30 Haziran 2009 Salı

Savaş Hâli: Panathinaikos v Olympiakos



Transfer sezonlarının kendine has öyküleri arasında başı çeker, ezelî rakipler arasındaki çekişmeler. A Kulübü bir oyuncuya talip olur. Ardından en büyük rakip B, takip eder onu. Aslında hiç ihtiyacı yoktur, ama sporcunun A Kulübü'ne gitmemesidir önemli olan ilk etapta. Ülkemizde de oldukça fazla örneği vardır bu durumun.

Son 20 yıla bakıldığında en eski hikâyelerden biri olarak, Rıdvan Dilmen'in Fenerbahçe'ye transferi, fena bir başlangıç sayılmaz. 90'larda İzmirspor'dan çıkan büyük yetenek Tufan Apaydın'ın kariyer gelişimi de. Her iki isim de önce Galatasaray forması giymelerine karşın Fenerbahçe'ye transfer olmuşlardır. 2000'lerde yine Çağdaş Atan, Galatasaray forması ile poz verdikten sonra Beşiktaş'a geçmiştir. 2001-02 Sezonu'nu Galatasaray'da kiralık olarak geçiren Farryd Mondragon'un takımı Metz'in Kolombiyalı kalecinin bonservisini Beşiktaş'a vermesine karşın oyuncunun ısrarı sonucu, mutlu sona Galatasaray'ın ulaşması da güzel bir örnektir konumuz için. Özellikle; 90'ların üzerine gidilirse, zengin bir içerik karşılayacaktır bizi.

Klasiktir tüm bunlar. Yaşanması gerekir. Şimdilerde, Mehmet Topuz... Beşiktaşlı olduğunu açıkladıktan sonra Fenerbahçe'ye transfer oldu. İşin içerisindeki en kârlı taraf, Kayserispor tabii. İnanılmaz yüksek bir gelir elde ettiler, Mehmet Topuz transferinden. Ve aslında devam eden görüntüdeki tüm piyasayı etki altına aldılar. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, çifte kupalı sezonun hemen ardından transfer mevsimine bir hezimet ile başlayınca, tüm stratejisini değiştirmek durumunda kaldı. Önce Gaziantepspor'dan İsmail Köybaşı ile anlaşıldı. Ederinden çok yüksek bir fiyat ve Serdar Kurtuluş gibi genç bir oyuncu karşılığında. Sonrasında Nihat Kahveci alındı. Fenerbahçe'den Volkan Demirel ve Diego Lugano'ya talip olduklarının haberleri çıkmaya başladı. Muhtemelen de devam edecek haberler.

Türkiye'de böylesi olaylar süregelirken rekabetin en ateşli yaşandığı Yunanistan'da hiç farklı değil durumlar. Olympiakos ve Panathinaikos, karşılıklı hamleler ile geçiriyorlar transfer sezonlarını. Sebastian Leto ile başlayan, Olof Mellberg ile kızışan, Djibril Cisse ile yön değiştiren ve en sonunda Michael Owen ile devam etmesi beklenen hamleler...

Sebastian Leto. 2007 yılında Liverpool menajeri Rafael Benitez'in Lanus takımından transfer ettiği Arjantinli genç orta saha oyuncusu, Kızıllar'da herhangi bir lig maçına çıkamadan 2008-09 Sezonu başında Olympiakos'a kiralanmıştı. Yunanistan'da inişli-çıkışlı bir performans gösteren Leto, önümüzdeki sezon La Liga'da Villarreal'i çalıştıracak olan dönemin Olympiakos antrenörü Ernesto Valverde ile yaşadığı sorunlar sonrası Pire'deki kariyerini tehlikeye atıyordu. Leto ve Valverde arasındaki disiplin başlıklı tartışmalar, öyle bir hâl almıştı ki; Valverde, oyuncusunu antrenman sahasından kovmaya kadar götürecekti işi. Yine de ortalamanın üzerinden bir oyuncuydu, Leto.

Olympiakos'daki geleceği belli değildi. Liverpool menajeri Rafael Benitez ise, transfer sezonunda gelecek her bir Euro'nun kulüp için kâr olduğunu biliyordu. Ve oyuncuya talip olan takımlardan Panathinaikos ile masaya oturuldu. Panathinakos, kısa süre içerisinde Sebastian Leto ve Liverpool ile anlaşmaya vardı. Leto, 2009-10 Sezonu'ndan başlamak üzere dört yıl boyunca devam edecek bir sözleşme imzaladı Panathinaikos'la. İyi bir başlangıç sayılabilirdi, PAO adına. Zira savunmaya da üst düzey bir takviye yapmak üzerelerdi. Juventus'un İsveçli oyuncusu Olof Mellberg için Torino kulübü ile 3,5 milyon € karşılığında anlaşılmıştı. Ta ki; Olympiakos, araya girip Mellberg transferini resmiyete dökene dek.

(Olof Mellberg, mevcut piyasada Yunanistan Ligi gibi bir seviye için getirilebilecek en iyi savunma oyuncularından biriydi hiç kuşkusuz. Stoper arayışlarını sürdüren Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın böylesi bir isimle neden ilgilenmedi, bilinmez. Belki de Olympiakos ve Panathianikos arasındaki transfer yarışından dolayı.)

Olof Mellberg transferi sonrası canı yanan Panathinaikos, çareyi başka vücutlarda aradı. Fitil ateşlenmişti. Önce Leto, ardından Mellberg. Direkt ilişkili iki transfer takiben Panathinaikos, ezelî rakibi Olympiakos'un hamlelerini gölgede bırakmaya karar vermişti. İyi bir seçim yapıldı. Gilberto Silva ile Georgios Karagounis'li orta saha ikilisinin önüne Sebastian Leto takviyesini yapan Panathinaikos, 4-2-3-1'in ucuna da Djibril Cisse'yi ekledi. Geçtiğimiz sezon Premier League sevdası dolayısıyla Marsilya'dan Sunderland'e kiralanan Fransız forvet, 8 milyon € karşılığında Panathianikos'a transfer oldu. Son 13 lig sezonunda 12 defa Olympiakos şampiyonluğu gören PAO adına çok önemli bir ekleme.

Şimdi sıra, Olympiakos'a geçti. Listede önemli bir isim bulunuyor. 2008-09 Sezonu sonunda Premier League'den Championship'e düşen Newcastle United'ın yıldızı Michael Owen. Fransa'daki 1998 FIFA Dünya Kupası'nda gösterdiği performansla kariyerine müthiş bir başlangıç yapan Owen, Liverpool kariyerinin ardından serbest düşüş içerisinde. Real Madrid ile verdiği La Liga molasından sonra İngiltere'ye Newcastle United forması ile dönmüş; ama ilk iki sezonunda sakatlıklardan dolayı takımına yararlı olamamıştı, 29 yaşındaki forvet. Son iki sezonda ise, 30 maç barajını aşmayı başardı. Tüm bunların ardından Cisse ve Owen, Yunanistan'a transfer olurlarsa, Galatasaray için yazdığımız naçizane reçetenin iki ilacı kaptırılmış olacak tabii.

Sebastian Leto. Olof Mellberg. Djibril Cisse. Michael Owen. Ya da... Mehmet Topuz. Nihat Kahveci. Volkan Demirel. Diego Lugano. İsimler farklı olsa da ezelî rekabetin ruh hâli, tüm topraklarda aynı şekilde koruyor kendine özel o çekişmeleri. İlerleyen günlerde neler olacak, bakalım.

Hiç yorum yok: