2 Şubat 2009 Pazartesi

Robbie Keane: Rüya Gibi Altı Ayın Ardından



Tottenham Hotspur, sezon başında 19 milyon £ (ekstralarla 20.3 milyon £) tutarındaki bonservis ücretiyle Liverpool'a verdiği İrlandalı forvet Robbie Keane'i 12 milyon £ karşılığında geri aldı.

İngiltere'de hareketli geçen transfer gününün sürpriz hamlelerinden biriydi, Keane ve Spurs ikilisinin yeniden buluşması. İspanyol menajer Juande Ramos'un sezon öncesi yaptıklarını telafi etme çabası mı, bilinmez; ama Tottenham'da ilgi çekici düşünceleri izlemeye devam ediyoruz. ''Robbie'nin takımdan ayrılmasını asla istememiştik. Oyuncumuzu tekrar kadromuza kattığımız için oldukça mutluyuz.'' tarzında bir açıklaması var, Kulüp Başkanı Daniel Levy'nin. İyi incelemek lazım, bu cümleleri.

Robbie Keane, Liverpool'a transfer olurken çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söylüyordu. Bu anlamda, Levy'nin söyledikleri anlamlandırılabilir. Keza, şöyle de sözleri vardı İrlandalı'nın: ''Liverpool'a transfer olmasaydım, kariyerimin devam eden bölümünde bu kararımın pişmanlığıyla yaşıyor olacaktım.'' Dediğimiz gibi. Liverpool'da havayı kokladı en azından. Tabii, bir de 7 numara ağırlığı vardı. 1892 yılından bu yana, Ian Callaghan, Kevin Keegan, Kenny Dalglish ve Peter Beardsley gibi efsanelerin ardından Robbie Keane, kutsal formayı sırtına geçiriyordu: ''Bir Liverpool taraftarı olarak, 7 numaranın nasıl bir anlam ifade ettiğini iyi biliyorum. Benim için müthiş bir fırsat. Daha önce, 7 numaralı Liverpool forması giyen Kenny Dalglish ve Kevin Keegan gibi isimlerin kulüp için yaptıklarının yarısına bile ulaşabilirsem oldukça mutlu olacağım.''

Robbie Keane, her şeye rağmen riskli bir transferdi Liverpool adına. Rafael Benitez, benzer deneyi geçtiğimiz yıllarda Craig Bellamy üzerinde denese de başarılı sonuçlara ulaşamamıştı. Keane için vazgeçilen miktar, transferin olurunu biraz daha sıkıntıya sokuyordu üstelik.

Liverpool ve Robbie Keane ikilisinin taktik diziliş anlamında bazı uyuşmazlıklar yaşayacağı aşikardı. 2007-08 Sezonu'nda Steven Gerrard ve Fernando Torres'in hücumdaki uyumundan maksimum seviyede yararlanan Rafael Benitez, yeni sezonda Robbie Keane'in gelişinin ardından, bazı değişikliklere gidebilirdi. Transferin nedenlerinden biri olmalıydı bu düşünce. Fakat hesapların birbirini tutmadığı kısa süre içerisinde görüldü. Keane ve Torres'in hücum hattındaki birlikteliğinden dolayı Gerrard, daha arka planda kalıyor; rakip kale ile arasındaki mesafe artıyordu. Formülün açıklarından biriydi bu durum.

İrlandalı'nın içerisinde bulunacağı 4-2-3-1 de çare olamazdı; çünkü bu senaryoda Hollandalı Dirk Kuyt'a rol kalmıyordu. Oysa; Kuyt, özellikle zorluk derecesi yüksek karşılaşmalarda Liverpool adına kilidi çözen adamdı çoğu zaman. Böylesi stratejik görevleri olan bir oyuncuyu kenarda tutmak, çözüm değildi. Keza 4-3-3. Keane, Tottenham Hotspur'da kariyerinin en iyi sezonlarından birini yaşarken ileride Dimitar Berbatov ile beraber oynuyordu. Klasik bir ''kısa ve uzun'' formülüydü. Berbatov; uzun boyu, enerjisi, topsuz oyundaki etkisi ve yüksek top tekniği ile Keane'e istediği boş alanları yaratıyordu. Aynı durum, Berbatov tarafından İrlandalı'ya bakıldığında da görülebilirdi. Müthiş tamamlamışlardı birbirlerini, beraber oynadıkları dönem süresince. Bu anlamda, Robbie Keane'i merkezden alıp kenarlara atmak, oyuncunun özelliklerini köreltmek ile eş değer olmalıydı.

Robbie Keane ve Liverpool'un kadro yapısına ilişkin böylesi bir çıkmaz vardı ortada. Bir bakıma; Tottenham'da olmayan Steven Gerrard, işleri bozmuştu. İkili forvet, Gerrard'ın etkisini azaltırken önde veya arkada oluşacak üçlü bir yapı, Keane'in performansını minimize edebilirdi.

Liverpool, Keane'in çocukluk hayaliydi belki; ama birbirlerine alışmaları kolay olmayacaktı. Sıradan bir oyuncuya evrilmek üzere değişim içerisine girmişti artık Keane. Bir süre sonra Liverpool taraftarları, ilk golünü beklemekten vazgeçiyorlardı ki, Şampiyonlar Ligi'nde oynanan PSV Eindhoven maçında sahneye çıktı Keane. O golden önce, tam 10 maç boyunca bu heyecan için beklemişlerdi, Keane ve Liverpool taraftarları. Güney Dublin'deki evinin odasını 7 numaralı Liverpool formasıyla süsleyen Peter Beardsley'e bakarken belki de o anın hayaliyle uykuya dalıyordu, Keane. Sonunda istediği olmuştu ama zaman da su gibi akıp geçiyordu.

Keane, 1945-46 Sezonu'ndan bu yana ilk golünü atmak adına en fazla bekleyen 5. Liverpool oyuncusuydu: (Peter Crouch'un eline su dökmek, pek de kolay değil bu konuda. Kırmızılar'daki kariyerinin ilk 17 maçını boş geçen Crouch, 3 Aralık 2005'te hesabı açtıktan sonra, her 2.7 maçta bir gol atmaya başlamıştı. Keza, benzer durum Ian Rush için de geçerliydi. Keane de başarabilir miydi? Bunu bekliyordu herkes.)

1. Peter Crouch, 1228 dakika, 18. maç, 03.12.2005
2. Arthur Rowley, 1019 dakika, 11 maç, Gol yok
3. Ian Rush, 813 dakika, 10. maç, 30.09.1981
4. Michael Robinson, 784 dakika, 10. maç, 28.09.1983
5. Robbie Keane, 688 dakika, 11. maç, 01.10.2008

Rakamlar da yanlarında değildi, Liverpool ve Keane ikilisinin. Bir süre sonra, Rafael Benitez de fotoğrafın içerisinden çıktı. En son, Pazar günü oynanan Chelsea maçında, Robbie Keane tribüne gönderildi İspanyol menajer tarafından. Sonun başlangıcı, biraz daha öncesi olabilirdi; ama artık yolculuk tamamlanmıştı.

Chelsea maçında Anfield Road'a gelen binlerce kişi içerisinde Liverpool'un ABD'li sahipleri George Gillet ve Tom Hicks de bulunuyordu. Karşılaşma sona erdiğinde ikili, Liverpool Menajeri Rafael Benitez ve Yardımcı Başkan Rick Parry ile buluştu. Görüşmede, muhtemelen Robbie Keane bahsi de açıldı. Benitez'in Keane ile devam etmeyeceği belliydi artık. Uğruna 20 milyon £ harcanılan oyuncuyu maddi anlamda zarar görmeden elden çıkarmak, hiç de mantıksız gibi durmuyordu.

Muhtemel alıcılar arasında, Keane'in birkaç ay öncesine kadar formasını giydiği Tottenham Hotspur vardı. Tottenham, benzer bir stratejiyi yine sezon başında Portsmouth'a gitmesine karşın devre arasında takıma kazandırılan Jermaine Defoe üzerinde de uygulamıştı. Ama bu kez hedefler farklıydı, Inter'de Jose Mourinho'nun düşünmediği Balotelli, Redknapp'in dilekleri arasındaydı. Tabii, Jermaine Defoe'nin sakatlığı dolayısıyla en az 4 hafta sahalardan uzak kalacağının açıklanmasaydı. Tüm planlar yeniden gözden geçirildi. Liverpool'un hesabı ise, bu karışıklık içerisinde Real Madrid'de forma şansı bulamayan Javier Saviola'yı kiralık olarak Anfield Road'a getirmekti.

Gün içerisinde Tottenham ve Liverpool yetkilileri, sıkı pazarlık içerisine girdiler. (Anlatılanlara göre.) 12 ila 15 milyon £ arasında gidilip gelindi. Bir ara takas başlığı konuşuldu ve Liverpool için Aaron Lennon ihtimali ortaya çıktı. Ama en sonunda 12 milyon £ sınırında anlaşmaya varıldığı açıklandı.

Oldukça hareketli bir transfer günüydü Ada'da. Tottenham Hotspur, devre arasında Sunderland'den Pascal Chimbonda ve Portsmouth'tan Jermaine Defoe'yi transfer ettikten sonra Robbie Keane'i de kadrosuna katarak geçtiğimiz sezonun iskelet kadrosunu yeniden oluşturma yolunda adımlar attı. Forvette bir boşluk olduğu kesindi. Roman Pavlyuchenko'dan yalnızca yerel maçlarda yararlanılıyordu. Campbell ise, sezon sonunda Manchester United'a geri dönecekti. Bu anlamda, ihtiyaç duyulan bir transferdi Robbie Keane.

Tottenham, ayrıca Wigan'dan orta saha oyuncusu Wilson Palacios için de kasasından 14 milyon £ çıkardı. Wigan'ın direnci ancak böyle kırılabilirdi. (Ara transfer sezonunu en hızlı geçiren takım da Wigan oldu.) İyi bir takviye olmasına karşın harcanılan para fazla.

Yine transfer şampiyonu olan bir Tottenham. Ama bununla beraber, sezon sonundaki hedef, Premier League'de kalmak. Şu çelişkiyi bir çözseler artık.

Hiç yorum yok: