21 Şubat 2009 Cumartesi

Avrupa Liglerinin En ''İki Yüzlü'' 10 Takımı



Herhangi bir spor dalında, iç saha avantajı diye bir kavramın ne şekilde ortaya çıktığı hep merak konusu olmuştur.

Yıllar önce, bu konu üzerine kafa yoran bilim adamlarının sonuca ''erkeklik hormonu'' başlığından ulaştığını okumuştum. Daha basit açıklamalar, genel olarak ''alışkanlık'' ve ''aidiyetlik'' gibi kelimelerle yapılabilir. Ama gerçektir. Ev sahibi olmak, mutlaka bir avantajdır. Marjinal hikayeler olsa da.

Son günlerde, Türkiye'de de Bordeaux'dan 0-0'lık eşitlikle dönen Galatasaray'ın aslında iyi bir skor yakalayamadığı ve turun ortada olduğu konuşuluyor. İkinci kısım doğru olabilir; ama ''ev sahibi avantajı'' unutuluyor olsa gerek. Tabii; dayanak noktası, Bordeaux'nun deplasmanlarda çok daha iyi performanslar sergiliyor olması. Böyle de bir efsane yayıldı, kısa süre içerisinde. Ama farklı konulardır, bunlar. Perşembe gününden önce kesinlikle bahsedilir. Dönelim başa, ''ev sahibi avantajı'' klişesine.

Güney Amerika'nın yüksek bölgelerinde rakiplerini ağırlayan takımlar, Brezilya ve Arjantin gibi büyük favorileri yenerlerken de konuşuluyordu söz konusu başlık. Daha sonra; FIFA'nın belli bir seviyeden yüksek stadyumlarda futbol maçı oynanmasına izin vermeyeceği haberleri çıktı. Bunun gibi örnekler var. Ülkemizdeki Sivas ve Sivasspor gerçeği de ilişkili aslında konuştuğumuz konuyla. Bir zamanlar, NBA'de Salt Lake City'nin stratejik konumunu son derece başarılı şekilde kullanan Utah Jazz gibi. Jazz, iç saha maçlarında önüne geleni devirirken düşük rakımlı deplasmanlarda zorlanıyordu. Bir bakıma, ''çift karakterli bir takım'' olup çıkıyordu.

Jazz yalnız değil. ''Çift karakterli takım'', artık bir klişe. Ve futbolda da birçok örneği var. Bu anlamda, Avrupa Ligleri'nde iç saha ve dış sahadaki görüntüsü arasında en fazla fark olan 10 futbol takımını inceleyebiliriz. Eğlenceli olacağını düşünüyorum.

* Parantez içerisinde yer alan ilk oran, iç sahada toplanılan puanların mümkün olan puanlar önündeki karşılığıdır. İkinci oran ise, dış saha tarafının örneğidir.

10. Fulham FC, İngiltere (%72,72 ve %15,38): Premier League'de Fulham'ın Craven Cottage performansı, başlığa direkt giriş yapabilecek cinsten. 2008-09 Sezonu'nda iç sahada 11 defa rakiplerini konuk eden Fulham, ortadaki 33 puandan 24'ünü kazanarak toplamda %72,72 gibi bir oran yakalamış durumda. Söz konusu 11 maçta yalnızca bir kez sahadan mağlup ayrılan Fulham, deplasmandaki 13 maçta ise henüz kazanamadı. Dış sahada toplanılan 6 puanın tamamı, beraberliklerden geldi. 72,72 ve 15,38. Aradaki fark: %57,34.

9. FK Pribrom, Çek Cumhuriyeti (%62,96 ve %4,76): 2006-07 Sezonu'nda Gambrinus Liga'ya veda ederken deplasmanda tek maç bile kazanamayan FK Pribrom, yeni sezonda da benzer bir yoldan devam ediyor. Pribrom, ligin geride kalan 16 haftalık bölümünde evinden uzak kaldığı 7 maçtan yalnız bir puan çıkarmasına karşın 16 takımlı ligde 12. sıradaki yerini koruyor. İç sahadaki 5 galibiyet ve 2 beraberlik, formülün en önemli parçası. Ama ilerleyen haftalarda daha fazlası da yapılmak zorunda. 62,96 ve 4,76. Aradaki fark: %58.20

8. US Palermo, İtalya (%81,81 ve %23,07): İşte, ''ev sahibi avantajı'' denilen kavramın en net karşılıklarından biri. Akdeniz ülkesi. Ve dahası Sicilya temsilcisi. İtalya'da bambaşka bir dünya, Palermo deplasmanı. 2004-05 Sezonu'nda Serie-A'ya yükseldiğinden bu yana değişmeyen kuralı Palermo'nun, iç sahadaki karşılaşmaları rakipler adına işkenceye çevirmek. Bu sezon da işliyor formül. 11 maçta 9 galibiyet ve 27 puan. Dış saha için aynı sözleri sarf etmek pek kolay değil tabii. 13 maçtan çıkarılan yalnızca 2 galibiyet ve 8 puan. 81,81 ve 23,07. Aradaki fark %58,74.

7. Levadiakos FC, Yunanistan (%63,63 ve %3,03): Geçtiğimiz sezon Ethniki Katigoria'ya yükselen Levadiakos, ilk yılında çıktığı 15 deplasman maçında yalnızca iki galibiyet alabilmişti. 2008-09 Sezonu'nda ise işler biraz daha karışık. 11 karşılaşma ve alınan sadece 1 puan. Buna karşılık, Levadiakos'u düşme potasının iki sıra üstünde tutan, iç sahadaki performansı. Kariyerinde Adanaspor, İstanbulspor ve Trabzonspor gibi takımlar bulunan Alban Bushi'nin formasını giydiği Levadiakos, Levadias'taki 11 maçtan 6 galibiyet ve 21 puan çıkarmayı başardı bu sezon. 63,63 ve 3,03. Aradaki fark: %60,60.

6. Aarhus GF, Danimarka (%79,16 ve %18,51): 17. haftası geride kalan Danimarka Superligaen'de topladığı 24 puanla lider Brondby'nin 15 puan arkasında beşinci sırada yer alan Aarhus GF, iç sahadaki başarısının bir yarısını deplasmanlarda sergilemiş olsaydı; önümüzdeki sezon için Avrupa Kupası hesapları içerisine girebilirdi. Taraftara ait 12 numaralı formanın emekliye ayrıldığı Aarhus'un NRGi Park'taki performansı, 6 galibiyet ve 19 puan ile karşılık bulurken deplasmandaki 9 maçtan yalnızca 5 puan toplayabilmek, hedeflerde şaşmaya neden oluyor. 79,16 ve 18,51. Aradaki fark: 60,65.

5. Bohemians Prague, Çek Cumhuriyeti (%66,66 ve %4.76): Milan Baros'un memleketinden bir örnek daha. Bohemians, 2008-09 Sezonu'nda ligdeki 6 galibiyetinin tamamını 9 kez huzuruna çıktığı seyircisi karşısında alırken tek beraberliğini deplasman maçlarından çıkarabildi. Tabii; bunun için evinden 7 defa uzaklaşması gerekti. Bohemians Prague, iç sahadaki en parlak galibiyetini ise; 16 Kasım'da 75 dakika 10 kişi mücadele ettiği maçta Sparta Prague karşısında 4-3 kazanarak elde etti. 66,66 ve 4,76. Aradaki fark: %61.90

4. NK Nafta Lendava, Slovenya (%86,66 ve % 23,33): Sloven ekibin durumu biraz daha farklı. Prva Liga'da zirve iddiasını devam ettiriyor, Nafta Lendava. Lider NK Maribor, 20 maç sonunda topladığı 40 puanla zirvede. Nafta Lendava ise, yedi puan arkasında üçüncü sırada. Yine de iç saha ve dış saha arasındaki dengesizlik kesin şekilde göze çarpıyor. 2020 kişi kapasiteli Mensti Stadion'da oynadığı 10 lig maçında toplam 26 puan çıkarmayı başaran Nafta, deplasmandaki 10 maçta ise 1 galibiyet ve 7 puan elde edebildi. Maribor'u devirmek adına fazlası lazım. 86,66 ve 23,33. Aradaki fark: %63,33.

3. Pirin Blagoevgrad, Bulgaristan (%70,83 ve %4,76)
: Dimitar Berbatov'un yetiştiği kulüp PFC Pirin Blagoevgrad, geçtiğimiz sezon yükseldiği A PFG'de kalıcı olmanın yolunu iç saha maçlarına konsantrasyon sağlamada bulmuş olabilir. Hristo Botev'de oynadığı 8 maçta 5 galibiyet ve 2 beraberlik alarak bu alanda ligin en iyi ekipleri arasına giren Pirin, deplasmandaki 7 karşılaşmada ise rakip ağları bir kez havalandırabilirken toplamda 1 puan kazanabildi. Bu anlamda, Avrupa'nın en ''iki yüzlü'' takımlarından biri, Pirin Blagoevgrad. 70,83 ve 4,76. Aradaki fark: 66,07.

2. SV Ried, Avusturya (%81,81 ve %15,15): Avusturya Bundesliga, bu tip listelerin vazgeçilmezi. Enteresan tabii. 2008 yılı içerisinde Harun Erbek'i Kayserispor ve Muhammet Akagündüz'ü de Manisaspor'a satan SV Ried, iç sahadaki üstün performansıyla işleri yoluna koymayı biliyor. Sezon başından bu yana 11 kez taraftarının karşısına çıkan SV Ried, bu maçların hiçbirinde mağlubiyet yüzü görmezken hanesine toplam 27 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Dış saha performansında ise durum farklı. 12 maçtan çıkarılan 1 galibiyet ve 5 puan. 81,81 ve 15,15. Aradaki fark: %66,66.

1. Wfl Wolfsburg, Almanya (%92,59 ve %24,24): İşte, Avrupa Ligleri'nin ''en çift karakterli takımı.'' Öldürücü forvet hattını iç saha maçlarında sonuna kadar kullanan Wolfsburg, bu başarısını UEFA Kupası karşılaşmalarına bile taşısa da, dış sahadaki silik görüntüsü yüzünden bir üst seviyeye çıkamıyor. Volkswagen Arena'da oynadığı 9 Bundesliga maçından 8 galibiyet ve 25 puan çıkarmayı başardı, Wolfsburg. Dış sahada ise yalnızca 1 galibiyet ve 8 puan. Wolfsburg'un evinden fazla uzaklaşmaması gerekiyor. Deplasmanda ise daha iyi olması. 92,59 ve 24,24. Aradaki fark: %68,35.

Hiç yorum yok: