28 Haziran 2009 Pazar

Mezuniyet ve Rejenerasyon



Ekim 2007'den bu yana çok fazla kişisel yazılar hazırlamıyorum burada. Ortaya çıkan her yazının bir ''makale'' değerinde olması için çaba gösteriyorum daha ziyade. Bir defalığına af diliyorum bu yüzden.

809 mesaj var arşivde. Ortalama 2,5 saatten yaklaşık 2022 saat yapıyor. Sadece yazıları yazmak adına 84 günümün geçtiği anlamını çıkarabiliriz buradan. Kaldı ki; araştırılması, kağıt üzerine dökülüp taslak çıkarılması ve yayınlanacak hâle gelmesi... Biraz daha devam edersek, enteresan bilgiler çıkabilir karşımıza. Duralım öyleyse. Severek, emek vererek yaptığım bir uğraş bu. Son iki haftada zaman ayıramadım ama. İki haftada ikişer mesaj vardı yalnızca. Hep böyle olur, aslında yazılacak ya da söylenecek çok şey olduğunda zaman bulamazsınız. En azından benim için öyle. Geride bırakılan iki haftada da benzer bir durum yaşandı.

Tasarladığım fazla sayıda yazı/makale vardı. Olmadı. Sadece spor başlığında değil elbette. Michael Jackson'ın vefatı mesela. Çok ilginç, ziyadesiyle üzdü beni. 80'lerde doğan fazla sayıda insanın yaşadığı duygu gibi. İnkâr ediyorduk aslında büyüdüğümüzü. Ama çocukluğumuza ait kahramanlar da bir bir gidiyordu, göçüyordu dünyamızdan. Ne kadar güzeldi oysa, 90'lar. Buradan ilerleyelim, müzikten. İnternet yoktu, wikipedia, orijinal ya da korsan CD de. Geriye dönüp bir hüzün ortamı yaratmak istemiyorum ama güzeldi, yani belli sayıda şarkıcı vardı. Onların şarkılarını söylemeye çalışır, onlar gibi dans etmek için uğraşırdık. Para biriktirirdik, kasetlerini almak için. Kaset vardı değil mi, o zamanlar? Biraz daha saftı belki dünya...

Dedim ya, inkâr ediyorduk büyüdüğümüzü. Michael Jackson, gerçeği vurdu yüzümüze. İçerisinde bulunduğumuz yaşın da anlamı büyük ama geçmişe özlem her zaman var. Bir basamak bizimki, çocuk değiliz artık. (Diğer MJ... O'na bir şey olmasın.)

Dağınık bir yazı... Bu ana dek, 809 mesajın hemen her birinde belli bir mesafe oluşmuştu sanki. Ama bu ''samimiyetsizlik'' değil. Bana kalırsa, olması gerekendi. Okuyucuya saygıdan dolayı, varsa okuyan birileri... Ben emek veririm, yazılanları birileri okuyorsa da çok mutlu olurum. Zaten bir şekilde hissediyorsunuz bunu. Yoksa, Ekim 2007'den beri neden 84-85 gününüzü buraya vereseniz ki? Keyifli bir iş. Herkese teşekkür ederim bu anlamda.

Sevmedim bu yazıyı ama bakalım... Michael Jackson'ın vefat ettiği gün üniversiteden mezun oldum. 1992 yılında başlayan eğitim-öğretim hayatımın son günüydü. Bir hafta öncesinde bu blogun üst başlığına adını veren insanın isminin yaşatıldığı stadyumda mezuniyet törenimiz vardı. Ardından final sınavları... Zaman kısıtlıydı yani. Yazmak istediklerimi gönderemedim, paylaşamadım. Şimdi; bir ''rejenerasyon'' yapalım, dedim. Arayı kapamaya çalışalım. Başlıklar hâlinde aciliyeti olan konular üzerindeki fikirlerimizi yazıya dökelim. Sonrasını toparlarız. (Michael Jackson için ayırmayı planladığımız başlığı da yad edelim buradan. Duygu yoğunluğunun zirve yaptığı anı kaçırdık zira.)

Blogun üzerinde durduğu konulardan devam ediyoruz. 2009 NBA Draftı konuşulabilirdi. Ama gölgede kaldı. Takas haberleri önüne geçti draftın. Kısa sekansta gönderme planı içerisinde olduğumuz konular da bununla ilgili.
  • Jamal Crawford, Atlanta Hawks. Acie Law + Speedy Claxton, Golden State Warriors
  • Richard Jefferson, San Antonio Spurs. Kurt Thomas + Bruce Bowen + Amir Johnson, Milwakuee Bucks. Fabricio Oberto, Detroit Pistons.
  • Shaquille O'Neal, Cleveland Cavaliers. Sasha Pavlovic + Ben Wallace + 2010 2. Tur Draft Hakkı + 500.000 $, Phoenix Suns.
  • Vince Carter + Ryan Anderson, Orlando Magic. Rafer Alston + Tony Battie + Courtney Lee, New Jersey Nets
Bu dört takasa özel dört başlık olacak. Ardından birkaç proje daha var aklımda, bakalım. Şimdilik arayı bu şekilde kapamaya çalışalım. Sonra düzgün bir yola çıkarız elbet.

10 yorum:

A. Eren Logoglu dedi ki...

Eray tebrikler.

Hayat daha yeni başlıyor. Biraz soluklandıktan sonra planlamalar yapmak gerekiyor.

Umarım üniversite yaşamından çok daha başarılı bir özel ve iş hayatın olur. Nice güzel günü birlikte yaşarız.

Yazılarını elbette okuyorum sevgili arkadaşım. Hiçbir şartta yılmadan, yazmaya devam etmelisin.

Sevgiler.

Eren.

SozenE. dedi ki...

Eren,

Çok teşekkür ederim.

Evet, haklısın. Yeni başlıyor hayat. 17 yıl önce, okuldaki ilk günümde düşünmüştüm.

Etrafımdaki arkadaşlarımdan birkaçı ağlıyordu. ''Bu anı unutmamalıyım.'' demiştim kendi kendime. ''Yıllar sonra, 15-16 sene, üzerine konuşabilmem için.''

Ve öyle oldu. Çok ilginç bir duyguydu. Ama o anı öylesine net hatırlıyorum ki.

Tüm bunların dışında... Özel bir insansın benim için. Her şey adına çok teşekkür ediyor ve aynı güzellikleri senin için diliyorum.

Sevgiler,

Eray.

pclion dedi ki...

Tebrik ederim Eray. Eren'in güzel dileklerine harfiyen katılıyorum. Çok iyi ve düzgün bir insansın ve bunu hakediyorsun. Hayatının her alanında seni başarılı görmek isterim, seni tanıyabilme fırsatını yakalamış her insan gibi.

Sevgiler, Uğur...

Adsız dedi ki...

öncelikle tebrikler mezuniyet için. sonra da teşekkürler bu güzel blog, nba ile ilgili bu doyurucu bilgiler ve yorumlar için. aynı keyifle takibe devam edeceğim.
saygı, sevgi..
emre.

Handarbeit dedi ki...

Aslan kardeşim ,
Sen sadece yaz yeter , ne kadar ara verdiğin önemli değil . Biraz bencillik yapayım böyle arada bir soluklanman iyi de oluyor hani.Özlüyoruz seni.
Yeni adım attığın "sivil " hayatında da her şeyin gönlünce olmasını dilemiyorum . Zaten olacağına eminim .
Sağlıcakla kal .

Ufak bir not : Çok şanslısınız,bizim zamanımızda Lütfi Kırdar'da olurdu mezuniyetler. Keşke kepleri bizde mabedde giyebilseydik :)

SozenE. dedi ki...

Uğur,

Teşekkür ederim. Çok mutlu oldum, güzel sözlerinle.

***

Emre,

(Hitapta sorun olmaz umarım.)
Teşekkür ederim. Layık olmaya çalışacağım.

***

Yalçın Abim,

Sizin sayenizde...

Kep Töreni ile ilgili olarak, gerçekten çok şanslıyım. Uzunca bir süredir İnönü Stadı'nda oluyordu okulumuzun mezuniyet töreni. 2009'da Ali Sami Yen'de olması, çok keyifliydi bu anlamda. Bir de tıklm tıklım dolu tribünlerin önünde sahaya girmek ve Kapalı'nın önünden geçmek var tabii. Futbolcu olsak, neler olacakmış demek ki?

Ek olarak, mezuniyet gecemiz de Ada'da oldu. Gecenin karanlığını aydınlatan o güzel amblemimizin altında yaptık organizasyonumuzu. Bir ara gözüm takıldı, sarı ve kırmızıya. Bir arkadaşım uyardı, ''Aşk yaşıyorsun sanırım.'' diye. Uyarmasa, daha uzunca bir süre bakmaya devam edecektim logomuza. :)

En nihayetinde, teşekkür ederim abicim.

Sevgilerimle,

Eray.

Cenky dedi ki...

Sevgili Sözen,

mezuniyetini yürekten kutluyorum. Umarım şu satırlardaki başarını taşırsın iş hayatına da. Hatta yarısını taşısan da yete. Ben de 7 sene önceki mezuniyetimi hatırladım, duygulandım ziyadesiyle, teşekkürler, geçmişime bir pencere açtırdın bana.

SozenE. dedi ki...

Cenky,

Çok teşekkür ederim.

Böyle güzel karşılıklar alabildiğim için seviniyorum. Sağolun.

Sevgilerimle,

Eray.

biglion dedi ki...

Eray'cım,

Tebrik ederim. Hayat boyu devam eden eğitim olgusunun okul kısmının mabette sonlanması ne kadar hoş olmuş. Ne mutlu sana !

Bu kadar koşturmacanızın arasında şuraya 2 satır yazarak körelmeye başlayan futbol dimağımda yeni tatlar bıraktığınız, ücra bir köşede yalnız olduğunu düşünmenin kasvetinden bir nebze olsun sıyrılındığını hissettirdiğiniz, yeni ufukların kapılarını araladığınız için senin özelinde diğer "bizim çocuklara" ve artık medyanın önümüze koyduğu subjektif haber ve görüş dayatmacılığının yakın zamanda sona erdirerek bambaşka bir spor dünyasının kapılarını açmasını beklediğim, bu anlamda takip edebildiğim-edemediğim tüm blog emekçilerine de kucak dolusu sevgilerimi sunuyorum. Yakından takip ettiğim siz değerli kardeşlerimin bu yeni dünyada çok güzel bir yerde duracağından da eminim.

Tekrar tebrik ederim güzel kardeşim. Yaşam sana / size hep güzelliklerle gelsin...

adem...

SozenE. dedi ki...

Adem Abicim,

Sizin gibi büyüklerimizin olması başımızda, bizler için ciddi bir şans.

Öğrenecek çok şeyimiz var daha. Sevginizi hak etmeye çalışacağız, çok teşekkür ederim güzel sözlerin için.

Selamlar,

Eray.