14 Mayıs 2009 Perşembe

Copa Del Rey 2009: A. Bilbao 1-4 Barcelona



Copa Del Rey 2009 Finali'nde Barcelona, altıncı dakikasında 1-0 yenik duruma düştüğü Athletic Bilbao karşılaşmasından Yaya Toure, Lionel Messi, Bojan Krkic ve Xavi Hernandez'in golleri ile 4-1 galip ayrılıp Kupa'yı 25. kez müzesine götürerek bu alanda en başarılı İspanyol kulübü olmayı bildi.

Barcelona'nın Copa Del Rey'de şampiyonluğa ulaşması, muhtemelen kimse adına sürpriz olmadı . Hatta, öyle ki; önümüzdeki iki haftalık süreç içerisinde Barcelona, Copa Del Rey'in yanına Şampiyonlar Ligi ve La Liga birinciliklerini de ekleyebilir. Kimin için şaşırtıcı olabilir, hiç kimse için. Evet, normal sonuç buydu. Barcelona, Athletic Bilbao'yu 4-1 yendi. Ve daha önce Bilbao ile paylaştığı ''Copa Del Rey'i en fazla kazanan kulüp'' unvanını tek başına ele geçirdi. Ama karşılaşma öncesi, atmosferin farklı olmasının belli nedenleri vardı. Aslında hikâyeyi siz de biliyorsunuz.

1983-84 Sezonu. Athletic Bilbao'nun sözünün geçtiği dönemler. İki ayrı maç ve iki ayrı futbol öyküsü. İlki, 24 Eylül 1983 günü. Camp Nou'dan. Sezona oldukça kötü başlayan Barcelona, taraftarının önüne ilk üç maçtaki iki mağlubiyeti unutturacak bir sonuç almak adına çıkıyordu. Rakip, geçtiğimiz sezonun şampiyonu Athletic Bilbao. Bask köklerinin getirdiği inatçı yapı ile başarının yolunu bulan Athletic Bilbao karşısında alınacak bir galibiyet, Barcelona'nın yeniden ayağa kalkması için son derece önemliydi. Ve sahada da bunun bilincinde olan bir Barcelona vardı. İlk 45 dakikalık bölüm sonunda 2-0'lık üstünlükle soyunma odasına gidiyordu, Barcelona. Ne var ki; Camp Nou'daki binlerce Barça taraftarının keyfini kaçıran ve Bilbao rekabetinin fitilini ateşleyen hareket ikinci yarının hemen başında gelecekti.

1981 yılında henüz 21 yaşındaki iken Alman yıldız Bernd Schuster'e yaptığı hareketle rakibinin dizlerinden önemli bir sakatlık geçirmesine neden olan Andoni Goikoextea, 24 Eylül 1983 günü bir diğer süper star Arjantinli Diego Armando Maradona'yı kendisine hedef seçecekti. Maradona, orta sahadan kaptığı topla Bilbao kalesine doğru ilerlerken Goikoextea, İspanya Futbol Tarihi'nin gördüğü en sert faullerden biri ile Arjantinli'yi yere indiriyordu. Söz konusu hareketinden dolayı daha sonra 10 maç resmî müsabakalardan men cezası alacak olan Basklı oyuncu, pozisyondan yalnızca sarı kart ile kurtulmuş olsa da, biriken nefret 1984 Copa Del Rey Finali'ne kadar uzanmıştı. Barcelona, 24 Eylül 1983 günü 4-0 mağlup etti Bilbao'yu. Ama belki de daha fazlasını kaybetti.

Diego Maradona, Goikoextea'dan aldığı darbe sonrası üç ay sahalardan uzak kaldı. Sakatlık sürecinde ise, birçok farklı sorun yaşadı. Yanlış doktor seçimleri ve sağlık problemleri, temel başlıklar oldu. İspanya'daki 1982 Dünya Kupası'nın ardından Arjantin Milli Takımı'ndaki hocası Cesar Luis Menotti ile birlikte Barcelona'ya gelen Maradona'nın İtalya'da Napoli mucizesini yaratmadan evvel tecrübe edindiği La Liga kariyerinin ''nispeten'' başarısız geçmesindeki en önemli nedenlerinden biridir, Goikoextea. Soyut nedenlerin vücuda bürünmüş hâlidir. Ve belki daha da fazlasıdır. Bunu görebilmek adına, 1984 Copa Del Rey Finali'ne kadar uzanmak gerekiyor. Bilbao'nun yaşadığı en son ''major'' geceye.

30 Nisan 1984 gecesi bir kez daha La Liga'yı en üst sırada tamamlamayı başarmıştı, Athletic Bilbao. Kazanılan birçok kupanın getirdiği özgüven, Athletic Bilbao teknik direktörü Javier Clemente'nin 5 Mayıs 1984 günü Copa Del Rey Finali'nde karşılaşacağı Barcelona'nın antrenörü Cesar Luis Menotti ile yaşadığı söz düellosunda net şekilde görülüyordu. Bask ve Katalan karakterleri boy ölçüşecekti. Ortam yeteri kadar gergindi. Ama Eylül 1983'ten dolayı hâlâ derin acı çeken bir isim vardı. Arjantinli Maradona da girmişti maç öncesindeki tartışmaların içerisine. ''Clemente, gözlerimin içine bakarak bana 'aptal' diyebilecek kadar erkek değil!'' Kariyeri boyunca sürekli bu gibi polemiklerin taraflarından olan Maradona'ya cevap ise gecikmeyecekti. ''Maradona, hem aptal hem hadım. Bu kadar çok para kazanan bir futbolcunun insanlıktan nasibini alamamış olması çok yazık.''

Oldukça gergin geçen gecenin sonunda Athletic Bilbao, Barcelona'yı 13. dakikada Endika'nın attığı golle 1-0 mağlup ediyordu.

Maradona, mağlubiyeti kabullenememişti. Bir yerlerde, Eylül 1983'te yediği ve kendisini üç ay sahalardan uzak tutan o tekmeninin acısını hissediyordu hâlâ. Üzgün şekilde soyunma odasına giderken birden irkildi Maradona. Sezonu çift kupa ile tamamlayan Bilbao oyuncularından biri, Sola, Maradona'yı sinirlendiren bir hareket yapacaktı. Maradona'nın reaksiyonu ise, fazla gecikmemişti. Sola'yı yere yıkan Maradona, ortalığın karışmasına neden oluyordu. Madrid'de 100000 taraftar ve İspanya Kralı'nın önünde cereyan eden olaylarda her iki takım oyuncuları da rol almıştı. Bunlardan biri Goikoextea idi. Sezonun ilk yarısındaki Barcelona maçında Maradona'ya yaptığı faulden dolayı bir İngiliz gazeteci (Edward Owen) tarafından ''Bilbao Kasabı'' olarak adlandırılan Goikoextea'nın tekmeleri, bu defa o kadar da etkili değildi.

İspanya Kraliyet Ailesi'nin gözleri önünde gerçekleşen bu olaylar, Maradona'nın Barcelona'dan kopuşunun habercisiydi adeta. Önce, Maradona'nın vatandaşı ve antrenörü olan Cesar Luis Menotti ayrıldı takımdan. Ardından da Maradona. Arjantinli, kariyeri çöküşe geçmek üzereyken Napoli'ye transfer oldu. Ve futbola dair en güzel hikâyelerden birinin ana kahramanı olmayı başardı.

1984 - 2009: Değişen Hayatlar ve FC Barcelona & Athletic Bilbao Rekabeti


25 yıl ve 7 gün. Artık söz sahibi Barcelona. Dün akşam, iki ekip 25 yıllık aranın ardından Copa Del Rey Finali'nde bir defa daha rakip oldular birbirlerine.

Çok farklı iki pencere. Barcelona, yalnız kendi tarihinin değil, tüm futbol tarihinin en başarılı performanslarından biriyle gelmişti Valencia'nın Mestalla Stadı'na. Athletic Bilbao ise, Bask karakterine güveniyordu. Barcelona, karşılaşmanın oynanacağı kente maç sabahı özel uçakla ulaştığında Athletic Bilbao, kentteki dördüncü gününü geçiriyordu. Hafta içerisindeki antrenmanlarda bile 20000 taraftarının desteğini alan Athletic Bilbao, Copa Del Rey'i müzesine götürerek tarihi yeniden yazmak istiyordu. Aynı fırsata sahip olan Barcelona'nın hedefi ise daha farklıydı. Şampiyonlar Ligi ve La Liga ile tamamlanacak üçlünün ilk ayağıydı, Copa Del Rey.

Athletic Bilbao, inanmak için daha fazla nedeni olduğunu göstermişti. Barcelona'da önemli eksikler vardı. Savunma merkezinde Rafael Marquez ve Gabriel Milito'nun yanı sıra cezalı Eric Abidal de forma giyemeyecekti. Lig karşılaşmasında sakatlanan Andres Iniesta ile Thierry Henry de Barcelona adına eksikler arasındaydı. Bu gibi nedenlerden dolayı Barcelona teknik direktörü Josep Guardiola, bambaşka bir yol izlemek durumunda kaldı. Savunmada Caceres'e güvenmiyordu. Yaya Toure, yine merkezde Gerard Pique'nin partneri olarak görev yapacaktı. 4-1-2-3'ün 1 ve 2 olarak nitelendirilen bölgesinde Yaya Toure'nin üstlendiği misyon, Sergio Busquets'e veriliyordu. Iniesta'nın yokluğunda Xavi'nin partneri Seydou Keita idi. İleri üçlünün solunda ise, Thierry Henry ve Andres Iniesta olmayınca forma, genç golcü Bojan Krkic'e kalmıştı.

Barcelona'nın alışılagelen kadrosundan kaybettiği oyuncular, takımın dengesini bozuyordu ilk dakikalarda. Karşı tarafta ise Athletic Bilbao, son derece motiveydi. Ve maça müthiş bir başlangıç yapmıştı. Altıncı dakikada kullanılan köşe vuruşuna Gaizka Toquero yükseldi, topu Barcelona ağlarına göndermeyi başardı. Bilbao, sert futbolunun karşılığını skor avantajı ile almıştı. Dahası; Barcelona, daha çok spontane gelişen hücumlar sonrasında sonuca ulaşmaya çalışıyordu. Ki bu, içerisinde bulunduğumuz sezon süresince pek fazla karşılaştığımız bir durum değildi. Samuel Eto'o'nun bireysel çabaları ile iki pozisyon buldu, Barcelona. Ama beraberlik golü, Yaya Toure ile geldi.

Arsenal'de yeni sezon itibariyle takımın havasını değiştirmek isteyen menajer Arsene Wenger'in kıskacındaki Yaya Toure, muhtemel bir Arsenal transferinde görevini üstleneceği Patirck Vieira'yı andıran hareketlerle rakip yarı sahanın ortasından aldığı topu seri çalımların ardından Bilbao kalesine gönderdi. Maçın ilk golünde Taquero ile kulübede forma şansı bekleyen takım kaptanı Joseba Exteberria aynı hareketi yapmışlardı. Anlam çıkarmak kolay değil. Ama Toure'nin gol sevincindeki gösterisi, soru işaretine gerek bırakmayacaktı. Barcelona, 1-1'lik eşitliği yakalamıştı; ama gol, FCB örneklerinden farklıydı. Tek bir oyuncu, bireysel yetenek ve gol. Barcelona'ya ait sayılmazdı bu gol. Yine de önemliydi; çünkü Barcelona'nın geri dönmesini sağlayabilirdi.

İlk yarının ardından Barcelona, ancak kendine gelebildi. Athletic Bilbao'nun hırsı, belli bir periyot için sonuç vermeliydi -ki öyle de oldu. İkinci yarının ilk düdüğü ile birlikte karşı sahaya geçti Barcelona. 45 dakikalık birinci bölümde Yaya Toure ve Andres Iniesta'dan yoksun orta saha, oyun alanını sıkıştıramamıştı. Sergio Busquets ile Seydou Keita'nın bunu bir anda başarmaları da kolay değildi. Savunmanın sağında oynayan Daniel Alves, bu dezavantajın üstesinden gelebilmek adına rakip sahada daha fazla görünmeye başladı. Ve arka arka iki ''Barcelona golü'' geldi. Lionel Messi, Barcelona'yı öne geçiren golü boş kaleye göndermiş gibi gözükebilir; ama aynı golü Valencia'ya attığını ve dün akşamki karşılaşmada da Gorka Iraizoz'u ters köşeye gönderdiğini belirtmek lazım.

Bojan Krkic'in iki farklı avantajı getiren golü üzerinde ayrı olarak konuşabiliriz. Pozisyonun başlangıcı, yapılan pas sayısı ve gole ulaşılan süre... Hepsi bir kenara. Krkic, 2'ye 1 rakip kaleye ilerlerken yanında müsait pozisyonda bekleyen Samuel Eto'o'y vermeliydi topu belki de. Ama yüksek özgüvenle çok güzel bir gol attı, genç yıldız. Vuruş stiline bakmak gerekir Krkic'in. Müthiş plase gönderdi. Thierry Henry ile Bojan Krkic arasında özel bir iletişim var. Ve bu akşam attığı gol Krkic'in, buram buram ''Thierry Henry'' kokuyordu. Muhtemelen, beraber çalışıyorlardır. Öyle ki; gol sevincindeki görüntüsü bile ''Thierry Abisi'ne'' benziyordu, Krkic'in. Tüm bunların ardından dördüncü gol de, yine jenerik için görüntü arayan programcıların hoşuna gidecek cinsten oldu. Xavi, serbest vuruştan maçın skorunu belirledi.

1983 ve 1984 yıllarındaki olaylar sonrası ilk defa bir Final'de karşılaştı, iki takım. Bask ve Katalanlar'ın maçı, daha elektrikli de geçebilirdi. Ama taraftarlar son derece olgun davrandılar. Öyle ki; Daniel Alves'e atılan yabancı maddenin kimin elinden çıktığı bir veya iki dakika içerisinde tespit edildi. Ve aklı başında olan Bilbao taraftarlarının uyarısıyla yabancı madde atan izleyici, stadyum dışına çıkarıldı. Bilbao taraftarlarının gece boyunca gösterdikleri duruş, çok anlamlıydı. Her futbolseverin hoşuna gidecek cinsten.

Barcelona'nın hedefleri biraz daha farklı. 25 yıllık aranın ardından Final'de karşılaştığı Bilbao'yu 4-1 mağlup etti. Ve 24 olan Copa Del Rey sayısını 25'e yükseltti, Pep'in takımı. Copa Del Rey'i 24 kez kazanan Athetic Bilbao, sıralamaya artık Barcelona'nın arkasından bakacak.

Copa Del Rey Geldi. Hafta sonu sıra La Liga'da. En sonunda da Şampiyonlar Ligi. Efsanevî bir sezon olabilir. Saymaya başladı, Barcelona. 3 olacak mı, bakalım.

Hiç yorum yok: