26 Şubat 2009 Perşembe

2008-09 UEFA Şampiyonlar Ligi Sezonu - # 7



UEFA Şampiyonlar Ligi'nde İkinci Tur ilk maçları sona erdi. 16 takım arasında, üst tur için büyük avantaj yakalayanlar da var. Tüm umutlarını ikinci maçlara taşıyanlar da. Tek bir şey kesin, artık hataya yer yok. Bakalım kısaca eşleşmelerdeki son duruma.

Inter v Manchester United, 0-0: Deplasman ekibinde Carlos Tevez, Wayne Rooney ve Nani gibi hücum silahları kenardaydı. Sir Alex Ferguson, Jose Mourinho'nun hamlelerini görmek istiyordu belli ki. İlk 45 dakikada Cristiano Ronaldo ve Dimitar Berbatov'la topu ayağında daha fazla tutan Manchester United olsa da, ikinci yarıda görüntü nispeten değişti. Mourinho, hakeme dert yanıyor olmalı. Ama Inter adına maçın en iyisi kaleci Julio Cesar'dı. Bu da farklı bir yaklaşım tabii. 0-0, riskli bir skor. Tüm bunlara rağmen; Ferguson, istediğini aldı. Old Trafford'da harika bir 90 dakika daha bekliyor bizleri.

Arsenal v Roma, 1-0: Sakatlıklarla başı belada olan Arsenal; Emmanuel Adebayor ve Cesc Fabregas'tan yoksun çıktığı karşılaşmada Roma'yı Robin van Persie'nin penaltı vuruşundan attığı golle 1-0 mağlup etmeyi başardı. Mevcut şartlar içerisinde Arsenal adına harika bir sonuç. Roma'nın İngiltere deplasmanlarına özel sıkıntısının yardımı olmuş mu, bilinmez; ama Arsenal, Stadio Olimpico'ya avantajlı gelecek. Julio Baptista ve Francesco Totti, daha fazlasını yapmak durumunda. Aksi takdirde; İngiliz ve İtalyan eşleşmesinden galip çıkan taraf, yine İngilizler olacak. Peki, sürpriz mi?

Lyon v Barcelona, 1-1
: Barcelona, sezon başından beri belki de ilk defa ''formsuz'' sıfatını almıştı isminin önüne. Lyon deplasmanındaydı. Ve rakibinin oldukça önemli bir silahı vardı. Juninho Pernambucano gibi bir futbolcunuz varsa, dünyanın her yerinde herhangi takıma karşı gol şansınız var demektir. İsterseniz, amatör takıma koyun. Değişmez durum. Müthiş bir gol attı yine. Kaleci Victor Valdes'in hatası var; ama Juninho'nun vuruşu da nasıl bir stildir, aklın alması kolay değil. Neyse ki; daha fazlası olmadı. Thierry Henry'nin golü, Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi'ne umutla bakmasını sağlıyor.

Atletico Madrid v Porto, 2-2: Avrupa kültürü olan takımlardan biri Porto. Ve böylesi takımlardan her türlü sürprizi görmeniz normaldir. Madrid deplasmanında ayağa kalkmasını da ekleyebiliriz bu başlığa. Atletico Madrid, sezon başından bu yana çalkalanıyor. Çok ihtiyaçları vardı bu tura. Üstelik, Porto kalecisinin yardımlarını da aldılar yanlarına; ama olmadı. Lisandro Lopez'in iki golü, Porto'yu Portekiz'e avantajlı götürüyor. Sergio Agüero, Diego Forlan ve Maxi Rodriguez. Atletico Madrid'in Güney Amerikalı oyuncuları, takımlarını Kupa'ya tutundurmak isteyeceklerdir. Biraz geç olsa da.



Real Madrid v Liverpool, 0-1: Liverpool, 1981 yılında yaptığını bir kez daha yaptı. La Liga'da dokuz maçtır kazanan Real Madrid, Liverpool'un 82. dakikada Yossi Benayoun ile bulduğu gol sonrası sahadan 1-0'lık mağlubiyetle ayrıldı. Liverpool'un İspanyolları (ki deplasman ekibinde 5, Real Madrid'de 3 İspanyol vardı), tüm maç boyunca kontrolü elinde tuttular. Ve Rafael Benitez, bir taktik savaşının altında daha başarıyla kalktı. Real Madrid, son dört sezondur Çeyrek Final göremiyor Şampiyonlar Ligi'nde. Juventus ile başlayan Arsenal, Bayern Münih ve Roma ile devam eden seriye Liverpool da eklenmek üzere. Anfield'da mucize gerçekleşmezse.

Chelsea v Juventus, 1-0: Bir İngiliz ve İtalyan eşleşmesi daha. Guus Hiddink, kısa süreli Chelsea kariyerinde takıma karakter kazandırmaya başlıyor. Nicolas Anelka, Didier Drogba ve Salomon Kalou sahadaydı bu akşam da. Maçın hemen başında yüksek tempoyla aldı istediğini Chelsea. Savunma arkasına atılan topa Didier Drogba hamle yaptı ve Chelsea ile çıktığı 50. Avrupa Kupası maçında 25. golünü atmayı başardı. Guus Hiddink'in takımı, İtalya'da da benzer bir skor alabilir. Juventus'un işi çok zor. Alessandro Del Piero'nun eline daha fazla bakabilirler, Delle Alpi'de. Belki de bundan başka çareleri yoktur.

Villarreal v Panathinaikos, 1-1: Porto için söylediklerimizi dün gece Panathinaikos özelinde de farklı cümlelerle tekrarlamıştık aslına bakılırsa. Grup maçlarında Inter deplasmanından üç puan çıkaran Yunanistan temsilcisi, zor anlarda Avrupa karakterine başvurabilirdi. El Madrigal'de bunun için fazla da düşünmedi. Karagounis'in güzel golüne Guiseppe Rossi'nin penaltı golüyle cevap gelse de Panathinaikos, evine mutlu dönüyor. Yunanistan'daki karşılaşma, Villarreal adına göründüğünden daha kritik. Zira; bir zamanlar İspanya'nın Avrupa Kupaları'ndaki mütevazi temsilcisi, ŞL semalarına uzun bir ara verebilir.

Sporting Lizbon v Bayern Münih, 0-5: Bayern Münih'in ihtiyacı olan buydu. Bundesliga'da son dört haftada alınan üç mağlubiyetin ardından Klinsmann'ın takımı, Lizbon'a acımadı. Sporting, her ne kadar sahasında iyi görünse de, grup aşamasındaki performansıyla Shakthar Donetsk'in önünde olmayı hak etmemişti. Lucescu'nun ekibi, ufak detaylarla kaybetmişti İkinci Tur biletini. Sporting Lizbon da sahip olduğu ayrıcalığın değerini bilemedi. 5-2'lik Barcelona maçının ardından iç sahada 5 gollü bir mağlubiyet daha. Var mıdır daha önce Şampiyonlar Ligi'nde böyle bir örnek, araştırmak lazım.

2 yorum:

alessandro del piero dedi ki...

bu blogda düzeltme yapmak haddime düşmez ama mazur görülsün, de rossi sarı kart cezalısı olduğu için roma'daki maçta oynamayacak.. daha da zor yani roma'nın işi..

ASY dedi ki...

Selamlar,

Lütfen. Olur mu öyle şey.
Maçın ardından incelememiştim açıkçası, sarı ve kırmızı kart durumunu. Benim hatam.
Düzeltme için teşekkür ederim.

Sevgilerimle,
Eray.