31 Temmuz 2009 Cuma

Maccabi Netanya v Galatasaray: 1-4



Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi 3. Ön Eleme Turu İlk Maçı'nda İsrail temsilcisi Maccabi Netanya'yı 4-1 mağlup ederek Ali Sami Yen Stadı'ndaki rövanş öncesi büyük avantaj elde etti. Playoff Turu'nun oldukça yakın hâle geldiğini söylemek mümkün artık.

Bir evvelki aşamada karşılaşılan Kazakistan'ın Tobol takımı önündeki kadrodan biraz daha farklı bir ekiple gelmişti Tel Aviv'e, Galatasaray. Yeni transferlerden Leo Franco, kaledeydi. Savunmanın kanatlarında Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta oynayacaktı, merkez ikilide Gökhan Zan ile Servet Çetin. Mustafa Sarp, orta sahada Ayhan Akman ve Arda Turan'ın hemen arkasındaki pozisyonda görev almıştı. En uçta ise Milan Baros vardı, sağında Aydın Yılmaz ve solundaki Harry Kewell ile. Ek olarak; yeni sezon sisteminde önemli görevler üstlenecek Kader Keita da yedekler arasında bulunuyordu.

Karşılaşmanın hemen başında Arda Turan'ın inisiyatif alması ile birlikte, pas trafiğini hızlı kılma yolunu denedi Galatasaray. Topa sahip olmak önemliydi. Maccabi Netanya'nın 24. dakikadaki golüne dek, bu kategoride %59 gibi bir üstünlük de sağlanmıştı. Kesin olan bir şey vardı. Tobol, Maccabi Netanya'dan daha profesyonel bir takım görüntüsünde idi. Galatasaray'ın oyunun ilk bölümündeki gol pozisyonlarından anlayabilirdiniz bunu kolayca. Netanya'nın golüne reaksiyon çabuk oldu, neyse ki. Arda Turan, köşe vuruşundan Hakan Balta'nın kafasına indirdi topu. İsrail takımının savunması, son derece sakar olduğunu gösteriyordu yine bu pozisyonda. Galatasaray adına, beraberlik golünün oluşumu önemli ama.

Hakan Balta, biraz da bulunduğu pozisyondan ötürü, takımın kazandığı köşe vuruşlarında rakip ceza yayının çevresinde görev alan bir oyuncu. Son iki sezonda durum böyleydi en azından. Uzun boyu, durumu değiştirmiyordu. Dün akşam, ceza sahası içerisine girdi. Ve golünü attı. Buradan hareket ile, Hakan Balta için bir ek daha yapalım. Galatasaray'ın yeni sisteminde, daha defansif görevler üstlenmiş vaziyette. Rijkaard, kanat savunmacıları özelindeki ''hücum'' tercihini sağ taraftaki Sabri Sarıoğlu'ndan yana kullanıyor. Balta, nispeten geride. Kaldı ki; önünde oynayan oyuncuların savunma yetileri, gelişmiş sayılmaz. Tobol maçında, ileri çıkamaması bu yüzden. Serdar Eylik, hücum anlamında gayet olumlu işler yapsa da, düşük savunma gücünden dolayı Balta'ya destek olamamıştı. Harry Kewell ise, ancak futbol zekâsı ile idare edebilir durumu.



Hakan Balta'nın golü sonrası, devre arasına 1-1'lik eşitlikle gidildi. İkinci yarıda yaşanacak değişiklikler, merak konusu olmalıydı bu anda. Farklılıklar yaşanacaktı mutlaka. Yaşandı da.

Arda Turan, çığır açmaya devam etti. Sahaya dönen oyuncular, sıcaktan bunalmadan hemen önce, Aydın Yılmaz'ı kanada indiren bir pas gönderdi, 10 numara. Kazakistan'daki Tobol maçının aksine, son zamanlardaki standardına kıyasla, iyi bir performans sergileyen Aydın da rakip savunmayı karıştıran bir hamlede bulundu. Kale sahasından seken topa Harry Kewell vurdu, 2-1 öne geçti Galatasaray. Avustralyalı, 2009-10 Sezonu'nda da etkili olacağını gösterdi. Pozisyon bilgisi, futbol hayatının geri kalan bölümünde kendisinin en büyük yardımcısı olacaktır. Tabii, Galatasaray'ın da.

Üçüncü golü özel olarak konuşalım. Üzerinde durduğumuz konuların birleşimi olan bir gol, bu. Galatasaray, İstanbul'daki Tobol maçında, top rakipte iken 4-2-3-1'e dönen bir yapıya bürünüyordu. İleri üçlünün kanat oyuncuları, hayatî bir göreve sahipti söz konusu anlayışta. Rakibi dar alana hapsedip onlara uyguladıkları baskı ile hataya zorlayacaklardı. Diğer yandan; Arda Turan, Baros'a yaklaşarak forvet arkası rolüne bürünecekti. Maccabi Netanya karşısında sonuç verdi, bu formül. İsrail temsilcisi, savunmasından çıkmak isterken merkeze dönen oyunda Arda'nın baskısı neticesinde Ayhan Akman, buluştu topla. Ve hemen Arda ile oynadı. Gerisi, Kaptan'a kalmıştı. Tüm savunmanın yeniden pozisyon almasına neden olan müthiş bir pas yaptı, 10 numara. Hücumcu bek Sabri Sarıoğlu da, gerilerden gelerek harika bir golün altına imzasını attı.

Milan Baros, 2009-10 Sezonu'ndaki ikinci resmî golünü kafa vuruşu ile Maccabi Netanya ağlarına gönderdiğinde 4-1 öne geçiyordu Galatasaray. Gol öncesindeki son pasın sahibi Arda Turan. O'nun da yeni sezondaki 5. asisti oluyordu.

Şimdi. Galatasaray'ın 2009-10 Sezonu ve Arda Turan özelinden konuşmaya başlayalım. Kendi adıma verilmiş küçük bir mücadele. Tam olarak bu şekilde oynamalıydı, Arda. Klişe tabiri ile, ''Forvet arkası'' olarak değil ama. Frank Rijkaard'ın geldiği gün, kesin olan bir sonuçtu bu. Hollandalı teknik adama büyük saygı duymak lazım. Önümüzdeki sezon Galatasaray'ın hücum tarafındaki oyunculardan Kader Keita, Harry Kewell, Milan Baros ve Elano Blumel, birden fazla pozisyonda görev yapabilen son derece önemli isimler. Arda Turan'ın bu dörtlü arasında yer alabilmesi için, ''yalnızca sol kanat'' şeklinde oluşan bilinçaltından kurtulması gerekiyordu. İki haftadır izlediğimiz Arda, bu konuda oldukça hevesli.

Önümüzdeki sezon, orta üçlüde oynayacak Arda Turan. Elano transferi, engel değil buna. Ne Harry Kewell yedek kalacak, ne de Arda Turan sol kanada geçecek. Öyle olsaydı; Rijkaard, bunun hazırlıklarını Bayer Leverkusen ve Tobol maçlarında yapardı. Kazakistan'daki Tobol karşılaşmasının devre arasında Arda Turan oyuna girerken kenara gelen oyuncunun adı bu yüzden Barış Özbek olmuştu. Yaser Yıldız ve Aydın Yılmaz vardı, üçlü hücumun iki kanadında. İstanbul'da da da değişmedi, durum. Yaser Yıldız ile Serdar Eylik, başlıyordu ileride. Arda Turan, yeni sezondaki görevinde idi. Harry Kewell ve Kader Keita'nın yokluğunda bile devam edilen bu yolun geri dönüşü yok. Konsantre olunması gereken, Arda ve Elano'nun orta sahadaki muhtemel performansı olmalı.

Dönelim İsrail'e tekrar. Üç resmî karşılaşmada yaptığı beş asist değil, Arda'nın performansını özel kılan. Geçtiğimiz sezon, sistemin mutlak zorunluluklarından olan kanat değişimlerini bile, ''Sağ kanat sıkıntısı'' nedeni ile yapmaktan kaçınan Arda Turan, yeni sezonda başındaki antrenörüne duyduğu güvenden ötürü, hiçbir sorumluluktan kaçınmıyor. Zeki bir adam. Alınan her kararın kendisi için yararlı olacağını biliyor çünkü. Kısa vadede, bir sol kanat oyuncusu olarak son derece önemli bireysel gösterilerin mimarı olabilirdi. Ama bir gerçek vardı. Sadece bu bölgede oynamak, uzun vadede Arda Turan'ı tekrara düşürecekti. Kendini yenilemeyecekti, Arda. Önümüzdeki sezonlarda gelişimini izlerken, Frank Rijkaard'ın katkısı üzerine yorum yapmak mümkün gibi gözüküyor şu an için.



Hücum oyuncularına bir defa daha bakalım. Kader Keita, Harry Kewell, Milan Baros, Elano Blumel ve Arda Turan.

Tek tek değerlendirdiğimizde karşımız çıkan sonuç, her birinin farklı bölgelerde oynayabilecek olmaları. Söz konusu durum, sezon içerisinde Galatasaray'a tahayyül bile edilemeyecek avantajlar getirecektir. 4-3-3 ana diziliş. Ancak bu takım, yalnızca ön alandaki oyuncuları sayesinde, çabukça 4-4-2 (Kewell, Topal, Elano, Arda - Keita, Baros) ve 4-2-3-1 (Topal, Elano - Keita, Arda, Kewell - Baros) çeşitlilikler gösterebilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Maccabi Netanya maçının son bölümünde oyuna dahil olan Kader Keita, hareketli yapısı ile sinyalleri verdi aslına bakılırsa.

Finale yaklaşırken, kulüp puanındaki ufak kıpırdanmaya da değinelim. Gruplara dek kazanılan galibiyet veya beraberlikler, kulübe direkt bir katkı yapmıyor. Her galibiyet bir, beraberlik yarım puan. Ülke puanına geçiyor toplamda. 2009-10 Sezonu'nda, dün akşama kadar, 5.5 puana sahip olan Türkiye (Beşiktaş'ın ŞL bonusu 4 puan, Galatasaray'ın Tobol maçından getirdiği 1.5 puan), Fenerbahçe ve Galatasaray'ın galibiyetleri ile iki puan daha kazandı, 7.5 puan oldu. Bu puanın Avrupa Kupaları'nda Türkiye'yi temsil eden takım sayısına bölündüğünü ve ardından 0.2 sabiti ile çarpıldığını biliyoruz. Çıkan sonuç: 0.3 puan. UEFA Avrupa Ligi 3. Ön Eleme Turu'nun getirdiği 1 puan ile birlikte, Galatasaray'ın toplam puanı: 1.3000. Şimdilik.

Son olarak; Galatasaray, 222. defa çıktı dün akşam Avrupa arenasına. 56 beraberliğin yanı sıra, 83 mağlubiyeti vardı. 82 de galibiyeti. Maccabi Netanya maçının ardından 83'te eşitlendi, galibiyet ve mağlubiyet sayısı. Bir an evvel artıya geçme zamanı artık. Hiç vakit kaybetmeden.

5 yorum:

kendine iyi bak dedi ki...

eline saglık guzel bir yazı olmus, keske defansın gobegine de deginseydin. bi de Kewell, Elano, Arda, Keita, Baros 5'lisini aynı anda sahada olmasıyla defansif anlamda sorun yasamaz mıyız? biraz bilgi verirsen sevinirim. senin gorusunu merak ettim..

Can dedi ki...

Hem kendi blogumda, hem de başka yorumlarda benzer şeyleri paylaştım. Ancak iyimser değilim tüm hücumcuların birarada kullanılması konusunda. Sert olmayışımız ciddi bir sorundu geçen sene. Oyunun boyu kısalmadıkça, dönen topları Arda ve Elano karşılamayacaktır. Bu çok adamla 3.bölgede kalmamıza ve sıklıkla kontra yememize neden olacaktır. Mehmet'in yanına sağlam bir Tobi ve Elano ile savunmayı da sağlam tutabiliriz. İşin güzel tarafı Arda'nın standart pozisyonunda da oynayabilmesi Elano'nun. Hücumcuların çok yönlü oluşu süper bir saha içi rotasyonu seyrettirecek bizlere. Söylerken bile içi gidiyor insanın.(bilgisayarım saçmaladı az önce tekrar için özür dilerim)

Adsız dedi ki...

Galatasaray yavas yavas sistemini oturtuyor. Bu uzun ve mesakatli bir yol olacak ama su andan olumlu sinyalleri fark etmek mumkun.
Arda uzerinden 10 numara ile Galatasaray'i yipratmak isteyenlere(Arda'nin sozde ben 10 numara degilim diyerek Rijkaard'a mesaj gondermesi) Tobol maclari ve dun aksamki Netanya maci asil ciddi bir mesaj oldu. 3 macta 5 asist ile oynayan, 40 derece sicakta oynanan macta 90. dakikada bile oyundan dusmeyen bir Arda inanilmaz keyif veriyor. Kaptanlik ve 10 numara gercekten yaradi. Ama Rijkaard'in da etkisini alkislamak lazim. Onumuzdeki sezon Xavi-Iniesta ikilisinin bir benzerini kendi ozelimizde Arda-Elano ikilisi olarak gormek heralde sasirtmayacak hicbirimizi.

Bu noktada Rijkaard'in fikrimce en cok uzerine dusmesi gereken sey takimin savunmasi olmali. Bu noktadaki surec takimin diger noktalarina gore daha yavas ilerleme gosteriyor. Cok calismak lazim.

Empyrium dedi ki...

Yine güzel bir analiz.Eline sağlık Eray.(ancak bugün okuyabilecek zamanım oldu)

SozenE. dedi ki...

kendine iyi bak,

Teşekkür ederim.

Elano transferi ile aynı güne denk geldiği için daha çok orta saha ve hücum hattı üzerinde oldu, yazı içerisindeki sohbetimiz. Defansın göbeğine değinilecek zamanlar da olacaktır mutlaka. Evet, şimdilik, dev bir soru işareti Gökhan Zan ile Servet Çetin ikilisi. Ama net cevap vermek için erken.

Elano Blumel, Arda Turan, Kader Keita, Milan Baros ve Harry Kewell özelinde (bu noktada Can'ın yorumunu da göz önüne alarak konuşalım), defansif olarak büyük sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum Galatasaray'ın. Birincisi, yazı içerisinde de üzerinde durmaya çalıştığım gibi, Galatasaray ve futbol topu arasında sıkı bir ilişki olacak bir kere. Oyunun büyük bölümünde maça ve sahaya hükmeden tarafta yer alacak, Galatasaray.

İkincisi ve daha önemlisi, Can'ın aslında yaptığı yorum içerisinde verdiği cevaptaki gibi, bu beş oyuncuyu ''x mevkiisinde görev yapacak!'' şeklinde düşünmemek lazım. Sürekli bir değişim içerisinde olacak, Galatasaray. Saydığımız bu beş oyuncunun liderliğini yapacakları bir değişimden bahsediyoruz elbette. Ki kenardan bu isimlere katkıda bulunabilecek Shabani Nonda ve Tobias Linderoth gibi oyuncuları da hesaba katabiliriz. Devinim sağlanacaktır. Takım savunması da çıkacaktır üst seviyeye.

Arda Turan'ın hücum üçlüsünün solunda oynamayacağından (ya da maçlara orada başlamayacağından) emin olabiliriz. Şu an ihtiyaç duyduğu mevkiide zaten. Yeteneklerinin üzerine koyabilmesi için, orta sahada oynaması gerekiyor.

Selamlar,

Eray.