4) + (OREB x 0.7) + (DREB x 0.3) + (STL x 1.0) + (AST x 0.7) + (BLK x 0.7) + (PF x -0.4) + (TO x -1.0)]

Kısaltmaların açılımını da verelim.

Pts: Sayı, FGM: Saha içi şut isabet sayısı, FGA: Saha içi şut deneme sayısı, FTA: Serbest atış isabet sayısı, FTM: Serbest atış deneme sayısı, OREB: Hücum ribaundu, DREB: Savunma ribaundu, STL: Top çalma, AST: Asist, BLK: Blok, PF: Faul sayısı, TO: Top kaybı.

Buna göre, A oyuncusu için PER: 16.8

# 18 sayı ile oynayan B'nin istatistikleri ise şu şekilde olsun:

4-6 Saha içi isabeti. 10-10 serbest atış isabeti. 3 hücum ribaundu. 3 savunma ribaundu. 1 asist. 3 top çalma. 1 blok. 0 top kaybı. 2 faul. 28 sayı.

John Hollinger'ın düzeneğine göre 15.00'ın üzerindeki tüm PER ortalamaları, söz konusu oyuncunun kalburüstü olduğunu kanıtlıyor. Toplu bir bakış daha atmış olalım, ortalamalar ve değerlendirmeler özelinde:

35.00: Asırlar boyunca anlatılacak bir sezon.
30.00: Açık ara MVP adayı.
27.00: Güçlü bir MVP adayı.
25.00: Zayıf bir MVP adayı.
22.50: Hakiki bir All-Star.
20.00: Kılpayı All-Star.
18.00: İyi bir ikinci tercih.
15.00: İyi bir ortalama oyuncu.
13.00: Rotasyon oyuncusu.
11.00: Dakika çalmak için kullanılan oyuncu.

Çift hanelerde, yukarıdaki gibi bir durum söz konusu. 9.00 ve 5.00 sınırları için yorum yapmak, pek kolay değil. Büyük saygı gördüklerini söylemek de.

Yanı sıra, 35.00 sınırını geçen herhangi bir oyuncu da bulunmuyor, NBA Tarihi'nde. (Bir sezonluk performans olarak.) 12 oyuncu, ayrı sezonlarda 30.00 barajını geçmiş durumdalar. 31.84 ve 30.23 sınırları arasında değişen 12 performans arasında Michael Jordan, 4 ayrı sezonda 30.00+ PER ile zirvede. Jordan'ın arkasında üçer sezonla Shaquille O'Neal ve Wilt Chamberlain geliyor. Diğer iki performans ise, Hakeem Olajuwon ve Tracy McGrady'den.

2007-08 ve 2008-09 Sezonu'ndaki görüntülere geçmeden önce, B oyuncusu için PER: 22.0

2007-08 Sezonu'nda LeBron James ve Chris Paul, 30.00 PER seviyesine çok yaklaşmış olsalar da, yukarıda isimlerini saydığımız beş oyuncunun arasına girmeyi başaramadılar. LeBron James, sezonu 29.23 PER ile bitirdi. Chris Paul ise, 28.39. Amare Stoudemire, Kevin Garnett ve Dirk Nowitzki'nin LeBron ve Paul'ü takip ettiği listede normal sezon MVP'si Kobe Bryant, 24.31 PER sekizinci olabildi.

29.23: LeBron James, Cleveland Cavaliers
28.39: Chris Paul, New Orleans Hornets
27.61: Amare Stoudemire, Phoenix Suns
25.30: Kevin Garnett, Boston Celtics
24.66: Dirk Nowitzki, Dallas Mavericks
24.41: Tim Duncan, San Antonio Spurs
24.34: Manu Ginobili, San Antonio Spurs
24.31: Kobe Bryant, Los Angeles Lakers
23.88: Chris Bosh, Toronto Raptors
23.61: Chauncey Billups, Detroit Pistons

John Hollinger, birkaç noktada PER çalışmasını farklı kılmaya çalışıyor.

Birincisi, PER sıralamasına girebilmesi için, herhangi bir oyuncunun sezon boyunca en az 500 dakika forma şansı bulması gerekli. Aksi takdirde, sıralamada bulunması pek de sağlıklı değil. İkincisi de takımların tercihleri. Detroit Pistons ve Golden State Warriors örneği. Pistons, çok daha az pozisyon sayısı ile maçlarını sürdürürken Warriors, rakibine kıyasla hızlı hücum tercihinden dolayı fazla pozisyon buluyor. Burada da devreye katsayılar giriyor.

Tabii, işin bir de diğer yüzü var. LeBron James, Chris Paul veya Kevin Garnett'ten ziyade. İçlerinde Jason Collins, Francisco Elson ya da Brian Scalabrine geçen cümleler.

7.00: Smush Parker, Denver Nuggets
6.84: Francisco Elson, Milawkuee Bucks
6.64: Dominic McGuire, Washington Wizards
6.55: Jeff McInnis, Charlotte Bobcats
6.15: Jarron Collins, Utah Jazz
5.89: Mardy Collins, New York Knicks
5.11: Brian Scalabrine, Boston Celtics
4.47: Casey Jacobson, Memphis Grizzlies
4.23: Trenton Hassell, New Jersey Nets
3.45: Jason Collins, Minnesota Timberwolves

NBA.com ile John Hollinger'ın PER hesaplamaları arasında bazı farklar var, yine de.

Hollinger, PER kavramına daha komplike bakıyor. Bu yüzden, formülü biraz daha karışık. Oyuncuların istatistiklerini önce 40 dakikaya orantılıyor, ardından belli katsayılarla hesaplamalar yapıyor. NBA.com, daha basit bir yöntem belirlemiş durumda: [(PTS + REB + AST + STL + BLK) - (FGA-FGM) + (FTA-FTM) + TO)] Bu yüzden, ESPN ve NBA arasındaki PER görüntülerinde farklılarla olabilir.

John Hollinger'ın hesaplarına göre, 2008-09'daki en verimli 5 oyuncu:

32.05: LeBron James, Cleveland Cavaliers
30.69: Chris Paul, New Orleans Hornets
29.14: Dwyane Wade, Miami Heat
25.72: Dwight Howard, Orlando Magic
25.23: Kobe Bryant, Los Angeles Lakers

Son olarak, bir noktaya daha değinmiş olalım. 1986-87 Sezonu'ndan itibaren gerçekleşen performanslar, hesaba katılabiliyor. Çünkü, formül içerisindeki tüm istatistiklerin aynı anda devrede olduğu ilk sezon, 1986-87. Buna bağlı olarak, son 21 yıldaki en iyi 25 ''tek maç'' performansının (ki eşitliklerden dolayı 27'ye çıkıyor) 14'ünde Michael Jordan ismi var.

Peki, birinci sırada kim var? 81 sayılık performansıyla Kobe Bryant? Hayır, yine Michael Jordan. 28 Mart 1990. Cleveland Cavaliers deplasmanı. Chicago Bulls, uzatmalar sonrasında rakibini 117-113 mağlup ediyor. Michael Jordan'ın performansı fena değil. 23-37 saha içi isabeti. 21-23 serbest atış isabeti. 7 hücum ribaundu. 11 savunma ribaundu. 6 asist. 4 top çalma. 1 blok. 2 top kaybı. 5 faul. 69 sayı.

28 Mart 1990. 64.6'lık PER ile Michael Jordan, bu anlamda tüm zamanların en iyisi. (Tek maç performansları göz önüne alındığında.)

Kobe Bryant'ın 22 Ocak 2006 günü Toronto Raptors önündeki performansının (28-46 saha içi isabeti. 18-20 serbest atış isabeti. 2 hücum ribaundu. 4 savunma ribaundu. 2 asist. 3 top çalma. 1 blok. 3 top kaybı. 1 faul. 81 sayı.) karşılığı ise, 63.5 PER. Üçüncü sırada da 27 Ocak 1990 günü takımı Utah Jazz'in Milwakuee Bucks'ı 144-96 mağlup ettiği gecede sergilediği performansla Karl Malone var: 60.2 PER.

PER konusunda tek bir normal sezon maçında 60.0 barajının üzerine çıkan üç oyuncu, Michael Jordan, Kobe Bryant ve Karl Malone.

Playofflar'daki en iyi performans ise yine Michael Jordan'a ait. 29 Nisan 1992. Chicago Bulls'un Miami Heat'i 119-114 mağlup ettiği karşılaşmada Jordan, 20-30 saha içi isabeti. 1 hücum ribaundu. 4 savunma ribaundu. 5 asist. 4 top çalma. 2 blok. 2 top kaybı. 3 faul. 56 sayı. Jordan'ın bu performansının PER karşılığı, 49.8.

Michael Jordan, özellikle de 1986-87 Sezonu'ndan itibaren hazırlandığı için, PER başlığında ismi en çok sarf edilen oyuncu. Kobe Bryant, Karl Malone, David Robinson ve Shaquille O'Neal gibi yıldızlar da, Jordan kadar olmasa da, sıralamada kendilerine yer bulabiliyor. Şu sıralar ise, bu isimlere rakip olabilecek bir isim var. O da LeBron James.

LeBron James, 20 yıl sonra nerede olacak? İzleyelim ve görelim. Şimdilik, fena gitmiyor.

4 yorum:

sarunas jasikevicius dedi ki...

şahane bir yazı.

zaten bilinçli seyirci direk olarak bu istastistiğe de bakmak yerine box score'u okuyabiliyor.

hidayet 6-14 fg ile 20 sayı attığı zaman sevinmiyor, 5-7 fg ile 13 sayıda kalmasına rağmen yanına 7 asist yaptıysa adam gibi oynamış diyebiliyor olmalı.

per istatistiğinin hala mukemmeleştiğine inanmöıyorum ben. hatta tamamiyle kusursuz bir istatistik olabileceğine de inanmıyorum. gene de büyük buluş tabiki...

habib dedi ki...

lebron icin sky is the limit :)

faulden dolayı puan düşmesinin mantığını çözemedim ben. nedendir acaba?

ASY dedi ki...

Selamlar,

Teşekkür ederim.

PER istatistiği ile ilgili tartışmalar olabilir. Hatta geliştirilmesi ve mükkemmelleştirilmesi de gündemde. Tabii, çok daha detaylı. uPER adında bir sistem var. İstatistiklerin içerisine VOP (Value of Play) faktörünü ekleyip takım ile tüm lig özelinde bir hesaplamaya giriliyor.

Basketbolda, özellikle çekişmeli devam eden maçların son dakikalarındaki oyuncu performansları, maçın genelindeki görüntüden çok daha önemlidir. uPER, son iki dakikayı da değerlendiriyor. PER'in eksiği bu olabilir. Peki, gerek var mı? Sanmıyorum açıkçası. Biraz da amatör yanı kalmalı belki de.

Faul sayıları ile ilgili olarak.

Mantıklı, bana kalırsa. Savunma başlığı altında incelenmeli. Faul yapılmadan uygulanan savunma, temiz savunmadır. (Diğerinin kirli olduğu anlamına gelmiyor tabii.) 6 ile sınırlanan bir faul hakkı da var; ama 40 sayı atıp 11 ribaund aldıktan sonra yalnızca 1 faul yapmak, başarıdır. Bunu değerlendirmek istemişlerdir diye düşünüyorum.

John Hollinger'ın basketbol istatistiklerine bakış anlamında birkaç açılımı daha var. Onları da ilerleyen zamanda inceleyebiliriz. Şimdilik bu şekilde.

Sevgiler,
Eray.

PIERREMANU dedi ki...

Bu hesaplamayı kusursuzlaştırmak için daha birçok değişkenin kullanılması lazım. Her haltı hesaplamada kullanmanın güçlüğünden dolayı tam anlamıyla kusursuz bir veri elde etmek de neredeyse imkansız.

Örneğin bazı kilit oyuncuların kenardan getirilmesinin, göz önüne alınması gereken bir husus olduğu düşüncesindeyim. Çünkü bir oyuncunun, özellikle de standart üstü bir oyuncunun istatistikleri için kimlerle beraber oynadığı da çok önemli.

Kenardan gelen kilit bir oyuncu düşünelim. Bu oyuncu ikinci beş olarak nitelendirilen daha alt seviyedeki oyuncularla daha uzun süre basketbol oynuyor. Bu durumun da bu oyuncuların bütün istatistiklerini etkilediği düşüncesindeyim. Hazırladığınız pozisyonları değerlendirecek oyuncular daha kötü olduğu için asist rakamları olumsuz etkileniyor. Ayrıca bu ikinci beş isimleri genellikle hücum potansiyelleri düşük oyuncular olduğu için ribaundlara daha çok konsantre oluyorlar ve bu durum o kenardan gelen kilit oyuncunun ribaund rakamlarını da olumsuz etkiliyor diye düşünüyorum. Yine beraber oynanan daha vasıfsız oyuncuların basketbol oyununu daha kötü oynamalarının bu kilit oyuncuların hücum potansiyellerini de etkilediği kanısındayım. Elbetteki ikinci beşin esas adamı siz oluyorsunuz ve çok daha fazla top kullanma imkanına sahip oluyorsunuz bu da istatistikleri pozitif etkileyebilecek (değerlendirilebilirse) ayrı bir konu. Ayrıca rakibin nispeten daha kötü oyuncularıyla daha uzun süre oynamış oluyorsunuz ki bu da avantaj oluşturabilir muhakkak. Yani kendi takımınızda kimlerle daha uzun süre beraber oynadığınız ve yine siz sahadayken hangi rakip oyuncuların sahada olduğu da çok önemli diye düşünüyorum. Bu matematiğe dökülerek hesaplanabilir mi bilmiyorum. Orası beni aşar. İstatistikler konusunda etkili olan daha bir çok husus sayılabilir tabiiki. Siz sahadayken rakip havlu atmış mı atmamış mı ya da siz havlu atmış mısınız atmamış mısınız, rakibin en iyi savunmacısı sizle aynı pozisyonda mı, rakibin en zayıf halkası ile mi eşleştiniz, takımınızın yaptığı hücumlarda topun sizin elinize değme oranı kaçtır, kritik anlarda top kime teslim edilmiş vs.

Göz önünde bulundurulabilecek çok fazla şey var. En güzeli basketbolu bilmek ve maçı izlemektir diye düşünüyorum yorum yapabilmek için. Çünkü maçı izlemeden sadece rakamlara bakarak asla net bir değerlendirme yapamazsınız. Evet rakamlar çok şey söyler ama asla her şeyi söylemez.

Sadece atılan sayıya bakarak yorum yapan kitle için söylenebilecek çok fazla şey yok. Anlamsız anlamsız konuşmaya devam edeceklerdir. "Ginobili kim la! Hido atmış 22, Ginobili atmış 16 sayı", "Kirilenko da adam mı!", "Chris Andersen de hiç bir halt yememiş, sadece 4 sayı atmış!" gibi saçmasapan şeyler söylemeye devam edeceklerdir bu basketbol cahilleri. Bu insanlar ntvspor'un yorum bölümüne "Memphis-Washington maçını kim izler ki? Niye bu maçı veriyor NBA TV anlamıyorum" diyen kitle. Basketbolu gerçekten seviyorsan izlersin arkadaşım. Lakers, Boston, Cleveland, Miami vs. maçı olmasına, sahada illa James, Wade, Kobe, Pierce vs. bulunmasına gerek yok bir maçın izlenmesi için.

Son olarak "Forza Ginobili!" diyerek nokta koyuyorum.