30 Temmuz 2009 Perşembe

Doğru Kariyer: Allsvenskan - Eredivisie Hattı



Avrupa'da gündem, Inter'den Barcelona'ya transfer olan Zlatan Ibrahimovic.

Camp Nou'daki imza töreninde 50 bin kişi tarafından karşılanan İsveçli forvet, elindeki kırıktan dolayı üç hafta sahalardan uzak kalacak. Ama konumuz bu değil. Zlatan'ın kariyer gelişimi ve buradan hareketle İsveçli oyuncuların Allsvenskan'dan Eredivisie'ye geçişleri.

Boşnak bir baba ve Hırvat bir annenin çocuğu olarak 1981 yılında İsveç'in Malmö kentinde dünyaya gelen Zlatan Ibrahimovic, henüz sekiz yaşında iken başladığı futbol kariyerinin zirvesine ulaştı Barcelona transferi ile. Malmö ile başlayan, Hollanda'da Ajax ile yeşeren, Serie-A'da Juventus'ta olgunlaşan ve Inter'de doruk noktasına gelen bir kariyer bu. Bugünden geriye doğru bakıldığında, pek de tatlı başlayan bir kariyer aynı zamanda.

1996 yılında Malmö ile ilk kontratını yapan Ibrahimovic, üç sene sonra A takımdaki ilk sezonunda kulübün ligi 13. sırada tamamlayarak küme düşmesine engel olamamıştı. Yine de bu, kendi adına bir şans da olabilirdi. İyi değerlendirdi, Ibrahimovic. 26 lig karşılaşmasında 12 defa rakip ağları havalandırdı. Ve Superettan'a gerilemesini önleyemediği takımını Allsvenskan'a çıkarmayı başardı. Sonrası, keşfedilme serüveni... Arsenal menajeri Arsene Wenger'in kısa süre içerisinde ilgisini çekse de Ibrahimovic, kendisini bir hazırlık maçında izledikten sonra büyülenen Leo Beenhakker'in takımına transfer olacaktı. 22 Mart 2001 günü Malmö ve Ajax, 7.8 milyon € karşılığında anlaşma vardı. Temmuz 2001 itibari ile de Ajax için oynamaya başladı, Ibrahimovic.

Geçtiğimiz pazartesi akşamı, Yenilsen de Yensen'de programında, yıllar önce Beşiktaş'ın Zlatan Ibrahimovic'e talip olması üzerinden ülke futboluna has bir sonuç çıkarılmaya çalışıldı, fikirler döküldü ortaya. Henüz 16 yaşında iken Beşiktaş'a gelseydi Ibrahimovic, bu denli büyük bir yıldız olabilir miydi? Benzer bir soru, ulusal takım özelinde de yöneltilebilir. 2000 yılında Bosna Hersek'e gelerek Milli Takım'da oynamak istediğini söyleyen Ibrahimovic, dönemin antrenörü tarafından yaşı gereği (19) Olimpik Milli Takım'a yönlendirilince karar değiştirip İsveç için forma giymeye başlamıştı. Hikâyenin sonu farklı yazılacaktı, belki de. Kimse bilemez. Ancak Ibrahimovic'in Eredivisie tercihi ya da şansı, incelenmesi gereken bir olay. Brezilyalı efsaneler, Romario ve Ronaldo'nun PSV Eindhoven'daki kariyerlerini getirelim akıllarımıza. Golcüler adına verimli bir lig, Eredivisie.

Ajax ile ilk sezonunda çift haneli gol sayısına bile ulaşamasa da yeteneklerini sergileme imkânı buldu, Zlatan Ibrahimovic. Devam eden iki sezonda ise, yıldız seviyesine çıkmayı başardı. 2004-05 Sezonu'nun üçüncü haftası sonunda üç gole ulaştıktan sonra da Juventus transferi gerçekleşti. Gelişmeleri az çok biliyoruz. Juventus, Inter ve nihayet Barcelona...İsveç, Zlatan Ibrahimovic'in doğduğu ve bir futbolcu hâline geldiği ülke. Bu anlamda, kendisini İsveçli olarak kabul edebiliriz. Dolayısıyla, Ibrahimovic üzerinden İsveçli oyuncular özelinde bir genelleme yapmak da mümkün olabilir. Bilhassa, Milli Takım'daki forvet oyuncularına yönelik. Henrik Larsson'dan bu yana seyredilen bir sonuç bu. Allsvenskan'dan yurt dışına çıkan İsveçliler, Eredivisie'de özgüven kazanıp Avrupa'nın üst seviye liglerinde başarıya ulaşıyorlar.

Larsson dedik, efsaneden başlayalım öyle ise. Ve sürdürelim sonrasındaki isimlerle.

- Henrik Larsson (Forvet, 1971)
: İsveç Futbolu'nun yaşayan efsanesi Larsson, henüz 17 yaşında iken profesyonel sözleşme imzaladığı Högaborgs takımından 1992 yılında Helsingborg'a transfer olduktan yalnızca bir sezon sonra Hollanda'nın Feyenoord takımına geçti.

1992 ve 1993 senesinde Helsingborg forması ile maç başına neredeyse bir gol ortalaması yakalayan Larsson, Feyenoord'daki dört yılın ardından İskoçya'dan Celtic adına mücadele etmeye başladı. İskoçya Premier League'de beş sezon ''en çok gol atan oyuncu'' olan Larsson, yeşil forma ile 4 Lig, 2 Lig Kupası ve 3 de İskoçya Kupası şampiyonluğu yaşarken 2002 yılında Celtic Tarihi'nin en iyi 11'ine seçilmeyi başardı. 2004 ila 2006 yılları arasında Barcelona'da oynadıktan sonra 2006'da Helsingborg'a döndü. 2007'deki kiralık Manchester United macerasını saymazsak, o günden bu yana Helsingborg için oynuyor. Kariyerinin sıçrama noktası ise, Feyenoord.

- Peter Hansson (Defans, 1976): 1994 yılında doğduğu kent olan Söderhamn'ın futbol takımı ile profesyonel futbol kariyerine başlayan Peter Hansson, 1998'de transfer olduğu Halsmtad'da tüm ülke tarafından tanınan bir oyuncu olmayı başarmıştı.

Oyun karakteri gereği taraftarların favori isimlerinden biri hâline gelen Hansson, 2000 yılında Halmstad'ın Allsvenskan Tarihi'ndeki dördüncü ve son şampiyonluğunda da büyük pay sahibi olacaktı. Başarılıydı, Hansson. Kısa süre içerisinde takım kaptanlığına kadar yükselmişti bile. Ama kariyerinin bir çıkışa daha ihtiyacı vardı. 26 yaşında iken, o da İsveçli birçok yıldız gibi, Eredivisie'nin yolunu tuttu. Heerenveen'de son derece başarılı yıllar geçiren Hansson, 2002 ve 2007 yılları arasında kulübün önemli figürlerinden biri oldu. Bu süre zarfında, İsveç Milli Takımı için de oynamaya başlayacaktı. 2007-08 Sezonu önce, Ligue 1 takımlarından Rennes'e geçti. İki sezonda 68 lig maçında forma giydi. Sıçrama noktası, Heerenveen. Eredivisie yani.

- Johan Elmander (Forvet, 1981): Ülkesinin Holmalunds IF takımında başlayan futbol kariyeri, 1999-2000 Sezonu'nda Allsvenskan'dan Örgyte takımına taşındığında henüz 17 yaşında olan Elmander, bir sene sonra Hollanda'nın Feyenoord kulübüne geçti.

Hollanda evvelindeki serüveninden hemen önce forvet pozisyonundan orta sahaya evrilen genç oyuncu, Djurgarden ve yine Eredivisie'den NAC Breda takımlarında kiralık olarak mücadele etti. Feyenoord ile 2002 UEFA Kupası Finali'nde forma giydi. 2002-03 Sezonu'nda oynadığı Djurgarden'de Allsvenskan Şampiyonluğu yaşarken İsveç Kupası ile ''Duble'' yapan kadroda yer aldı. NAC Breda'da kiralık geçirdiği sezonun ardından Danimarka'ya transfer oldu, Elmander. Michael Laudrup'un takımı Brondby'de bir ''çifte şampiyonluk'' daha yaşayan İsveçli, ''Yılın Oyuncusu'' seçildikten sonra Ligue 1'e transfer oldu. Fransa'da Toulouse için oynadıktan sonra ise, Premier League takımlarından Bolton Wanderers'e geçti. Devam da ediyor.

- Markus Rosenberg (Forvet, 1982): Tüm örnekler içerisinde, hikâyesi Zlatan Ibrahimovic ile en fazla benzerlik gösteren oyuncu aslına bakılırsa. Zlatan'ın Ajax'a geçtiği sezon Malmö için oynayamaya başlayan Markus Rosenberg, 2005 yılında Ajax'a transfer olurken, ''Yeni Ibrahimovic'' sıfatını daha gerçek kılıyordu.

19 yaşında iken formasını giymeye başladığı Malmö'den 2004 yılında kiralık gönderildiği Halsmstad'da gösterdiği performansla o sezonun en golcü ismi olmuştu, Rosenberg. 26 maçta attığı 14 golün hemen ardından Malmö'ye döndü. Ve bu defa Royal League 2004-05 Sezonu'nda 7 gol ile zirveye çıktı. Malmö ve hemen sonrasında Ajax. Kariyeri, Zlatan'ı takip ediyordu adeta. Ajax kariyerinin ilk bölümünde, son derece başarılı oldu. Goller attı. Sonrasında, Klaas Jan-Huntelaar'ın gölgesinde kaldı. Ocak 2007'de, kendisini isteyen dev kulüplerin arasından Werder Bremen'i seçerek Bundesliga'ya geçti. Almanya'daki yarım sezonda attığı 8 golün ardından takımın vazgeçilmezlerinden oldu. Ajax, sıçrama noktası. Eredivisie, bir kez daha.

- Afonso Alves (Forvet, 1981): İstisnaî durumundan dolayı listede, Brezilyalı Afonso Alves. 21 yaşında iken Örgyte forması ile tanıştığı Allsvenskan'da Avrupa kariyerini olgunlaştıran Alves'in göz önünde bulundurulabileceği bir değerlendirme bu. 2004 yılında Malmö'ye transfer olmadan evvel, 39 maçta attığı 23 gol ve ardından yaşanan gelişmeler dolayısı ile.

Zlatan Ibrahimovic ve Markus Rosenberg ile birlikte, Malmö'nün yakın tarihindeki ilgi çekici forvetlerinden biriydi Afonso Alves. 2004 ila 2006 yılları arasında, ''leblebi'' gibi gol attıktan sonra Hollanda'nın Heerenveen takımına transfer oldu. Heerenveen, Brezilyalı golcüyü almak için 4.5 milyon € ödeyerek Kulüp Tarihi'nin en yüksek bonservis bedelini gözden çıkarsa da, karşılığını defalarca gördü. 39 maçta 45 gol attı, Alves. Ekim 2007'deki Heracles maçında ise, rakip ağlara 7 gol birden bırakarak tüm kıtanın gündemine oturdu. Dev kulüplerin kıskacına girmişti. Ancak Middlesbrough'ya transfer olarak şaşkınlık yarattı. Devamında ise hayalkırıklığı. İsveç'ten geçiş yaptığı Eredivisie, sıçrama noktası.

1985 ve öncesinde doğan İsveçli futbolcular özelindeki örnekleri çoğaltmak mümkün. Ülkenin yakın dönemdeki en büyük oyuncularından Markus Allbäck de 1997-98 Sezonu'ndaki başarısız Bari macerasının ardından ülkesine dönmüş ve 2000 yılında Heerenveen'e transfer olarak Aston Villa kariyerinin önünü açmıştı.

Kennedy Bakircioglü. 1996 ila 2003 yılları arasında Assyriska ve Hammarby formaları giydikten sonra Yunanistan'ın Iraklis takımına transfer oldu. Ancak asıl yükselişi, Fred Rutten'in takımı Twente'de yaşadı. Eredivisie'deki çok başarılı iki sezonun ardından Ajax'a geçişi sağlandı. Amsterdam'da istediği havayı yakalayamasa da kariyerinin doruk noktasına Eredivisie'de yükseldi, vatandaşı olan birçok yıldız futbolcu gibi. 2003 yılında Assyriska'dan ayrılarak geldiği Ajax'taki ilk döneminde başarılı olamadı. Ancak 2005 ve 2008 yılları arasında forma giydiği FC Groningen takımı ile üst düzey bir orta saha oyuncusu hâline gelen Rasmus Lindgren'i katabiliriz bu örnekler arasına. 2008 yılında Ajax'a geri döndü Lindgren. Henüz 24 yaşında.

Geçişi Rasmus Lindgren'den yapalım. Henrik Larsson ve Markus Allbäck ile başlayıp Zlatan Ibrahimovic ile zirve yapan bu liste, önümüzdeki sezonlarla birlikte arasına yepyeni yüzler alabilir. 1985 ve sonrasında doğan İsveçli oyuncular özelinde de misal olabilecek isimler bulunuyor. Başlayalım.

- Viktor Elm (Orta Saha, 1985): Aile boyu futbolcu olan Elm kardeşlerin ortancası Viktor, 2005 yılında Falkenbergs'den küçük kardeşi Rasmus'ın da formasını giydiği Kalmar takımına transfer oldu. Bir sene sonra, Viktor (23) ve Rasmus'a (21) büyük ağabey David (26) de katıldı.

Alsvenskan 2008'de mutlu sona ulaşan Kalmar FF takımının önemli bir bölümünü oluşturan üç kardeşten Viktor, sezonu 15 gol ile tamamlayarak takım arkadaşı Patrik Ingelsten'in (19 gol) hemen ardından ligin en golcü oyuncusu olmayı başardı. 1982 doğumlu Ingelsten, 2008 yılı sonunda Hollanda'nın Heerenveen takımı ile anlaştığını açıklarken Viktor Elm, tıpkı gol krallığı yarışında olduğu gibi, takım arkadaşının peşine düştü. Ocak 2009'da Heerenveen için oynamaya başlayan Viktor, Allsvenskan Tarihi'ndeki ilk Kalmar şampiyonluğunun son maçında attığı dört golün ardından, yeni kariyerini de gollerle açtı. Hollanda Kupası'nda Feyenoord safdışı bırakılırken iki golün altında imzası vardı Elm'in. Yakın zamanda, Eredivisie'deki Elm'ler artabilir.

- Andreas Granqvist (Defans, 1985): Kariyerine doğduğu kentin bölgesel takımlarından Påarps GIF ekibinde başlayan Andreas Granqvist'in ülkedeki en büyük kulüplerden biri olan Helsingborg tarafından keşfedilmesi çok geç olmadı. Henüz 19 yaşında iken, 2004 yılında, Helsingborg'a geçen 1.92 m.'lik savunma oyuncusu, şimdilerde Groningen için ter döküyor.

Granqvist'in kısa kariyeri, ilgi çekici. 2006 yılındaki İsveç Kupası Finali'ne kaptan olarak çıkan Granqvist, takımının Gefle'yi 2-0 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından Ocak 2007'de İngiltere Premier League ekiplerinden Wigan Athletic ile kiralık sözleşme imzaladı. 2007-08 Sezonu öncesi, aynı takım tarafından bonservisi alındı. Ancak bu defa Mart 2008'de Helsingborg'a döndü. Ve üç ay boyunca kiralık olarak eski takımının formasını giydi. Temmuz 2008'e gelindiğinde ise rota farklı bir tarafa çevrilmişti artık. Aslında tanıdık bile sayılır. Groningen ile dört yıllık sözleşme imzalayan savunmacı, 13 Eylül 2008 günü Eredivisie'de attığı müthiş gol ile akıllara kazındı. İsveç Milli Takımı'nda da oynuyor, Granqvist. Yükselişi, bu noktadan olabilir.

- Marcus Berg (Forvet, 1986): İsveç'in yeni jenerasyonundaki dikkat çeken genç oyuncularının başında geliyor, Marcus Berg. Kariyer gelişimi hiç fena değil. Kendisi hakkında oluşan beklentiler ise, daha şimdiden oldukça yüksek. 22 yaşındaki forvet oyuncusu, yeni sezonda Bundesliga'da Hamburg forması giyecek. Transfer, tabii ki Eredivisie'den.

Berg'in 2005 yılında Göteborg forması ile başlayan profesyonel futbol kariyeri, 10 Ağustos 2007 günü Hollanda'nın Groningen takımında devam etti. Groningen, yaklaşık 10 milyon € karşılığında Ajax'a gönderdiği Uruguaylı forvet Luis Suarez'in yerini İsveçli Berg ile doldurmak istiyordu. 2007-08 Sezonu sonunda yedinci basamakta bulunan FC Groningen, Playofflar ile UEFA Kupası şansını kaçırsa da Berg, sezon boyunca attığı 15 golle dikkatleri üzerine çekecekti. Takip eden sezon Groningen, altıncı sırada yer aldı. Avrupa Ligi, bir kez daha Playofflar'da kaçtı. Ama Berg, 23 gollü El Hamdaoui ve 22 gollü Luis Suarez'in ardından 17 golle en skorer oyuncu olarak 10.5 milyon € karşılığında Hamburg'a geçti. Groningen Tarihi'nin en yüksek bonservis bedeli.

- Ola Toivonen (Forvet, 1986): 15-29 Haziran tarihleri arasında İsveç'te organize edilen UEFA U-21 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Yarı Final oynayan İsveç Milli Takımı'nın Marcus Berg ile birlikte en büyük gol silahı idi, Ola Toivonen. Turnuva boyunca attığı 7 golle zirveye çıkan Berg'in ardından takımın en skorer ismi olan Toivonen (3), PSV Eindhoven forması giyiyor.

2005 yılında Degerfors forması ile Superettan'da (İsveç 2. Ligi) başlayan profesyonel futbol kariyerinin ikinci sezonunda Örgyte ile küme düşen Toivonen, sezonu son sırada tamamlayan takımının perfomansına rağmen 2007 yılında Malmö'ye transfer olmuştu. Malmö, bu transfer için Örgyte'ye 1.1 milyon $ öderken Kulüp Tarihi'nin en pahalı ikinci transferinin altına da imza atıyordu. Allsvenskan 2007'de takımı için yalnızca 3 gol kaydedebilen Toivonen, Malmö'nün altıncı sırada tamamladığı 2008 Sezonu'nda çığır açacaktı. 27 maç, 14 gol ve 7 asist. 2009 yılında, PSV Eindhoven'a transfer oldu İsveçli genç forvet. Kendisine ödenen bonservis ücreti, 4.5 milyon €. Eredivisie performansı ise, 14 maç ve 6 gol. Hiç fena değil.

- Pontus Wernbloom (Orta Saha/Forvet, 1986): 2005 yılında yükseldiği Göteborg A Takımı'nda kısa süre içerisinde kendisine yer edinen Wernbloom, 2007 senesinden itibaren orta sahadaki yeteneklerini hücum hattına taşımış durumda. Nisan 2009'da AZ Alkmaar'a imza attı. Yeni sezonda o da, Eredivisie'de forma giyecek.

Toparlayalım.

Zlatan Ibrahimovic, 1997 yılında Türkiye'ye gelseydi neler olurdu, bilinmez. Ama Hollanda'ya giderek doğru kararı vermiş gibi gözüküyor. Ajax ve ardından Serie-A'da yaptıkları ortada.

Kariyer gelişimi anlamında, Allsvenskan ve Eredivisie arasında bir bağ var. Markus Rosenberg, Afonso Alves, Johan Elmander ve yeni jenerasyon. 1985 ve sonrasındaki dönem için Marcus Berg, Hamburg'a geçerek bir adım attı. Andres Granqvist, Viktor Elm, Ola Toivonen ve Pontus Wernbloom'un gelişimlerini takip etmek de hayli keyifli olacak.

''Marcus Berg, 16 yaşında gelseydi Türkiye'ye, neler olurdu!'' diyebilir miyiz yıllar sonra? Göreceğiz.

2 yorum:

Redman dedi ki...

Yine cok guzel bir arastirma yazisi yazmissin Eray. Her seferinde enteresan birseyler ogreniyorum okurken.

Yazinin ozundeki yakarisa katilmamak mumkun degil. Peki Ibrahimovic ya da Berg 16 yasinda Turkiye'ye gelse ne olurdu? Bence cevap gozumuzun onunde: "Batuhan Karadeniz" olurdu. Hele Ibrahimovic bencil oldugu gerekcesiyle geldigi gibi medyanin onune atilir, milletin agzina sakiz edilirdi.

SozenE. dedi ki...

Alp,

Çok teşekkür ediyorum, sağol. Aynısını ben, senin için söyleyebilirim rahatlıkla.

Allsvenskan (İsveç) ile Eredivisie (Hollanda) arasında tarihî bir bağlantı var mı, bilmiyorum. Ama gelişim ve izlenen yol, ilgi çekici. Bir süredir, 2-3 yıl gibi, takip ediyordum. Yakın zaman önce İsveç Milli Takımı'nın alt kademelerindeki yıldız oyuncuların kariyerlerine ya da transfer olasılıklarına göz attığımda geleneğin yeni nesilde de süreceğini fark ettim. Eredivisie, gelişimi açık bir lig.

''Türkiye Ligi'nden büyük mü yani, İsveç Ligi?'' gibi bir buhranın içine de girmemek lazım aslında. Ortada bir başarı reçetesi var. Ve insanlar, o yoldan devam ediyorlar işte.

Batuhan Karadeniz ve PSV Eindhoven olasılıklarının yan yana gelmesine sevinmiştim bu anlamda. Birkaç nedenden dolayı.

Birincisi, mutlaka farklı bakacaklardır Beşiktaşlılar. Antipati duyan da olacaktır, sempati besleyen de. Ancak genel fotoğrafta, pek sevimli bir tip olarak karşılanmayacağı kesin.

PSV Eindhoven ve Hollanda'da gözden uzak, çoğunlukla futbol ile ilgili olacak ve belki de gösterdiği performansla gündeme gelecekti. Bir Galatasaraylı olarak, gitmesini istedim. Çünkü; müthiş bir potansiyel, Türkiye için. Soğumak istemiyorum kendisinden bir futbolsever olarak. (Bilmiyorum, net olarak anlatamamış olabilirim. Daha uzun konuşabilir daha sonra.)

İkincisi de futbolundaki olası gelişim tabii. Oynama şansı bulup kademe atlayabilirdi Eredivisie'de.

Sonuç olarak; izlenen yolun faydalı olduğunu söylemek mümkün. TSL de böylesi bir hat üzerindeki iki duraktan biri olmalı bence. Değer kazanabilmek adına.

Eray.