5 Şubat 2009 Perşembe

LeBron James: Oyun İçin Yaratılan Adam



LeBron James, dün gece Madison Square Garden'daydı.

Sıradan bir gün olsaydı, James'in 2010 yılındaki muhtemel evine geldiğinden bahsedilirdi. New York Knicks, 2010-11 Sezonu kadrosunda LeBron James'e yer açabilmek için maaş temizleme planına sadık kalmıştı. LeBron ile Knicks isimleri, yan yana geldiğinde cümle içerisine bir de ''2010'' ekleniyordu. Fakat, öylesine bir gün değildi. LeBron, Madison Square Garden'a çıkmadan 48 saat önce, Los Angeles Lakers'ın yıldız oyuncusu Kobe Bryant, 61 sayılık performansıyla salon tarihine adını yazdırmıştı. LeBron'dan beklenen benzer bir gösteriydi. Ve bunu gerçekleştirmemesi adına önünde hiçbir engel bulunmuyordu.

''Clear all the salary cap space you want, NY. He's ours and he ain't leaving.'' Cleveland Cavaliers taraftarları, New York Knicks GM'i Donnie Walsh'a mesajı göndermişti. Walsh'un maaş temizleme çabalarının boşuna olduğunu söylüyorlardı, The Q Arena sakinleri. İşin ilgi çekici olan tarafı, LeBron da en azından şimdilik bu başlıkla ilgilenmiyordu. Her halinden belliydi bu. Kobe Bryant, iki gece önce New York Knicks potasına 61 sayı gönderirken ilk çeyreği 18 ile tamamlıyordu. LeBron, biraz daha acımasızdı. İlk 12 dakika geride kaldığında, 6-10 saha içi isabeti, 20 sayı, 5 ribaund ve 2 asisti bulmuştu bile Kral. İkinci çeyreğe kenarda başlaması ise sürpriz değildi. Rotasyon gereği, ilk bölümünü antrenörünün yanından izlediği ikinci çeyrekte skoruna 8 daha ekledi ve 28'e ulaştı, LeBron.

Sinyali çakıyordu. Skorun yakın olması da şanstı; böylelikle daha fazla zaman alabilir ve skorda saymaya devam edebilirdi. Yalnızca hücumda değil, savunmada da gayet başarılıydı. Ribaundlar, Cavaliers'ın güçlü olduğu bir başlık. Bu anlamda, LeBron'un strateji bir anlamı daha vardı takımı adına. Mike Brown'un sistemi gereği 3 ve zaman zaman 4 numara oynayan LeBron James, savunmada topladığı ribaundların ardından hücuma kalktığında rakip takımları hazırlıksız yakalayabiliyordu. Hatta, bu bir taktik bile oluyordu ara sıra. Cavaliers'ta uzunların ribaundları LeBron'a bıraktığı pozisyonlara tanıklık edebilirsiniz. Bilin ki, rakibi dengesiz yakalamak istiyorlar. New York Knicks karşısında da işledi formül. Ama bitime iki saniye kaldığında 9 ribaundu vardı, LeBron'un. 52 sayı ve 11 asistinin yanında. Evet, 52 sayı ve 11 asist.

107-102'lik Cavaliers üstünlüğü ile girilen son saniyede New York Knicks'te Chris Duhon, şansını denedi. Yayın gerisinden gönderdiği şut, çemberden sekince LeBron James, 10. ribaundunu aldı. Ve 52-10-11 gibi inanılmaz bir seviyeye çıkarak triple-double yapmayı başardı.

Masal gibi. Tekrarlayalım. 52 sayı. 10 ribaund. 11 asist. Neden masal gibi? Oscar Robertson, Wilt Chamberlain ve Kareem Abdul-Jabbar gibi efsanelerin performanslarıydı bu. Böylesi istatistiklerle karşılaşıldığında birleşilen nokta, o zamanlar NBA veya ABA'de kuralların çok farklı olduğu ve bu isimlerin de fiziksel avantajlarından faydalanarak diğerlerinden ayrıldığı olurdu. Haksızlar mıydı? Bu kadar acımasız olmasa da, hayır. Ya şimdi? 52 sayı, 10 ribaund ve 11 asistin açılımı ne olabilir ki? Modern zamanının Chamberlain'i gibi, LeBron. Chamberlain, basketbol sözlüğüne ''üç saniye'' kavramını sokmuştu. LeBron'un da böyle bir katkısı mı olacak yoksa?

Wilt Chamberlain ve LeBron James'ten konuşmaya devam edelim. LeBron'un son saniyede aldığı ribaund, kendisini sonsuza dek NBA Tarihi'ne sokmaya yetmiş olmalı. Bundan 20 veya 25 yıl sonra da LeBron'un 52 sayılık triple-double performansı konuşulmaya devam edecek. Tıpkı Wilt Chamberlain'in 18 Mart 1968 gecesi, Philadelphia 76ers'ın Convention Hall'da Los Angeles Lakers'ı 158-128 mağlup ettiği karşılaşmada gözler önüne serdiği rakamlar gibi. 53 sayı, 32 ribaund ve 14 asist ile oynamıştı o gece, Chamberlain. Ve o günden bu yana, söz konusu seviyeye çıkan ilk isim LeBron James oldu. 52 sayı ile triple-double yapan bir oyuncu daha var, NBA Tarihi'nde. Bir Los Angeles Lakers efsanesi, Elgin Baylor.

Olayı biraz daha modernize edelim. NBA ve ABA'in birleştiği 1976-77 Sezonu'ndan bu yana, en yüksek skorlu triple-double performansları şu şekilde:
  • 52 - LeBron James, Cleveland Cavaliers, 04.02.2009
  • 49 - Larry Bird, Boston Celtics, 15.03.1992
  • 47 - Michael Jordan, Chicago Bulls, 13.04.1989
  • 47 - Larry Bird, Boston Celtics, 14.02.1986
  • 47 - Alvan Adams, Phoenix Suns, 22.02.1977
  • 46 - Vince Carter, New Jersey Nets, 07.04.2007
  • 46 - Tracy McGrady, Orlando Magic, 23.02.2003
  • 46 - Isiah Thomas, Detroit Pistons, 08.02.1983
LeBron James, geçtiğimiz sezon Madison Square Garden'ı ziyaret ettiğinde, triple-double konusunda, dün geceki kadar şanslı değildi. 5 Mart 2008 gecesi, takımı Cleveland Cavaliers'ın New York Knicks'i 119-105 mağlup ettiği karşılaşmada LeBron, sahadan 50 sayı, 8 ribaund ve 10 asist ile ayrılmıştı. Triple-double için yeterli değildi belki; ama dün gece için iyi bir sermayeydi. LeBron, Madison Square Garden'da iki ayrı karşılaşmada 50 veya daha fazla sayı üreten ikinci isim oldu. Diğeri, Chicago Bulls'tan bir isim. Kim mi? Dalga mı geçiyorsunuz?

Tüm bu olanlara bir de New York Knicks cephesinden bakalım. Bir kere, oldukça şanssızlar. NBA Tarihi'nde böylesi bir fikstür ile karşı karşıya kalan ilk takım, Knicks. Daha önce hiçbir takım, galibiyet sayısı %50'lik orandan en az 25 fazla olan üç takımla arka arkaya oynamamıştı. New York sakinleri, bu durumun cezasını çekiyor şu sıralar. Önce Kobe Bryant. 61 sayı. Ardından LeBron James. 52 sayı. Knicks, 1962 yılından bu yana, arka arkaya iki maçta rakip takım oyuncularının 50+ sayı ile oynamalarına izin veren ilk takım oldu. Los Angeles Lakers'tan Elgin Baylor, 14-15 Aralık'ta Wilt Chamberlain'in takımı San Francisco Warriors'a karşı 51 ve 52 sayı atarak bu alandaki ilk örnek olmayı başarmıştı.

Gelinen son noktada bir karşılaştırmaya ihtiyacımız olabilir. Kobe Bryant ve LeBron James.

Her şey, Memphis'te mi başlamıştı? Kobe, Andrew Bynum'ın dizinin üzerine düştü. Kendini affettirebilmek adına da Knicks potasına 61 sayı gönderdi. Durumdan etkilenen LeBron ise, iki gece sonra 52 sayı ile cevap verdi. Yanına 10 ribaund ve 11 asist ekleyerek. Rakamsal anlamda LeBron'un performansı, kesinlikle daha etkileyici. Kobe, 61 sayı ile oynamasına karşın karşılaşmayı 0 ribaund ve 3 asistle tamamlamıştı. Yine de farklı cephelerden yaklaşabiliriz duruma. Kobe, yalnızca 37 dakika süre aldı Knicks karşısında. LeBron ise, 44. Kobe, 19-31 saha içi şut isabet oranı ile oynadı. LeBron, 17-33. Neyse, başa dönelim ve nereden gelirsek gelelim. LeBron'un rakamları, akıl alır gibi değil.

Karşılaştırma yapmaya Pazar günkü dev eşleşmenin ardından devam edebiliriz. Cavaliers, 23 maçtır kazandığı The Q Arena'da Lakers'ı ağırlayacak. Ama Kobe'nin düşünmek için şimdilik zamanı yok. Öncelikle ele alması gereken Celtics. Ve hemen. Bu gece.

1 yorum:

Okhy Dokhy dedi ki...

ne demişler:

"yok artık lebron james!"