23 Mayıs 2009 Cumartesi

Bundesliga: Wolfsburg ve Dramatik Sonlar



Almanya Bundesliga'da 2008-09 Sezonu'na dair oluşan gizem dolu sorular, TSİ 16.30'da başlayacak dokuz karşılaşmanın ardından açıklığa kavuşacak.

Şampiyonluk yarışında üç takım bulunuyor, son hafta öncesi. VfL Wolfsburg (66), Bayern Münih (64) ve Stuttgart (64). Lider Wolfsburg'u üç puan arkadan dördüncü sırada izleyen Hertha Berlin (63) ise, geçtiğimiz hafta Schalke 04 karşısında kaybettiği iki puanın ne kadar değerli olduğunu anlamış olmalı. Sezon sonunda ilk iki basamaktaki takımlar, 2009-10 Sezonu için direkt olarak Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı kazanırken üçüncü sırada yerini alacak takım, Devler Ligi için Playoff oynamak durumunda kalacak. Lig dördüncüsü ve beşinci sırada kalan ekip ise, UEFA Europa League vizesi alıyor. Bu anlamda, 58 puanlı iki takım Borussia Dortmund ile Hamburg arasındaki beşinci sıra yarışı da ilgi ile takip edilecek cinsten.

II. Bundesliga yolcusu olmamak adına yarışan dört takımdan ikisi, bugünden itibaren bir alt ligde yeni sezon için planlarını yapmaya başlayacak. Geçtiğimiz hafta Werder Bremen deplasmanından 3-1'lik skorla sürpriz bir galibiyet çıkaran Karslruher, rakiplerinin puan kaybetmesi ile (Energie Cottbus ve Arminia Bielefeld) en azından Playoff umutlarını korumayı bildi. Karlsruher'in yeni hedefi, evinde ağırlayacağı Hertha Berlin'den mutlaka puan almak. Energie Cottbus ile Arminia Bielefeld de iç sahada son hafta (Bayer Leverkusen ve Hannover). Karlsruher, iki takıma karşı da genel averaj üstünlüğünü elinde bulunduruyor. Ama işleri çok zor. Tüm bunlardan bağımsız olarak ligin 15. sırasında bulunan 30 puanlı Borussia Moenchengladbach ise, her ne kadar averaj konusunda sıkıntılı olmasa da, Borussia Dortmund ile oynayacağı maçtan bir puan alarak diğer skorları beklemeden Playoff stresini üzerinden atmak isteyecektir.

UEFA Europa League bir hedef. I. Bundesliga'da kalmak da öyle. (17. ve 18. sıradaki takımlar, direkt olarak II. Bundesliga'nın yolunu tutarlarken 16. basamakta kalan ekip, II. Bundesliga'yı üçüncü sırada tamamlayan takım ile iki ayaklı bir eleme turu yaşayacak.) Ama asıl heyecan, Bundesliga'nın zirvesinde.

Stuttgart deplasmanında aldığı 4-1'lik ağır mağlubiyetin ardından Borussia Dortmund (3-0) ve Hannover (5-0) galibiyetleri ile kalkan Wolfsburg, Bayern Münih'in geçtiğimiz hafta Hoffenheim deplasmanında takılmasıyla (2-2) son haftaya en yakın rakibinin iki puan önünde giriyor. Tamamen hedefsiz kalan ve Çarşamba akşamı da Shakhtar Donetsk'e karşı UEFA Kupası Finali'ni kaybeden Werder Bremen'i yenmesi hâlinde tarihindeki ilk lig şampiyonluğuna ulaşacak Wolfsburg. Lideri takip eden iki takım Bayern Münih ve Stuttgart'ın mücadelesi ise, Allianz Arena'da. Bayern ile Stuttgart'ın birincil hedefleri, kendi karşılaşmalarını kazanmak. Ardından da Wolfsburg maçından gelecek sonucu beklemeye başlamak.

Almanya'da iki veya daha fazla takımın ligi eşit puanlarla bitirmeleri durumunda, genel averaj devreye giriyor. Zirvede Wolfsburg'un müthiş bir üstünlüğü söz konusu. Son iki haftada elden edilen galibiyetlerin katkıları büyük tabii. Sırasıyla bakalım: Wolfsburg (66 puan ve +35), Bayern Münih (64 puan ve +28), Stuttgart (64 puan ve +21), Hertha Berlin (63 puan ve +11). Dolayısıyla; Wolfsburg'a bir beraberlik dahi yetebilir Werder Bremen karşısında, diğer taraftan yedi farklı Bayern veya on dört farklı bir Stuttgart galibiyeti gelmezse. Mucize lazım yani. Yalnızca bir futbol mucizesinden bile fazla olarak. Dördüncü sıradaki Hertha Berlin'in hedefi ise, muhtemel Bayern ve Stuttgart beraberliğine, Karlsruher galibiyeti ekleyerek direkt Şampiyonlar Ligi vizesini almak. Ama yine de oradan çıkacak her türlü sonuç, Hertha Berlin adına ilk üç sıra için avantaj. Tabii, galibiyet şartı ile.

Bundesliga'da son derece heyecanlı geçecek olan son haftanın programını da verelim:

WfL Wolfsburg v Werder Bremen
Eintracht Frankfurt v Hamburger SV
Bayern München v VfB Stuttgart
Energie Cottbus v Bayer Leverkusen
Arminia Bielefeld v Hannover 96
Karlsruher SC v Hertha BSC Berlin
1. FC Köln v VfL Bochum
B. Moenchengladbach v B. Dortmund
Schalke 04 v 1899 Hoffenheim

Wolfsburg'un mutlaka bir ya da mümkünse üç puana ihtiyacı var, kulüp tarihindeki ilk lig şampiyonluğu için. Ama ya olmazsa? Ve Allianz Arena'dan bir galip çıkarsa? Futbolda fazlaca görülmeyen son hafta trajedilerinden biri yaşanır kesinlikle. Edin Dzeko, Garifte ve Zvejdan Misimovic üçgeni özelindeki hücum futboluna yazık olur. Milyonlarca futbol sever büyük üzüntü yaşar. Evet, ama Bundesliga bu tip sonlara aslında pek de yabancı değil. Öyle ki; yalnızca yakın geçmişte bile çok net iki örnek var bu konuda. Biri 1991-92 Sezonu. Diğeri de 2000-01 Sezonu. Liderlerin son anda ve belki de son saniyelerde değiştiği iki sezon.



1991-92: Üç Ayaklı Şampiyonluk Mücadelesi

İki puanlı sistem zamanları... Şampiyonluk için üç takım yarışıyordu. Eintracht Frankfurt, Borussia Dortmund ve Stuttgart. Zirvedeki takımlardan tümünün kazandığı son hafta, 36. Hafta'ydı. Stuttgart, Borussia Moenchengladbach deplasmanın 10. dakikasında Fritz Walter'ın attığı gol ile kazanırken Borussia Dortmund da Wattencheid 09 ile oynayacağı maç için yaptığı geziyi Stephane Chapsuiat'ın attığı gol ve 1-0'lık galibiyet ile tamamlıyordu. Üç takım arasında en iyi konumda bulunan Eintracht Frankfurt da rakipleri gibi deplasmandaydı. Ve Olivier Kahn'lı Mehmet Scholl'lü Karslruher'i Anthony Yeboah ile Heinz Gründel'in golleri sonrasında 2-0 mağlup etmeyi başarmıştı.

20 takımlı I. Bundesliga'nın 36. Haftası'nda oluşan puan durumu şu şekilde olacaktı:



37. maç haftasına gelindiğinde zirvedeki üç takım evlerine dönüyorlardı. İçlerinde en rahat sonuca ulaşan ise, arka planda kalan Borussia Dortmund olacaktı. Bayer Leverkusen'i Stephane Chapsuiat, Knut Reinhardt ve Flemming Povlsen'in golleriyle 3-1 mağlup etmişti, Dormund. İlk iki sıradaki takımların işi bu kadar kolay değildi. Stuttgart, Matthias Sammer'in golü ile 1-0 öne geçtiği Wattencheid karşılaşmasından 1-1'lik beraberlikle ayrılırken Eintracht Frankfurt, daha çetrefilli bir yoldan geçiyordu. Bugün belki de şampiyonluğun kaderini belirleyecek Werder Bremen önünde skor avantajı ile soyunma odasına giden Frankfurt, rakibinin Wynton Rufer (77') ve Klaus Allofs (79') ile attığı gollere yalnızca Anthony Yeboah ile cevap verebilecekti.

1991-92 Bundesliga Sezonu'nun son haftası öncesinde ortaya çıkan görüntü inanılmazdı:



Üç takımın eşit puanla girdiği zirvede şampiyonluk yarışı, kümede kalma mücadelesini de yakından ilgilendiriyordu. Son haftada ilk söz alan ekip, Borussia Dortmund olacaktı. Stephane Chapsuiat'ın golü, Duisburg deplasmanında 1-0'lık üstünlüğü getirmişti Dortmund'a. Golsüz geçilen Hansa Rostock-Eintracht Frankfurt maçının ilk devresine karşılık Bayer Leverkusen'in evinde rakibine karşı yenik duruma düşen Stuttgart, soyunma odasına gitmek üzereyken Fritz Walter ile beraberlik golünü bulmuştu. 45 dakikalık bölümün ardından ''güncel puan durumu'' incelendiğinde Dortmund öne çıkıyordu. Uzun süre devam etti bu durum. Hem de çok uzun süre. Dortmund, Duisburg'a karşı olan üstünlüğünü devam ettirirken Eintracht Frankfurt, Jens Dowe'un golüyle yenik duruma düştükten üç dakika sonra Axel Kruse ile 1-1'i yakalarken Bayer Leverkusen-Stuttgart arasındaki karşılaşma da aynı skorla devam ediyordu. Ta ki 88. dakikada Guido Buchwold sahneye çıkana dek. Stuttgart, 2-1 öne geçip Dortmund ile puanını eşitlemişti. Frankfurt tarafından beklenen haber ise, çok daha kesin bir şekilde gelecekti.

Stefan Böger'in son dakika golü, Frankfurt'u lider girdiği son haftada üçüncü sıraya indirmek için yeterliydi. Mutlu sona ulaşan Stuttgart oluyordu.



Eintracht Frankfurt adına acı bir son. Ama iki puan yerine üç puanlık sistem olsaydı o dönemler; 36. Hafta'da farklı bir sıralama görebilirdik. 49-49-48 şeklinde puanlardan ziyade 67-69-66 gibi puanlar söz konusu olurdu. Sonuçta adalet bir türlü yerini buluyor. En fazla galibiyeti alan takım ulaşıyordu 1991-92 Sezonu'nda şampiyonluğa. 19 galibiyet almasına karşın kazanabilirdi Eintracht Frankfurt. Olmadı. Büyük trajediydi. Ama çok daha acısı yaşanacaktı Bundesliga'da. 2000-2001 Sezonu'nda. Futbolun unutulmaz öykülerinden biridir, 2000-2001 Bundesliga Sezonu'nun son haftasında yaşananlar. 1991-92'deki gibi üç takımlı veya üç haftalık bir gelişim değildi. Yalnızca ve yalnızca son hafta. Geçelim yavaşça ayrıntılara.



2000-01: ''Gönüllerin Şampiyonu Schalke 04!''


Schalke 04 ve Bayern Münih karakterleri özelinde yaşanan bir öyküydü bu. 1999 yılında Şampiyonlar Ligi Finali'ni oldukça dramatik bir son ile kaybeden Bayern Münih'in bu defa ''kazanan'' tarafta olduğu...

Sezonun son haftasına girilirken Bayern Münih (62), ikinci sıradaki Schalke'nin üç puan önünde lider konumda bulunuyordu. Bayern Münih'in ihtiyacı, Hamburg deplasmanında kazanılacak tek bir puandı yalnızca. Bu opsiyonda Bayern, Schalke'nin kendi taraftarı önünde Unterhaching ile oynayacağı maçın skoru ile ilgilenmeden şampiyonluğunu kutlamaya başlayacaktı. Bir mucizenin peşine takılmayı umut ediyordu, Schalke. Bayern Münih'in 62 puanı, 61 gol atıp kalesinde 36 gol görerek toplamıştı. 59 puanlı Schalke ise, 60 gol atıp 32 gol yiyordu sezon boyunca. Genel averaj Schalke'den yanaydı. Unterhaching galibiyetinin yanı sıra Bayern Münih'in Stuttgart deplasmanından mağlup dönmesi beklenecekti. Zor görünüyordu tabii.

Bayern Münih ve Hamburg arasındaki mücadele golsüz devam ederken Schalke'nin moralini bozan iki gol geliyordu Unterhaching'den. Breinreiter (3') ve Spizar (27'). İşler hiç de iyi gitmiyordu Schalke adına. Ama küçük bir kıvılcım yanmıştı devre sonunda. Önce ven Kerkchoven (44'), hemen ardından da Gerald Asamoah (45'). Schalke'nin devre sonundaki reaksiyonu, hiç fena sayılmazdı. Soyunma odasından 2-2'lik beraberlikle çıkan iki takımdan Unterhaching, 70. dakikada şansını Seifert ile zorluyor; ama cevap Böhme'nin dublesi ile geliyordu. 73 ve 74. dakikadaki iki gol, Schalke'yi maçta ilk defa öne geçirmişti. Yine de yeterli değildi. Bitime bir dakika kala Ebbe Sand'ın golü, en azından işin bir tarafını garantiye alıyordu. 5-3 kazanmıştı, Schalke.

Gelsenkirchen'i çıldırtan gol ise, Sergej Barbarez'den gelecekti. Bayern Münih, şampiyonluk için bir puana ihtiyacı olduğu maçın son dakikasında mağlup duruma düşüyordu. Ve bu, 1958 yılından lig şampiyonluğunu tadını alamayan Schalke taraftarları adına çok iyi bir haberdi. Ama kötü bir haber daha vardı. Hamburg ve Bayern Münih arasındaki karşılaşma, ev sahibi ekip taraftarlarının sahaya attığı konfetiler nedeniyle beş dakikalık bir gecikmeye uğramıştı. Bu da, Unterhaching'i 5-3 mağlup eden Schalkeli oyuncuların kendi maçlarının sona ermesinin ardından zemin üzerinde Hamburg'dan haber bekleyecekleri anlamına geliyordu. Tabii; 90. dakikada atılan gol, umutları yeşertmişti. Artık şampiyonluk hazırlıkları yapılmaya başlanıyordu; fakat diğer tarafta oynanması gereken 3 dakikalık bir süre daha vardı. Stadyumdaki skorborddan da yayın yapılıyordu. Bayern Münih maçına kilitlenmişti herkes. Ve o onda yürekleri ağızlara getiren bir pozisyon yaşandı...

Usta bir Hollywood senaristinin bile hayal gücünü zorlayacak bir final olmalıydı bu. Bir dönem Hamburg'un Schalke forması da giyen kalecisi Matias Schober, savunmada Tomas Ujfalusi'nin kendisine gönderdiği pası ellerinin arasına alınca, karşılaşmanın hakemi Markus Merk de pozisyonu ''geri pas'' olarak yorumladı ve kaleye yaklaşık sekiz metre uzaklıktan Bayern Münih lehine en direkt serbest vuruş verdi. Merk'in gösterdiği süre, tamamlanmıştı belki de. Bu yüzden yoğun itirazlar da vardı kendisine. Ama karar da verilmişti bir kere. Ceza sahası içerisindeki topun başına Kaptan Stefan Effenberg ile İsveçli savunma oyuncusu Patrik Andersson geldi. Effenberg dokundu. Andersson vurdu. Ve İsveçli'nin Bayern Münih için attığı ilk ve son gol, uzatma dakikalarında Bayern Münih'e 17. lig şampiyonluğunu getirdi.

Schalke taraftarları yalnızca 3 dakika ve 43 saniye boyunca kendilerini şampiyon olarak hissedebilmişlerdi. Ama eğer; ''Gönüllerin Şampiyonu'' diye bir tabir varsa futbolda, Gelsenkirchen'de 19 Mayıs 2001 günü o derin hayalkırıklığını yaşayan insanlardır. Futbolun en dramatik ''tek maç'' öykülerinden biridir işte bu.

2008-09: ?

WfL Wolfsburg, çok başka oynadı bu sezon. Sonuna kadar hak ettiler şampiyonluğu. Futbolu seven hemen herkesin istediği de onların herhangi bir kazaya uğramadan mutlu sona ulaşmaları. Diğer ihtimaller, 1991-92 ve 2000-01 Sezonları'nın yanına bir arkadaş daha getirir. Az kaldı cevapları öğrenmemize.

1 yorum:

scapula dedi ki...

Schalke'nin yaşadığı, futbol tarihinin en dramatik anlarından biri gerçekten. O kadar insanın düştüğü durumu tarif etmeye kelimeler yetmez. Ancak yaşayabilirdik, Eray. 14 Mayıs 2006'da aynı şeyin bizim başımıza geldiğini düşünebiliyor musun? Mantığımı, bilincimi kaybeder; en komplo teorisyeni hâlimle her şeyin önceden ayarlanmış olduğunu düşünürdüm. İtiraf, evet.

Diğer yandan bugün bir sürpriz yaşanmasın artık. Fikstür inanılmaz. Liderin iki puan arkasında iki takım var, mutlaka en azından bir beraberlik almak zorunda; rakibi güçlü, ama arkasındaki iki takım birbirleriyle oynuyor. Bana göre Wolfsburg gerekli skoru alacaktır ama mağlup olsa dahi şampiyonluk şansı hiç az değil.

Bugün için hiçbir kıymeti harbiyesi yok ama yıllar sonra, 1991-92 sezonundaki gibi "denk gelmiş, adalet yerini bulmuş" deme ihtimalimiz olan başka bir şey de averaj sistemi. Yarıştığı her üç takıma da her sistemde üstünlüğü var Wolfsburg'un. İkili averajda Bayern ve Hertha'nın önünde, Stuttgart'la eşit ama onda da genel averajda önde.

Gereksiz uzattım. Wolfsburg iyidir, diye bitireyim. :)