24 Ağustos 2009 Pazartesi

Galatasaray v Kayserispor: 4-1



Bir hafta içerisinde üçüncü kez Ali Sami Yen Stadyumu'na çıkıyordu, Galatasaray.

Denizlispor ve Levadia Tallinn maçlarında alınan farklı galibiyetlerin ardından Kayserispor olacaktı Frank Rijkaard ile Johan Neeskens'in öğrencilerinin konukları. Ölü sezon boyunca Mehmet Topuz ve James Troisi transferlerinden dolayı hayli hareketli günler geçiren Kayserispor, gol noktalarındaki hareket alanının darlığı ile dikkat çekiyordu. Buna karşılık; Galatasaray'ın en büyük kozu üçüncü bölgede sahip olduğu zenginlikti. Bu anlamda, ilgi çekici bir eşleşmeydi daha en başından.

Karakter sahibi bir takımdı, her şeye rağmen, Kayserispor. Nasıl bir futbol oynayabileceği hakkında bir fikriniz vardı en azından. Frank Rijkaard ve ekibi, geçtiğimiz hafta Gaziantepspor ile karşılaşan rakiplerini mutlaka iyi analiz etmiş olmalıydı. Bir ilk oldu. Ve arka arkaya iki maça aynı 11 oyuncu ile başladı, Frank Rijkaard. Leo Franco'nun önündeki merkez ikilide Gökhan Zan ile Servet Çetin oynayacaktı. Kanat savunucuları, Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta. Orta sahada Mustafa Sarp ve Arda Turan'ın arasında Ayhan Akman vardı. İleri üçlünün sağında Kader Keita, solunda Aydın Yılmaz ve merkezde Milan Baros.

Tolunay Kafkas'ın Kayserisporu, geçtiğimiz sezon orta sahada Ragıp Başdağ ve Alioum Saidou'nun oyun karakteristikleri nedeni ile sert bir takım görüntüsü çiziyordu. Bu ikilinin arkasında yer alan Ali Turan, Eren Güngör ve Toledo gibi oyuncular da maç içerisinde keskin reaksiyon veren isimler olarak kabul edilebilirlerdi. Yeni sezonda Alioum Saidou'nun yanına James Troisi'nin yerleşmesi, Kayserispor'un bu bölgedeki direncini etkilemiş gibiydi. Ama söz konusu durumda Galatasaray'ın oyun başlangıcının katkısı da gözden kaçırılamazdı. Pas yaparak girdi karşılaşmaya, Galatasaray. Tıpkı Levadia Tallinn maçında olduğu gibi.



Galatasaray'ın Kayserispor maçındaki ilk 20 dakikasını iyi incelemek gerekiyor.

Maçın hemen başında Sabri Sarıoğlu'nun yaptığı kademenin ardından topun sahibi oldu, Galatasaray. Seçenekleri fazla bir takım hâline dönüştü. {Ana fikir, sezon boyunca değişmeyecek. Pas yapılarak başlanacak, rakip koşturulacak ve karşı takımın alacağı her yeni pozisyonda bir boşluk aranacak.} Sahanın tamamını kullandı, Frank Rijkaard ile Johan Neeskens'in öğrencileri. Bunda Aydın Yılmaz'ın ters tarafta Kader Keita ve Arda Turan'a gönderdiği uzun topların etkisi vardı. Hakan Balta da genel görüntüsünün aksine hücum aksiyonlarında yer alıyordu.

İlk 20 dakikalık dominant başlangıçların en önemli sac ayaklarından biri, Mustafa Sarp. Arkasındaki Servet Çetin ve Gökhan Zan ikilisini de yanına alarak rakibi belli bir bölge içerisine sıkıştırdı, Galatasaray 16 numaralı oyuncusu. Savunma ile orta saha arasındaki bağlantıyı kusursuzca sağladı. Savunmada ise Sabri Sarıoğlu'nun ileri çıkışlarında kademesine giren isim oldu. İleride kaldı, Galatasaray. Takımın boyu kısaldı. Orta sahadaki eşkenar üçgen de, Ayhan Akman'ın birkaç pas hatasına karşın, iyi çalıştı. Sahanın hemen hemen tamamı kullanıldı bu bölümde. {Kâğıt üzerindeki 4-3-3'ün ciddi sonuçlarından biri. Saha dikine değil, enine aşındırılıyor Galatasaray tarafından.}

Mustafa Sarp ve orta sahadaki üçgenden farklı olarak Galatasaray'ın fazla pas yaparak rakibi oyundan düşürmesinin çok kıymetli bir unsuru daha var: Leo Franco. Arjantinli, Avrupa'daki üst düzey bölgedaşları gibi, takımdaki diğer oyunculara göre pozisyon alıyor. Savunmanın sağında iken Sabri Sarıoğlu ve Gökhan Zan'ı tamamlıyor. Sola geçildiğinde de Hakan Balta ve Servet Çetin'i. Bu da takıma pas yaparken fazladan bir opsiyon sağlıyor. Ayhan Akman, Mustafa Sarp ve Arda Turan gibi oyuncuların pas konusunda sıkıntı yaşadıkları an Leo Franco'yu penaltı noktasının hemen önünde görmeniz mümkün. Galatasaray, 11 kişi ile hücum ediyor bir bakıma. 10 veya 10,5 kişi ile değil.



Oyunun ilk bölümünde kurduğu pas kordinasyonu ile Tolunay Kafkas'ın rakibi orta sahada karşılama fikrini de yıkmış oldu, Galatasaray.

Frank Rijkaard, Galatasaray'a geldiğinden bu yana birtakım karşılaştırmalar yapılıyordu oysaki. Hollandalı teknik adam öznesi üzerinden. Rijkaard'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'nde zirveye çıkan Barcelona takımıydı birçok kişinin öykündüğü. Ama tam olarak bu olmamalıydı. Johan Cruyff'tu Frank Rijkaard'ın idolü. Cruyff, Johan Neeskens'in de takım arkadaşıydı. Bir futbol takımından ilham alacaksa Galatasaray, 1980'lerin sonundaki Ajax takımıydı o takım. 1990'ların temelin oluşturan Curyff'un Ajaxı. Bahsetmiştik daha önce.

Kaleci, iki stoper, serbest ön libero, forvet arkası ve santrfor. Leo Franco, Gökhan Zan-Servet Çetin, Mustafa Sarp-Ayhan Akman, Arda Turan ve Milan Baros. Bu oyuncuların arasında ilişkinin her daim sağlam kalması gerekiyor. Saha içerisinde ip uçlarını görmek mümkün. Bu anlamda; top, Leo Franco'da iken orta sahadaki Mustafa Sarp'ın Arjantinli takım arkadaşına dönüp iki elini yana açarak Sabri Sarıoğlu ile Hakan Balta'yı işaret etmesi, Servet Çetin'in savunmadaki arkadaşlarını tek hareketle orta sahaya yaklaştırması ve Arda Turan'ın hücum oyuncularını üçüncü bölgede tutması, söz konusu ilişkinin sağlam temellere oturabilmesi adına önemli.

Galatasaray'ın saha içerisindeki etkinliği, oyuncuların birbirleri ile iletişim hâlinde olmaları ile ilişkili. Her pozisyonda görebilirsiniz bunu. Milan Baros'un takımını 1-0 öne geçiren golü öncesinde olduğu gibi. Sabri Sarıoğlu'nun ceza sahasına gönderdiği topta Servet Çetin, arka alana hareketlenirken boş pozisyondaki Arda Turan yaptı Milan Baros'a asisti. Kayserispor'un beraberlik sayısının hemen ardından ise, bir defa daha duran top ile sonuca gitti Galatasaray. Sezon başından bu yana, penaltı vuruşları haricinde, 10. goldü bu başlık altındaki. 10/27 hiç fena sayılmazdı, geçtiğimiz senelerdeki organizasyonsuzluklar göz önünde bulundurulunca.



İkinci yarı öncesi, Galatasaray'da bir oyuncu değişikliği olacaktı.

Elano Blumer, 37. dakikada ısınma hareketlerine başlamak için kale arkasına yönelmişti. Sezon başında Harry Kewell'ın ve devam eden süreç içerisinde de Kader Keita'nın takıma girişi gibi. {Keita, İsrail'deki ilk Netanya maçında 26 dakika sahne aldıktan sonra İstanbul'da 45 ve Gaziantep'te 55 dakika oynayabilmişti. 90 dakika forma giydiği ilk karşılaşma, Denizlispor önündeki idi.} Devre arasında Albert Roca Pujol, özel olarak ilgilendi Elano ile. Topla antrenman yapmadılar, ama uzun uzun konuştular. Üç gün içerisinde 180 dakikalık bir sınav öğrencisi konumunda olmayan Kader Keita'nın yerine oyuna girdi, Elano.

Elano'nun takıma katılması ile birlikte hücum üçlüsünün sol kanadında bir rotasyon meydana geldi. İkinci yarı öncesi Arda, alışık olduğumuz gibi, santrada değildi bu defa. Sol tarafta başlayacaktı. Sahip olduğu potansiyel ile ilgili bu da. Oyun içerisinde sol kanadın bir numaralı alternatifi, Galatasaray'ın 10 numarası. İhtiyacı olan, orta sahadaki yeteneğinin farkına varmasıydı. Bunu gerçekleştirdi. Yalnızca sol kanat oyuncusu olmaktan öteye geçti. Böylece, Elano ile sol kanat değişimlerini yapabilecek seviyeye ulaştı. İkinci yarıya iyi başlayamasa da Galatasaray, dengeyi kurdu kısa süre içerisinde. Ve hiç kuşkusuz, Elano'nun inanılmaz golünün bunda katkısı büyüktü.

Galatasaray'ın hücum bölgesindeki zenginliği ve popülasyonu, Milan Baros'un kaptırdığı topun bir adım arkasında Elano'nun bulunmasını sağlıyordu adeta. Brezilyalıya düşen yalnızca kalçasını konuşturmak oldu. Müthiş bir şut çıkardı. Ve Kayserispor'un tüm direncini kırdı bu şut. Gol kadar değerli olan ise, Elano'nun olağandışı şutuna takımın gösterdiği reaksiyondu. Başta Kaptan Arda Turan olmak üzere, sağ kanat savunucusu Sabri Sarıoğlu bile, geldi Elano'yu kutlamaya. Belli ki; keyif alıyordu oynadıkları futboldan Galatasaraylı futbolcular. Ve yine belli ki, Frank Rijkaard'ın takımında iç çekişmeler olmayacaktı.



3-1'den sonra Galatasaray, pas futboluna geri döndü. Sabırla, boşluk bulana dek aradı.

78. dakikada Mustafa Sarp'ın koşusunu iyi incelemek lazım bir noktada. Geçtiğimiz sezon Bursaspor forması giyerken Galatasaray'a attığı gol, bir fikir vermeli bizlere. Ceza sahasına süzülürken Mustafa Sarp, meslektaşları ile arasındaki futbol bilgisi farkının kendisi lehine ne kadar açık olduğunu gösteriyordu aslında. Dün akşam da kanıtladı bunu. Gol olmadı belki ama böylesi pozisyonlara devam edeceğinin ışığını verdi.

Pas futbolunun sonucu ise, bitime kısa süre kala geldi. Leo Franco, Aydın Yılmaz'a oynadı. Aydın da, yine ters top ile, Arda Turan'a. Sonra Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Servet Çetin, Mehmet Topal, Aydın Yılmaz, Mustafa Sarp... Nihayet top, Servet Çetin'e geldiğinde Arda Turan'a uzun bir pas. Mükemmel kontrol ve son çizgiden Milan Baros'a çıkarılan gol pası. Kayserispor'un dirençsizliği ile hiç ilgisi olmayan bir durum bu. Kayserispor, koşuyor ve topu takip ediyor. Ama olmuyor. Savunmada kalmanın verdiği sinir bozukluğu ile yoruluyor, Kayserispor. En sonunda da Milan Baros, Arda Turan'ın pası ile golü buluyor. ''Tamamen doğaçlama!''

Her geçen hafta üzerine koyan bir Galatasaray var ortada. Sekiz resmî karşılaşmanın ikinci yarılarında attığı 19 gole karşılık kalesinde yalnızca penaltı vuruşundan tek gol gören bir Galatasaray. Çabuk karar veren ve bu sayede fazla pas yapan da bir Galatasaray. En önemlisi, gole gidiş yolunda birden çok daha fazla fikri olan bir Galatasaray. En iyisi, boşlukları siz doldurun.

6 yorum:

nusret dedi ki...

"İkinci yarıların son 15 dakikalık bölümünde de skor ne olursa olsun oyun iştahının üst seviyede olması,Galatasaray'ın son 15 dakikalarda da çokça gol atacağının göstergesidir.Dün,son 15 dakikada gol gelmese de..."

Denizlispor maçının ardından burada bu yorumu yapmıştım.Sonrasında son 15 dakikalık dilimlerde Levadia Tallinn'e iki gol,Kayserispor'a ise bir gol attı Galatasaray.

Rakiplerini 60.dakikalarden sonra bitiren bir Galatasaray var.

sembolist dedi ki...

Analizin muhteşem yine..
Kayseri'de yaşayan ve Kayserisporun maçlarına giden bir futbolsever olarak şunu söyleyeblrim ki,Kayserspor'un
hiç bu kadar pres yediği 2.bir maç hatırlamıyorum..Son 2-3 sezondur 4 gol birden yediği maç hatırlamıyorum.Aydın-Ali Turan(her takımda rahat oynayabilecek stoperler),önlerinde Saido-Solda Toledo'dan kurulu bir düzeneğe 4 gol atmak büyük başarı.İdda ediyorum bu sezon Kayseri başka bir maçta 4 gol yemeyecek ve yine en az gol yiyen takımlardan olacak..
Eray sence acilen iyi bir solbek transferine ihtiyaç duylduğu halde,niçin Caner gibi sol iç bir oyunucunun peşine düşüldü?
saygılar..

babayaro dedi ki...

hocam daha önce hiç olmadığı şekilde leo franco bu sefer 6-7 kez topu dikerek başladı oyuna. bunun nedeni ne olabilir?

plesk dedi ki...

Harry Kewell güzel gol attı tebrikler Galatasaray

emre dedi ki...

Fazla kasmdan farka gittik yine aynı barça gibi :D

sss dedi ki...

ohoo millet bişeyler sormuş cevap veren yok