24 Mart 2009 Salı

Bill Shankly: Liverpool Echo, Haziran 1981



Futbolun en büyük efsanelerinden biri, Liverpool F.C.

Altı boş değil mutlaka bu söylemin. Şampiyon Kulüpler Kupası, UEFA Kupası, Kıtalararası Kupa, Avrupa Süper Kupası, İngiltere Lig Kupası, Federasyon Kupası ve niceleri. Evet, somut başarılar önemli; ama Liverpool, diğerlerinden ayrılırken her daim farklı özellikleri ile dikkat çekmiştir. Kendi içerisinden çıkardığı büyük isimlere saygısını hiçbir zaman kaybetmez, Liverpool. Bu anlamdaki en net örnek ise, Bill Shankly'den başkası değildir.

İskoçyalı, 1960 ve 1970'li yıllarda Liverpool kentinde bulunmamış olsaydı, Liverpool adında bir efsane belki de asla çıkmayacaktı ortaya. Tek bir isim. 1959 yılında takımın menajerliğine gelen bir isim. Liverpool'u içerisinde bulunduğu çaresizlikten kurtardı. Bill Shankly'den önce imkansızlıklar içerisinde çalışan Liverpool, en büyük efsanesinin göreve gelmesinin ardından yepyeni antrenman tesislerine ve herkesin ufkunu açacak eşsiz bir vizyona sahip oldu. O sıralar, İkinci Lig'de mücadele eden Kırmızılar, Shankly'nin olduğu yıllar içerisinde (1959-1973), Federasyon Kupası ve UEFA Kupası gibi büyük zaferleri de ilk defa yaşadı.

Liverpool F.C.'nin ikinci kurucusudur bir anlamda, Bill Shankly. Hatta kesin bir çoğunluğa göre, daha da fazlasıdır. 1959 yılında İkinci Lig'de mücadele eden Liverpool'un yaşadığı gelişim ve 1980'li yıllarda Avrupa'nın zirvesine çıkmasında da büyük payı vardır, 1981 senesinde hayata gözlerini yuman İskoçyalı'nın. Boot Room! 1960, 1970 ve 1980'li yıllarda Bill Shankly'nin başlattığı bir gelenek olarak, menajerlerin dinlendikleri, çay içip takım ve rakipler hakkında çeşitli değerlendirmeler yaptıkları odaydı, ''The Boot Room.'' Başlangıcı Shankly yapmıştı. Ama devamında Shankly'nin ekibinde yer alan ve menajerlik döneminde Liverpool'a en görkemli yıllarını yaşatan Bob Paisley de bu odadan çıkacaktır.

Anfield Road'un hemen girişinde heykeli bulunan ve 13 Temmuz 1974 günü Liverpool'dan emekliye ayrıldıktan yedi yıl sonra Moya Jones'un yaptığı röportajda Liverpool Echo'ya konuşan Bill Shankly, üç buçuk ay sonra sevenlerinin arasından ayrılmadan evvel Liverpool'daki başarısının sırlarını aktarmıştır tüm hayranlarına.

Shankly, birçok farklı konuya değindiği son röportajında dört ana başlık üzerinde duruyor. Başlayalım sırayla.

- Antrenman Metodları

''Ciddi bir antrenman boyunca, futbolcular terlerler. Ama üzerlerine mutlaka süveter ya da başka bir şey giymek zorundalardır. Özellikle de soğuk bir gün ise. Onlar, sizi sarar ve böbrekleriniz korur. Eğer, bunu tercih etmediyseniz; antrenmanın hemen ardından mümkün olduğunca çabuk bir şekilde vücut ısınızı korumak adına üzerinize bir şeyler giymelisiniz.

Biz, Melwood'da koşmak, antrenman yapmak veya duş almak yerine, Anfield'da soyunmayı tercih ettik. Ve otobüsle geçirdik yolculuklarımızı. Hazırlık zamanında sıcaksanız ve terliyorsanız, antrenman bittikten beş dakika sonra duşa koşamazsınız. Tüm gün terlemeye devam edersiniz, aksi hâlde. Antrenman sonrası, futbolcuları birer bardak çay içmeleri ve hatta bir süre yürümeleri konusunda teşvik ederdim. 15 dakikalık bir süreydi bu. West Derby'den Anfield'a gelmiş olurduk. Ve futbolcuların gerçek anlamda duş almaları için gerekli olan yaklaşık 40 dakikada geride kalırdı. Her zaman diğerlerinden çok daha iyi olmamızın nedenlerinden biri buydu muhtemelen.



Rakiplerimizin birçoğunun, direkt olarak antrenman sahalarına gelip hemencecik orada çalışmaya başladıklarını ve benim kesinlikle desteklemediğim bir şekilde, kan ter içerisinde sıcak birer duş aldıklarını biliyorduk. Bence, bu çok ama çok önemli bir konuydu. Ve kesinlikle de Liverpool'un kondisyonundaki en mühim başlıklardan biriydi; çünkü bu tercih, oyuncularımı sakatlıklardan koruyordu.

Futbolcular, genellikle bir buçuk saat boyunca antrenman yaparlar. Ama bu, söz konusu sürenin her dakikasında sıkı sıkı çalıştıkları anlamına gelmez. Özellikle de başkalarının izledikleri ortamlarda bu durum, bir güç gösterisinden ibaret olabilir. Sonra sizin sıranız gelir. Yaptığınız antrenmanın ne kadar uzun sürdüğü değildir önemli olan. Futbolcularınızla beraber olduğunuz süre boyunca, onlara ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. Mühim olan budur. Doğru dürüst bir antrenman yaparsanız, günde 35 dakika bile yeterli olabilir.

Biz Liverpool antrenman sistemini ikili, üçlü ve beşli alanlarda bir boksör gibi çalışarak tükenme ve yeniden kazanma üzerine inşa ettik.

Antrenmanlar; temel beceri, kontrol, pas yeteneği, oyun görüşü ve farkındalık başlıkları ile ilişkilendirilirdi. Kondisyonunuz sağlamsa ve sağlıklı iseniz, rakipleriniz karşısında dev bir avantaja sahipsiniz demektir. Maçların hemen başında, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, herkese topla oynama şansını vermeyi denemek önemlidir. Top, size doğru gelir ve oldukça basit bir hareketle onu diğer arkadaşınıza yuvarlarsınız. Büyük bir şey gibi görünmez; ama önemlidir. Maceraya girerseniz ve işler iyi gitmezse, özgüveninizi de kaybedersiniz. Bu, benim tercih edebileceğim bir şey değil.''

- Maç Hazırlıkları

''Cuma günleri, her antrenman sonrasında bir sonraki maç için bazı değerlendirmeler yapardık. Bu mini toplantıya yardımcı antrenörler dışında, maçta oynayacak oyuncular ile yedek bekleyecekler de katılırdı. Yardımcılardan biri, sıradaki rakibi izlemekle görevliydi. Tüm istediğim, rakibin hangi formasyon ile oynadığı. 4-4-2, 4-3-3 veya her ne ise. Bunu merak ederdim. Ve rakipte bizim engellemek isteyebileceğimiz karakteristiklere sahip oyuncu ya da oyuncular olup olmadığını.

Bir rakibi asla uzun uzadıya konuşmazdım. Bu sizin isteyebileceğiniz en son şeydir. Oynayacağız takım hakkında çeşitli analizlere girerseniz, kendi oyuncularınızın gözünü korkutursunuz. Önümüzdeki hafta Manchester United ile oynayabilirdik misal. Ama ben kesinlikle, onlara övgüler yağdırmazdım. Futbolcularım konuşurlarken onlardan bir tanesinin söylediklerine kulak misafiri olmuştum bir keresinde. ''Ne yani? Best, Law ve Charlton oynamayacak mı?'' Bu, beni gülümsetmek için yeterli olmuştu. Temel olarak, biz yalnızca kendimiz ve genel yaklaşımımız hakkında endişe duyardık. Mesaj şuydu: ''Her şeyi basit düşünün. Sabırlı olun, galibiyet golü için 89 dakika beklemeniz gerekse bile.'' Son dakikalarda birçok maç kazandık ve her biri inanılmaz hikâyelere sahipti. Siz, bu mesajda olduğu gibi, sessiz ve derinden giderseniz; rakiplerinizin kalbi hep kırılır. Bunu unutmayın.

Her zaman bizim çocuklara destek olacak ve rakiplerimizi devirecek şakalar yapmayı denedim. İşimizi ciddiye alıyorduk; ama her daim de takım konuşmalarında gülecek bir şeyler aramayı sürdürdük. Cumartesi günleri için, her hafta kesinlikle, bir bomba saklardım. Anfield Road'un kapısındaki yaşlı adama, ''Burada bir rulo tuvalet kağıdı var. Rakip takım kapıya yaklaştığında, bunları onlara doğru fırlat.'' derdim. Ve bu genellikle rakipler orada yürürlerken olurdu.

Çok maç kaybetmedik; ama kaybettiğimiz zaman da bununla yaşamayı öğrendik. Her zaman güvenirdik kendimize. Ama hiçbir an dahi bunu abartmazdık. Burnu havada olmak, cahilliğin bir göstergesidir. Çok fazla konuştuğunuz anlamına gelir bu. Ve söz konusu durumda suçluysanız, bir rakibiniz gelir. Sizi gerçek dünyaya döndürür.''



- Bir Sanat Olarak Futbol

''Futbol maçları, bir at yarışı gibidir. Biz bu gerçeğin farkına, rakip kaleye gönderdiğimiz bir topun çıkışını en geriden yaparak vardık. Avrupa'da Latinler'e karşı oynarken öğrendik bunu. Bir süre, kedi ve fare olayına dönebilir; açık yakalamak adına beklediğiniz için. Ama aslında çok basit ve oldukça efektif bir şeydir. Tamamen doğaçlama!

Eğer, oyuncularınız, kısa süre içerisinde değişen durumlara karşı doğaçlama yeteğine sahiplerse ve neler olabilecekleri konusunda fikirleri varsa; kesinlikle şansınız bulunuyordur. Rakibiniz her hareketinizi takip ediyorken, enerjinizi korumanız çok önemlidir; çünkü sezon boyunca altmıştan fazla maç yapıyorsanız, her bir karşılaşmada doksan dakika süre ile deli gibi koşamazsınız. Bunun üstesinden gelemezsiniz.

Liverpool'da kurduğumuz sistem, rakibin kafasını karıştırmak üzerine kuruluydu. Ve çok da ekonomikti, açıkçası. Önemli bir şey vardır. Her takım, topu kontrol etmeyi ve basit şeyleri yapmayı bilir. Kontrol ve pas. Gelen topu kontrol et ve arkadaşına gönder. Eğer, gecikirseniz; rakibiniz gelir ve topu ayağınızdan alır. Dolayısıyla, sizin ihtiyacınız olan, topla buluştuğu anda onunla vedalaşıp ileriye doğru gönderecek adamlardır. Bu size seçme şansı verir. Bazı takımlar vardır. Sahadaki hiçbir oyuncusu topu istemez, ayağında top olan arkadaşından kaçar. Ama Liverpool'da, size yardımcı olacak biri mutlaka vardır. Kenny Dalglish'in kulübe gelir gelmez, yakaladığı başarının en büyük nedenidir bu. Kenny, tüm şartların mükemmel olduğu takımlarda efsane hâline gelebilecek bir oyuncuydu.

Futbolumuzdaki sanat tarafı buydu kısaca. Topu al. Çabuk bir pas ver. Topu dolaştır. Size çok uzak gibi durmayabilir; ama rakibin saha içerisindeki dizilişi, sürekli değişir. Ve son pas için her zaman bir boşluk vardır. Tüm futbolcuların anlaması gereken bir şey var. Topu takım arkadaşlarına ilettikleri an, yalnızca başlangıçtır. Bunun hemen ardından saha içerisindeki arkadaşlarınıza destek çıkmak ve yardım edilebilecek birilerini aramak zorundasınız.''

- Melwood'un Büyüsü

''İlk zamanlar, hemen her gün antrenman için Melwood'a gelirdim. Bu durum, bir sezon boyunca sürdü. Ve sonra vazgeçtim, Melwood ziyaretlerimi bitirdim. İzinsiz olarak giriyor gibiydim, böyle hissetmiştim.

Melwood'a hâlâ giderim ara sıra. Ama yalnızca büyülü sularının derinliklerine girmek, saunaya uğramak veya bir duş almak için. Melwood, Liverpool'daki diğer tüm ögelere kıyasla, çok derin anlamlar barındırıyor içerisinde kendi adıma. Burası, Liverpool'un inşa edildiği yer. Melwood'u ilk gördüğümde, otlarla kaplanmış oldukça bakımsız bir topraktı. Ness'e döndüm. Ve dedim ki: ''Ben, Melwood'un yeniden doğuşunu göreceğim!'' Gördüm de. Hem de her santimetresini.

Birileri, bir gün Melwood'u benden alırsa...''

* Zaman içerisinde Bill Shankly ve Liverpool Tarihi ile ilgili derlemeler devam edecek.

1 yorum:

gayin-sin.net dedi ki...

Eray selam.

Bill'in anılarını okurken biraz Derwall'i gördüm, biraz da Skibbe'nin oynattığı futbolu. Özellikle de "verdiğiniz pas sadece bir başlangıçtır" cümlesinde.

Bill'in antrenman sahasıyla duş arasında geçen 40 dakika boyunca takım ruhunun daha da büyümesinden söz etmemesi ilginç.

Melih Şabanoğlu