10 Haziran 2009 Çarşamba

Orlando Magic ve Büyük Geri Dönüşler



2009 NBA Finalleri'nde Orlando Magic ile Los Angeles Lakers, serinin üçüncü maçı için bu gece Amway Arena'da rakip olacaklar birbirine. Staples Center'daki iki maçın ardından Florida'ya taşınan seride Lakers'ın 2-0'lık üstünlüğü bulunuyor.

Kaçacak yeri kalmadı Orlando'nun. Deplasmandaki ilk maçta Lakers'a direnç gösteremeyen Stan Van Gundy'nin takımı, ikinci maçın özellikle son bölümünü son derece başarılı oynayan Hidayet Türkoğlu önderliğinde şansını uzatmalara taşısa da, tecrübenin karşısında fazla duramadı. 20 yıllık kulüp tarihinde yalnızca bir defa NBA Finalleri'ne çıkmıştı, Orlando Magic. Ama ne var ki; Hakeem Olajuwon'ın takımı Houston Rockets'a karşı maç kazanamayarak 1995 NBA Finalleri'nde süpürülmekten kurtulamayacaktı. Los Angeles Lakers ise, 30. defa yaşıyor bu tecrübeyi. Finaller'de daha önce 14 kez mutlu sona ulaşan Lakers, 81 maçtan galibiyetle ayrılmayı başarmıştı. Magic'in Finaller Tarihi'nde henüz galibiyeti bulunmuyor.

Dedik ya, çok yaklaşmışlardı Staples Center'da. Zor anlarda Rashard Lewis (ikinci çeyrekte takımının 20 sayısından 18'inin altına imzasını attı) ayakta tutarken Magic'i, son çeyrek ve uzatmalarda Hidayet Türkoğlu'nun lider oyunu yardımına koştu Stan Van Gundy'nin. Dwight Howard'ın 17 sayı, 16 ribaund, 4 asist, 4 blok ve 4 top çalmalık performansı ise, NBA Playofflar Tarihi'nde --Hakeem Olajuwon dışında-- hiçbir oyuncu tarafından gerçekleştirilememişti. Özel bir hücum-savunma gösterisiydi. Ama tek bir farkla. Howard'ın 7 top kaybı özelinde toplam 20 defa topu rakibine vermişti, Orlando Magic. Lakers, buradan tutundu. Ve rakibinin top kayıplarından 28 sayı çıkarmayı başardı. (Özellikle geçiş hücumlarında kaybedilen toplar, Magic'in canını çok yaktı.)

Top kayıpları, bir nedendi Orlando Magic'in mağlubiyeti için. Tabii, bir şey daha vardı. Orlando Magic'in back-court oyuncuları nezdindeki rotasyon sıkıntısı. Hidayet Türkoğlu, Jameer Nelson, Rafer Alston, Courtney Lee ve JJ Redick.

Jameer Nelson, kariyerinin zirvesinde iken omzundan geçirdiği sakatlık nedeniyle NBA Playoffları'nı kaçıracaktı. Orlando Magic adına NBA Finalleri, aslında uzak bir hedef olduğundan doğaldı böyle bir sonuca ulaşmak. Ama önce Boston Celtics ve ardından Cleveland Cavaliers önündeki galibiyetler, Magic'in önünü açtı. Jameer Nelson da filmin son sahnesine yetişti. Stan Van Gundy, yeniden bir rotasyon oluşturmak durumunda kaldı böylece. Hidayet Türkoğlu, NBA'deki süper yıldızlara özel şekilde, ilk 12 dakikanın tamamını oynarken ikinci çeyreğin hemen başında dinleniyor, Jameer Nelson ile Rafer Alston arasındaki dakikalarda da paylaşıma gidiliyordu. En azından ilk maçta böyleydi durum. Serinin ikinci maçında ise değişen bir tablo çıkacaktı karşımıza.

Orlando Magic antrenörü Stan Van Gundy, ikinci maçın dördüncü çeyreğindeki son dokuz dakikayı elinde PG olmadan oynadı. Rafer Alston ve Jameer Nelson kenara gelmişti. Takımın hücum organizasyonları ise, Hidayet Türkoğlu'nun eline bakıyordu. Maçın dördüncü çeyreğinin son bölümüne dek toplam yedi dakika sahada kalan Courtney Lee, söz konusu süreden sonra --uzatma devresi ile birlikte-- 12 dakika daha süre alırken Cleveland Cavaliers serisinde adeta kenarda unutulan (toplam 10 dakika süre almıştı) JJ Redick ise, 27 dakika ile giriyordu rotasyona. NBA'de mücadele eden bir takım için, hiç de alışık olmadığımız durumlar bunlar. Ve bu resim, NBA Finalleri'nde çıkıyor karşımıza. Eneteresan, ancak önemli bir not var üçüncü maç öncesinde. Stan Van Gundy, Hidayet Türkoğlu'nun bir numaradaki performansından memnun olduğunu söylüyor. Amway Arena'da özel bir performans görebiliriz bu anlamda.

Los Angeles Lakers cephesinde iki isimden bahsedelim. Birincisi, Kobe Bryant -- ne sürpriz ama. İkincisi de Derek Fisher. (İstatistikî bilgiler olacak.)

Lakers'ın süper yıldızı Kobe Bryant'ın sırtındaki yük ağır. Shaquille O'Neal'in takımdan ayrılmasının ardından parmağına tek bir yüzük bile takamayan Kobe Bryant, Magic'i geçmeyi başarırsa, daha net bir şekilde ''Bu takım, benim takımım!'' diyebilecek. Konsantrasyonu bu şekilde. Serinin ilk maçında 34, ikinci maçında ise 22 şut kullansa da, böyle bir durum var. Ortaya çıkan rakamlar --saha içi şut denemesi dışında-- etkileyici. 40 sayı ve 8 asistlik ilk maç performansı ile ikinci maçtaki 29 sayı ve 8 asisti birleştirdiğimizdeki durum: 69 sayı ve 16 asist. Daha önce NBA Finaller Tarihi'nde ilk iki maç sonunda bu seviyeye çıkan son dört bireysel performans ''Finals MVP'' ile ödüllendirilmişti. (1969 - Jerry West 94-18, 1991 - Michael Jordan 69-25, 1992 - Michael Jordan 78-21, 1997 - Michael Jordan 69-17).

Ve serinin ikinci maçında 12 sayı ile ekstra katkı yapan Derek Fisher'ın çift hanelere çıktığı playoff maçlarında henüz mağlubiyet yüzü görmedi, Los Angeles Lakers.

Orlando Magic, oldukça kritik bir psikolojik eşik ile karşı karşıya. Kazanmaktan başka bir çare yok. Lakers'ın seri boyunca ''seçim'' yapacağı bir gece varsa, bu gece olur. Magic, çok aç başlayacaktır. Lakers'ın en azından bir mağlubiyet riski bulunuyor, geçtiğimiz yıllardan edindiğimiz tecrübelere göre. Yine de kolay değil işi, Orlando Magic'in. Amerikan Sporları Tarihi'nde en az yedi maç üzerinden oynanan final serilerinde 2-0 geri düşmelerine karşın şampiyonluk gören 17 örnek takım var. Kısaca bakalım onlara:

1921 New York Giants (MLB): Dokuz maç üzerinden gerçekleştirilen World Series'in ilk iki maçında New York Yankees'e 0-3 ve 0-3 ile kaybeden Giants, kalan altı maçtan beş galibiyet çıkararak kulüp tarihinin ilk şampiyonluğuna ulaşmayı başarmıştı.

1942 Toronto Maple Leafs (NHL)
: Yedi maç üzerinden oynanan Finaller Tarihi'nin en büyük başarılarından biri. Magic, bu gece bir kez daha kaybederse daha sık duyabiliriz adını Toronto Maple Leafs '42 takımının. Detroit Red Wings'e karşı ilk üç maçı kaybettikten sonra (2-3, 2-4 ve 2-5) arka arkaya dört maç kazanarak şampiyon olmuştu Maple Leafs. Bir elin parmaklarından bile az olan özel anlardan bir tanesi.

1955 Brooklyn Dodgers (MLB)
: Anlamlı bir hikâye bu. 1955 yılına kadar yedi sezon boyunca NL lideri olarak Playofflar'a gelmesine karşın bir türlü mutlu sona ulaşamayan Brooklyn Dodgers (ki şimdilerde Los Angeles şehrinin takımıdır), 29 Eylül 1955 günü Yankee Stadium'da (New York Yankees takımının sahası) kaybedip 2-0 geriye düştüğünde umutlarını bir kez daha sonraki sezona saklamıştı belki. Ama arka arkaya gelen üç galibiyetin ardından yedinci maçta deplasmanda kazanılan 2-0'lık zafer, Brooklyn Dodgers'a tarihindeki ilk MLB Şampiyonluğu'nu getiriyordu. NY Daily News'in başlığı şu şekilde idi, 5 Ekim 1955 günü: ''This is Next Year!''

1956 New York Yankees (MLB): Çok enteresan. Bir sezon öncesinin rövanşı. Ve aynı senaryonun farklı şekilde gerçekleşmesi. İlginç hakikaten. Bu defa, saha avantajı ile başlayan ve ilk iki maçı kazanan Brooklyn Dodgers. Sonrasında New York Yankees'in üç maçlık galibiyet serisi. Sahasına dönen Dodgers'ın tekrar öne geçmesi ve en sonunda deplasmanda 9-0 ile kazanan New York Yankees. Orlando Magic'in öykünebileceği bir görüntü.

1958 New York Yankees (MLB): Milwakuee Braves önünde deplasmandaki ilk iki maçı kaybettikten sonra iç sahada oynadığı üç maçtan birinde rakibine galibiyet kaptıran Yankees, serinin deplasmandaki son iki maçını kazanarak ulaşıyordu şampiyonluğa.

1965 Los Angeles Dodgers (MLB): Senaryo 1955 ve 1956 yıllarındaki gibi. Deplasmandaki ilk iki maçta 2-8 ile 1-5 gibi kötü mağlubiyetler aldıktan sonra toparlanan Dodgers, Minnesota Twins karşısında arka arkaya üç kez kazandıktan sonra yedinci maçın sonunda mutlu sonu görecekti.

1966 Montreal Canadiens (NHL): 1942 Stanley Cup Finalleri'nde olduğu gibi, 3-2 ve 5-2'lik skorlarla seriye 2-0 önde başlıyordu Detroit Red Wings. Üstelik, iki maç da deplasmanda kazanılmış ve zafer için yol yarılanmıştı. Tabii, kimse bilemezdi. Canadiens, dış sahada kazanarak aynı şekilde karşılık verdikten sonra rakibine, kalan iki maçı da kazanarak 4-2 ile şampiyon olmayı başaracaktı.

1969 Boston Celtics (NBA): Celtics efsanesi Bill Russell'ın ilk şampiyonluğu. Los Angeles Lakers, evindeki ilk iki maçı kazandıktan sonra Boston Celtics'in geri dönüşünü engelleyememiş ve evindeki yedinci maç sonunda Boston Celtics'e boyun eğmişti. Kaybeden tarafta kalan Jerry West, her şeye rağmen, seri boyunca gösterdiği üstün performans ile ''Finals MVP'' olmayı başarıyordu.

1971 Montreal Canadiens (NHL)
: Yine Kanadalılar. İyi yaptıklar bir şey varsa, kesinlikle buz hokeyi. 1971 Stanley Cup Finalleri'nde Chicago Black Hawks'ın 2-0'lık üstünlüğünü yedinci maç sonrası anlamsızlaştıran bir şampiyonluktu.

1971 Pittsburg Pirates (MLB): İncelediğimiz örnekler arasındaki yaygın senaryo. 0-2. 2-3. 3-3. Ve en sonunda 4-3. Pirates, Baltimore Orioles, World Series'de arka arkaya iki defa şampiyon olma planını suya düşürüyordu.

1977 Portland Trail Blazers (NBA)
: Julius Erving'in takımı Philadelphia 76ers, Portland Trail Blazers karşısındaki ilk iki maçı kazandıktan sonra tünelin sonundaki ışığı görmüş olmalıydı. Ama 2-2-1-1-1 formatındaki seri, Portland Trail Blazers'ın altıncı maçtaki 109-107'lik galibiyetinin ardından sona erecekti.

1978 New York Yankees (MLB):
11-5 ve 4-3. Los Angeles'da kaybedilen iki maçın ardından bir daha arkasına bakmadı, NY Yankees (5-1, 4-3, 12-2, 7-2).

1981 Los Angeles Dodgers (MLB)
: Yankee Stadium'da 5-3 ve 3-0 ile kaybedilen iki maçın ardından iç sahada arka arkaya üç maç kazanan (5-4, 8-7 ve 2-1) Dodgers, altıncı maçta da gülen taraf olarak bir kez daha zorlu yollardan ulaşıyordu şampiyonluğa.

1985 Kansas City Royals (MLB)
: Kansas City Royals'ın kulüp tarihindeki tek şampiyonluğu. St. Louis Cardinals'e iç sahada 3-1 ve 4-2 ile kaybeden Royals, deplasmandan 6-1'lik iki galibiyet çaldıktan sonra seriyi yedinci maçta 11-0 ile kapatacaktı.

1986 New York Mets (MLB)
: "The pitch by Stanley...And a ground ball trickling...It's a fair ball. It gets by Buckner! Rounding third is Knight...The Mets will win the ballgame...They win! They win!" Mets spikeri Bob Murphy, serinin kırılma anını bu sözlerle anlatıyordu. Altıncı maç. 3-3'lük eşitlikle geçilen dokuz inning ardından 10. inning'te 6-5 kazanarak seriyi 3-3'e getiren NY Mets, yedinci maçtaki 8-5'lik zaferin önünü açacaktı.

1996 New York Yankees (MLB)
: Listede bir NY takımı daha. Ama artık son. İç sahada alınan iki ağır yenilginin ardından, 12-1 ve 4-0, Atlanta'da arka arkaya üç defa kazanan Yankees, 26 Ocak'taki altıncı maçta da çıkış yolunu bularak 23. World Series zaferini elde ediyordu.

2006 Miami Heat (NBA)
: Hafızalarımızdaki en canlı örnek. Genel toplamda fiyasko olarak nitelendirilebilecek 2006 NBA Finalleri'nde Dallas Mavericks, ilk iki maçı kazandıktan sonra antrenör Avery Johnson'ın hataları ve Heat'in süper yıldızı Dwyane Wade'in müthiş performansı gibi sebeplerle üst üste dört kez kaybederek rakibinin şampiyonluk yolunu açmıştı.

Tüm bu örneklerin ardından Orlando Magic, NBA Finaller Tarihi'nde 2-0 geriye düştükten sonra şampiyonluğa ulaşan dördüncü --büyük resimde 18. örnek olarak-- takım olmak için başlangıç yapmaya çalışacak bu gece. Hidayet Türkoğlu ve arkadaşları bu gece kaybederlerse; istatistikler, onları tamamen yalnız bırakacak. NBA Playofflar Tarihi'nde 88 defa görüldü, 3-0. Lakers, Amway Arena'da kazanırsa 89 olacak. Ama kötü haber şu. Tarih boyunca 0-3'ten geri gelen bir NBA takımı olmadı. MLB'de oran, 1/31. 2004 yılında Yankees karşısında inanılmaz bir geri dönüş gerçekleştirerek tarih yazmıştı, Boston Red Sox. (Bu geceki canlı yayında da duyabiliriz bu ayrıntıyı.) NHL'de de benzer bir durum söz konusu: 2/161. Yalnızca Toronto Maple Leafs (1942) ve New York Islanders (1975).

Orlando Magic, New York takımlarının egemen olduğu yukarıdaki listeye girmeyi tercih edecektir ilk etapta. Aksi hâlde, işi çok ama çok zor.

Hiç yorum yok: