8 Haziran 2009 Pazartesi

Sonunda: Roger Federer ve Roland Garros!



Tenis dünyasında 2000'li yıllara damgasını vuran İsviçreli raket Roger Federer, koleksiyonunda eksik tek parçayı 7 Haziran 2009 günü tamamladı.

Arka arkaya üç yıl (2006, 2007, 2008) Final'de kaybettiği Roland Garros Şampiyonluğu'nu 11. denemesinde kazandı, Federer. Ve toplam 14. Grand Slam zaferini elde ederek bir diğer efsane ABD'li Pete Sampras'ın rekoruna ortak olmayı başardı. 27 yaşındaki Federer'in emeklilik öncesinde --ki 2012 Londra Olimpiyatları'nın ardından tenisi bırakacağını açıklamıştı-- en ciddi hedefi, Grand Slam (Australian Open, French Open, Wimbledon, USA Open) birincilik sayısını 15'e çıkararak aslında tüm tartışmalara bir son vermek olacaktır.

Gerek var mı buna, bilinmez. Şöyle söyleyelim. Roger Federer, Fransa Açık ile birlikte, dört Grand Slam'de de zirveye çıkan altıncı isim oldu. Daha önce; Fred Perry (1933 ila 1936 yılları arasında 1- AU, 1- FR, 3- WB, 3- US), Don Budge (1937 ve 1938 yıllarında 1- AU, 1- FR, 2- WB, 2- US), Rod Laver (1960 ila 1969 yılları arasında 3- AU, 4- FR, 2- WB, 2- US), Roy Emerson (1961 ila 1967 yılları arasında 6- AU, 2- FR, 2- WB, 2- US) ve Andre Agassi (1992 ila 2003 yılları arasında 4- AU, 1- FR, 1- WB, 2- US) bu seviyeye çıkmayı başarmışlardı. Federer, 3- AU, 5- WB ve 5- US şampiyonluğunun ardından Roland Garros'da da kazanarak kulübün yeni üyesi olmayı başardı.

Pete Sampras ile rakamsal bazda karşılaştırılmaları her ne kadar doğal karşılanabilir olsa da, aslında özele inildiğinde Federer'in üstün çıktığını görüyoruz. Her zeminde kazanabiliyor, İsviçreli. Repertuvarı çok geniş. Cevabı oldukça fazla. Pete Sampras, 14 GS Şampiyonluğu'nun %50'sini Wimbledon'da elde ederken Roland Garros Finalleri'ndeki galibiyet-mağlubiyet istatistiği: 0-0. Stili gereği kendi vuruşlarından sayı kazanma imkânı daha fazla olan Roger Federer'in bu anlamda puan alma olasılığını azaltan toprak kortta bile dört sezon arka arkaya Final oynaması, kendisini diğerlerinden ayırıyor. Dahası; bunları tüm zamanların en iyi toprak kort oyuncusu Rafael Nadal'a karşı yapıyor, Roger Federer. (Nadal'ın Roland Garros 2009'da olmaması, Roger Federer'in önünü açtı mutlaka. Virgülü koyalım, bu konuya ilerleyen bölümde devam edelim.)

Kesin olan bir şey var. İsviçreli efsane adına en özel Grand Slam Şampiyonluğu oldu, Philippe Chatier'deki. (Dörtlemeyi yapan altı raketten dördü--Don Budge, Rod Laver, Andre Agassi, Roger Federer-- son halkayı Fransa Açık ile atmışlar tarih boyunca.) Üstelik, şampiyonluk için uzun yollardan geçmek durumunda kaldı. Federer. Kariyerindeki 13 Grand Slam Şampiyonluğu'nun hiçbirinde bir defadan fazla ''beş setli'' maç oynamamıştı. Ama Fransa'da bunu da tecrübe edindi. Önce, Dördüncü Tur'da 6-7 ve 5-7'lik setlerle 2-0 geriye düştüğü Tommy Haas'ı 3-2 mağlup etti, İsviçreli. Ardından Yarı Finaller'de Arjantinli Juan Martin Del Potro'yu (3-6, 7-6, 2-6, 6-1 ve 6-4). Ve Final'e geldiğinde karşısına çıkan isim Robin Söderling oldu.

Roger Federer, toprak kortta Rafael Nadal'ın rakibini olmamanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyordu muhtemelen. Çok sakin bir giriş yaptı karşılaşmaya, maç sonrasında kendisine uzatılan mikrofonlara söylediği gibi. Tecrübeliydi, Federer. Final oynamayı daha iyi biliyordu. Ve aslında daha önce Söderling ile giriştiği dokuz mücadelenin tamamında korttan galibiyetle ayrılırken rakibine yalnızca bir set vermişti. İsveçli Söderling, Federer karşısında kariyerindeki ikinci seti kazanmaktan çok uzaktı. 6-1 ile vurup geçti, Şampiyon. Psikolojik olarak yere düşmek üzere olan Söderling, ikinci seti tie-break'e kadar götürmeyi başarsa da, yalnızca bir defa sayı alabilince tüm konsantrasyonunu kaybetti. Üçüncü set, artık Federer'in adını tarihe daha net şekilde yazdırabilmesi için geri sayımın başlaması anlamına geliyordu. Uzatmadı, Federer. Bu seti de 6-4 alarak Roland Garros Şampiyonu olmayı başardı. Nihayet!

Tartışılmaz bir gerçek, Roger Federer. Ama Rafael Nadal olsa, farklı bir senaryo çıkar mıydı ortaya? Çıkardı sanki. En azından, bu kadar kolay olmazdı.

2005 yılından bu yana birbirlerine rakip oluyorlardı Roland Garros'da, Nadal ile Federer. 2005 yılında Yarı Final'de başlayan ve Rafael Nadal'ın 6-3, 4-6, 6-4, 6-3'lük setlerle toprak korttaki ilk randevuyu kazandığı rekabetin (ardından Arjantinli Mariano Puerta'yı Final'de yenerek şampiyonluğa ulaşacaktı Nadal) Roland Garros özelindeki diğer serüvenleri 2006, 2007 ve 2008 yıllarındaki Final eşleşmelerinde gerçekleşti. 2006 Roland Garros'da 1-6, 6-1, 6-4, 7-6 ile kazanan Nadal, Federer önündeki galibiyet serisini --o dönem için-- beş maça çıkarırken 2007 yılında da sonuç değişmedi. Servis kırma oranı 1-17 olan Federer, rakibine direnemedi. Ve 3-1 kazandı yine, Nadal. 2008 Roland Garros Finali ise, tamamen farklıydı tüm bu eşleşmelerden.

Nadal - Federer Rekabeti'nin getirdiği heyecan, efsanevî bir Final ihtimalini canlı tutuyordu. Evet, favori olan taraf Nadal'dı. Ama öylesine bir son yaşandı ki; değil bu rekabet geçmişine, Roland Garros Tarihi'ne geçecek cinstendi. Karşılaşmanın ilk iki setinde 6-1 ve 6-3 ile önde olan Nadal, final setinde de rakibine oyun vermeyince, 6-0, ''tarihin en az oyun verilen ikinci tekler finali'' çıkıyordu ortaya. (Ayrıca, Nadal'ın Federer karşısında 6-0 ile kazandığı ilk set.)

Şimdi...

Maçın sonunda ilk servisi oyuna sokma oranı %30'lara düşen Roger Federer karşısında --toprak kortlar göz önüne alındığı zaman-- %80.0'e %61.2 (*) gibi bir üstünlük kuran Nadal'ın cevabı olur muydu Roland Garros'da, bilinmez; ama bir gerçek var. Rafael Nadal, ciddi bir diz sakatlığı geçiriyor. Microfracture denilen o lanet sorun ile karşı karşıya olduğu söyleniyor, Nadal'ın. NBA'de Tarcy McGrady ve Vince Carter gibi müthiş atletlerin kariyerini direkt olarak etkileyen, Jamal Mashburn ile Terrell Brandon'ın asla geri dönemediği, Chris Webber, Penny Hardaway ve Allan Houston gibilerin çok daha farklı hatırlanmasını sağlayan o problem.

Rafael Nadal'ın oyun stilini düşünürsek --ki bu sorun, sporcunun sıçrama özelliğini tamamen etki altına alırken diz kapaklıklarındaki kemiklerin sürekli olarak kırılmasına/çatlamasına neden olabiliyor-- aslında ne türlü bir zorluğun altında kaldığını anlayabiliriz. Çim, sert ve toprak zeminde kazanan Rafael Nadal, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarındaki Roland Garros şampiyonluklarının yanına 2008 Wimbledon ve son olarak 2009 Australian Open'ı eklemişti. 22 Haziran'daki Wimbledon öncesindeki en ciddi hazırlık turnuvası olan ve 2008 yılında şampiyon olarak tamamladığı AEGON Şampiyonası'nda sakatlığı nedeniyle mücadele edemeyecek. Umalım ki; ciddi olmasın sakatlığı Nadal'ın. Ve rekabetin şu son yıllarını biraz daha keyifle izleyelim. Şimdilik, kötü de düşünmeyelim hem.

Final olarak da Roger Federer'in Roland Garros'daki başarısını rakamlar üzerinden açıklamaya çalışalım.
  • 1: Roger Federer'in şampiyon olarak tamamladığı Roland Garros sayısı.
  • 6: Fred Perry, Don Budge, Rod Laver, Roy Emerson ve Andre Agassi'nin ardından dört ayrı Grand Slam'de de zirveye çıkan altıncı isim.
  • 8: Federer, Roland Garros'da en az dört defa final oynayan sekizinci raket. Diğer yedi isim gibi O da, nihayet zirveye çıkmayı başardı.
  • 10: Roger Federer'in Söderling'e karşı oynadığı ve kazandığı maç sayısı.
  • 11: Roger Federer'in Roland Garros'da mücadele ettiği sene sayısı. Tıpkı, 1999 yılında 11. defa Roland Garros'a gelip ilk RG Şampiyonluğu'nu kazanan Andre Agassi gibi.
  • 12: Robin Söderling'in Pazartesi günü açıklanacak ATP Ranking'de çıkacağı basamak. Ferrer, Nadal, Davdydenko ve Gonzalez'i yenen Söderling, 11 sıra birden atlamış olacak.
  • 14: Roger Federer'in kazandığı Grand Slam sayısı. Tıpkı Pete Sampras gibi.
  • 25: 1968 yılından bu yana Roland Garros'u kazanan 25. farklı isim, Roger Federer.
  • 41: Roger Federer'in Robin Söderling karşısındaki winner sayısı.
  • 59: İsviçreli'nin kariyeri boyunca kazandığı şampiyonluk sayısı.
  • 1060000: Roger Federer, turnuvadaki performansı sonrası cebine 1060000 € ve 2000 ATP puanı koyarken Robin Söderling, 530000 € ve 1200 ATP puanı kazandı.
22 Haziran'da heyecan, Wimbledon'a taşınıyor.

Geçtiğimiz yıl, 4 saat ve 45 dakika süre Final'de Nadal, Roger Federer karşısındaki şanssızlığını kırmayı başarmıştı. Birçoklarına göre Tenis Tarihi'nin en iyi maçıydı o. Bu sene favori, Roger Federer. Nadal'ın sakatlığı ve İsviçreli'nin geri dönüşü elbette. Ama kim bilir? 22 Haziran'da ayağa kalkar Rafael Nadal. Ve ardından 31 Ağustos'ta başlayacak US Open'da ''Grand Slam'' yapar.

Muhtemelen kariyeri Federer'in yaşına gelmeden sona erecek Nadal'ın.
Wimbledon ve US Open'a yakışır birer adet Nadal vs. Federer.

(*) Tenis Dünyası, Ocak sayısı.

4 yorum:

HAYAT dedi ki...

en çok merak ettiğim karşılaşmaydı.çünkü geçen yıl ki nadal ve federer'ın final karşılaşmasında federerin ne kadar üzgün olduğunu söylememe gerek yok.en çok istediği şampiyonluk artık ona hediye gibi gelmişti.
işveçli sonderginin kazanacığını tahmin etmiyordum çünkü.ne kadar nadalı yenmiş olsa bile.
federer bu şampiyonluğu haketti o mutluluğu sevinci görmek güzeldi.

rıza yaşar dedi ki...

Eray,

Sampras'ın 14 şampiyonluğunun 7 tanesi kendi evi olan US open'da değil wimbledondadır. 93-95 ve 97-2000 yıllarında toplam 7 kez wimbledonu kazanmıştır. Eğer 96 çeyrek finalinde o sene şampiyon olan Richard Krajicek'e elenmemiş olsaydı muhtemelen 8 kez arka arkaya wimbledon'u kazanarak kırılması güç bir rekora imza atacaktı. Sampras US open'i ise ilki 1990 yılında (ilk grand slam zaferi) sonuncusu 2002 yılında (son grand slam zaferi) olmak üzere toplam 5 kez kazanmıştır. Kariyerinde 2 tane de Avustralya açık şampiyonluğu bulunmaktadır.

Düzeltirsen sevinirim.

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Haklısınız. Yanlışlık için özür dilerim, tekrar düzelttim.

Tenis sporuna dair duyduğum ve hatırladığım en eski iki şeydi, Sampras ile Wimbledon. İlkokul ikinci sınıftaydım. Her türlü sporu öğrenmeye çalışıyordum. Pete Sampras'ın Wimbledon'daki şampiyonlukları da bu anlamda çekmişti beni.

Çok enteresan. O zamanlar, Sampras'ın evi olduğu söylenirdi Wimbledon'ın. Çocuk aklı ile Wimbledon ve ABD ilişkisi kurmuştum kendimce. Ama ne var ki; bir yıl sonra Bursaspor'un Intertoto Kupası'ndaki rakibi Wimbledon FC isimli bir İngiltere takımı olacaktı. Gerçekler o zaman çıkmıştı belki de ortaya.

Gereksiz ayrıntılar ama sanırım bununla ilgili ''çocukluğunuza inelim'' sendromu yaşadım, yazı içerisinde :)

Teşekkürler düzeltme için tekrar.

Sevgiler,
Eray.

rıza yaşar dedi ki...

Yok yok, gereksiz ayrıntı değil bunlar, çok hoş detaylar, o dönemler benim ortaokul yıllarıma denk geliyor o sebeple senden biraz daha net hatırlıyorumdur :)

senden daha fazla tenis yazısı görmek dileğiyle,