7 Ağustos 2009 Cuma

Sihirli Değnek: G. Saray v M. Netanya, 6-0



Frank Rijkaard'ın Galatasarayı, bambaşka bir takım olacak. Hem bu sezon, hem de önümüzdeki yıllarda.

İsrail'de elde edilen 4-1'lik galibiyetin ardından rotasyon vardı, Galatasaray kadrosunda. Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Ayhan Akman ve Harry Kewell yedek kulübesindelerdi. Gökhan Zan ve Milan Baros ise tribünde. Ali Sami Yen Stadyumu'nda bir diğer konuğu da Brezilyalı Elamo Blumer olmuştu. Takımını, hocası Frank Rijkaard'ın hemen arkasındaki koltuklardan takip ediyordu. O da, şahitlik ediyordu Yeni Galatasaray'a.

Maccabi Netanya karşısında Galatasaray'ın kalesini Leo Franco koruyacaktı. Savunmanın kanatlarında Uğur Uçar ve Hakan Balta vardı, merkez ikilide Emre Güngör ile Emre Aşık. Tobias Linderoth, orta sahada Barış Özbek ve Arda Turan'ın hemen arkasındaki pozisyonda görev almıştı. En uçta ise Shabani Nonda oynacaktı, sağında Kader Keita ve solunda Aydın Yılmaz ile. Frank Rijkaard, belli ki, alternatif kadrosundaki ''ideal'' oyuncuları da görmek istiyordu. Uzun vadede; bir kadro bütünlüğü sağlanacak ve takım içerisindeki her futbolcu, sürekli formda tutulacaktı.

Mor forması ile sahaya çıkan Galatasaray'da Aydın Yılmaz'ın sol kanatta görev yapması, bambaşka bir macera olmalıydı. Tabii; ülkemizdeki o içi boşaltılmış anlamı ile değil. Frank Rijkaard, göreve geldiği ilk gün, Arda Turan'ı orta saha ile forvet arasına yerleştirerek yeni öğrencisinin seviye atlamasına yardımcı olmayı kafasına koymuştu muhtemelen. Gelinen son noktada, Arda'nın oldukça formda olduğunu söylemek mümkün. Rijkaard, aynı yol üzerinden giderek Aydın Yılmaz'ı da ''daha değerli'' bir futbolcu hâline getirmeye çalışıyor olmalı. Ters kanatta başlaması ve aslında Arda Turan'ın geldiği noktaya öykünmesi, tamamen Rijkaard'ın Galatasaray'a gelişi ile ilgili. Rijkaard, öğrencilerini daha iyi olmaları yolunda motive ediyor. Burası kesin.



Arda Turan, İstanbul'daki Tobol maçında olduğu gibi, santrada başladı yine. Galatasaray da takım olarak, rakip yarı sahada.

Bir. Topa sahip olacak, Galatasaray. Sezon boyunca, sürekli yaşayacağız bu deneyimi. İki. Öndeki üç oyuncu, top rakip takımda iken, devinim hâlinde yapacaklar görevlerini. Bilhassa, kanat adamları. Maccabi Netanya maçındaki ikili üzerinden açıklayalım, Abdul Kader Keita ile Aydın Yılmaz. Böylece, rakibin yarı sahaya yaklaşması engellenecek ve oyun dar bir alana sıkıştırılarak Galatasaray'ın kontrolü altına geçecek. Birinci dakikadan itibaren uygulandı bu formül, dün akşam.

Abdul Kader Keita ve Aydın Yılmaz'a Shabani Nonda katıldı. Maccabi Netanya kalecisi Lifshitz'e baskı uygulayan Nonda, rakibin topu taca göndermesine vesile oldu. Ve kullanılan atışta Aydın Yılmaz, son çizgiye kadar inerek -oyunun dar alana taşınması ile birlikte rakip ceza alanına gelebilen- Barış Özbek'e harika bir asist yaptı. Aydın Yılmaz ve Barış Özbek'in yanı sıra, Uğur Uçar, Emre Güngör, Emre Aşık ve Shabani Nonda için de önemli bir fırsattı, Maccabi Netanya karşılaşması. İyi başlayanlar Aydın ile Barış oldular.

İkinci dakikadaki golün sonrasında Galatasaray, aynı tempoda oynamaya devam etti. Ve farklı yoldan bir gol daha geldi. Hakan Balta'nın rolünü iyi benimsemek lazım. Rijkaard'ın takımında savunmadaki iki kanat oyuncusunun da hücuma destek vermesi bekleniyor. Ancak bir yere kadar. Sağ bek, bu anlamda daha özgür. Sabri Sarıoğlu, Uğur Uçar ve önümüzdeki dönemde rotasyona girebilecek Serkan Kurtuluş. Hakan Balta, yeni sezonda aynı koridoru paylaştığı Harry Kewell, Serdar Eylik ve Aydın Yılmaz'ın savunma taraflarının nispeten zayıf olmasından dolayı belli bir bölgede oynamak durumunda kalıyor. Ancak daha önemli sonuç, sahip olduğu stoper özelliklerinin sistem içerisindeki konumu üzerinden çıkıyor ortaya.

Sağ kanat savunucusu Uğur Uçar ya da Sabri Sarıoğlu hücuma kalktığında, stoper oynamayı bildiği için ''üçlü savunma'' fikrinin uygulanmasına yardımcı olabiliyor, Hakan Balta. Sağ bekte oluşan boşluk, kademeli olarak bu bölgeye kayan Emre Güngör, Emre Aşık ve Hakan Balta üçlüsü ile kapatılıyor. Bu yüzden, defans dörtlüsünde -Servet Çetin ile birlikte- en sağlam konuma sahip, Balta. Ancak tüm bunlara rağmen, tek hareketi ile hücumda etkili olmaktan da geri kalmıyor. İkinci gol. Aydın Yılmaz'a bir pas. Ve Aydın'dan Arda Turan'ın Ali Sami Yen'deki maçlarda hayata geçirdiği o klasik hareket. Sol kanattan dışarı doğru yönelip sağ ayak ile ceza sahasına orta. (Birçok örnek var bu konu özelinde.) Aydın, Arda'dan esinlendi. Arka direkteki Kader Keita da çok net vurdu.



Ali Sami Yen Stadyumu'nda işler yolunda gidiyordu. Keita ilk golünü atmıştı. Aydın, ters kanatta oynayabilme özelliğini kazanmakla meşguldü. Tobias Linderoth ise, savunmadan aldığı topları hücum bölgesine servis etmekle.

Gerçekten enteresan bir adam. ''Linderoth'u ne zaman oynarken göreceğiz?'' diye düşünürken, sanki bahsettiğimiz insan o değilmişçesine devam ediyor görevine. Hiç ara vermemiş gibi. Santranın ardından Barış Özbek ile daha yakın görünse de (4-2-1-3 gibi), 2-0 sonrasında savunma ve orta saha hatları arasında liderlik yapmaya başlıyordu. Etkileyici olan ise, verdiği her pası takiben, topla buluşan takım arkadaşlarına boş pozisyondaki Galatasaraylı futbolcuları işaret etmesiydi. Gerçek anlamda bir komutan gibi yönetiyordu, Galatasaray savunmasını.

İkinci yarıdaki gösterinin detaylarına geçmeden evvel, birkaç ufak not daha verelim birinci devre ile ilgili. Emre Güngör, iki sezon önce kazanılan TSL Şampiyonluğu'ndaki performansı ile o başarının önemli mimarlarından olmayı başarmıştı. Birçoğumuz, kendisini o dönem içerisindeki futbol stiliyle hatırlıyoruz. Orta sahada sıkışan oyunu rahatlatabilmek adına savunmadan hücuma uzun ve çoğu zaman isabetli toplar atıyordu. Shabani Nonda'nın golüyle kazanılan Fenerbahçe maçında Ümit Karan'a 50-60 metrelik harika bir pası vardır mesela. Ancak... Bu sezon, biraz daha farklı. Maccabi Netanya karşılaşmasının ilk yarısında üç veya dört kez denedi, Emre. Hemen hepsinde başarısız oldu. İkinci yarıda ise, ısrar etmedi. Belli ki almıştı sinyali.

Savunma oyuncularından devam edelim. Leo Franco, Frank Rijkaard ve Johan Cruyff arasındaki üçgenden bahsetmiştik, geçtiğimiz günlerde. Takım bu durumu net olarak kavramış, belli. Franco, ilk 45 dakika boyunca sadece bir defa ''uzun'' başladı oyuna. Diğerlerinde ise, sisteme sadık kaldı. Topa sahip olmalıydı çünkü, Galatasaray. Ne diyordu, kaleciler özelindeki o fikir? ''Hücumu daha fazla düşüneceğiz. Bu yüzden top bizde kalmalı. Onun kıymetini bilelim. Degajla oyuna sokulan topların rakibe geçme olasılığı yüksek. Bu riski göze alamayız.'' Ve Rijkaard'ın eski öğrencisi Rüştü Reçber de destekliyordu bunu. ''Rijkaard, Barcelona'da da kalecilerin topu oyuna degajla sokmalarını istemezdi. Orada bu işi stoperler yapardı. Sağ ve sol bekler kanat akınlarına çıkarlardı.''



Sağ stoperde görev yapan Emre Güngör, Leo Franco'nun kullanacağı bir kale vuruşu öncesinde takım arkadaşına yaklaşırken, Uğur Uçar'ın ileri çıkmadığını gördü. Ve hemen uyardı O'nu. Uğur, farkına vardı daha sonra. Oyun da yine kısa pas ile başladı. Galatasaray, bu formül üzerinden mutlaka sonuçlar üretecekti. Sezon içerisinde kesinlikle olacaktı bu. Ama kim bilir, belki de erkene çekilirdi söz konusu süreç. (Devam eden bölüm hakkında ipucu mu verdik?)

Abdul Kader Keita, Tobol maçlarına yetişemedikten sonra, Maccabi Netanya ile gerçekleştirilen karşılaşmanın ikinci yarısında süre almıştı. Kademeli olarak girecekti takıma. Bu yüzden, ilk yarının bitimine 15 dakika kala Harry Kewell'ın ısınma hareketlerine başlaması, sürpriz olmamalıydı. Asıl dikkat çekici nokta, farklı taraftaydı zira. Orkun Usak, Sabri Sarıoğlu, Yaser Yıldız, Ayhan Akman, Servet Çetin ve Serdar Eylik, ikinci yarı öncesinde sahada ısınıyorlardı. Kısa süre sonrasında, soyunma odasından Harry Kewell çıktı. Yanında Albert Roca Pujol ile birlikte. Tıpkı, Tobol maçında olduğu gibi.

Albert Roca ve Harry Kewell arasındaki ilişki görülmeye değer. Önce, kısa paslarla başladılar. Sonra, daha önce ülkemizde hiç alışık olmadığımız yepyeni alıştırmalar ile devam ettiler. Yine geniş alanda bire bir mücadele ettiler. Geçmeye çalıştı Kewell, Albert Roca'yı. Bunlardan birinde son çizgiye kadar inmek durumunda kaldı. 10 dakikalık kısa bir süre. Sol kanatta başlayan çalışmaların, sağ tarafa da taşınmasının altını doldurmak gerekir. O kadar mı ince düşünülür, bilemiyorum. Ve tüm bunlar yaşanırken Kewell'ın futbola yeni başlayan küçük bir çocuk gibi, Roca'nın hareketlerini izlemesi, hemen uygulamaya geçmesi. Harikaydı.

Harry Kewell, ikinci yarıda sahne aldı. Kader Keita, 45 dakikalık hakkını doldurmuştu. Aydın Yılmaz, ters kanada geçiyordu.

Toplamda 6-1'lik skor avantajına sahip olan Galatasaray, bu bölümde de düşürmedi hızını. 52. dakikada Arda Turan, bir ritüel olarak, köşe vuruşundan asist yaptı. Barış Özbek, gecenin adamı oluyordu o an için. Tabii; Shabani Nonda'nın büyük patlamasına dek.

Nonda, bu takımda kalmalı. 55. dakika sonrasındaki perfomansının yanı sıra, ilk 54 dakikalık bölümdeki görüntüsü ile de. Skor yapmayı hak ediyordu. İkinci yarının başında fırsatı kaçırmadı. Aydın Yılmaz, sağ kanattan ters taraftaki Harry Kewell'a çıkardı. Kewell kafayla Nonda'yı gördü. Nonda da yine kafa vuruşu ile farkı dörde çıkaran golü attı. Repertuvarından bir örnek daha sergiliyordu Galatasaray. Bir orta, kafa ile asist ve gol. Sezon içerisinde çok daha ''yeni'' goller izleyeceğimizi söyleyebiliriz Galatasaray'dan.



Beşinci gol... Üzerine ayrıca konuşulması gereken bir öykü bu.

Total Futbol'un görücüye çıktığı 1974 FIFA Dünya Kupası'nın Final Maçı, Hollanda'nın vuruşu ile başlar. Johan Cruyff önderliğindeki Hollanda Milli Takımı'nın pas trafiği, Batı Almanya'yı şaşkına çevirir. En sonunda Portakalların lideri Cruyff, rakip ceza sahasına dalar. Ve Uli Hoeness tarafından faul ile durdurulur. İngiliz hakem Jack Taylor'ın kararı kesindir. Penaltı vuruşu için topun başına geçen Johan Neeskens, sert bir vuruş sonrası topu Sepp Maier'in koruduğu kaleye bırakır ve 1-0 öne geçer Hollanda. Bu hikâyenin tarihe geçme nedeni ise, Hollanda'nın golüne dek Batı Almanya'dan hiçbir oyuncunun topa dokunamamış olmasıdır.

Galatasaray'ın dün akşamki rakibini dönemin en güçlü takımlarından biri ile karşılaştırmak değil tabii amaç. Beşinci gol, Frank Rijkaard'ın kaleciler özelinde düşündüğü fikrin sahaya yansımasıdır. Önemlidir bu yüzden. Leo Franco'nun kullandığı kale vuruşunda topla buluşan Uğur Uçar, rakip yarı alana kadar geldikten sonra Aydın Yılmaz'a müthiş bir pas verir. Ve Aydın, yıllardır unuttuğu, hızlı olma avantajını kullanarak rakibini geçip Shabani Nonda'ya attırır golü. Rakip takıma temas etmeden atılan bu golün sınıflandırılması, futbolun tüm zamanlardaki en zeki oyuncularının başında gelen biri tarafından şu sözlerle yapılmıştı yıllar önce: ''En güzel gol, boş kaleye atılan goldür!'' Hakikaten de öyle.

Beşinci golü atan Nonda, son dakikada finali de serbest vuruştan yapacaktı. {Tobol ve Maccabi Netanya ile oynanan maçlardaki ilk 12 golün tamamını asist üzerinden atan Galatasaray, seriyi Nonda'nın bireysel performansı ile bozuyordu.}

Galatasaray, keyifli bir takım. Sahadaki oyuncular da oldukça mutlular futbol oynarlarken. Duran toplar esnasında oluşan ilginç ''şifreler'' üzerine de konuşma şansı bulabiliriz zaman içerisinde. Rakip güçlü değildi. Hatta, son derece zayıftı. Ama yapabileceklerinden bir demet sundu, Galatasaray. Bu işin üstesinden gelebileceğini gösterdi. Kısa vadede, önemli olan bu. Gelecek için ise, neler yaşanacağını hep beraber deneyimleyeceğiz.

''Çocuğumuzun bugünlerini biz de görebilecek miyiz?'' derler ya, hayat gailesi içerisindeki genç ebeveynler... Bu takım da bizim elimizde büyüyecek. İzleyelim her adımını, yaşayalım hatta.

21 yorum:

Ofa dedi ki...

argo ve amiyane bir tabir olacak ama tam yeri kusura bakma.. yorumlarina, analizlerine hastayim abi.. ilk isim samiyenden cikip eve geldigimde senin bloguna bakmak oldu.. bu saate kdr bekledim.. ve her zaman ki gibi bekledigime degdi.. severek ve begenerek takip ediyoruz. Eline saglik..

SozenE. dedi ki...

Ofa Selamlar,

Çok teşekkür ederim.

Bu saate kadar beklettiğim için de özür dilerim. Umarım, layık olabilirim bu güzel sözlere. Sağolun.

Sevgiler,

Eray.

extensor dedi ki...

Eline sağlık Eray, mükemmel olmuş yine.
Tribündeydin sanıyorum.

Hakan Balta'nın hücumu pek fazla desteklememesinin nedenlerinden biri, yeni yeni 11 oynamaya başlaması ve 3 gün sonra ki maça daha dinamik çıkmak istemesi olabilir. Yani sadece Aydın ve Kewell'ın yaptığı yumuşak savunma değildir buna sebep diye düşünüyorum. Bunu eklemek istedim, başka da söylenecek söz yok, harika bir maç yazısı daha

Can dedi ki...

Albert Roca Pujol-Harry Kewell anlatımı harika olmuş. Rakip ne kadar zayıf olursa olsun bu ciddiyet bu konsantrasyon çok önemli. Yalnız ben birşey sormak istiyorum. Hakan Balta için biçilen görevin aynısı Uğur için de uygun olmaz mı? Uğur'da stoper oynamayı bilen bir oyuncu. Bu ekstradan, topun olduğu bölgeye göre hareket etme imkanı verir bek oyuncularına.Gerekirse Hakan, gerekirse Uğur bekler geride.

Zenana dedi ki...

arda turan'ın 3 asist yapması hepimizi delirtiyor kişisel şovun devam ettiğini görüyoruz...meşhur konya maçından sonra oynuyla hiç bir şekilde bizi mutlu edemeyen aydın umarım sürekli bu maç gibi oynar ve ileri üçlü rotasyonunun değişmezi olur,beni bu maçta en heyecanlandıran nokta budur...

draftbeer dedi ki...

rakibin zayif oldugu asikar fakat senin de dedigin gibi galatasaray in bu sezon neler yapabilecegi hakkinda bir fikir oldu resmen pilot yayin niteliginde idi olanlar. Cok keyif aldik gs den de senin analizinden de. Sagol.

Northx dedi ki...

Nonda tekrar kendini hatırlattı unutanlara. Topu saklamasıyla, sabırlı oyunuyla, doğru pozisyon almasıyla her zaman iyi bir forvet oldu, olmaya da devam edecek. Devamlı oynamadığında güven kaybıyla bazen goller kaçırabiliyor ama iki maç üstüste oynadığında tekrar gerçek kimliğine bürünüyor.

Cenky dedi ki...

Sevgili Sözen muazzam bir aç yazısı olmuş, gazetelerde maç yazısı yazıyorum diyenler biraz senden feyz alsalar yeridir.

Yalnız Aydın konusuna temas etmek istiyorum. Bildiğim kadarıyla Aydın altyapı takımlarında hep sol kanat oynadı. Hatta antrenörlerinin kendisi için "Ryan Giggs kıvamında" diye açıklama yapmışlığı vardır. Galatasaray'da onun kanadında Arda olduğu için çoğunlukla sağ kanat alternatifi olarak denendi ve 3 senedir sağ kanat oyuncusu yaftası yapıştı üstünde. Aslında Aydın'ın sağ kanatta da sırıtmadan oynayabilen bir sol kanat oyuncusu olduğunu düşünüyorum ben senelerdir izlediğim ve altyapıda takip ettiğim kadarıyla. Yanlışım varsa düzelt lütfen.

Tekrar ellerine sağlık.

Dante Kun dedi ki...

Elinize saglik cok guzel analiz yazisi olmus.

nusret dedi ki...

Sevgili Eray,

Evet,bu takım elimizde büyüyecek.Yürümeye başladığını gördük.Sonrasını da göreceğiz...

1974 Dünya Kupası Finali'nde Johan Neeskens'in penaltı golü kaçıncı dakikada gelmişti? Yani Almanya Milli Takımı kaç dakika topa dokunamamıştı :)

uuuu dedi ki...

ben linderoth'u çok beğendim. hatta bir süre sadece onu izledim. oyunu yönlendirmesiyle birlikte savunmayı rahatlatıyor. oynadığı süre boyunca sadece 2 pas hatası yaptı. attığı uzun paslar cabası, gayet ölçülü atıyor. 4 maçın herbiri bir öncekinden daha iyiydi. bu ivmeyle gittiği takdirde galatasaray'ın rakip tanıyacağını zannetmiyorum. uğur, emre güngör ve linderoth'unda devamlı oynaması gerekiyor fikrimce.

Sade dedi ki...

Eray, antreman ve ısınma hareketlerinin enteresan ve değişikliği yanında bu kadar faydalı, ciddi, olabilecek hareketleri uzun süredir Galatasaray'da görmemiştim. Gerçekten hayran kaldım. Benimde son noktam; A. R. Pujol - H. Kewell arasındaki o süper ısınma hareketleri idi.

Bilmiyorum dikkat ettin mi ısınma hareketlerinde Servet'in Serdar'ı deli etmesini?:D

Gerçekten takımın havası harkülade ve herşey çok sistematik, akilane umarım hep böyle sürer!

Oyunculuğu döneminde Hayran olduğum Rijkaard içinde tezahurat yapabildim ya işte bir rüya daha gerçek oldu Galatasaray sayesinde;)

Yazı yine ballı lokma tatlısı gibi... Eline sağlık!

Adsız dedi ki...

Aydın hakkında yorum yapmak için doping testinin sonuçlarını beklemekteyim. :)

M.F.M.

MegaDave06 dedi ki...

Linderoth'u çok beğendim adam yine sakatlandı. Mehmet Aurelio haberleri gerçek olabilir heralde.

Empyrium dedi ki...

Eline sağlık yine, yeniden Eray.Aslında gece okudum sen yazar,yazmaz.Biraz uykum vardı. Şimdi bir daha okudum.Nefisti.

Not:Kumandan Linderoth malesef bu sefer menisküs teşhisiyle ameliyat olucak.Dünkü oyunundan sonra insan üzülmüyor değil...

halk dedi ki...

27-35.dakikalar arası akıp giden ''peşindeyiz'' i dinlemek, puşiyle israil takımına artizlik yapmak için bile gidilebilecek bir maçtı, beşiktaş maçına kadar bence en anlamlı sami yen maçı.

şu 'mutlu takım' hadisesine bende kesinlikle inanıyorum galatasaray şuan çok mutlu, herkesin yüzünde güller açıyor ki bu iyi futboldan da değerli bir şey sezona başlarken, geçen sene kewell-baros-lincoln üçlüsünün çok mutlu başladıklarını hatırlıyorum-lincoln arada mızıkçılık yaptı tabi- lakin bu sefer bütün takım büyük bir şeyin parçası olmaya başladıklarının farkında.devamı gelecek.gelmeli.yazı için sağol.

SozenE. dedi ki...

Sinan Selamlar,

Aydın Yılmaz, Harry Kewell ve Serdar Eylik, savunma tarafı zayıf olan oyuncular. Bu bir etmen tabii. Ama daha ziyade diğer neden, önemli olan. Avrupa'daki üst düzey takımların birçoğunda görülen bir durum bu. Hakan Balta, hem kanat savunucusu, hem de stoper olarak oynayabildiği için tercih ediliyor bu anlamda. Aslında söylemek istediklerim, bu maç ile ilgili değil; uzun vadede bu tarzı ile izleyeceğiz Hakan'ı. Öyle tahmin ediyorum.

Teşekkür ederim yorum ve güzel sözlerin için.

***

Can Selamlar,

Haklı olabilirsin. Ancak, bu görev özelinde Hakan Balta'nın Uğur Uçar'dan daha iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum ben.

Geçtiğimiz iki senelik periyot içerisinde, Arda Turan sol kanatta oynarken, hücuma belli ölçüde destek veriyordu. Ama toplamda; savunmanın diğer kanadındaki isimler, daha hızlı adamlardan oluşuyor. Hakan Balta'nın bir diğer önemli özelliği ise, uzun boyu. Top tekniği de, en azından dar alanda, Uğur'dan ileride. Kaldı ki; Uğur Uçar, hücuma çıktığında hiç de fena bir katkı yapmıyor. Tüm bunların ardından; Hakan Balta, tercih ediliyor bu pozisyonda. :)

Teşekkür ederim yazıya yapılan katkı için.

***

Zenana Selamlar,

Arda Turan'ın kaptanlığa getirilmesi, çok faydalı oldu takım adına.

Daha olgun bir oyuncu hâline geldi, Arda. Liderlik yapmaya başladı. Dahası, Galatasaray Altyapısı'ndan çıkan oyuncular için bir rol modeline dönüştü. Aydın Yılmaz, buradaki mesajı iyi almış olmalı. Frank Rijkaard'ın ağzından çıkacak her sözü takip etmesi, kendisinin yararına olacaktır. Arda'nın orta sahadaki gelişimi, Aydın özelinde de görülebilir bu sezon. Nicelik anlamında dar olsa da, nitel mânâda oldukça geniş bir kadro görebiliriz Galatasaray'da.

Shabani Nonda, Barış Özbek, Aydın Yılmaz, Uğur Uçar, Emre Aşık ve Emre Güngör adına, bu yüzden son derece önemliydi Maccabi Netanya karşılaşması. Başarabileceklerini gösterdiler.

***

Draftbeer Selamlar,

Çok teşekkür ederim, sen de sağol. Dün akşamın en önemli sonucu, takımın potansiyelini görebilmek oldu sanırım.

***

Northx Selamlar,

Shabani Nonda, dün akşam attığı üç gol öncesinde de gayet iyi bir performans koydu ortaya. Kendisi hakkında, ''Kesinlikle bu takımda kalmalı!'' diye düşünürken ve bunda ısrarcı olurken, hat-trick yapması, çok mutlu etti beni.

Shabani Nonda gibi bir ''yedek'' bulmak, hiç kolay değil içerisinde bulunduğumuz piyasada. Milan Baros, Kader Keita, Harry Kewell üçlüsünün arkasında bekleyebilecek bir oyuncu, Nonda. Formsuz dönemler yaşayabilir, ki her futbolcunun başına gelir. Ama takımın genel oyun mantalitesine son derece uygun da bir isim, aynı zamanda. Yalnızca kazandığı ücretin biraz fazla olduğu konuşuluyor. Yine de, ''Biz formayı her alan alabileceğimizi biliyoruz.'' sözleri ile kendisinin de açıkladığı gibi, sezon içerisinde faydalı olacaktır Galatasaray'a. Ayrıca, yedek kalsa bile, bunu sorun edeceğini sanmıyorum.

Galatasaray'ın şu kadrosunda yer almayı o da çok istiyordur muhtemelen.

Sevgiler,

Eray.

SozenE. dedi ki...

Cenky,

Çok teşekkür ederim iltifatların için, sağol.

Evet, haklısın. Aydın Yılmaz, altyapılarda ve Abdullah Avcı ile beraber çalıştığı U-19 Milli Takımı'nda sol kanat oyuncusu olarak (da) yer alıyordu. Hatta, kendisini ilk izlediğimde, ben de sol ayağı kuvvetli bir oyuncu geldiğini düşünmüştüm, kısa bir süre de olsa. Zaman içerisinde, hızına katamadı iki kanatta da oynayabilme özelliğini. (Arda'nın Manisaspor'da kiralık oynadığı dönemde, Ali Sami Yen'deki karşılaşmada Aydın sol kanatta görev almıştı yanlış hatırlamıyorsam. Arda da Ersun Yanal'ın kurduğu savunmanın solunda oynuyordu.) Şimdilerde hatırlaması gerekiyor. Ve tam zamanı aslında.

Arda Turan'ın tercih edilmesi, farklı bir durum olmalı. Zira, tüm zamanların en büyük sürpriziydi Arda. Altyapılarda sürekli sağ kanat oyuncusu olarak oynayan, Manisaspor'da sağ beke evrilen Arda Turan, 2006-07 Sezonu'ndaki Mlada Boleslav maçına sol açıkta başlamıştı. Sonrası malum. O bölge için transfer edilen Marcelo Carrusca, forma şansı bulamadı Arda'nın müthiş performansı sonrası. Yani, Aydın'dan ziyade, Carrusca'nın Galatasaray kariyerini engelledi, Arda Turan. Ama sanırım kimse şikâyetçi değil bu sonuçtan. :)

Selamlar,

Eray.

SozenE. dedi ki...

Dante Kun,

Çok teşekkür ederim, sağolun.

***

Nusret,

İkinci dakika. Tabii, keşke canlı izleyebilseydik. :)

Hollanda Futbolu ile ilgili okunabilecek her dökümanda ismini gördüğümüz Johan Neeskens'in Galatasaray'da olması, en az Frank Rijkaard'ın gelişi kadar, müthiş bir olay. Gerçekten. Bu ikili ve evet Albert Roca Pujol ile aynı ortamda bulunmak, müthiş bir keyif. Daha ötesinde gurur.

1974 FIFA Dünya Kupası Final Maçı: http://www.youtube.com/watch?v=DsnK_4IWBWc

***

uuuu,

Nazar değdirdik sanırım. Tobias Linderoth'un en az iki ay daha bizimle birlikte olmayacak şekilde sakatlanması, hakikaten inanılmaz. Çok üzüldüm.

Dün akşam ile ilgili olarak... İlgi çekici bir özelliği var, İsveçlinin. Topla buluştuğu an, kimsenin beklemeyeceği ve hayal edemediği noktalara çeviriyor oyunu. Köşe vuruşlarında bilhassa. Maccabi Netanya karşılaşmasında, maç içerisinde de, birkaç defa uzun pas yaptı. Hepsi kanatlara. Bilinçsiz şekilde altıpasa değil. Ama işte, yine sakatlandı. İnanılr gibi değil, ne diyelim.

Emre Güngör'ün oynamasını ben de isterim. Kendi futbol stilini takımınki ile aynı potada eritmesi gerekiyor. Ama bildiğim kadarıyla, öğrenmeye açık bir insan Emre. Diğer Emre için ise, söylenecek söz yok. Müthiş. Dün akşam gol atmasını çok istedim. Ben çocuktum, Kenneth Andersson'u tutuyordu bu adam. Dönemin en iyi savunma oyuncusuydu. Aradan geçen 15 yıl. Ve hâlâ aynı seviyede.

Üzerine ayrıca konuşulması gerekiyor, burada sınırlı bırakmayalım.

***

Sade,

Harry Kewell ile özel olarak ilgileniliyor. Burası kesin. Tobol maçında da benzer görüntüler çıkmıştı ortaya.

Devre arasındaki ısınma hareketlerinde Kewell ve Roca'ya konsantre olmuştum. Hatta ilk yarı biter bitmez, gözlerim bu ikiliyi aradı. ''Hah!'' dedim, sonra. ''Geliyorlar!'' Etkileyici gerçekten. Yalnızca 10 dakikalık bir bölüm içerisinde, öylesine konsantre ve yararlı bir ısınma evresi geçirildi ki, muazzam. Antrenmanlarda ne oluyor, kim bilir!

Devre arasında Kewell'ın sahnede olduğu diğer görüntü, takımlar soyunma odasından dönerken yaşandı. Albert Roca, Kewell'a şut çalıştırırken gelen bir topa sert vurdu, Kewell. O an kaleye yüzü dönük şekilde duran bir oyuncumuz vardı: Sabri Sarıoğlu. Vücuduna temas eden topa Sabri'nin tepkisi, ardından Kewell'a omuz atması da keyifliydi. :)

Diğer yandan; Serdar Eylik ve Servet Çetin arasındaki ''atışma'', Servet'in topu, sürekli Serdar'ın yetişemeyeceği bölgelere atması olsa gerek. Top toplayıcılığın hâlâ devam ettiğini anlatıyordur belki de, Servet.

Güzel sözler için teşekkür ederim.

Selamlar,

Eray.

SozenE. dedi ki...

M.F.M.

Aydın, olması gereken performansı sergiledi dün akşam. Geride bıraktığı yıllarda, ''uyku hapı'' almış mıydı, onu bilemiyorum. :)

***

MegaDave06,

Mehmet Aurelio haberleri, Tobias Linderoth sakatlanmasaydı da çıkacaktı muhtemelen. Oyuncu ile herhangi bir problem olduğunu sanmıyorum ben. Yalnızca; dava, sürekli erteleniyor. Neler olacak, bakalım.

***

Empyrium,

Çok teşekkür ederim.

Daha önceki mesajlarda söylediğim gibi, ben de oldukça üzgünüm. Son derece iyi bir katkı olacaktı Yeni Galatasaray'a. Maalesef.

***

halk,

Takım hep mutlu olmaya devam eder umarım. Sen de sağol.

{Blogger'ın karakter sınırı dolayısı ile biraz dağınık oldu, cevaplar. Bu seferlik kusura bakmayın.}

Herkese tekrar teşekkür ederim,

Eray.

filozof dedi ki...

NONDA YI GÖNDERİLİCEKTİ BU MAÇTA KENDİSNİ GÖSTERDİ GİTMESİN DİYE.KENDİSİNİ AŞTI BENCE ÖYLE