29 Temmuz 2009 Çarşamba

Zlatan Ibrahimovic: Ego, Saygı ve Barcelona



Avrupa'da yılın takası sonuçlandı. Zlatan Ibrahimovic; 43 milyon €, Samuel Eto'o ve Aliaksandr Hleb (kiralık) karşılığında Inter'den Barcelona'ya geçti.

Dev transfer harekâtının ardından üzerine konuşulan birçok konu bulunuyor. Geçtiğimiz sezon, tüm zamanların en iyi performanslarından birini gösterdiği kabul edilen Barcelona'nın Samuel Eto'o'dan bu denli kolay vazgeçmesi, eleştirilerin tepesine oturuyor kolayca. Orta saha ikilisi Xavi Hernandez ve Anders Iniesta'nın yanı sıra, ileri uçtaki partnerleri Thierry Henry ve Lionel Messi ile müthiş bir uyum yakalayan Kamerunlu forvet, 2008-09 Sezonu'nda Barcelona için 36 golün altına imzasını atmıştı. Eto'o ile oluşan havanın Zlatan Ibrahimovic sonrası devam ettirip etmeyeceği büyük merak konusu...

Samuel Eto'o ve Barcelona ilişkisinden devam edelim. 2005-06 Sezonu'nda rûya gibi bir yıl geçirdikten sonra, geçtiğimiz sene söz konusu performansın bile üzerine çıkan Eto'o'nun Camp Nou'dan ayrılmasının belli nedenleri var. Kamerunlu forvet, 2008-09'da her ne kadar müthiş bir sezon yaşamış olsa da, hazırlık dönemindeki sorunları ile sürekli gündemde kalmıştı. Barcelona'daki geleceği soru işaretleri ile doluydu. Frank Rijkaard ile oluşan anlaşmazlık ortamı, Joan Laporta özeline de sıçrayınca Eto'o'nun İspanya'daki kariyeri, sona doğru yaklaşıyordu. Ama olmadı, takımda kaldı. Ardından Barcelona sistemi içerisinde değerine değer kattı. Yine de, sezon içerisinde bile, mutsuz olduğu biliniyordu. Ve artık sözleşmesinin bitimine bir yıl kalmıştı.

Avrupa'nın önemli liglerinde takımlar, sözleşmeleri bitmek üzere olan oyuncularla bir sezon öncesinden anlaşma yolunu seçiyorlar. Bu anlamda, Türkiye ile önem bir görüş farklılığı olduğunu söylemek mümkün. Barcelona ve Samuel Eto'o, 2010-11 Sezonu ve sonrası için ortak noktada bir türlü buluşamadılar. Dolayısıyla; 2009-10 Sezon sonu itibariyle Eto'o, tamamen serbest bir oyuncu hâline gelecekti. Bu kesin bir gerçek. Barcelona'nın yeni bir takviyeye ihtiyacı vardı. Ve en iyisi üzerinde karar kılındı. Zlatan Ibrahimovic, Barcelona adına biçilmiş kaftan. Transfere şüphe ile bakanların birleştikleri ise iki nokta var. Birincisi, Barcelona'nın işleyen sistemine yapılan ''yüksek egolu'' Ibrahimovic eklemesi. İkincisi de, transferin maliyeti. Samuel Eto'o'nun yanı sıra, 43 milyon € ve Aliaksandr Hleb'in kiralık sezonundaki ücreti.

Sondan başlayalım. İkinciden. Transferin maliyeti ve üzerine yapılan yorumlar.

Zlatan Ibrahimovic için gözden çıkarılan Samuel Eto'o'nun gidişi, oldukça yadırgandı. Eto'o, Barcelona sistemi içerisinde büyüyen, Kamerun'da doğmasına karşın Katalan olan bir adam. Ama aslına bakılırsa, yaşanması gereken bir ayrılık bu. Samuel Eto'o transferinin Webster Kuralı ile değerlendirme ihtimali bulunuyordu. Buna göre; sözleşme başlangıç tarihinin üzerinden üç yıl geçen ve 28+ yaşında olan Samuel Eto'o, Barcelona'daki son sezonunda kazandığı ücret karşılığında herhangi bir kulübe transfer olabilirdi. (Bonservis bedelinin, normal şartlarda, 35 milyon € olması bu durumu değiştirmiyor. Ederi farklıdır mutlaka. Ki Barcelona'nın resmî sitesinde yer alan haberde de Eto'o'nun değeri 20 milyon € olarak geçiyor. Ayrım, başka yerde.)

Geçtiğimiz sezon; Manchester City'nin Samuel Eto'o için Barcelona'ya önerdiği 35 milyon €, Zlatan Ibrahimovic'in transfer bedeli hakkında bir kafa karışıklığı yaratıyor. Real Madrid'in 2009-10 Sezonu öncesi, yaptığı transferlere bir bakalım: Cristiano Ronaldo (94 milyon €) ve Kaka (65 milyon €). Bu iki oyuncu ile birlikte, Avrupa'nın zirvesinde yer alabilecek diğer üç isim arasında mutlaka kendisine yer bulabilirdi, Ibrahimovic. Kalite, karizma, tanınırlık, imaj ve ''yeni transfer ihtimali'' ile. (Keza Franck Ribery de.) Kısa listede olabilecek Fernando Torres, Steven Gerrard, Frank Lampard, Xavi Hernandez, Andres Iniesta ve Lionel Messi gibi oyuncuları, kategori dışına koyabiliriz bu noktada. Ronaldo ve Kaka transferlerinin ardından, Barcelona'nın Ibrahimovic'e talip olması ile birlikte, karşılaşılacak transfer bedeli 75+ milyon € gibi bir seviyede olacaktı hiç kuşkusuz.

Barcelona, önümüzdeki sezon -hiçbir şekilde- maddî bir gelir elde edemeyeceği Samuel Eto'o'dan tam da bu yüzden, böylesine kolay vazgeçti. Bonservis ücreti bazında, Ronaldo ile Kaka arasında yer alabilecek Ibrahimovic için ödenen 43 milyon €, son derece mantıklı. Inter tarafından baktığımızda da değişen bir durum yok. Ibrahimovic'i elden çıkardıktan sonra, mevcut piyasada alınabilecek oyuncular arasındaki en iyi tercih de Samuel Eto'o. Jose Mourinho'nun söylediği gibi, Ibrahimovic ile Eto'o arasındaki farklar dağlar kadar değil. Üzerine alınan 43 milyon € ise, durumu daha da anlamlı hâle getiriyor Inter adına. Sonuç olarak; eğrisi doğrusuna geldi. Ve hem Inter, hem de Barcelona, bu takastan kârlı çıktı. En azından şimdilik, kâğıt üzerinde.

Birinci noktaya geri dönelim şimdi. Ibrahimovic'in yüksek egosu ve Barcelona'nın geleneklerine bağlı yapısı.

İlk anda hiç de ideal bir ikili değil gibi durmuyorlar. Real Madrid'in yakın zamandaki David Beckham transferinin ardından Cristiano Ronaldo'yu kadrosuna katması, hiç kimse için sürpriz olmamıştı. Beckham, genel tarafından sevilmiyordu. Şimdilerde, Ronaldo'dan kendisi haricinde hoşlanan yok. (Paris Hilton'u saymazsak eğer, çok yakışmışlardı.) Ama Ronaldo'nun domine ettiği, ''sevimsizlik'' listesinde bir ikinci sıra varsa eğer, onun da sahibi belli. Zlatan Ibrahimovic'in sempatik olduğunu söylemek mümkün değil. Yine de, Ronaldo'nun muhtemel La Liga kariyeri ile bazı farklılıklar olacağı kesin.

Ibrahimovic'i bir noktada sınıflandırabiliriz. Bazı oyuncular vardır. Müthiş yeteneklidirler. En iyi olduklarını düşünürler, ki belki de öyledir. Cristiano Ronaldo gibi, Ibrahimovic de öyle. Ama... Ibrahimovic, Barcelona öncesindeki kariyerinde hep bu çıkmazın içerisinde kalmıştı. Kurtulamadı. Malmö, Ajax, Juventus ve Inter. Her defasında, ''en iyi'' oldu O. Juventus ile şampiyonluk yaşadı. Inter'e geçti. Milan ve Juventus'un olmadığı sezonda, ''tek başına'' zirveye taşıdı takımını. Öyle ki; 2007-08 Sezonu sonunda Parma deplasmanındaki performansı ile kanıtladı tüm bunları. En iyi olduğu için saygı duymuyordu takım arkadaşlarına. Bu bir karakter sorunu elbet. Ancak Barcelona'da durum aynı olmayacak.

NBA'den kısa bir örnekle destekleyelim iddiamızı.

Kevin Garnett ve Ray Allen, kariyerleri boyunca sürekli birinci adam olmuşlardı oynadıkları takımlarda. Boston Celtics'e, Paul Pierce'ın yanına geldiklerinde, farklı rollere bürünmek durumundalardı. Şampiyonluk istiyorlardı çünkü. El ele verdiler. Hedeflerine yürüdüler. Sorunlu oyuncular olabilirlerdi, ama aynı zamanda komple birer sporculardı. Şimdilerde, Rasheed Wallace ile yeni bir dörtlünün peşindeler. Zlatan Ibrahimovic'in konumunu da bu şekilde değerlendirebiliriz. Hız, teknik, kararlılık, son vuruş, çabukluk, uzak-yakın mesafe şut, hava topu ve daha birçok özellik... Bir forvet oyuncusunda bulunması gereken tüm yetilere sahip, İsveçli.

Dahası. Artık Xavi, Iniesta, Messi ve Henry ile beraber forma giyecek. En iyi olduğu tescillenen bir takım kadrosunda bulunacak. Şampiyonlar Ligi hedefi var, en önemlisi de bundan böyle saygı duyacak takım arkadaşlarına. Böylesi oyuncular, yenerlerse egolarını çok tehlikeli olurlar.

Zlatan Ibrahimovic de pimi çekilmiş bomba gibi olmalı şu günlerde...

4 yorum:

A. Eren Logoglu dedi ki...

İşin teknik kısmına çok girmeden -ki bence sağlıklısı da bu,daha izlemedik Ibra'lı Barça'yı çünkü- derinlemesine bir analiz olmuş Eto'o & Ibra hakkında.

Eray yanlışım varsa düzelt lütfen, Zlatan son sezon dışında hiçbir zaman golcü olarak anılacak işler çıkarmadı, inanılmaz goller attı, çok yetenekliydi, belirttiğin bütün özelliklere haizdi vs. ama Barça'nın aradığı Eto'o gibi bitirici işi yapan, orada bulunan, beklenmedik şutlar çıkaran, çok hareketli, duvar olan, ayağında çok top tutmayan, sürekli savunmayı rahatsız eden bir forvet olmadı. Özellikleri itibariyle daha iyi bir oyuncu olmasına rağmen Eto'o gibi pek oynamadı, geriden top aldı, sürükledi, adam eksiltti, zor ve olmadık pozisyonları gol yaptı vs.

Yine de Ibra, bazı rötüşlarla, Eto'o gibi bir oyuncu olabilir ve inanılmaz verim sağlar, sezonda 30 gol üzeri atan bir forvete dönüşebilir inancı taşıyorum.

Olayın başka boyutu, Eto'o gidecekse transfer edilebilecek en iyi alternatif olması.

Başka bir durum daha var. Bir blogda okumuştum, ismini anımsayamadım, benimde aklıma gelmişti. CL kurulduğundan beri 2 yıl üst üste şampiyon olan takım yok. Yani futbolun iyice hızlandığı bu süreçte, bir takımın sistemi 2. yıl çözülmeler yaşıyor ve sürekli bir başarı sağlanamıyor. Eto'o kalsaydı Barça alışalagelmiş kurgusuyla oynamaya devam edecek ve geçen yılı çok iyi analiz eden, özellikle Chelsea maçı üzerinde duran Teknik Adamlar Barça'yı durdurma konusunda daha dirençli olacaklardı. Şimdi ise bambaşka işler yapabilen bir Zlatan ile karşı karşıya Barça'nın rakipleri. Bunun yanında şapkadan tavşan çıkartabilecek, zor anlarda umulmadık katkılar sağlayabilecek en önemli oyunculardan biri Ibra. Bu anlamda çok katkısı olacaktır. Bir artısı da Ibra'nın Eto'o'dan çok daha iyi orta saha özelliklerine sahip olması, bu sayede zorluk seviyesi yüksek maçlarda Pep'in Messi'yi 3'lünün ortasına, Ibra'yı kenara gönderdiği bir sistemde müthiş etki yapabilir. Seninle sohbetlerimizde olsun, Atahan'la olsun, Ibra'yı hep Henry'nin yerine düşündük zaten, Henry'nin yaşını göz önüne alarak. Torres gelse aslında, Ibra Torres Messi, düşünemiyorum, neyse hayallere girmeyeyim. Bu yönden de, kenarlarda oynama yetisiyle, Zlatan çok faydalı olacaktır.

Yazı uzamışken, çok yazamıyorum biliyorsun Eray, aklıma gelen birkaç düşünceyi de paylaşayım sezona dair, 6 ay sonra tekrar tartışma şansı buluruz.

Sezona dair birkaç kelam edeceğim. Daha çok erken ama sezonun favori takımlarını belirlemek açısından CL'de Yarı Finale en yakın takımların Inter, Chelsea, Barcelona, Real Madrid olduğunu düşünüyorum. Peşi sıra gelen takımlar Liverpool, Manchester U, Arsenal olacaktır. Bunları söylemek için kahin olmaya gerek yok elbet ancak İngiliz takımlarında bir düşüş olacağı, özellikle Mourinho'nun Inter'inin en az Yarı Final göreceği konusunda ciddi bir inanca sahibim.

Cesar, Maicon, Lucio, Samuel, Chivu, Cambiasso, Stankovic, Vieira, Muntari, Mancini, Quaresma, Balotelli, Milito, Eto'o gibi çok zor gol yiyip, golcü etiketli 2 adamla da süpriz ceza sahası golleri bulan bir takım görebiliriz, böyle bir takımın yenilmesi de zor olacaktır, özellikle de başında Jose varsa.

Bu kadar.

Eren.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Benzer konulara daha detaylı değinilmiş, mutlaka okunmalı;

http://amerikadeplasmani.blogspot.com/2009/07/ibrahimovicetoo-takasi-1-bolum.html

SozenE. dedi ki...

Eren Selamlar,

Yorum için teşekkür ederim, öncelikle.

Ibrahimovic ve Barcelona ilişkisi sancılı olacak. Bunu kabul etmek lazım. Söylediklerinde haklısın, son sezona kadar golcü kimliği ile öne çıkmadı Ibrahimovic. Açıkçası, bu sezon Ibrahimovic'in daha önce -repertuvarında bulundurmasına karşın- sergilemediği yeni yeteneklerini de izleyeceğimizi düşünüyorum. Boston Celtics örneğinde anlatmak istediklerimi tam olarak açıklayabildim mi, bilmiyorum; ama Ibrahimovic, önümüzdeki sezon itibariyle bambaşka bir karakter yapısına bile bürünebilir. Takım arkadaşlarının tescilli ''en iyi'' olmalarının yanı sıra, duruş anlamında da son derece seçkin olmaları, mutlaka etkileyecektir Zlatan'ı.

Thierry Henry, çok iyi bir profesyonel. Arsenal'den Barcelona'ya geçişinde, hatırlarsın, olması gereken yere gittiğini söylemiştik. Ama Camp Nou'daki ilk zamanında ne kadar zorlandığını da biliyoruz. O da bir evrim geçirdi aslında. Sistem içerisine girdi. Gol sayısından yese de, daha değerli bir oyuncu hâline geldi. 31 yaşında Henry, önümüzdeki iki veya üç sezon daha giyecektir Barcelona formasını. Bu süre zarfında Ibrahimovic, benzer bir gelişim gösterirse; yeni forvet transferi yapılır ve Ibrahimovic de Henry'nin yerini alabilir. Daha kıymetli olur. Ama opsiyon tabii bu yalnızca. İhtimal, şimdilik az gibi görünse de. Bu anlamda, paralel düşünüyoruz yanlış analiz etmiyorsam. Eto'o tarzı bir forvete dönüşebilir, Ibrahimovic.

Ve Amerika Deplasmanı'nda Sevgili Alp'in söylediği gibi, seçme şansı getirir Barcelona'ya.

(Sistemi çok iyi işleten Barça, ŞL'deki Chelsea maçlarında bocalamıştı. La Liga'da hatırladığım ''tek kişilik'' performanslardan biri, 2-0 geri düşülen Betis deplasmanındaki Samuel Eto'o reaksiyonu. Bu örnek dışındaki, hemen her geri dönüşte Lionel Messi adı var. Messi'nin oynadığı ve oynamadığı maçlarda ortaya çıkan rakamlar, destekleyecektir bu söylediğimizi. Ibrahimovic, geçtiğimiz senelerde Malmö, Ajax, Juventus ve Inter'deki bireysel dominasyonunun yanına ''sistem oyuncusu'' etiketini ekleyebilir. Kanımca, rakipler adına en büyük sorun da bu olur.)

Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi'nde hanedanlık kurabileceğini söyleyenlerdenim ben de. Sanıyorum, Final maçının yazısında aktarmıştım bu fikrimi. Hâlâ da devam ediyorum aslında. NBA veya diğer Amerikan sporlarındaki kadar kolay değil tabii. Ama, Barcelona'nın ciddi şansı var. Eto'o ile yaşanması gereken bir ayrılıktı, bu. Kesin bir gerçek. Gidecekti ve bir € bile kazanamayacaktı, Barcelona. Eto'o'nun geçtiğimiz sezon sağladığı katkı, hiçbir oyuncu tarafından henüz birinci sezon içerisinde verilemez. Bunu da ilk etapta kabul etmek lazım. David Villa, Diego Forlan veya başka biri. Fernando Torres gelmeyeceğine göre, en iyi tercihti Ibrahimovic. Keza Inter için de, Eto'o.

Son söylediklerine paralel olarak, Inter özelinden devam edelim.

Çok iyi bir kadro kuruldu. Jose Mourinho'nun aradığı ve Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olacağı bir tarz bu. Önümüzdeki sezon, herkesin gözü İngilizler ve Barcelona-Real Madrid rekabetinin üzerinde olacak. Aradan sıyrılabilir, Inter. Ya da Mourinho, çıkar ortaya zaten.

Pazartesi akşamı, farklı bir ortamda futbol sohbeti içerisinde iken, Inter'in Şampiyonlar Ligi'nde ciddi şansa sahip olduğu konusunda birleşmiştik. Chelsea ve Manchester United arasında tercih yapmış olmalısın. Carlo Ancelotti ve Alex Ferguson ya da. Transfer döneminde büyük travmalar yaşamakta olan Liverpool ile Arsenal'in önümüzdeki sezon nerelere gelebileceğini çok merak ediyorum. Arsenal, grup maçlarını yine rahat geçip ''knock-out'' bölümünde zorlanabilir. Liverpool'un ise PL'de iyi gitmesi gerekiyor. Mavi ve kırmızı arasındaki tercihim, Manchester United. Her şeye rağmen.

Benden de bu kadar. Görüşmek üzere, en kısa zamanda.

Eray.

nusret dedi ki...

2010 Şampiyonlar Ligi Finali Santiago Bernabeu Stadı'nda oynanacak.

Barcelona'nın 2010 Şampiyonlar Ligi Finali'ni oynayıp,kupayı kazandığını düşündüm bir an.

Geçen sezon Galatasaray'ın UEFA Kupası Finali'ni oynamasını düşündüğüm gibi...