19 Nisan 2009 Pazar

Los Angeles Lakers vs. Utah Jazz



Batı'nın bir numarası Los Angeles Lakers, geçtiğimiz sezon Konferans Yarı Finalleri'nde oynadığı ve son derece keyifli geçen bir serinin ardından 4-2 mağlup ettiği Utah Jazz ile 2009 Playoffları 1. Turu'nda karşılaşıyor.

Utah Jazz, 2007-08 Sezonu'ndaki çizgisinden uzak. Tüm bir yıl boyunca sakatlıklarla uğraşan Jerry Sloan'ın takımı, sekizinci sıradan Playofflar'a kapağı atmayı başarsa da, özellikle sezonun son bölümünde gösterdiği performansla akıllarda soru işareti bıraktı. Mart ayını Portland Trail Blazers deplasmanındaki 125-104'lük mağlubiyetle kapattıktan sonra Nisan ayında yalnızca New Orleans Hornets ve Los Angeles Clippers'ı yenebildi, Utah Jazz. Söz konusu periyotta, Golden State Warriors ve Minnesota Timberwolves gibi hedefsiz takımların yanı sıra, Playoff resminin içerisinde yer alan Denver Nuggets, Dallas Mavericks, San Antonio Spurs ve Los Angeles Lakers'a karşı alınan yenilgiler, Utah Jazz adına endişelerin daha da artmasına neden oldu.

Los Angeles Lakers ise, normal sezonun son maçında Utah Jazz'i 125-112 ile geçerken sezon içerisindeki 65. galibiyetini alıyordu. Rakipsizdi zaten Batı'da, Lakers. Tek amaç, muhtemel bir Final serisinde Cavaliers'a karşı saha avantajını yakalamaktı. Ama olmadı. Cavaliers, 66 galibiyetle zirveyi aldı. Ve aslında LeBron James'in takımının başarısı, Los Angeles Lakers'ınkini gölgede bıraktı. Oysa ki, çok net rakamlar var ortada. NBA'de en fazla şampiyonluk kazanan iki takımdan biri olan Lakers, 65-17 ile Kulüp Tarihi'nin en iyi üçüncü normal sezon derecesini yakaladı. Tarihin en başarılı Lakers takımı, 1971-72 Sezonu'nda Wilt Chamberlain, Jerry West ve Elgin Baylor'lu kadrosuyla sezonu 69-13 ile bitirdikten sonra NBA Şampiyonluğu'na ulaşan ekipti. Lakers Tarihi'nin en başarılı ikinci derecesi ise, 1999-2000 Sezonu'ndaki 67-15'ti. Üç sezonluk dominasyonun ilk ayağı.

1971-72 ve 1999-2000'de NBA Şampiyonluğu'nu elde eden Los Angeles Lakers, yeni sezonda en iyi üçüncü derecesinin hatrına zirveye çıkar mı, bilinmez. Yine de NBA Finalleri'ndeki kontenjandan birinin ayrıldığını herkese kabul ettirdiler şimdiden. Tabii, belli aşamaları geçmeleri gerekiyor. Ve ilk engel Utah Jazz. Geçtiğimiz sezonki Batı Konferansı Yarı Finalleri serisi, unutulmazlar arasına girdi. Çok keyifliydi. Lakers, 1. Tur'da Denver Nuggets'ı süpürdükten sonra uzun süre bekledi rakibini. Jazz, Rockets'i 4-2 geçip Lakers ile olan randevusuna yetişmeyi bildi. Ama ilk iki maçı kazanan ev sahibiydi. Devam eden iki maçta da durum değişmedi. Pek konuksever değildi iki takım da. Staples Center'a 2-2 ile gelinmişti. İki takımdan toplam 10 oyuncu (ilk 5'te çıkanların tamamı) çift haneli sayılara ulaşacak ve Lakers kazanacaktı. Altıncı maçta, ''servis kıran'' yine Lakers olunca, Jazz için sezon kapanıyordu.

2008 NBA Batı Konferansı Yarı Finalleri'ndeki serinin verdiği önemli dersler var. Lakers ve Jazz, bu sezon toplam üç kez karşılaştılar. İki toplamda dokuz maç yani. Utah Jazz tarafında bu dokuz maçın sekizinde forma giyen Mehmet Okur, her zaman fark yaratan isimlerden biri oldu. Ve gündemdeki en önemli haber, Mehmet Okur'un sakatlığı. Milli basketbolcumuz, Lakers serisinde takımı adına çok kritik bir silah. Utah Jazz'in savunmadan hücuma geçiş (transition offense) esnasında Deron Williams dışındaki bir numaralı opsiyonu belki de. Sezon boyunca sıkça paylaştığımız gibi, Williams ve Okur'un yaptıkları çok basit bir ikili oyun var. Hızlı hücumlarda Williams, takımla birlikte rakip potaya geldiğinde tüm oyuncular, boyalı alana doğru ilerlerken Okur, yayın gerisinde kalıyor. Ve çok sayıda isabetli şut buluyor. Yine Williams, perde üzerinden de görebiliyor Mehmet Okur'u.

Lakers pota altında görev alan Pau Gasol ve Andrew Bynum gibi boyalı alan savunmasında kalmayı tercih eden iki uzuna önemli problemler çıkarabilecek bir oyuncu, Utah Jazz'in 13 numarası. Özellikle, sakatlıktan yeni çıkan ve ribaund ya da blok pozisyonlarında ayak çabukluğunu şimdilik tam dengeleyemeyen Bynum'ı oldukça zorlayabilirdi. Ama son antrenmanda zorlandığı ve koşmakta bile güçlük çektiği söyleniyor. Lakers basını durumu oldukça yakından inceledi, Utah Jazz'in Los Angeles Clippers'ı mağlup ettiği maçtan bu yana. Okur, normal sezonun son maçında da sakatlığı nedeniyle forma giyemedi Lakers'a karşı. Yokluğu, Utah Jazz'i hücum tarafında eksik bırakacaktır. Öyle ki; kendisi, Jerry Sloan dönemindeki en efektif Jazz pivotu. Dolayısıyla, ekstra katkısına ihtiyacı var Jazz'in. Bir de, alçak post savunması hiç fena değildi Okur'un. Jarron Collins, kesinlikle bir alternatif olamaz.

Mehmet Okur'un Lakers'a karşı gösterdiği performanslar üzerinden devam edelim. Geçtiğimiz sezonki Playoff serisinde maç başına ortalama 17.6 sayı ve 10.8 ribaund ile oynamış, %44.2 ile hücum etmişti Okur. 2008-09 Sezonu'nda ise iki defa çıktı Lakers'ın karşısına. 113-100 kaybedilen ilk maçta 21 sayı ve 13 ribaund ile takımının en efektif oyuncusuydu. Salt Lake City'deki galibiyette de yine öne çıkacaktı. 113-109 kazanılan karşılaşmada 8-14 saha içi isabeti, 22 sayı ve 8 ribaund. Mehmet Okur, sezon boyunca yayın gerisinden 65-134 ile şut kullandı. Tüm NBA'de en isabetli üç sayı yüzdesine sahip altıncı oyuncu. Ve hiç kuşku yok ki, pivotlar arasında lider. İlk maçta yer almaması, sürpriz olmayacak. Utah Jazz'in kaybetmesi de. Ama serinin ilerleyen bölümünde Okur'un muhtemel yokluğu, zaten avantajlı olan Lakers'ı iyiden iyiye rahatlatacak.

Los Angeles Lakers'ın en büyük kozu, Kobe Bryant. Utah Jazz, Kobe'yi savunma konusunda net cevapları çoğu zaman bulamıyor. Ronnie Brewer, beklentilerin çok üstünde. İyi savunuyor Lakers'ın yıldızını. Öyle ki; oldukça başarısız şut isabet oranları ile geçtiği maçlar oluyor Kobe'nin; ama bir şekilde olan çözüm yolu da var. Geçtiğimiz sezonki Playoff serisinde toplam 96 defa serbest atış çizgisine gitmişti Kobe (21-23, 11-12, 14-17, 6-10, 13-17 ve 15-17). Brewer'ın başarısı var. Yine de drive pozisyonlarında kesinlikle yardıma ihtiyacı bulunuyor. Bunu yapabilecek oyunculardan biri, getireceği sertlikle, Matt Harpring olabilir. Her ne kadar eski çevikliği olmasa da. Diğer yandan; son dönemde hücum performansı yerlerde sürünen (Nisan ayı boyunca 11.3 sayı ve 2.8 ribaund ortalamaları ile oynadı) Ronnie Brewer'ın ayağa kalkma konusunda sıkıntısına devam edeceğini de söyleyebiliriz.

(Kobe'yi savunmak ile ilgili bir ayrıntı. Lakers, Şubat ayında Jazz'e kayberken Kobe'den 37 sayılık bir destek almıştı. Ama Kobe'nin kullandığı şut sayısı 33'tü. O gece, sezon içerisindeki 10. yenilgisini alan Lakers, dokuz mağlubiyeti ise Kobe'nin 21'den fazla şut attığı maçlarda gelmişti. Yani. Dış şuta zorlamak isteyecektir Lakers, Kobe'yi. Kobe'nin buna mutlaka bir cevap bulacağını tahmin ediyorum, bakalım.)

Los Angeles Lakers ve Utah Jazz takımlarının birleştiği önemli noktalardan biri, geçiş hücumları. Lakers, bunu çok iyi yapıyor. Pau Gasol, çok kritik bir adam burada. Koşan uzun. Pas yeteneği üst düzeyde. Geçtiğimiz sezon Lakers, Nuggets'ı 4-0 ile süpürürken İspanyol yıldızın bu özelliğinden sonuna kadar faydalanmıştı. Triple-double seviyesine çıkmıştı çoğu zaman, Gasol. Andrew Bynum'ın dönüşünden sonra her maç ortalama %50'den yüksek bir şut oranı ile hücum ederken ortalama 18 sayı atıyor. Bynum ile birlikte oynayacağı ilk Playoff serisi. Bu anlamda merakla beklenen bir performans. Lakers'ın geçiş hücumlarında iyi olması bilinen gerçek. Keza Utah Jazz'in de. Sezonun önemli bölümünü sakatlık problemleri ile geçiren ve yaz mevsiminde takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Carlos Boozer'ın sağlam olduğu dönemlerdeki verimini alamayacak olan Jazz, yeni açılımlar getirebilir basketboluna.

Transition offense de, bunlardan biri. Deron Williams, sezon boyunca saha içinden kullandığı şutlardan %35'ini hücum süresinden eksilen on saniye öncesinde attı. Ve bu alanda takımın lideri de değil. Roonie Brewer (%40) ve hücum ribaundlarının büyük etkisiyle Paul Millsap (%42), Deron Williams'ın getirdiği hızlı hücum etkisinden yararlanan oyuncular. Sonuç olarak; Deron Williams, en önemli kozu Jazz'in. Yardımcı rolde ise Carlos Boozer değil, Mehmet Okur var.

Kenardan gelecek oyunculara da bakalım. Lakers adına, altıncı adam Lamar Odom. Utah Jazz tarafında ise, Paul Millsap. Özellikle, Mehmet Okur'un muhtemel yokluğunda, Millsap'in alacağı süre artabilir. Sezon içerisinde, Carlos Boozer'ın yerini doldurmuş ve Utah Jazz'in playoff umutlarını sağlam şekilde korumasını sağlayan önemli ellerden biri olmuştu. Etki yapacaktır. Kaldı ki; Lakers maçlarını da seviyor. Normal sezondaki üç karşılaşmada aldığı kısıtlı süreye rağmen (28 dakika), 12.0 sayı ve 9.7 ribaund ortalamalarını yakalamıştı, Millsap. Buraya eklenebilecek Jazz yedekleri, Andrei Kirilenko ve Kyle Korver. Kirilenko, eskisi gibi değil. Ve deplasman maçlarında kayıp. Yine de zaman zaman Kobe üzerinde görebiliriz kendisini. Kyle Korver, Jazz'e geldiğinden beri savunmada önemli gelişim gösterdi. Hücumda ise, en büyük kozu olan üç sayılık atışları, Lakers'a karşı %18 gibi felaket bir oran ile kullandı.

Phil Jackson'ın sıkıntılı dakikalarda kenardan alabileceği desteklerin vücuda bürünmüş diğer hâlleri, Jordan Farmar, Luke Walton ve Sasha Vujacic. Bu isimler, ilk beşteki üç skor opsiyonundan herhangi birinin kötü bir gün geçirmesi durumunda sahneye çıkabilirler. Yine maça başlayan oyuncular arasında Derek Fisher'in böylesi günler için yaşadığını biliyoruz. Trevor Ariza'nın getirdiği ateş ise, Lakers'ın aradığı yenilik.

Nisan 19: Los Angeles Lakers v Utah Jazz, 22.00
Nisan 22: Los Angeles Lakers v Utah Jazz, 05.30
Nisan 24: Utah Jazz v Los Angeles Lakers, 05.30
Nisan 26: Utah Jazz v Los Angeles Lakers, 04.00

Normal şartlar altında, son derece heyecan verici bir eşleşme olurdu. Geçtiğimiz sezonki Playoff serisini de düşünürsek; fakat denk kuvvette değiller takımlar. Jazz'de Boozer ve Kirilenko gibi oyuncular, eskisi gibi oynamıyorlar. (Kirilenko, sezonun son maçında 20 sayı ile oynadı ama.) Mehmet Okur'un sakatlık riski de Jazz'in işini zorlaştırabilir. Gönül ister, sonuna kadar uzasın bu seri. Olmayacak gibi. Staples'da maç kazanması zor Jazz'in. Lakers da deplasmanda bir maç çalabilir.

Tahmin: Lakers, 4-1.

Hiç yorum yok: