4 Haziran 2009 Perşembe

Finals: Los Angeles Lakers vs. Orlando Magic



Geri sayım sona erdi. Los Angeles Lakers ve Orlando Magic takımları arasındaki 2009 NBA Finalleri, bu gece Staples Center'da başlıyor.

2007-08 Sezonu'nun son gününden itibaren iki farklı senaryo konuşuluyordu, 2009 NBA Finalleri özelinde. Boston Celtics, yıllar sonra tekrar zirveye çıkmıştı Los Angeles Lakers'ı mağlup ederek. Müthiş bir nostaljiydi bu. Üstelik; Lakers, son maçta aldığı ağır yenilgiyi sorun edebilirdi. 2009 NBA Finalleri için de bir Lakers-Celtics rekabeti herkesin aklının bir köşesine yerleşmişti bu anlamda. Boston Celtics'in kısa sürede başarı amacı ile kurduğu kadronun bir senelik daha opsiyonu vardı zira. Ama yeni sezona inanılmaz bir giriş yapan LeBron James, tüm dengeleri bozacaktı.

Planlar, ''Kobe ve LeBron Finali'' üzerine yapılıyordu artık. Gidişat da öyleydi aslında; ancak ezberi bozan takım Orlando Magic oldu. Lakers, 2009 NBA Playoffları'na yaptığı kötü başlangıçla akılları karıştırırken (Utah Jazz ve Houston Rockets serileri) Cleveland Cavaliers, NBA Tarihi'ne geçecek müthiş bir serinin altına imza atıyordu. İlk iki turda maç kaybetmeyen Cavaliers, tüm karşılaşmalarda sahadan çift haneli fark yaparak ayrılmış ve rakiplerine korku salmaya başlamıştı. Koşar adım gidiyordu NBA Finalleri'ne, LeBron James ve arkadaşları. Tabii; bu durumun üstesinden gelecek karakter yapıları oturmuş muydu, bilinmez. Dedik ya, farklıydı planlar. Cavaliers ile Celtics'in Doğu Konferansı Finalleri'ndeki eşleşmelerinin ardından Lakers ve Cavaliers'ın NBA Finalleri'nde birbirlerine rakip olmalarını bekliyordu herkes. Ama olmadı.

Orlando Magic, sezon başından bu yana oluşturulan tüm dengeleri alt üst etti. Doğu'daki Final'de Cavaliers'ı altı maç ile gönderdi evine. 4-2 sona erdi seri; ancak 5-1 gibi de durabiliyordu aynı zamanda. Çok güçlü geliyor, Orlando Magic. Hem de çok güçlü. Sezon içerisinde birçok iniş çıkış yaşadı, Stan Van Gundy'nin takımı. Los Angeles Lakers'ın da rol aldığı bir sekans içerisinde tüm NBA'de birinci sıraya çıkmayı başarırken Playoff 1. Turu'nda Philadelphia 76ers karşısında ''Acaba?'' da dedirtti. Yalnız, tüm bunların üstesinden çok iyi geldi.

İki örnek, NBA Doğu Konferansı Finalleri'ne gelene dek:

- Philadelphia 76ers serisinin altıncı maçında Dwight Howard olmaksızın alınan farklı galibiyet,
- Boston Celtics serisinin yedinci maçını TD Banknorth Garden'da kazanılan zafer.

Orlando Magic, Philadelphia 76ers eşleşmesinde kaybettiği iki maçın da son saniyelerinde geride değildi. Birinci maçta Andre Iguodala, bitime :02 kala Hidayet Türkoğlu'nun üzerinden kalktı şuta. Ve takımına 100-98'lik galibiyeti getirdi. Üçüncü maçta da benzer bir final vardı. 94-94'lük eşitlikle devam eden karşılaşmada Thaddeus Young'ın pota altındaki basketi, ''buzzer-beater'' ile kazandırmıştı galibiyeti Philadelphia'ya. Magic, bu moral bozucu iki mağlubiyete karşın arka arka üç maç kazanarak NBA Doğu Konferansı Yarı Finalleri'ne yükselmeyi başarmıştı.

Boston Celtics serisi ise, Orlando Magic'in şampiyon olması hâlinde yıllarca anlatılacak cinsten. Deplasmandaki iki maçtan bir galibiyet çıkarmayı başarmıştı, Magic. Ardından iç sahada farklı kazanarak seride öne geçti tekrar. Dördüncü maçta son 11 saniyeye kadar öndeydi; ama Glen Davis ''buzzer-beater'' ile seriye eşitliği getirdi. Tabii; asıl kıyamet beşinci maçta kopacaktı. ''Master of Panic!'' açıklamaları gündemdeydi yeniden. Shaquille O'Neal'e bu defa Dwight Howard da katılıyordu. Magic, Celtics deplasmanında bitime 5:36 kala 85-75 önde olduğu karşılaşmadan --bu bölüm içerisinde saha içi isabeti bulamayarak-- 88-92 mağlup ayrılmıştı. Top alamamaktan şikâyetçiydi, Dwight Howard. Daha kötüsü; Celtics, seride 3-2 öne geçmişti artık.

Hiç de iyi bir haber değildi bu. Celtics, NBA'de kazanma alışkanlığı en köklü olan takımdı zira. Tarih boyunca 3-2 öne geçtiği 32 seriden tulum çıkarmıştı. Magic, Amway Arena'da kazanıp seriye 3-3'lük eşitliği getirdiğinde ise Boston Celtics, farklı bir cevapla çıkacaktı rakibinin karşısına. TD Banknorth Garden'a taşınıyordu seri. Ve Celtics, NBA Tarihi'nde iç sahada oynadığı 20 adet yedinci maçın 17'sinde kazanan taraf olmayı başarmıştı. Köklerine güveniyordu, Paul Pierce ve arkadaşları. Olmadı. Orlando Magic, baştan sona üstün götürdüğü karşılaşmanın dördüncü çeyreğinde Celtics'e hançeri saplayarak 101-82 kazanmayı bildi. Hidayet Türkoğlu, 25 sayı, 5 ribaund ve 12 asist ile tarihi yeniden yazdı. Ve Magic, NBA Doğu Konferansı Finalleri'nde Cavaliers'ın rakibi oldu.

Gerisi bilindik hikâye. Philadelphia 76ers ve Boston Celtics'in ardından Cleveland Cavaliers'ı da geçti, Orlando Magic. Yeni rakip, Los Angeles Lakers.

Sezon başına ve sezon içi seyrine geri dönelim. Üç takım ayrılıyordu, diğerlerinden: Boston Celtics, Cleveland Cavaliers ve Los Angeles Lakers. Bu üçlü arasına zaman zaman girmeyi başaran, hatta bir ara hepsinin üzerine çıkan takımdı Orlando Magic. Celtics ve Cavaliers mağlup edildi Playofflar'da. İki seride de favori olan taraf Magic değildi. Lakers karşısında değişen bir şey yok. Kazanmaya yakın taraf olarak gösterilen Lakers. Ama... Şu tabloya bir bakalım:

01.12.2008: at Boston Celtics, 88-107
20.12.2008: v Los Angeles Lakers, 106-103
16.01.2009: at Los Angeles Lakers, 109-103
22.01.2009: v Boston Celtics, 80-90
29.01.2009: v Cleveland Cavaliers, 99-88
08.03.2009: at Boston Celtics, 86-79
17.03.2009: at Cleveland Cavaliers, 93-97
25.03.2009: v Boston Celtics, 84-82
03.04.2009: v Cleveland Cavaliers, 116-87

Orlando Magic, sezon içerisinde oluşan bu üç büyüklere karşı 6-3 gibi bir üstünlük sağlamıştı. (Ki Cavaliers deplasmanında kaybedilen maçta Howard'a çalınan ''üç saniye'' düdüğü olmasa 7-2 de olabilirdi.) Ve söz konusu başarısını Celtics ve Cavaliers karşısında da devam ettirdi. Son durumda; gözüken Lakers önündeki 2-0'lık derece. Lakers, geçtiğimiz sezon NBA Finalleri'nde karşılaştığı Boston Celtics'e sezon içerisindeki iki maçı da kaybetmiş ve final serisi boyunca çok etkisiz kalmıştı. Benzer bir durum olabilir mi, bilinmez; ama Magic, Los Angeles Lakers'ı yenmenin yolunu bulabilir. Gerçek bu.

Tabii, diğer yandan... Magic adına o iki maçın kahramanı olan Jameer Nelson, omzundan geçirdiği sakatlık dolayısıyla uzun süredir forma giyemiyor. Takım arkadaşları, her ne kadar Nelson'ın NBA Finalleri için hazır hâle geleceğini söyleseler de Magic'in ''All-Star'' oyuncusu, sezon içerisindeki kadar verim sağlamayacaktır. Neler yapmıştı peki Nelson, Lakers maçlarında? Amway Arena'daki ilk karşılaşmada 11-16 saha içi isabeti ile 27 sayı. Staples Center'daki rövanşta ise 9-18 ile 28 sayı. 34 şut kullanarak 55 sayı üretmişti, Jameer Nelson. İkinci maçın ardından 32-8'e ulaşan Orlando Magic, NBA'de ilk sırayı yükselmeyi de başarmıştı. Nelson'ın olmaması ya da tam kapasite ile oynayamayacak olması, Orlando Magic'in en büyük sıkıntısı gibi duruyor şimdilik.

Sezon içerisindeki eşleşmelerden devam edelim. Kobe Bryant, Lakers özelinde ayakta durabilen ender isimlerdendi Magic karşısındaki her iki maçta da. Amway Arena'da 41 sayı ve 8 ribaund, 16 Ocak'taki karşılaşmada ise 28 sayı, 13 ribaund ve 11 asist üretmişti, Kobe. Ortaya çıkan istatistikler, hayli etkileyici. Ancak akılların fazlaca karışmaması gerekiyor. 106-103 kaybedilen maçta 14-31 saha içi şut isabetli ile hücum ediyordu, 24 numara. Kaldı ki; sezon içerisinde burada da paylaşmaya çalışmıştık. Kobe'nin 30+ şut attığı karşılaşmalarda Lakers'ın şansı çok fazla olmuyor. Staples Center'daki mağlubiyette ise 10-26 gibi bir oran söz konusuydu. Triple-double etkileyici; fakat Magic'in savunma verimliliğinde hem normal sezon, hem de Playofflar'da en iyi takım olduğunu unutmamak gerekir. (Playofflar'da her 100 pozisyonda 100.5 sayı imkânı veriyor rakiplerine, Magic. Normal sezonda bu sayı, daha düşüktü.)

NBA Finalleri'ne doğru gelelim artık yavaş yavaş.

Orlando Magic özelinde konuşmamız gereken ilk isim, Dwight Howard. Hücumda topla çok az buluştuğu gerekçesiyle Stan Van Gundy'yi medya önünde eleştirdiği Boston serisinin beşinci maçından bu yana müthiş oynadı, Superman. Ve Cleveland Cavaliers'ın Playoff dışına atıldığı karşılaşmada da 40 sayı-14 ribaundluk gösterisi ile zirve yaptı. Rakamlardan da fazlasıydı aslında. Müthiş bir mesajdı bu. Hem savunma, hem de hücumda oyunu domine ediyordu, Howard. Zydrunas Ilgauskas, Anderson Varejao ve Ben Wallace'ın kendisini faul ile durdurma planlarını da %70.1'lik serbest atış oranı (47-67) ile bozuyordu.

Los Angeles Lakers, Dwight Howard'a daha iyi cevap verecek oyunculara sahip. Playofflar boyunca hayalkırıklığı yaratan Andrew Bynum'ın olmaması hâlinde Howard ile Pau Gasol eşleşecek. Gasol, Howard'a hücumda da sorun yaratabilecek bir isim. Ilgauskas, Varejao ve Wallace gibi oyuncuların böyle bir tehdidi yoktu açıkçası. 2009 NBA Playoffları'nda maç başına 18.2 sayı, 11.3 ribaund ortalamaları ile oynadı Pau Gasol. Ve %57 ile hücum etti. Denver Nuggets serisinin tüm maçlarında %50'nin üzerinde şut kullanıp 3.5 asist ortalaması yakaladı. (Sezon içerisindeki Magic maçlarında %40.9 ile 12 sayı-8 ribaund ortalamaları vardı ama.) Cavaliers'ın front-court oyuncularından bir diğer farkı, Howard'ı faul problemine sokabilecek olması. Bu durumda, NBA kariyeri boyunca hak ettiği değeri göremeyen Marcin Gortat çıkabilir sahneye.

Hidayet Türkoğlu, Orlando Magic'i zor anlarda kurtarabilecek belki de yegâne isim. (Belki bir de Rashard Lewis.) Orlando Magic, seri sonunda NBA Şampiyonluğu'na ulaşmayı başarırsa, Hidayet'in ciddi anlamda ''Finals MVP'' seçilme şansına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Tabii, bunun için şut tercihlerini iyi yapması gerekiyor. Karşısında son dönemin yükselen yıldızı ve yılların under-rated oyuncusu Trevor Ariza olacak. Ariza, hem hücum hem de savunmada ekstra katkı sağladı Lakers'a Playofflar'da. Final serisinde işi biraz daha zor gibi.

Orlando Magic, 2009 NBA Playoffları'nda mağlup olduğu yedi maçtan ikisini ''buzzer-beater'' ile kaybetti. Daha da ileri gidersek, farklı sonuçlar çıkabilir karşımıza. Evet, bu bir gerçek. Çok önemli galibiyetler almasına karşın, maç sonlarını oynama konusunda sıkıntı çekebiliyor Orlando Magic. Bu anlamda, ESPN'den yardım alabiliriz. Orlando Magic cephesinde daha önce NBA Finalleri seviyesine çıkan oyuncu bulunmuyor. Tarih boyunca 29 defa bu seviyeye çıkan (14-15) ve geçtiğimiz sezon da NBA Şampiyonluğu'nu Final'de Boston Celtics'e kaybeden Los Angeles Lakers oyuncuları ise, buraları oynamaya çok alışık. ESPN yazarlarından J.A. Adande'nin dikkatleri çektiği bir tablo aşağıdaki. NBA Finalleri'ne ilk defa çıkan takımların oynadıkları ilk maçlarda aldıkları sonuçlar --son 11 örnek--:

2007: Cavaliers lost to Spurs
2002: Nets lost to Spurs
2001: 76ers beat Lakers
1997: Jazz lost to Bulls
1996: Sonics lost to Bulls
1995: Magic lost to Rockets
1993: Suns lost to Bulls
1991: Bulls lost to Lakers
1990: Trail Blazers lost to Pistons
1988: Pistons beat Lakers
1986: Rockets lost to Celtics

Tecrübe, 9-2 ile önde. Kaldı ki; ezberi bozan son galibiyeti alan Philadelphia 76ers, Allen Iverson'ın sırtında yalnızca bir maç kazanabilmişti 2001 NBA Finalleri'nde. Kazanılan ilk maçın ardından dört defa kaybetti, 76ers. LeBron James'in 2007'deki tecrübesini de hatırlıyoruz. Doğu Konferansı Yarı Finalleri'nde 0-2'den gelip Detroit Pistons'ı neredeyse tek başına yendikten sonra Spurs'e süpürülmüştü takımı. 11 örneğin 3'ünde bulunan Lakers, 2 defa da şampiyonluğa ulaşıyor yukarıda. Ve iki istatistik: Phil Jackson'ın takımları, öne geçtikleri 32 Playoff serisinin tamamında kazanan taraf oldu bugüne kadar: 32-0! Orlando Magic, 20 yıllık Kulüp Tarihi'nde ikinci kez NBA Finalleri'ne çıkıyor. Bu seviyede 81 maç kazanan Lakers'a karşı, Magic'in galibiyet sayısı: 0! (Tabii, çok büyük anlamı yok.)

Sonuç.

Orlando Magic, çok formda. Çok güçlü. Sezon içerisinde buna benzer bir sekans yakaladığında zirveye çıktığını biliyoruz. Açıkçası; Orlando Magic'in en büyük avantajının arkasına aldığı rüzgâr ve özgüven olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan, geçtiğimiz sezon kaybeden Los Angeles Lakers'ın yeri şimdiden hazır gibi. NBA'deki bazı karakteristiklerden biri bu sanki. Magic, geride kaldığı maçlarda bile mücadeleyi kesinlikle bırakmayacaktır. Ama Hidayet Türkoğlu'ndan farklı birkaç silaha daha sahip olmalı, son anlarda. Staples Center'dan bir maç çalabilir, Orlando Magic. Florida'daki üç maçtan da iki galibiyet alabilir. Dolayısıyla, yedinci maç kokusu var bu seride. Kişisel olarak, gönlümden geçen de bu. Ama ilk iki maçı Lakers kazanırsa, altı maç sonunda bitebilir seri. Yine de:

Tahmin: Los Angeles Lakers, 4-3

2 yorum:

alessandro del piero dedi ki...

orlando buralara gelirken gerçek anlamda müthiş işlere imza attı ve bunu yaparken belki de en büyük avantajları çok ufak bir azınlık dışında kimsenin onlardan bunları yapabileceğini ummamasıydı. bir anlamda gizli ve derinden gelerek underdog olmanın getirdiği baskıdan uzak oluş çok yaradı oyunculara. ancak şu andan itibaren böyle bir avantaja sahip olmadıklarını söylemeliyiz ve bu tür bir ortam değişikliğinin nelere yol açacağını kestirmemiz de finaller henüz başlamadan pek mümkün gözükmüyor..

aynı şekilde lakers da bir tur önce o ezelden beri sahip olduğu kendine güvenen ve cool takım olma özelliğini kısmen yitirmiş görünüyordu ve özellikle denver karşısında alışılmışın dışında seriyi kaybedebileceklerini düşünen fazla sayıda insan bulunuyordu, ancak onlar da tekrardan büyük takım olduklarını hatırlayıp serinin sonunda vitesi yükselterek beklentilerin ötesinde kolay geçti denver'i. bir bakıma kaybettikleri öz güveni yeniden hem de daha sağlam bir biçimde kazanmış oldular..

tüm bunları düşündüğümüzde gerçekten çok zor bir denklemle karşı karşıya olduğumuz ortada. bence en azından ilk maç oynanmadan serinin nasıl ilerleyebileceğini ön görmek neredeyse imkansız görünüyor. takımların şu anda içinde bulundukları şartlara nasıl karşılık verdiklerini görerek belki daha sağlıklı değerlendirmelere yapılabilir ama yine de kendimi bildim bileli sıkı bir laker olarak takımıma güvenim sonsuz, bu final öncesi.. son kaybettiğimiz 2 finalde şu duruma nazaran daha büyük favoriydik ama parke üstü şartları teoriyle uyuşmadı pek. şu ansa pek çok kişiye göre daha yakın bir final olucak ve geçen seneye nazaran ariza-bynum ikilisine sahip bir lakers var ekstradan, magic'se bize en çok problem çıkartan oyuncusundan yararlanamayacak gözüküyor..

umarım çok çekişmeli ve adil hakem kararlarının sahne aldığı, güzel bir seri olur. bynum'un tekrardan kendini bulduğu, kobe'nin jordan sonrasının tartışmasız en büyük olduğunu bir kez daha kanıtladığı, howard'ın insanlıktan çıkma gösterilerine kaldığı yerden devam ettiği ve bir zamanlar milliyetçi duygularla abartılmasından dolayı hiç sevmediğim ama son senelerde gerçek anlamda büyük bir oyuncuya dönüşen hedo'nun yıldızlaşmaya devam ettiği ve tabi sonucunda lakers'ımın hak ederek kazandığı unutulmaz bir final izleriz..

SozenE. dedi ki...

LeoMessi:

''Mükemmel bir yazı -daha- olmuş, biraz Orlando ağırlıklı olmasına rağmen...Ve çoğu noktada da çok haklısın, Orlando biraz da şansın yardımıyla kazanabilir gibi duruyor seriyi, zaten bugün Hidayet'in NTVSpor'da söyledikleri de, takım olarak inandıklarını anlatıyordu; Gönülden Hidayet'in Finals MVP olması geçiyor, ama karşısında da KB varken kolay değil...''

(EK: Kusura bakmayın, yanlışlıkla reddettim yorumunuzu. Umarım, anlayışla karşılarsınız. Eray.)