8 Mayıs 2009 Cuma

Severek Ayrılanlar: Sami Hyypia ve Liverpool

Bill Shankly'nin Liverpoolu'nda efsane Ron Yeats'in üstlendiği görevi, 10 yıl boyunca sırtında taşıdığı Kırmızı forma ile yerine getiren Sami Hyypia, yeni sezondan itibaren Almanya'nın Bayer Leverkusen takımı için mücadele edecek.

1999 yılında Willem II takımından 2.5 milyon £ karşılığında transfer edildiğinde kimsenin isminden bile haberdar olmadığı Finlandiyalı oyuncu, bir Liverpool klasiği olarak, sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde ayrılıyor kulüpten. Tıpkı, geçtiğimiz sezon John Arne Riise örneğinde olduğu gibi. Ki o Riise, Anfield Road'da oynanan Chelsea karşılaşmasının son dakikasında kendi ağlarına attığı kafa golüyle Liverpool'un Şampiyonlar Ligi hayallerini suya düşürmüştü. Ama önemli olan bu değildi. Severek ayrılmışlardı, Riise ve Liverpool taraftarları. Şimdi, sıra Hyypia'da. Bir medenî ayrılık daha.

''Hollanda'da küçük bir takım için oynarken (Willem II) kimse beni tanımıyordu. İngiltere'ye geldiğimden beri Hollanda'daki herkes benimle ilgileniyor.'' diyordu Hyppia, Liverpool'da forma giymeye başladıktan kısa bir süre sonra. İngiltere veya Hollanda'da yaşayan futbolseverler belki çok da iyi bilmiyorlardı Hyypia'nın kim olduğunu. Ama Türkiye'de onu yakından tanıyan biri vardı. Hayır, Samsunspor'daki ''şehir efsanesi'' hâlini alan antrenmanı değil bahsedeceğimiz. 1998 yılında Milli Takım, İstanbul'da Finlandiya'ya 3-1 mağlup olmuştu. Neyse ki, bir yıl sonra rövanş 4-2 ile alındı ve Euro 2000'e giden Türkiye oldu; fakat Finaller öncesinde Hakan Şükür'ün yorumu ilginçti. ''Beni iyi tutan transfer oluyor. Bakın Hyypia diye bir oyuncu vardı. Şimdi Liverpool'da.''

Liverpool yetkilileri, Sami Hyypia'nın Hakan Şükür üzerindeki savunmasından mı etkilenmişlerdi, bilinmez; ama eğer öyleyse şu sıralar RAWK.com'da yazan Liverpool taraftarları, Şükür'e minnettar olmalılar.

Finlandiyalı savunma oyuncusu, Liverpool'daki henüz ilk sezonunda 38 lig maçının tamamında görev yapma başarısı gösterirken 2000-01 Sezonu'nda, müthiş bir serinin başlangıcını yaptı. Uzun boylu, güçlü ve aslında zaman zaman sert bir futbolcu olmasına karşın Ocak 2000 ve Ekim 2001 arasında tam 87 maç boyunca tek bir kart bile görmeyerek saygı uyandıracak bir işin altına imzasını attı. Bu periyot içerisinde, 19 Mayıs 2001 günü Charlton Athletic deplasmanında oynanan Premier League maçında 100. defa Liverpool formasını giydi, Sami Hyypia. Kırmızılar ile 150. maçına da yine bir Charlton Athletic karşılaşmasında çıktı.

Liverpool kariyerinin ilk bölümünde savunmanın merkezini Stephane Henchoz ile koruyan Hyypia, Gerard Houllier sonrasındaki Rafael Benitez döneminde de takımın vazgeçilmezlerinden oluyordu. İsviçreli Stephane Henchoz'un takımdan ayrılmasının ardından bu kez Carragher ile yenilmez bir ikili oluşturacaktı, Hyppia. Ama Liverpool'daki henüz üçüncü sezonunda Jamie Redknapp'in yokluğunda taktığı kaptanlık pazu bandını, 2003 yılında Steven Gerrard'a teslim etmek durumunda kalmıştı. Yine de olgun davranıyordu Hyypia. ''Tabii ki, durumdan memnun olduğumu söyleyemem. Ama ortada dramatik bir görüntü de yok. Konu hakkında bir şey söylemedim; çünkü bu menajerin kararı. Kaptanlığın Gerarrd'ı bir seviye daha üste taşıyacağını düşünüyorum. O yetenekli, genç ve her şeyden önemlisi, önünde uzun yıllar olan harika bir oyuncu.''

Melwood'un kaç kapısı vardı acaba? Muhtemelen bulamadı çıkış yolunu Hyypia. Ya da çoktan engel olmuşlardı O'na. Kaptanlığı Steven Gerrard'a verdiği sezonu 51 maçta forma giyerek arka arkaya dördüncü sezonunda 50 maç barajını aştı ve sürekliliğini kanıtladı. 2004-05 Sezonu'nda 49 ve 2005-06 Sezonu'nda ise 51 resmî müsabakaya çıktıktan sonra 2006-07'yi 29 maç ile kapatan Sami Hyypia, duraklama ve hatta belki de gerileme dönemine girmeyi başlamıştı. Daniel Agger gibi genç bir savunma oyuncusunun Liverpool'a katılımı, bu sonucu destekleyebilirdi. Öyle miydi?

Pek sayılmaz aslında. Profesyonellik tanımının tam karşılığıydı, Hyypia. 2007-08 Sezonu'nda kendisine ihtiyaç duyulduğunda göreve hazır olduğunu 44 resmî maçta Liverpool forması giyerek kanıtlıyordu. O sezon attığı gol 4 kafa golü ile Liverpool kariyerindeki toplam gol sayısını 33'e çıkaran Finlandiyalı, Nisan ayında Arsenal ağlarını bulduğunda Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finalleri'nde üç ayrı takıma birden skor yapan ender oyunculardan biri olmayı başaracaktı. (İlki 2002 yılında, önümüzdeki sezon formasını giyeceği Bayer Leverkusen, ikincisi de 2005 yılında Juventus'a karşı.)

Yeni sezonda Daniel Agger'in yanı sıra Martin Skrtel'in takıma katılması ve hâli hazırdaki Jamie Carragher'in gösterdiği yüksek performans, Sami Hyypia'nın kafasını karıştırsa da önemli kulüplerden gelen ciddi transfer tekliflerine karşın kulübü ile olan sözleşmesini bir yıl daha uzattı Finlandiyalı. 2008-09, Hyypia'nın Liverpool'daki 10. sezon olacak ve 20 Kasım 2001 ile 21 Şubat 2006 tarihleri arasında Liverpool'un oynadığı 57 Avrupa Kupası maçının her dakikasında süre alarak unutulmazlar arasına giren Hyypia, Kırmızı forma ile bir nevî ''jübile'' sezonuna başlayacaktı.

2008-09 Sezonu boyunca sadece 18 resmî müsabakada yer alabildi, gidiş nedenlerini ''Ana sebep, oynamak için hâlâ genç olduğumu düşünüyor olmam. Ve biliyorum ki, burada şansımız biraz sınırlı. Menajerle konuştum ve ondan bana kaç maç oynayacağım ile ilgili bir söz vermemesini istedim. Ama bu sezon mental anlamda zorlu geçti benim açımdan. Yeteri kadar oynama şansı bulamadım ve oynamak benim hayatta en fazla sevdiğim şeydi. Liverpool'da artık tatmin olabileceğim sayıda forma bulamayacağımı biliyorum. Seçme şansımı kullandım. Bayer Leverkusen, bana iyi bir paket sundu. Benimle ilgili büyük planları var. Oraya gidip onların başarılı olmaları için yardım etmeyi umut ediyorum.'' sözleri ile açıklayan efsane.

Medenî bir ayrılık oldu neticesinde. Biraz da duygusal tabii. Premier League'de son hafta Tottenham Hotspur ile Anfield Road'da karşılaşacak olan Liverpool'da Sami Hyypia, taraftarlarına etmeyi planladığı vedasını şu sözlerle anlatıyor: ''Bu menajerin vermesi gereken bir karar. Maç kadrosunda yer almasam bile sahaya girmenin yolunu öyle ya da böyle bulacağım. Eğer stadyum görevlisi, beni durdurmaya kalkarsa; üzerinden geçeceğim. Ama şundan eminim, onlara 'Hoşça kalın!' deme fırsatını mutlaka yakalayacağım.''

Böylesi vedalar aslında çok da zor değil, değil mi? Liverpool'dan bir ders daha.

Hiç yorum yok: