2 Şubat 2009 Pazartesi

Nadal & Fedex: En ''Amatör'' Rekabet



Rafael Nadal ve Roger Federer rekabetindeki her eşleşme, ayrı bir serüven. Yalnızca tenis için değil. Genel fotoğrafta, sporun en profesyonel günlerini yaşadığı şu zamanda ortaya koydukları görüntülerle aslında işin amatör kısmının kaybolmadığını gösteriyor, bu efsanevi ikili...

Wimbledon 2008 Finali, birçoklarına göre Tenis Tarihi'nin en müthiş mücadelesiydi. Haksız da sayılmazlardı. Rafael Nadal, 2004 Miami Masters'ta henüz gencecik bir sporcuyken Roger Federer'e başkaldırdıktan sonra, birçok farklı seviyede ve toprak zeminde tüm zamanların en iyi iyi tenisçilerinden biri olan İsviçreli raketi mağlup etmeyi başarmıştı; ama yine de hem kendisine hem de tüm dünyaya kanıtlaması gereken bir şey daha vardı. Wimbledon Finali'nde Federer'i geçerek bu klasmanda da basamağın en üstüne çıkmak.

Başardı Nadal. 6-4, 6-4, 6-7, 6-7 ve 9-7'lik setler sonrasında en büyük rakibini 3-2 yendi. Farklı açılardan oldukça özel bir zaferdi, İspanyol için. Nadal ve Federer, Wimbledon 2008'den önce toplamda 17 kez birbirlerine rakip olmuşlardı. 13 turnuva finali ve 5 de Grand Slam Finali. Nadal'ın galibiyet sayılarında üstünlüğü vardı rakibine karşı. Üstelik, formda olan ve rüzgarı da arkasına alan taraftı; ama Grand Slam Tarihi'nde Federer önüne çıktığı 5 Final'de 2 kez kaybetmişti. Ve ikisi de Wimbledon'daydı. İşte, bu açıdan bir isyandı Nadal'ın galibiyeti.

Daha da açalım. Roger Federer ve Rafael Nadal. Dünyada başka bir tenisçi yokmuş gibi. Çok mu acımasız sayılır, bu çıkarım? Belki evet, belki hayır. Yine de rakamları yanımıza alırsak, belli sonuçlara ulaşabiliriz.

Rafael Nadal, Roger Federer'e karşı Miami Masters 2004'te yalnızca 70 dakika süren karşılaşmadan 2-0'lık galibiyetle ayrılırken henüz 17 yaşındaydı. Dahası ATP Sıralaması'ndaki yeri 36.'lıktı. Yıllar içerisinde gelişimine devam etti, amcası eski bir FC Barcelona efsanesi olmasına karşın Real Madrid'i destekleyen Nadal. Emeklerinin karşılığını ise, Temmuz 2005'te 2. basamağa kadar çıkarak aldı. Birinci sıra, 77 haftadır meşguldü. İsviçreli Federer, uzun süre önce yükseldiği bir numaradaki yerini koruyordu. 160 hafta daha devam etti bu durum. Ta ki, Nadal'ın Wimbledon 2008 şampiyonluğunu kazandığı Temmuz ayı sonuna kadar.

Kariyerinde elde ettiği ilk Wimbledon zaferinin ardından Ağustos 2008'de ATP Sıralaması'nda 1 numaraya yükseliyordu, Nadal. Federer'in 237 haftalık serisi sona ermişti. Geçmesi gereken üç efsane daha varken. (Pete Sampras 286 hafta, Ivan Lendl 270 ve Jimmy Connors 268.) Artık yeni bir sayfa açılmıştı, tenis dünyasında. Rafael Nadal'ın 1, Roger Federer'in 2 numara olduğu.

Pekin 2008 Olimpiyatları'na ''en iyi'' olarak gidiyordu, Nadal. Federer, henüz Çeyrek Final'de elenmişti. Nadal adına kolay olmalıydı. Zorlanmadan da altın madalyaya ulaştı; fakat Olimpiyatlar sonrası, kazanılması gereken bir Grand Slam daha vardı. Rafael Nadal, kariyerinde ilk kez bir GS Turnuvası öncesi, 1 numaralı seri başıydı. Üstelik, Wimbledon ve Olimpiyat Şampiyonluğu sonrasında omuzlarında daha fazla yük vardı. Diğer yandan, Federer'in şampiyon yüreği, Wimbledon 2008'in ardından kırılmış olabilirdi. Bu anlamda, US Open, durumu düzeltmek adına iyi bir fırsattı.

US Open'daki tüm planlar, Federer ve Nadal Finali üzerine yapılmıştı. Sorun yoktu, ilk etapta. Yarı Finaller'e kadar da devam etti, klasik bir GS Finali ihtimali daha. Ama olmadı. Britanya'nın yıllar sonra piyasaya sunduğu ilk iddialı tenisçi Andy Murray, Rafael Nadal'a final iznini vermedi. Roger Federer, sevinmiş miydi, üzülmüş müydü, bilemeyiz; ama 2002 yılından bu yana ilk defa bir yılı GS zaferi kazanmadan kapatma ihtimaliyle karşı karşıyaydı. Neyse ki, gerçekleşmedi bu senaryo. Federer, US Open Finali'nde rahat kazandı. Ve kariyerinin 13. Grand Slam Şampiyonluğu'na ulaştı. Önemli bir kilometre taşı olabilirdi, Federer adına. GS Tarihi'nde en fazla şampiyonluk 14 kez ile ABD'li efsane Pete Sampras'a aitti ve artık fark yalnızca bir şampiyonluğa kadar inmişti.

2009 yılının ilk Grand Slam'inde hesabı kapatabilirdi, Sampras'ın peşinden koşan Roger Federer. US Open öncesi yapılan planlarda değişiklik yoktu. Nadal ve Federer Finali'ne gün sayılıyordu. Bu iki oyuncu dışındakiler, Nadal ile Federer'in karşılaşması adına rol alması gereken birer figürandı adeta. Fakat, rol çalmak isteyen biri vardı yine de. Bir başka İspanyol. Yarı Final'de Rafael Nadal'a kafa tutan Fernando Verdasco. Tam 5 saat ve 14 dakikalık sinir harbinden sonra, her şeye rağmen, sürprize izin vermeyen ise Rafael Nadal. 22 yaşındaki İspanyol, 6-7, 6-4, 7-6, 6-7 ve 6-4'lük setler sonrasında 3-2'lik skorla Final'e yükseliyor ve bir gün önce Finalist olma hakkını kazanan Roger Federer için hazırlanmaya başlıyordu.

Rafael Nadal, formda olan taraftı; ama rakibine göre dezavantajları fazlaydı.

Bir kere, daha iki gün geçmemiş olacaktı, 5 saat ve 14 dakika süren Yarı Final maçından çıkmasının üzerinden. Bu anlamda, fiziksel bir yorgunluk görülebilirdi Nadal'da. Wimbledon ve Olimpiyatlar sonrası, US Open'da yaşadığı zihinsel yıpranmanın bir benzerini yaşayabilirdi. Diğer yandan, Nadal'ın başarılı olmadığı bir kort ve turnuvaydı, Australian Open. Buradaki ilk şampiyonluğunu arayacaktı. Sert zeminlerde zafere ulaşamamıştı. Oysa; Federer, sert zeminlerin usta ismiydi. Nadal'dan önce 5 kez ABD ve 3 kez de Avustralya'da böylesi sahalarda şampiyon olmayı başarmıştı.

İki önemli handikabı bulunuyordu İspanyol raketin, dev karşılaşma öncesi. Bu anlamda, ilk setin kazanılması oldukça önemliydi. Nadal, yorgundu ve ilk seti geride kapasaydı toparlaması daha zor olacaktı. Üstesinden gelmeyi başardı, Nadal. Tüm zamanların en iyi setiydi belki de. İki oyuncu da harika işler çıkarıyorlardı; ama avantajı yakalayan Nadal oldu. İkinci set için iyi bir sermayeydi bu setin kazanılması, İspanyol adına. Federer daha sonra geri döndü. Aslında sonunun nereye gittiğini biliyorduk. Nadal ve Federer arasındaki son iki Wimbledon Finali'nin galibi, beşer setin ardından belli olmuştu. En azından bir 4 saatimizi ayırmamız gerekecekti yine, şampiyonu izleyebilmek için.

Müthiş maça dair tek hayalkırıklığı da buradaydı. Dört set boyunca Nadal'a karşı çıkan Federer, beşinci sette psikolojik olarak hiçbir şekilde ayakta kalamıyordu. Yıllarca rakiplerine karşı kullandığı bu üstünlüğün altında ezilmişti, Federer. İki gün önce, 5 saatlik bir maç yapmış olan Nadal'ın Federer karşısında beşinci setteki direnişi ise, inanılmazdı. 6-2 gibi, aslında alışık olmadığımız bir sonuçla kazanıyordu Nadal. Hiç de yorgun gibi değildi.

Australian Open 2009. Nadal'ın 6 Grand Slam zaferi. Birkaç ipucu bulabiliriz bu cümle içerisinde. Tenis dünyasının gelmiş geçmiş sporculardan ikisi sayılan Pete Sampras ve Roger Federer'in Grand Slam şampiyonluklarına bakalım, rakamsal anlamda. Federer, Sampras'tan bir zafer kadar uzak. (14-13.) Peki, Nadal'ın yaşında (22) ikilinin kaç Grand Slam şampiyonluğu vardı? Üçer tane. Yani, toplamda 6. Bu müthiş bir başarı. Tabii, krallığını ilan ettiği French Open'daki şampiyonlukları, direkt olarak etkiliyor bu sayıyı; ama fazlası için yedek bir notumuz daha var, Nadal'ın yalnızca A planının (toprak kort) değil, B ve C planlarının da olduğunu gösteren.

Nadal, Melbourne'deki sert zemin şampiyonluğunun ardından, üç ayrı yüzeyde (sert, çim ve toprak) Grand Slam zaferi yaşayan dördüncü tenisçi olmayı başardı - Jimmy Connor, Mats Wilander, Andre Agassi.

Tüm bunlara rağmen, Australian Open'a damgasını vuran görüntüler, ödül töreni esnasında yaşandı. Kariyeri şampiyonluklarla dolu olan Roger Federer, gözyaşlarını tutamadı. Sporun, kazanma duygusunun ve daha birçok şeyin dışa vurumuydu, bu hareket. Harikaydı. Saygı duyulasıydı. İşte, bu yüzden milyonlarca kişi seviyordu, sporu ve sahip olduğu karakteri. Ve bir şey daha. İki sporcunun tarihe geçecek, ezeli rekabet kavramının tüm seyrini değiştirebilecek muazzam diyalogu.

Önce Fedex, ardından Nadal. ( Bir sporsever olarak, kendi adıma, teşekkür ediyorum sizlere):

- Maybe I'll try later. God, it's killing me... You deserved it. You played a fantastic final.
+ Roger, sorry for today. I really know how you feel right now. Remember, you're a great champion, you're one of the best in history.

Hiç yorum yok: