17 Temmuz 2009 Cuma

Tobol v G. Saray, 1-1: Radikal Model ve Roller



Galatasaray; Frank Rijkaard ve Johan Neeskens yönetimindeki ilk resmî maçına UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu'nda Kazakistan'ın Tobol takımı karşısına çıktı. Avrupa Kupaları'ndaki serüvenlerini Mayıs ayına kadar taşımaya alışkın olan Galatasaray, deplasmandaki ilk mücadeleden 1-1'lik beraberlikle döndü İstanbul'a.

Radikal değişiklikler olacaktı 2009-10 Sezonu'ndaki Galatasaray'da. Bilinen bir gerçek bu. Başlangıç noktası, sahadaki 11 oyuncunun yeşil zemin üzerindeki dizilişi olan bir gerçek. Rakip kim olursa olsun. İster FC Tobol, Temmuz ayında. İster Mayıs ayında Valencia. Futbol üzerine yorulan fikirlerin sağlam olması adına mutlak zorunluklardan başında gelen bir durum, bahsettiklerimiz. Bu anlamda, Galatasaray'ı Tobol önünde temsil edecek 11 kişi değildi önemli olan-- en azından ilk etapta. Sezon boyunca izleyeceğimiz futbolun değerlerini ve ön izlemesini görmek olmalıydı, Kostanay kentinden çıkaracaklarımız.

Orkun Usak ile başladı kalede, Galatasaray. Dörtlü savunmanın kanatlarında Sabri Sarıoğlu ve Alparslan Erdem vardı, merkezde Servet Çetin ile Gökhan Zan. Orta sahada bir üçlü olacaktı, bir oyuncunun daha çok bu bölge ve savunma arasında kalacağı. Mustafa Sarp tercihi vardı bu rol için. Aydın Yılmaz, Erhan Şentürk ve Yaser Yıldız'dan oluşan hücum üçlüsüne gelmeden Ayhan Akman ve Barış Özbek ilişecekti gözlerimize. Mutlaka, ana fikrin oyuncuları değildi saydıklarımız. Üst başlıkta istikrarlı bir şekilde yer almasını bekleyebileceğimiz isimlerden Arda Turan ile Milan Baros yedek kulübesindeydi. Harry Kewell, Kader Keita, Hakan Balta, Tobias Linderoth ve Mehmet Topal ise çeşitli nedenlerden dolayı kadroya alınmamışlardı.

2009-10 Sezonun henüz ikinci dakikası... Galatasaray, yeni sezona mağlup başlıyordu. Tıpkı, geçtiğimiz senelerde olduğu gibi. Avrupa serüvenindeki son iki başlangıç da benzer olmuştu esasında. Ama belki de bir fırsattı bu durum. Skorda geriye düşen Galatasaray'ın sergileyeceği performans bir ışık olabilirdi. Ya da tam tersi, sonuç çıkarılabilirdi 0-1'den.

İkinci dakikadaki gole uzun süre reaksiyon gösterilemedi. Gol gelmedi. Kaleyi tutan ciddi bir şut veya gol pozisyonu da. Kazakistan temsilcisi, kendi yarı sahasına çekildi. Oyunu olabildiğince dar bir alanda sınırlamayı düşündü. Ve kaderine razı oldu bir yerde. Ne var ki; Galatasaray'ın ilk 45 dakikada üretebilecekleri sınırlıydı. Çeşitli sebepler gösterilebilirdi bunun için. Ama en önemlisi, hiç kuşkusuz, ileri uçtaki üçlünün futbol yetileri idi. Aydın Yılmaz, Erhan Şentürk ve Yaser Yıldız... 4-3-3'ün bir kaleci ve on futbolcunun sahaya bu şekilde serilerek bitirilemeyeceğini göstereceklerdi.

4-3-3, yalnızca bir başlangıç. Sistem değil evvela. Daha ayrıntılı bir başlıktır, sistem denilen şey. Bir diziliştir bu anlamda, 4-3-3. Dolayısıyla, içerisinde barındırdıkları vardır. Hücum hattı özelinde olduğu gibi. Hatta orta sahada da. Galatasaray'ın yakın geçmişte bu diziliş ile en haşır neşir hâle geldiği karşılaşma, 2008-09 TSL Sezonu'nun 16. haftasındaki Beşiktaş maçıdır. Sabri Sarıoğlu ve Uğur Uçar'ın yokluğunda Barış Özbek, savunmanın sağına gönderilmiş; ama Barış'ın dinamizminden faydanılarak sağ kanat için ayrılacak oyuncu kontenjanı Shabani Nonda'ya verilmişti. Sonunda ortaya çıkan ise, 3-4-1-2 gibi gözüken ancak aslında üst düzey bir 4-3-3 oynayan Galatasaray olacaktı.

Aralık ayına dönelim. Milan Baros, Cassio Lincoln ve Shabani Nonda vardı Galatasaray'ın hücum üçlüsünde. Barış Özbek'in sağ tarafını domine edeceği sahanın ortasında Ayhan Akman ile Arda Turan, hemen aralarında ise Mehmet Topal. Savunmada açıklar verse de son yılların hücum anlamındaki en efektif Galatasaray performanslarından biriydi, 4-2'lik galibiyetle sona eren Beşiktaş karşılaşması. Neydi peki, dün akşamki Tobol maçı ile bağlantısı? Hücum hattı, diyebiliriz. 21 Aralık 2008 akşamı Galatasaray hücumundaki üç oyuncudan Milan Baros, sol tarafta yer alıyordu. Cassio Lincoln sağda. Ortada da Shabani Nonda. Biraz sonra Baros, ortaya geçiyordu. Lincoln, sola. Nonda da sağa. Sürekli bir devinim vardı Galatasaray adına hücumda.

21 Aralık 2008'den 16 Temmuz 2009'a geldiğimizde hücum hattı üzerindeki farklılığı bu paralelde değerlendirebiliriz. Aydın, Erhan ve Yaser, 4-3-3'ün kendi başlıkları altındaki gereksinimlerini gerçekleştiremezlerdi. Aralık 2008'de Galatasaray, henüz yedinci dakikada skor avantajını alırken Temmuz 2009'da yenik başlamıştı karşılaşmaya üstelik. Neredeyse, tamamen imkânsızlaşıyordu beklediğimiz görüntü.

Galatasaray'dan çıkıp Avrupa Ligleri'ndeki 4-3-3 modellerine baktığımızda da değişmiyor durum. Skoru yakalayıp etkin bir alan savunması ile hücum etmek, mutlaka avantaj. Ama ters hâlde, farklı alternatifler çıkıyor ortaya. Chelsea'nin Jose Mourinho döneminden bu yana uyguladığı diziliş, 4-3-3. İsrailli Avram Grant, Brezilyalı Felipe Scolari ve Hollandalı Guus Hiddink de daha sonra desteklemişti bu fikri. İleri uçta yer alan kanat oyuncuları; Nicolas Anelka, Salomon Kalou, Joe Cole ve Florent Malouda. İsim bazında olmasa da karşılaştırma, modeli anlamak adına önemli. Dört isim de her iki kanadı kullanabilen etkili oyuncular. Maç içerisindeki değişik durumlara ayak uydurabilecek adamlar. Eksik değiller kısaca.

Galatasaray'ın da 2009-10 Sezonu'na dair beslediği umutların tam ortasında yer alıyor aslında bunlar. Kader Keita transferi ve Fildişi Sahilli oyuncunun, ''Gerekirse forvet olarak da oynuyorum; ama kanatlarda daha iyiyim.'' açıklaması da boşa değil. Chelsea'deki Nicolas Anelka ve Didier Drogba ilişkisindeki gibi. Milan Baros ile Kader Keita, dün akşam Aydın, Erhan ve Yaser'in yapamadıklarını sezon içerisinde göstereceklerdir. Keza sağ açık oynadığı zamanlardaki Kader Keita ile Harry Kewell. Hücum tarafında işin, Galatasaray'a önemli avantajlar sağlayacaktır bu formül. Tobol önünde uygulanamamasının nedenleri, biraz bireysel. Yine de sezon içerisinde sistem, kendi içerisinden yıldızlar da çıkaracaktır.

İlk yarısı 1-0 mağlup kapatılan Tobol maçının ikinci devresine Milan Baros ve Arda Turan'ı alarak başlayan Frank Rijkaard, daha önceden belli olmasına karşın tartışılmaya devam eden bir sorunun cevabını vermiş oldu. Aralık 2008'de görevine farkında olmadan başlayan Arda Turan, 2009-10 Sezonu boyunca %60-70 oranı ile orta sahada oynayacak.

Arda Turan adına çok önemli bir sezon. 10 numara ya da kaptanlık başlığı altında değil yalnızca. Türkiye'deki yerel yıldızların sorunu olan bir durum aslında. Üst düzey bir oyuncu, Arda Turan. Ama bir futbolcu, her zaman daha iyisi için çalışmalıdır. 34 yaşındaki Alessandro Del Piero da olsa değişmez bu gerçek, 94 milyon €'luk Cristiano Ronaldo da. İleride iki forvetin olduğu dizilişlerin orta sahasındaki sol çizgide çok başarılı olan Arda Turan, yeni sezonda kendini geliştirme olanağına sahip. Orta saha ile forvetin ilişkisini mutlu kılacak, gerekirse forvet hattında bizzat devreye girecek. Son derece zeki bir insan olan Arda'nın bu rolü iyi kanıksaması, Avrupa'daki örneklerini dikkatle incelemesi gerekiyor.

4-3-3'ün (4-1-2-3) ileri üçlüsünde oynaması zor. Ancak belli dönemlerde, görev alabilir. Harry Kewell'ın kondisyon durumuna göre. Ya da Avustralyalı yıldızın olmadığı dönemlerde. Genel itibari ile Tobol maçının ikinci devresindeki görüntüde izleyeceğiz Arda Turan'ı. Bu noktada, ülkemizin kötü klişelerinden birine de kapılmamak gerekir. Forvet arkası değil, Arda Turan. Sırtına geçirdiği forma numarasından dolayı, Cassio Lincoln de. Gheorghe Hagi hiç değil. Çok farklı, marjinal bir role sahip. Bu anlamda, Galatasaray'ın futbol geçmişindeki herhangi bir isimle ilişkilendirmemek lazım Arda Turan'ı. Mutlaka, sezon içerisinde yanlış değerlendirmeler yapılacak ve doğru olmayan benzetmeler yapılacaktır ama. Hazırlıklı olalım şimdiden.

Kazakistan'da birinci yarının ardından Arda Turan ile Milan Baros'un katılımı sonrası çok az da olsa farklı bir Galatasaray vardı. Günü kurtarmak umuduyla gitmiyordu en azından rakibin üzerine. Orta sahadaki devamlılık sorunu ise, aslında 4-1-2-3'ün 1'inde oynayabilecek üç oyuncunun aynı anda görev alıyor olmasıydı. Belki Ayhan Akman dışarıda tutulabilir. Geçtiğimiz sezonki gelişimi gösterebilirse, Mehmet Topal'ın hemen önündeki iki kontenjandan birine sahip olabilir Arda Turan ile birlikte. Yine de Galatasaray'ın bir transfere ihtiyacı varsa, kesinlikle bu bölgedir orası. Tobias Linderoth, Ayhan Akman ya da Emre Çolak gibi alternatifler üretmek gerekecektir aksi takdirde.

Galatasaray, her ne olursa olsun, kazanması gereken bir maçtan beraberlikle ayrıldı. Keyifli bir gece olmadı. Ama bilinen bir gerçek ki; takım, hâlâ hazırlık evresinde. Sezon başı ile birlikte gerekli form düzeyi yakalanacaktır. Yavaş yavaş ilerleyelim. Ülke olarak, başarabilirsek...

1 yorum:

erdersson dedi ki...

eğer hızlı hucum yapılmayacaksa benim için hayal kırıklığı demek olacaktır.görüldüğü üzere çok pas yapıyor takım.belkide pres den dolayı bunu yapıyor bilemiyorum.eğer böyle kendi yarı sahasında yada rakip sahada çok pas hayal kırıklığı olur.daum da bunun tersi birşey yapmayı planlıyor.basın toplantısında hızlı hucum yapan takımların başarı sağladığını söyledi.barca nın futbolunu ise marjinal sıradışı olduğunu söyledi.yani barcayı taklit etmek gereksiz ve zor.sadece barcaya özgü bir oyun barcanın oyunu.umut vermedi galatasaray. galiba bu yıl göze hoş gelen futbolu daumlu fenerbahçe oynayacak.