2 Şubat 2009 Pazartesi

Metin Oktay: 1936'nın İkinci Ayının İkinci Günü



Bugün, Metin Oktay'ın doğum günü.

2 Şubat 1936. Çiftefırınlar. Karşıyaka. Sekiz kez kız çocuk sevinci yaşayan Oktay ailesinin ilk erkek evladı olarak gelmişti dünyaya Metin. Bir trafik kazasının ardından sonlanan 55 yıllık hayatı boyunca birçok kez Azrail'e çalım attı Kral, tıpkı toprak sahalarda olduğu gibi. Ama 13 Eylül 1991 gecesi, eşsiz yetenekleri bile, olanlar karşısında çaresiz kalmıştı. Metin Oktay, son vuruşu yapamıyordu.

Henüz birinci dakikada başlamıştı, hayata tutunma çabası. Çiftefırınlar sokağındaki 17 numaralı yuvasında kulağına üç kez ''Metinnn... Metinnn... Metinnn...'' diye seslenildikten hemen sonra meraklı komşuların ziyaret ettiği Oktaylar'ın en küçüğünün mosmor olduğunu görenler çıldıracak gibi oluyorlardı; çünkü doğumu gerçekleştiren insan, bebeğin göbeğini bağlamayı unutmuştu. Neyse ki, kısa bir süre sonra her şey, yeniden kontrol altına alınacaktı. Daha ufacık bir bebekken azrail karşısında 1-0 öne geçiyordu, Metin Oktay.

15 Ocak 1967. Bir gün önce PTT karşısında 2-1 galip gelen Galatasaray takımı, pazar günü için izinlidir. İzin gününe özel planlar yapan Metin Oktay, o sıralar Edirnespor'da antrenörlük görevinde bulunan eski Fenerbahçeli Naci Erdem tarafından Edirne'nin emektar santrforu Remzi'nin jübile maçı için Trakya'ya davet edilir. Kral, arkadaşının ricasını kıramaz; çünkü Naci Erdem ve Metin Oktay, sahada birçok kez birbirlerine rakip olmalarına karşın birbirlerini seven, ailece görüşen insanlardır. İzinli olmasının getirdiği rahatlıkla birtakım planlar yapar yolculuğu hakkında. Eşi Servet Hanım'ın, Naci Erdem'in eşi Tülin Hanım'ı görecek olması da Kral'ı ikna eder bu hesaplar içerisinde.

Ertesi gün, Wolkswagen arabalarına atlayan Servet ve Metin Oktay çifti, pazar sabahı soluğu Edirne'de alırlar. Maç sonrasında Erdem'lerin evinde geçen gecenin ardından artık ayrılma vakti gelir. Naci Erdem'in eşi Tülin Hanım ve oğlu Cem de Oktaylar ile İstanbul'a dönecektir. Silivri'ye kadar oldukça keyifli geçen yolculukta Edirne'deki iki güzel gün üzerine konuşulmaktadır. Tam da bu sırada, karlı kaplı yolda arkadan gelen bir otobüs 10 metre kadar sürüklenir, Metin Oktay'ın kullandığı arabayı da peşine alarak. Küçük Wolkswagen'daki herkes, dışarı fırlamıştır. Tülin Hanım ve Servet Hanım, acıyla kıvranır. Cem'de sorun yoktur. Ama görüntü felaket ile eş değerdir. Yine de, tüm bu dehşet tablosunun içerisinden, sapasağlam çıkar ve kazadan kurtulurlar.

Metin Oktay, bir defa daha kıvrak bir çalımla oyun dışına atmıştır Azrail'i. Edirne yakınlarında kaygan bir sahada. Ta ki, Eylül 1991'de bir İstanbul gecesinde, tekrar karşılaşana dek.

Nur içinde yat Metin Oktay. Kazandırdığın, öğrettiğin her şey için minnetlerimizle...

''...Sahaya çıkarken önce Allah'a dua eder, sahaya en sonda çıkmayı uğur sayardım.

Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım. Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben cezasahası çizgisi üzerinde dolanıp durur, oyun başlayınca kadar da topa vurmazdım. Sakatlandığım zaman, yere secde ederek başımı dizlerimin arasına alır ve iki elim önde, 'Allahım sen bacaklarımı koru.' diye dua ederdim.

Cimbom aşkım da bir başkadır. Galatasaray'ın bir numaralı hastalarından biriydim top oynadığım günlerde. Başka kulüplerden aldığım halde, niçin her seferinde Galatasaray'ı tercih ettiğimi soranlara şunları anlatırdım: 'Sarı kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım. Galatasaray, İzmir'e geldiği zaman okuldan kaçar, maça giderdim. Bence, Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım.'

Fenerbahçe 20 bin, Adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücretleri teklif ederken ben Galatasaray'la beş yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün sevinçten uçuyordum...''

5 yorum:

Kapali Ust dedi ki...

Her an arkasındaki Galatasaray taraftarını ve Galatasaray'ın şerefini düşündü, kendisini sevenlere asla ihanet etmedi. Zeki, çevik aynı zamanda ahlaklıydı. İyi ki doğdun Metin Oktay.

gayin-sin.net dedi ki...

Selamlar.

Büyük ustayı doğumunun 73'üncü yılında derin bir sevgi ve saygıyla andık.

İki küçük ekleme yapayım. Fotodaki Galatasaraylı Metin Oktay değil Suat Mamat. O Suat Mamat'tır ki Metin henüz 19 yaşındayken Galatasaray'a geldiğinde kendisine selam vermemişti.

Bir de Metin Çiftefırınlar Sokak 17 numarada, sekiz kız bebekten sonra doğan ilk erkek bebekti. Ama Metin'in bu sekiz ablasından sadece üçü yaşadı. Metin, Oktaylar'ın hayatta olan dördüncü çocuğuydu.

Sevgiler.

Melih Şabanoğlu

ASY dedi ki...

Melih Abi Selamlar,

''Sekiz kız çocuklu...'' cümlesinde kurgusal bir yanlışlık yapılmış. Sizin de dediğiniz gibi, Metin Oktay'ın kendisinden büyük üç kız kardeşi vardı. Adviye, Nermin ve Münevver adında. Hatta bu yüzden annesinin kendisini ''Devlet kuşum'' diye sevdiğini de anlatır, Metin Oktay.

Tüm bunlara rağmen; Kral'ın hikayesindeki asıl iç acıtan taraf, 9 Şubat 1966 günü benzer bir son ile karşı karşıya kalmış olması. Servet Hanım ile birlikte sahip oldukları Zeynep adındaki küçük kızının yalnızca altı saat yaşayabilmesi, Metin Oktay'ın hayatını ciddi anlamda bir film senaryosuna çeviriyor olsa gerek.

Eklemeler için teşekkür ederim.

Saygılarımla,
Eray.

Left Winger dedi ki...

Sevgili Taçsız Kral,

İyiki doğdun,iyiki vardın...
Seni hiç izleyemedik maalesef...
Ama varlığınla bize yaşattığın gurur için sana sonsuz teşekkürler,tacın kalbimizdeki sevgin...

Left Winger dedi ki...

http://video.google.com/videosearch?q=ta%C3%A7s%C4%B1z+kral&emb=0&aq=f#q=ta%C3%A7s%C4%B1z+kral&emb=0&aq=f&start=30

Taçsız Kral için yaptığım video,sayfadada yayınlarsanız süper olur...