18 Nisan 2009 Cumartesi

Cleveland Cavaliers vs. Detroit Pistons



NBA'de normal sezonun en iyi takımı Cleveland Cavaliers, kendisini çok iyi hissettiği The Q Arena'da başlıyor 2009 Playoffları'na. Rakip, Detroit Pistons. Sekizinci sıradan.

2006 Doğu Konferansı Yarı Finalleri ve 2007 Doğu Konferansı Finalleri. Cleveland Cavaliers ile Detroit Pistons'ın kader çizgilerinin birleştiği unutulmaz iki seri. Bunların ardından, 2009 yılında, Playoff 1. Turu'nda birbirlerine rakip olmaları yeteri kadar enteresan değil mi? Peki ya Cavaliers'ın Pistons'ı süpürmesine kesin gözüyle bakılmasına ne dersiniz? Evet, çok şey değişti 2006 yılından bu yana NBA'de. Hatta, 2008'den 2009'a. Jeff Van Gundy'nin ''MIP - En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu'' adayının LeBron James olması, bir yere kadar ironi; ama gerçekçi yanı var hiç kuşkusuz. Öyleyse bakalım, 2006 ve 2007'deki serilerin öykülerine.

LeBron James'in Ohio eyaletinde krallığını ilân ettiği dönemdi. Washington Wizards'ı altı maç sonunda eleyerek üst tura yükselen Cavaliers, son iki sezonun NBA Finalisti Detroit Pistons karşısına çıkıyordu. Cavaliers kariyerinde ilk defa Playoff sezonu yaşayan LeBron James, kendisine sorulan bir soru üzerine, ''Tabii ki. Yoksa, oynanamamızın bir anlamı kalmazdı.'' cevabını verdiğinde aslında hiç de ciddiye alınmamıştı. 21 yaşındaki LeBron, şampiyonluğu o zamanlardan beri çok istiyordu. Ve seçtiği yanıt, bununla ilgiliydi. Ama zor olmalıydı. Pistons, Doğu Konferansı'nı adeta domine etmiş ve Cavaliers karşısında serinin ilk iki maçını da kazanmıştı. Artık, geri dönüş yolu kapanmaya başlıyordu Cavaliers için.

The Q Arena'ya geldiğinde seri, Pistons lehine 2-0'dı. Cavaliers, 2-2'yi yakalandığı kimse olanlara anlam verememişti; fakat 17 Mayıs gecesi The Palace deplasmanından çıkarılan 86-84'lük galibiyet sonrası, fotoğraf netleşmeye başlıyordu. Belli ki; LeBron, söylediklerinde oldukça ciddiydi. Çok önemli bir avantajla geri dönüyorlardı evlerine. Vurup geçebilirlerdi, olmadı. Bu defa; Pistons kazandı, 84-82. Yine de şansları vardı. Tabii; bir yedinci maç olacaktı ve dış sahadaydı. Üstelik, buraları oynamaya çok alışık bir takımın sahasına çıkacaklardı. Denedi Cavaliers; ama Pistons'ın 79-61'lik galibiyeti, kepenkleri tamamen indirdi.

LeBron, Pistons karşısındaki ağır yenilginin ardından ne düşünmüştü, bilinmez. Net bir şey vardı, bunu unutmayacaktı. Unutmadı da. 2007 Doğu Konferansı Finalleri'nde daha güçlü çıktı LeBron, Detroit Pistons'ın önüne. Ne var ki, benzer bir senaryonun parçası oldu yine Cavaliers'ın yıldızı. Pistons, saha avantajını kullanmakta kararlıydı. İlk iki maçı, aynı skorla kazanarak (79-76) seride 2-0'lık üstünlüğü yakaladı. Cavaliers, rakibini yakaladı sonra. 2-2 oldu durum. Her şey normal gibiydi sanki. LeBron ve arkadaşları, beşinci maçı kazansalardı da devam edecekti paralellikler. Ama çok daha fazlasının olacağını kimse bilemezdi. LeBron, tarih yazıyordu 31 Mayıs 2007 gecesi.

İki uzatmaya giden karşılaşmada bir basketbol klişesini yerle bir etti. Ve yalnızca tek bir adamın koskoca bir takımı yenebileceğini gösterdi. 109-107 kazandı, Cavaliers. LeBron, uzatma devresi boyunca, beş kişiye birden hücum etti. Her şeyi denedi, Pistons. Her yerden attı, LeBron. Geri dönüşte ise, hataya yer yoktu. Hiçbir varlık gösteremedi, Detroit Pistons. Ve Cavaliers, 98-82 kazanarak Doğu'da tüm taşları yerinden oynattı. Her ne kadar, NBA Finalleri'nde San Antonio Spurs tarafından süpürülse de. Ama unutulan olmasın. LeBron, 2006 ve 2007 yıllarında gösterdiği performans ile ''balık hafızalı'' olmadığını gösterdi. Ve bu sezon, hazırlıksız yakalandığı 2007 NBA Finalleri'nin yerine yepyeni bir son yazmaya hazırlanıyor.

Cleveland Cavaliers, 2008-09 Sezonu boyunca rüyalar alemindeydi. Tüm alanlarda en iyi dönemini yaşadı kulüp. Arka arkaya maç kazanma rekoru ve toplam galibiyet sayısında yeni bir çığır açıldı. Takımın en değerli oyuncusu LeBron James, rakamları alt üst etti. Nisan ayının da en iyisi seçilerek sezon boyunca dördüncü defa bu onura layık görüldü, ismini unutulmazlar arasına yerleştirdi. Takım, liderini benimsedi. Ama onun istediği tek bir şey var. Oraya ulaşmak için önündeki ilk engel ise Detroit Pistons.

Sezon içerisinde dört kez karşılaştı iki takım. Kasım ayında, The Palace'da oynanan maçı 96-89'luk skor ile Detroit Pistons kazandı. Ardından Cavaliers'ın serisi başladı. Üç maçı da kazandı, Mike Brown'un takımı. Pistons'ın tek galibiyetinin geldiği zaman, ayrıca konuşulmalı. Şimdiki Pistons, o zamankinden farklı. Zira; Allen Iverson, söz konusu takımın önemli silahlarından biriydi. Rasheed Wallace, zirvesindeydi formunun. Ve Iverson'ın 23 sayı ile oynadığı karşılaşmayı 21 sayı-15 ribaund performansı ile tamamlamıştı. Iverson, şu sıralar Pistons'ın hatırlamak istemeyeceği bir hatıra yalnızca. Ardından gelişen süreçte alınan Cavaliers galibiyetleri ise, önemli. Palace'da 90-80 kazanılan maçta son çeyrekteki 32-14'lük koşuyla galip gelen LeBron James ve arkadaşları, The Q Arena'da kapıları çok daha erken kapamıştı. 67-34 sona eren ilk yarı, 99-78'lik galibiyetin haberini önceden veriyordu.

Normal sezondaki görüntü şu şekilde:

Kasım 19, 2008: Detroit Pistons v Cleveland Cavaliers, 96-89
Şubat 1, 2009: Detroit Pistons v Cleveland Cavaliers, 80-90
Şubat 22, 2009: Cleveland Cavaliers v Detroit Pistons, 99-78
Mart 31, 2009: Cleveland Cavaliers v Detroit Pistons, 79-73

LeBron James ve Cleveland Cavaliers, harika bir sezon geçiriyor. Detroit Pistons dipte. Cavaliers, rakibini süpürürse, kimse için sürpriz değil. Ama Pistons, bir şekilde kafa karıştırmayı başarıyor. Dört maça da baktığımızda herhangi bir şekilde takımların 100+ sayı barajını yakalayamadığını görüyoruz. Sezon boyunca maç başına ortalama 100.3 sayı üreten Cavaliers, Pistons önünde 89.3'e kadar düşmüş durumda. (Aynı durum Pistons için de geçerli, 94.2'den 81.8'e doğru bir kayma var.) Saha içi şut isabet yüzdesindeki farkı da hesaplamak gerekir. %46.8 ile hücum eden Cavaliers, karşısına Pistons çıkınca %43.3'e kadar düşüyor. Ama daha vahimi, durdurulamaz LeBron'un %49'dan %42'ye kadar gerilemiş olması.

Pistons, hâlâ iyi bir şutöre sahip. Hamilton, hiç fena sayılmaz. Standartların üstünde bir pota altı gücü. Rasheed Wallace ile Jason Maxiell'i koyabiliriz buraya. Ve de üst düzey bir savunmacı Tayshaun Prince. Rakamlar da var, ama Cavaliers'ın diğer özellikleri, rakibine söz hakkı bile bırakmayacak cinsten. NBA'de rakiplerine en az sayı şansı veren ve düşük yüzdeli şut kullanmaya zorlayan Cavaliers, savunma verimliliğinde de ligin zirvesinde.

Takım, çok iyi bir birliktelik içerisinde. Kadro derinliği de biraz buradan geliyor. Benchin en uç sırasında oturan ile takım yıldızının uyumu, Cavaliers'ı ayakta tutmak adına değerli. Diğer yandan; Pistons'ın sınırlı silahlarına cevap verebilecek oyuncu çok fazla. Hücum yönünde; LeBron James ve Mo Williams'ın Playofflar için ''X-Factor'' olarak nitelendirilebilecek Daniel Gibson ve Sasha Pavlovic gibi alternatifleri mevcut. Cavaliers'ın güçlü olduğu alanlardan biri de, pota altı savunması. Zydrunas Ilgauskas, Anderson Varejao ve Ben Wallace yeteri kadar güçlü bir rotasyon iken Wallace'ın sakatlık ihtimaline karşın Joe Smith ve J.J. Hickson gibi müthiş iki takviye de her daim hazır durumda.

Nisan 18: Cavaliers v Pistons, 22.00
Nisan 22: Cavaliers v Pistons, 03.00
Nisan 25: Pistons v Cavaliers, 02.00
Nisan 26: Pistons v Cavaliers, 22.30

Sezon içerisinde Detroit Pistons, Dallas Mavericks, San Antonio Spurs ve Boston Celtics'i ilk üç çeyrekte bitirerek Playofflar için net mesajlar veren Cleveland Cavaliers, normal şartlarda, Detroit Pistons'ı 4-0 ile geçmeli. Ama seri boyunca, maç seçebilirler. Ya da konsantrasyon kaybı yaşayabilirler. Dolayısıyla; üçüncü maç, soru işareti oluşturabilir yalnızca. Yine de 4-0, daha mantıklı gibi duruyor. Joe Dumars, yeni sezon planlarını yapıyor olmalı şimdiden.

Tahmin: Cavaliers, 4-0.

Hiç yorum yok: