12 Haziran 2009 Cuma

Orlando Magic 91-99 Los Angeles Lakers



Los Angeles Lakers, normal süresi 87-87'lik eşitlikle tamamlanan 2009 NBA Finalleri dördüncü maçında Orlando Magic'i 99-91 yenerek seride 3-1 öne geçti ve tarihindeki 15. NBA Şampiyonluğu'na çok yaklaştı.

NBA kariyeri boyunca en önemli anlarda hep Los Angeles Lakers'a toslayan Hidayet Türkoğlu, bu defa takımı Orlando Magic'in NBA Finalleri'ndeki makus talihine boyun eğmek durumunda kaldı. 1995 NBA Finalleri'nde Houston Rockets'a süpürülen Magic'in o sezonki figürü olan Nick Anderson'ın maç öncesi parkede görünmesinden mi etkilenmişlerdi, bilinmez; ama Hidayet Türkoğlu ile Dwight Howard'ın dördüncü çeyrekteki kötü serbest atış yüzdeleri, mağlubiyeti hazırlayan en önemli etkenlerden biri olurken Lakers, bir dramadan daha galip çıkarak ''winner'' unvanını ne kadar hak ettiğini tekrar ve tekrar kanıtladı.

Staples Center'dan 0-2 ile çıktıktan sonra Amway Arena'daki ilk iki maçta minimum hata ile oynamak zorunda kalmıştı, Orlando Magic. Lakers'ın en büyük avantajıydı bu. Magic, üçüncü maçı kaybettiği an havluyu atabilirdi. NBA Tarihi'nde 88 kez rastlanılan 0-3'ün altından kalkabilen bir takım yoktu henüz. Ama kazandı, Magic. Kazanmak zorundaydı ve kazandı. Dün gece de farklı bir durum değildi, söz konusu olan. Staples Center'daki o :00.6'nın acısını çekiyordu hâlâ, Hidayet Türkoğlu ve arkadaşları. Moral bozucu bir mağlubiyetin altından üçüncü maçta, öyle ya da böyle, kalkmayı başarmışlardı. Ve 108-104'lük o galibiyetin içerisindeki şifrelerin de farkına varmalılardı.

Orlando Magic, normal sezon ve Playofflar'da ligin en verimli savunma yapan takımı. Ama en büyük dezavantajları, özellikle back-court oyuncuları özelindeki, top kaybı yapmaya müsait olan yapıları. Sezonun ilk gününden bu yana gelişen süreç içerisinde hep böyle oldu. Staples Center'da çok yaklaştıkları galibiyeti kaçırmalarının büyük resimdeki görüntüsü, yapılan 20 top kaybının Lakers'a 28 sayı olarak dönmesi idi. Dwight Howard, NBA Playofflar Tarihi'nde yalnızca Hakeem Olajuwon'ın çıkabildiği seviyeye ulaşmasına karşın, yaptığı 7 top kaybı ile takımına ciddi bir zarar vermişti. Keza Hidayet Türkoğlu da. Ama Amway Arena'da görüntü değişti. Hidayet Türkoğlu, Mickael Pietrus ve Dwight Howard toplamda üç top kaybı ile oynadılar.

Bir şey daha. Magic, bu sezonki playoff macerasında yakın skorlu geçen maçların neredeyse tamamını kaybetti; ancak ''rebound game'' denilen maçlarda da çoğu zaman kazanan tarafta oldu. Philadelphia 76ers serisinde 100-98 kaybedilen ilk maçın ardından 96-87, 96-94 kaybedilen üçüncü maçın ardından ise 84-81 kazandı, Orlando Magic. Boston Celtics serisinde bir fire verdi. Ama 3-2 geri düştüğü seriyi 4-3 ile geçmeyi başardı. Doğu Konferansı Finalleri'nde LeBron James'in mucizevî şutu sonrasında gelen mağlubiyeti takip eden karşılaşmada da 99-89 ile kazanan Magic oldu. Hidayet Türkoğlu ve arkadaşları, bunu bir karakter olarak almaya başlamışlardı belki de. Staples Center'da son anda kaçan galibiyet sonrası, serinin 2-1'e gelmesini sağlayan galibiyeti, söz konusu başlığın altına yazabilirdik bu anlamda.

Rebound Game: Orlando Magic'in Zarurî İhtiyacı

Orlando Magic, tüm bunların ardından --bir önceki maçı kazanmış olmasına karşın-- bir ''rebound game'' ile daha karşı karşıyaydı yine.

Çok iyi başladı, Magic. Bilinçliydi. Dwight Howard'ın pota altındaki dominasyonu ile de öne fırladı. Howard, saha içinden 0-1 ile oynarken bile takımının en iyi oyuncularından biriydi bu dönemde. 1 sayı, 11 ribaund ve 3 blok gibi çok enteresan bir başlangıç yapmıştı maça. Mesaj vermişti rakibe. Ve dahası; Andrew Bynum, Pau Gasol ve Lamar Odom'ı faul problemine sokarak kenara göndermişti. Rakip pota altında teması sağlayan Howard, kendi pota altında da içeri gireni blokluyordu. İlk çeyrek sona erdiğinde Magic'in yalnızca dört sayı önde olmasının ise belli nedenleri vardı.

Kobe Bryant. Lakers'ın süper yıldızı, üçüncü maça yaptığı başlangıçın bir benzerini daha gerçekleştiriyordu. 4-7 ile hücum eden Kobe'nin rakamlarını çıkardığımızda saha içinden 3-13 ile şut kullanan ve sadece 7 sayı bulan bir Lakers vardı karşımızda. Kobe'nin 13 sayısı, çeyreğin sonunu Jordan Farmar, Josh Powell ve D.J. Mbenga ile oynayan Lakers'ı ayakta tutuyordu. Diğer iki etken, Magic ile ilgili. 12 dakikalık ilk bölümünde 1'i teknik olmak üzere toplam 8 faul yapan Lakers önünde Magic, 6-10 ile oynuyordu serbest atış çizgisiden. Ve tabii top kayıpları. Beş top kaybı yapmıştı Orlando Magic. Kobe dışında hücum opsiyonu çıkaramayan Lakers ise, buradan yedi sayı bulmuştu. 24-20'den çok daha iyisi olabilirdi, sonuç olarak.

İkinci çeyreğin başında Kobe Bryant, kenara geldi. (Sanıyorum maç boyu dinlendiği tek sekans.) Bu bölümde, biraz daha iyi oynadı Magic. 34-26'lık skorla farkı yedi sayıya kadar çıkardı. Devrenin bitimine 7:52 kala Kobe, tekrar girdi oyuna. Ama takip eden Magic hücumunda Rashard Lewis'in üç sayılık basketi, seri boyunca Stan Van Gundy'nin takımına ilk defa çift haneli farkı getirecekti. Kalan bölümde de iyi oynayan Orlando Magic oldu. Devre sona erdiğinde ev sahibi ekip, 49-37 ile önde gidiyordu soyunma odasına.

Ne olduysa, üçüncü çeyrekte oldu. Lakers'ın geri dönüş ateşi, bu bölümde harlandı.

Hidayet Türkoğlu, ilk yarı boyunca 5-6 saha içi isabeti ile 15 sayı bularak takımını skorda sürekli önde tutmayı başarmıştı. Ama üçüncü çeyreğin hemen başında Kobe Bryant önderliğinde başlayan Lakers hücumunu kesmek adına yaptığı faul ile sınıra geldi, ardından 7:11 kala dördüncü faulüne ulaşarak kenara çekildi. Hidayet'in yokluğunda hep bocalayan Magic, Lakers'ın baskın oyununa karşılık veremedi. İkinci devreye muhteşem bir giriş yapan Trevor Ariza, savunmasındaki adamı Hidayet Türkoğlu çıkana dek zaten yedi sayı bulmuştu. Konsantrasyonunu biraz daha hücuma verince, işler değişti.

Üçüncü çeyreğin bitimine 5:58 kala Andrew Bynum'ın serbest atışlardan bulduğu iki sayı, Lakers'ın öne geçmesi için yeterli olacaktı. Devam etti, Lakers. Magic ayakta durmaya çalıştı. Mickael Pietrus (58-58) ve J.J. Redick (61-61) ile skorda iki defa dengeyi yakaladı. Toplamda beş sayı çıkarılan bu iki hücum organizasyonunun asistlerini yapan Rafer Alston ise, periyodun bitimine 1:28 kala Jameer Nelson ile değişti. Dwight Howard'ın 1-4, Rashard Lewis'in de 0-3 ile hücum ettiği çeyrekte Alston da 1-5 gibi kötü bir şut oranı ile oynamıştı; ancak bir gerçek vardı. Şuydu; Alston, gecenin geri kalan bölümünde (18 dakika ve 28 saniye) kenardaki koltuğunu ısıtacaktı.

Stan Van Gundy ve Point-Guard Rotasyonu

Stan Van Gundy'nin rotasyon konusundaki şaşkınlığı akıl alır gibi değil, hakikaten. Jameer Nelson'ın iyileşmesinin Orlando Magic'e yarar sağlayamayabileceği üzerinde daha önce konuşmuştuk. Ama bu kadar ileri gidilmesi, çok ilginç sahiden. 2009 NBA Playoffları boyunca kenardan gelerek zaman zaman ekstra katkılar sağlayan Anthony Johnson'ın tamamen rotasyon dışına itilmesini geçiyorum. Hidayet Türkoğlu, Rafer Alston ve Jameer Nelson opsiyonlarının dört maç özelindeki dakika dağılımlarında oluşan dengesizlik içler acısı.
  • Hidayet Türkoğlu (33 dk.), Rafer Alston (25 dk.), Jameer Nelson (23 dk.)
  • Hidayet Türkoğlu (47 dk.), Rafer Alston (26 dk.), Jameer Nelson (17 dk.)
  • Hidayet Türkoğlu (42 dk.), Rafer Alston (37 dk.), Jameer Nelson (11 dk.)
  • Hidayet Türkoğlu (41 dk.), Rafer Alston (27 dk.); Jameer Nelson (26 dk.)
Ne kadar enteresan, değil mi? Dört maç boyunca, Stan Van Gundy'nin bu üç oyuncuya verdiği süreler bunlar. Jameer Nelson, birinci maçtan itibaren git gide düşen dakikalarına karşın dün gece 26 dakika alırken Rafer Alston, tam tersi. İkinci maçta, Hidayet Türkoğlu'nun son çeyrek ve uzatmalarda Alston ile Nelson olmaksızın, bir numarada oynaması bir örnek iken üçüncü maçta müthiş hücum performansı sergileyen ve Nelson ile arasındaki 48 dakikayı 37-11 şeklinde paylaşan Alston'ın dördüncü maçın son 18:28'lik bölümünde düşünülmemesi, çok enteresan gerçekten.

Hidayet Türkoğlu, dördüncü çeyrekte geri döndü. Beş sayı önde bıraktığı takımını dört sayı geride almıştı. Skor bulmakta zorlanırken Orlando Magic, yayın gerisinde Lamar Odom'ı tuzağına düşürdü. Üç atışlık bir imkân yarattı kendisine. Magic'i tekrar ortak etti oyuna. Bitime 3:02 kala 82-79 öndeydi artık Magic. Trevor Ariza'nın skoru 82'de eşitlemesinin ardından sazı eline aldı, Hidayet Türkoğlu. Önce üç sayılık bir basket ve ardından oyunu çok iyi okuyarak içeriden bulduğu iki sayı. 87-82 öne fırladı, Magic. Hidayet, daha önce yaptığı bir kez daha tekrarlamıştı. The Q Arena ve Staples Center'da çok yaklaşmıştı playoff kahramanı olmaya; ama gelişen süreç, fırsatı elinden almıştı Hedo'nun.

Los Angeles Lakers, 20 saniyelik molaya gitti 82-87'nin ardından. Kobe, üç sayılık atıştan yararlanamadı. Mickael Pietrus, aldı ribaundu. :39 kala Magic adına gecenin hayal kırıklığı kalktı şuta. Kaçırdı Rashard Lewis. Dwight Howard, ribaundu almaya yakındı; ama engellendi. Derek Fisher'ın aldığı top, Kobe Bryant'ın asisti ve Pau Gasol'ün smacı ile sonlandı. Buradaki ayrıntı, Lakers'ın yalnızca sekiz saniye içerisinde potaya gitmiş olmasıydı. :31 vardı. Böylece, son hücum şansı da Lakers'a geçiyordu. Tabii, önce Orlando Magic'i durdurma şartı ile.

Son hücumda Orlando Magic, pota altına Dwight Howard'a indi. ''Durdurmak!'' demiştik ya, Kobe yaptı işte onu. Koluna yapıştı Howard'ın. Çizgiye gitti, Howard. Takımı üç sayı ile öndeydi, bitime :11 vardı. Ve yalnızca bir serbest atış isabeti yetecekti Magic'e. Tıpkı 1995 NBA Finalleri'nde olduğu gibi. 1995 yılında Houston Rockets'a karşı arka arkaya dört serbest atış birden kaçıran ve takımının uzatmalarda rakibine 120-118 yenilmesine neden olan Nick Anderson da Amway Arena'da Howard'ı izleyenler arasındaydı. İlkini kaçırdı, Howard. Ve ikincisini de. Lakers'ın sinir bozucu ''kazanan'' tarafı, çıkabilirdi tekrar sahneye.

Hidayet Türkoğlu, Mickael Pietrus ve Jameer Nelson savunmadaydı Orlando Magic adına. Trevor Ariza, topu kenardan oyuna soktuğunda Hedo ile Pietrus, Kobe'nin üzerine gittiler. Kobe, Ariza'yı gördü. Sol tarafta topla buluşan Ariza da Fisher'ı. Derek Fisher, maçın ardından planlarının topu rakip yarı sahaya geçirdikten sonra duruma göre hareket etmek olduğunu söyleyecekti. Ama tüm zamanların en kötü bireysel savunmalarından biri ile karşı karşıya kalınca tereddüt etmeden gönderiyordu topu. Kendisini yayın içerisinde bekleyen Jameer Nelson da canlı tanıklarından oluyordu. 97'de eşitlenmişti skor.

Sonrasını biliyoruz zaten. 4.6 kala molayı aldı, Orlando Magic. İlk denemede oyuna sokulamadı top. Tıpkı, Staples Center'da olduğu gibi. Yine bir mola geldi. Dönüşte zihinlerdeki plan uygulanamadı. Hidayet, son anda çıkardı topu elinden. Boştaki Mickael Pietrus'u gördü. Pietrus'tan topu istediğinde ise, Fransız oyuncu çoktan göndermişti şutu.

Uzatma bölümünde de söz hakkını alan Derek Fisher oldu. 34 yaşındaki yıldız, 91-91'lik eşitlikle girilen son :31'lik bölümde attığı üç sayılık basketle Orlando Magic'in tüm direncini kırmayı başardı. Fisher'ın bu hamlesini takip eden süreç, Pau Gasol'ün beş sayısı ile geçti. Skor da 99-91 ile Lakers'ın lehine oldu. Derek Fisher... Normal sürede kullandığı ilk beş üç sayılık atış denemesinde isabet kaydedemezken maçın, serinin ve aslında tüm sezonun kaderini değiştiren iki üçlük birden gönderdi Magic potasına.

Los Angeles Lakers, 2009 NBA Şampiyonluğu'na artık yalnızca bir galibiyet uzaklıkta. İster Amway Arena, ister Staples Center. Serinin geri kalan bölümünü Lakers'ın tavrı belirleyecek.

Hiç yorum yok: