2 Mart 2009 Pazartesi

Trabzonspor ve Şampiyon Karakteri



Trabzonspor, 1995-96 Sezonu'ndan bu yana ilk defa şampiyonluk yarışı içerisinde.

Sezon başında başlamıştı aslında her şey. Trabzonspor, transfer mevsiminde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a kafa tutunca şehir ve camiadaki hava bir anda değişmişti. Trabzonspor da artık bir tercih sebebiydi, Anadolu'da forma giyen yıldız oyuncular için. Tabii ki; yakalanan sinerjiyi oluşturmak kolay değildi. Ama ortaya bir iddia koyulmuştu artık.

Futboldaki klişelerden biridir, ''Artık X sene şampiyon olamaz bu takım.'' Türkiye'deki net örneğini görmek için bahsini ettiğimiz 1995-96 Sezonu'na dönmemiz gerekiyor. Trabzonspor, 1984 yılındaki şampiyonluğundan sonra devam eden süreç içerisindeki en kuvvetli performansını sergiliyordu. Tıpkı; 1980'lerdeki o efsanevi takım gibi, oynadığı oyunla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmıştı. Ne var ki; Trabzonspor, son beş haftasına en yakın rakibinin dört puan önünde lider girdiği sezonda şampiyonluğa ulaşamayacaktı.

1995-96 Sezonu ve Trabzonspor'un kaybettiği şampiyonluk denilince herkesin aklına 32. haftadaki unutulmaz Fenerbahçe maçı gelir. Trabzonspor, 32. hafta öncesi Fenerbahçe'nin bir puan önündedir. Ve sezon içerisinde inişli çıkışlı performanslar gösteren rakibi karşısında favori olan taraftır. Diğer yandan, yalnızca bir puan bile yeterli olabilir son iki hafta öncesi, Trabzonspor için. İki takım, Galatasaray'ın Ali Sami Yen Stadı'nda Kocaelispor'a 4-0 kaybettiği hafta karşı karşıya gelecektir. Metin Tokat'ın ilk düdüğüyle birlikte Trabzonspor, favori olmasının hakkını veren bir oyun oynamaya başlar. Ve 18. dakikada, o dönemin açık ara en iyi sol kanat oyuncusu Abdullah Ercan'ın imza gollerinden biriyle de 1-0 öne geçer.

Şampiyonluk, artık çok yakındır Trabzonspor'a. Ama ne olduysa ikinci yarıda olmuştur. Fenerbahçe, 55. dakikada Oğuz Çetin ile beraberliği yakaladıktan sonra bitime 8 dakika kala Aykut Kocaman'ın golüyle 2-1'lik üstünlüğü sağlar ve 32. hafta sonunda 78 puanla zirveye çıkar.

33. haftada Trabzonspor, Gintaras Stauche'nin kalesini koruduğu Karşıyaka'yı deplasmanda 4-1 mağlup etse de birinci sıra için yeterli konuma gelemez. Zira; Fenerbahçe, oldukça zorlandığı İstanbulspor'u FB Stadı'nda 2-0 yenerek liderliğini korur. İstanbulspor, 62. dakikada Fuat Buruk ve Oleg Salenko; 70. dakikada Marian Zeman'ın atılmasının ardından karşılaşmayı sekiz kişiyle tamamlayacaktır. Fenerbahçe'nin ilk golü de yine 62. dakikada Uche ile gelir ve 71'de Bolic, takımı adına oldukça kritik bir zafere imza atar. Son haftada ise Trabzonspor, Şota'nın beş gol kaydettiği maçta Eskişehirspor'u 7-1 ile geçmesine karşın Fenerbahçe'nin Van deplasmanındaki 3-0'lık galibiyeti sonrası, şampiyonluk için biraz daha beklemek zorunda kalır.

Evet, hemen herkesin ortak fikridir Trabzonspor'un Fenerbahçe karşısında aldığı 2-1'lik mağlubiyetin ardından yarıştan kopmuş olması. Ama asıl kritik kahraman Vanspor'dur, o kaybedilen efsanevi şampiyonlukta.

Trabzonspor, son haftalarda fikstür avantajına sahiptir. Zira; 29. haftadaki Samsunspor ve hemen ardından 30. haftadaki Vanspor karşılaşmasını da Hüseyin Avni Aker Stadı'nda oynayacaktır, Karadeniz temsilcisi. Şampiyonluk yolundaki en kritik virajlardan birinde Samsunspor'un Hami Mandıralı'nın penaltı vuruşundan attığı golle 1-0 mağlup eden Trabzonspor, arkasında bulunan Fenerbahçe'nin iç sahada Gençlerbirliği ile berabere kalmasının ardından oldukça rahatlar. 30. haftadaki Vanspor maçında alınacak bir galibiyet, Trabzonspor'un şampiyonluğunu gayrıresmi olarak ilan etmesi anlamına bile yeterli olabilir. Ortaya çıkan sonuç bu şekildedir.

Ama düşünülen gerçekleşmez. Trabzonspor, 90 dakika boyunca tek kale oynadığı karşılaşmada Vansporlu Erkan Avseren'in golüne engel olamaz ve sahadan 1-0'lık yenilgiyle ayrılmak durumunda kalır. Sonrasında gelişen süreç, malum. İstanbulspor deplasmanında alınan 4-1'lik galibiyetin ardından Fenerbahçe yenilgisi. Fenerbahçe'nin 33. haftada karşılaştığı İstanbulspor'un mücadeleyi sekiz kişi tamamlaması. Ve en sonunda, Trabzonspor'u deplasmanda mağlup eden Vanspor'un iç sahada Fenerbahçe'ye 3-0 kaybederek şampiyonu belirlemesi. Trabzonspor, şampiyonluk stresini kaldırmamış ve bir yerlerde eksik kalmıştır.

Yine toparlayalım. Trabzonspor, Fenerbahçe'ye yenilerek değil Vanspor'a kaybederek şampiyonluktan uzak kalmıştır o sezon. Yani?

2008-09 Sezonu'nda farklı bir durum yok. Fenerbahçe ve Beşiktaş deplasmanlarında mağlup olmayan Trabzonspor'un en zorlandığı karşılaşmalar Hüseyin Avni Aker'e ''kesin favori'' olarak çıktığı maçlar. Tıpkı; 19 Nisan 1996'da Vanspor önündeki gibi. Trabzonspor, o sezon Ogün Temizkanoğlu, Abdullah Ercan, Ünal Karaman, Orhan Çıkırıkçı, Hami Mandıralı ve Tolunay Kafkas gibi yerli oyuncuları kadrosunda bulundurmasına karşın kaçırdı şampiyonluğa. Önemli isimler bunlar. Çünkü; Türkiye'nin artık Avrupa Elemeleri'nde galibiyetler almaya ve kazanma karakterine sahip olmaya başladığı dönemde Milli Takım forması giyen oyunculardı, yukarıda saydıklarımız. Ama şampiyonluk stresiyle yaşamayı başaramamışlardı.

Saha içi ve dışı faktörler vardı mutlaka; fakat aradan geçen 13 yıla baktığımızda yine benzer manzaralar görüyoruz. Trabzonspor'un Avni Aker'de bu sezon oynadığı maçlara bir göz atalım:

24.08.2008: Trabzonspor v Ankaraspor, 2-0
14.09.2008: Trabzonspor v Beşiktaş, 0-0
27.09.2008: Trabzonspor v Antalyaspor, 3-2
26.10.2008: Trabzonspor v Gaziantepspor, 1-1
08.11.2008: Trabzonspor v Hacettepe, 1-0
23.11.2008: Trabzonspor v Sivasspor, 0-0
07.12.2008: Trabzonspor v Kocaelispor, 2-1
20.12.2008: Trabzonspor v Eskişehirspor, 2-1
06.02.2009: Trabzonspor v Ankaragücü, 2-1
21.02.2009: Trabzonspor v Denizlispor, 0-2

İşte, böylesi bir tablo var. Trabzonspor, 2008-09 Sezonu'nda iç sahada oynadığı 10 karşılaşmanın 6'sını kazanırken 3'ünde berabere kaldı. Ortaya çıkan istatistik, aslında hiç de fena değil; ama biraz irdelendiğinde farklı sonuçlarla yüzleşmek mümkün olabilir.

Trabzonspor'un ligin ilk haftasında Ankaraspor ile oynadığı karşılaşmayı değerlendirme dışında bırakabiliriz. Herhangi bir şampiyonluk stresinin olduğunu iddia etmek, olası değil zira. Devam eden süreçte Trabzonspor'un iki farklı herhangi bir galibiyeti bulunmuyor. Rakip kim olursa olsun, zorlanıyor Trabzonspor. Hacettepe, Kocaelispor veya Ankaragücü karşısında değişmiyor bu durum. Birkaç farklı açıdan bakılabilir.

Trabzonspor, öne geçtiği andan itibaren skoru korumaya çalışıyor. Buna saygı duymak gerekir evvela. Ama içerisindeki psikoloji değişik. Gol yemekten korkan bir takım söz konusu. Yalnızca buna konsantre olunuyor. Trabzonspor'da tüm futbolcuların gözleri, skorborda çevriliyor öne geçtikten hemen sonra. Karşılık gelirse de; inanılmaz bir eforla rakibin üstüne gidiliyor. Antalyaspor, Kocaelispor ve Eskişehirspor maçlarındaki skor dezavantajından kurtulması çok önemli Trabzonspor'un. Keza Ankaragücü maçında skoru 1-1'den son dakikada 2-1'e getirmesi de. Ama burada her hafta sinyalini verdiğimiz senaryoyu engellemek için yeterli değil.

Denizlispor'un Avni Aker'den 2-0'lık galibiyetle dönmesi, kesinlikle bir sürpriz olarak değerlendirilmemeli. Mutlaka, ''marjinal'' bir şeyler aranıyorsa; Trabzonspor'un golü yedikten sonraki yaklaşık 65-70 dakika boyunca doldur-boşalt futbolunu denemesi alınabilir ilgili başlığa. Denizlispor, hızlı oyuncularını Trabzonspor savunmasının arkasına gönderdikçe pozisyon buldu ve üç puanı alıp evine döndü. Yalnızca; sahadaki futbolcular veya kulübedeki teknik heyette değil, şampiyonluk stresi. Avni Aker tribünleri, çok dolu. Diğer kulüplerdeki gibi, ''Ölüm yok ya ucunda. Önümüzdeki sezon şampiyon oluruz'' minvalinde cümlelerle yaşayabilecek durumda değiller. Dolayısıyla; çoğu zaman iyi niyetli olmalarına karşın yaşadıkları stresi takımlarına direkt olarak yansıtmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.

Tribünlerdeki 20.000 kişi ayrı birer teknik direktör oluyor. ''Yattara'' diye tempo tutuluyor. Ardından ilk defa 11'de başlayan Alanzinho ıslıklanıyor. Ve takım doldur-boşalt futboluna teşvik ediliyor. Trabzonspor'un iç sahada, ''favori'' çıktığı maçlarda yaşadığı sıkıntılardan bir tanesi bu. Diğerine geçelim ve gelelim sona yavaş yavaş.

Sezon başından bu yana 11 kişiyle oynuyor, Trabzonspor. Rotasyon yapmak, çok kolay değil. Neyse ki; ciddi sakatlıklar veya uzun süreli cezalar yok. Ama ideal 11 kişi içerisinden yaşanan en ufak eksiklik bile, Trabzonspor'u etkilemeye yetiyor. Umut Bulut ve Hüseyin Çimşir. Belki de; oyun stilleri nedeniyle, Trabzonspor kadrosunda ''en zayıf halka'' olarak görülen iki isim; fakat Denizlispor karşısındaki yoklukları, fazlasıyla aranabiliyor. Özellikle son haftalara yaklaştıkça, Ersun Yanal'ın çare bulması gerekiyor buna. Aksi halde, işi daha da zorlaşabilir.

Tüm bunların ardından, Trabzonspor'un Antalyaspor deplasmanında kazanması oldukça önemli. İyi oynadı mı, pek sayılmaz; ama üç puandan fazlasını aldı. Denizlispor maçının ardından Antalyaspor'a da kaybetseydi Trabzonspor, bir hafta sonra Avni Aker'deki Konyaspor maçında yapılacak ilk hatada sorunlar çığ haline gelirdi. Yine de... Konyaspor maçı, dev bir sınav Trabzonspor adına. Sol bek Cale, kart cezalısı. Ne kadar etkiler, göreceğiz.

Şampiyon olmak istiyorsa Trabzonspor, Avni Aker'deki bu tip maçları kazanmak zorunda. Diğer ihtimalde; 1995-96 Sezonu'nda Vanspor'un bir şekilde üstlendiği misyonun yeni sahipleri olur. Ve Trabzon çok üzülür.

4 yorum:

mondo trasho dedi ki...

ilk cümle yanlış olmuş.
2003-2004 sezonunda da bayağı iddialıydı trabzon.
9 mayis 2004 trabzonspor galatasaray maçında galatasaray 4-2 kazanınca avni aker'de her şey alt üst oldu o sezon için ve epey çekiştikleri fenerbahçenin sağrısından sondan birinci hafta düştüler.

ASY dedi ki...

Selamlar,

Bakış açısı diyelim. Bilhassa, 2003-04 ve 2005-05 Sezonu'nu kullanmadım yazı içerisinde. 2008-09, söz konusu iki sezondan da farklı çünkü.

2003-04'te Galatasaray, büyük kaoslar yaşayarak ligden erken kopmuştu. Zirve yarışı, Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında geçiyordu. Ama ne var ki; iki takımın da ayakta kalacak gücü yoktu. Beşiktaş, yarıştan koptu daha sonra. (Samsunspor maçı travmasından çıkmayınca.) Ve Trabzonspor girdi devreye. Bir anda şampiyonluk havası oluşturuldu. Galatasaray'ın 4-2'lik galibiyetiyle de tüm planlar suya düştü.

2004-05'te de benzer bir durum vardı. Bu kez; Galatasaray ile Fenerbahçe, ilk iki sırada kaldı sezon boyunca. Trabzonspor; Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yapacağı hataları bekleyerek sürdürdü yaşantısını. En sonunda; Galatasaray, Kadıköy'de Fenerbahçe'ye 1-0 mağlup olunca Trabzonspor, ikinci sıraya çıktı. Lider Fenerbahçe'nin üç puan arkasında tamamladı sezonu. Ama şampiyonluk için bir reaksiyon gösteremedi.

Toparlayalım. Trabzonspor, ne 2003-04, ne de 2004-05 Sezonu'nda ''şampiyonluk'' hedefiyle başladı lige. Şartlar, Trabzonspor'u oralara getirdi. Bu sezon ise durum farklı. Birinci haftadan itibaren yarışın içerisinde Trabzonspor. Ve şampiyon olmalarını bekleyen bir taraftarları var.

Anlatmak istediğim bu, sonuç olarak. Stresle yaşamak durumunda, Trabzonspor.

Eray.

kutay dedi ki...

fotodakiler:
entel futbolcu tolunay kafkas, sünnet olması tartışılan türk vatandaşı müller metin mert, o yılların tartışmasız en iyi sol açığı abdullah ercan, trabzonspor tarihindeki ikinci iskender eroğlu, cenazede tartaklanıp istanbul yolunu tutan ogün temzikanoğlu, vasıfsız futbolcu cengiz atilla, gol makineası-gol kralı şota(belkı de arçil), başbakan lemi çelik, takıma iki kere gelip üç kere giden fatih tekke, oyunu iki yönlü oynayan ilk ve belki de tek türk topçusu ünal karaman, adam öldüren hami mandıralı..

ilquer dedi ki...

trabzonsporlu yöneticilerin yorumlarını baz alarak konuşacak olursak aslında trabzonspo bu senede direkt olarak şampiyonluğu hedeflemiyordu. ilk amaç şampiyonluğa oynayabilmek, zirveye tutunabilmekti. fakat diğer takımlar kötü durumda olunca trabzonspor ve sivasspor ilk 2 sıraya yerleştiler. zaten bu takımların performansı bu şekilde devam ederse şampiyonluk barajı oldukça düşecek, 70 puanı bulan takım en kötü ihtimalle şampiyonlar ligi'ne katılacak gibi gözüküyor.