10 Ağustos 2009 Pazartesi

Gaziantepspor v Galatasaray: 2-3



Galatasaray, TSL'nin kâğıt üzerindeki en zor deplasmanlarından Gaziantep'te 3-2 kazanarak başladı 2009-10 Sezonu'na.

Frank Rijkaard ve Johan Neeskens'in gelişini takip eden dönemde yaşananları, tüm bir mevsim boyunca takip etme fırsatı bulabildik. Bu anlamda; Gaziantepspor maçı, iyi bir başlangıç olacaktı fikirlerimizin oturmaya başlaması için.

Gaziantepspor, geçtiğimiz sezon önce Nurullah Sağlam ve ardından Jose Couceiro ile TSL'nin oyun karakterine sahip olan takımları arasında yer almıştı. Sağlam'ın oturtmaya çalıştığı yapının üzerine, ligin son bölümünde Couceiro tarafından da katkılar yapıldı. Ve aslında 2009-10 Sezonu öncesinde sürpriz potansiyeli taşıdığını gösterdi, Gaziantepspor. Dün akşamki karşılaşma, Couceiro'nun takımı özelinde de önemli bir sınavdı bu yüzden.

Transfer döneminde kadrosunda çok fazla değişiklik yapmayan Gaziantepspor, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a geçen Bekir İrtegün ile İsmail Köybaşı'nın yarattığı zaafiyetten dolayı, farklı bir yapılanma ile çıkmak durumunda kaldı Galatasaray karşısına. Geçtiğimiz sezon Brezilyalı Julio Cesar'ın takıma katıldığı döneme dek, savunmada Erkan Sekman, Bekir, Deumi ve İsmail (Ivan de Souza) gibi bir dörtlü ile oynuyordu, Gaziantepspor. İkinci devrede yapı; Bekir, Julio Cesar, Deumi ve İsmail'e dönmüştü. Savunmanın önünde iki oyuncu, Murat Ceylan ve Hakan Bayraktar. İleri uçtaki Beto'nun arkasında Tabata, sağda Mehmet Yozgatlı ve solda Cristian Zurita. İyi bir 4-2-3-1 takımı hâline gelmişti, Nurullah Sağlam'ın ekibi.

Gaziantepspor, yeni sezonun ilk maçına yukarıda isimlerini saydığımız 10 oyuncudan 8'ini kullanarak başladı. Bu anlamda, herhangi bir sorun olmayabilirdi. Ama Bekir ve İsmail'in yerlerinin doldurulamaması, Jose Couceiro'yu farklı tercihlere yöneltmişti.

Savunmanın her iki yanındaki Mehmet Yozgatlı ve Olcan Adın, Couceiro'nun en radikal kararları olmalıydı. Yozgatlı, geçtiğimiz sezon 4-2-3-1'de forvet arkasında yer alan üçlüdeki başarısı ile Gaziantepspor'da kendisine yer bulabilen bir oyuncuydu. Olcan Adın'dan ise Lionel Messi olması bekleniyordu, Fenerbahçe altyapısından çıktığında. Kanat savunucuları, birer zaaf olacaktı mutlaka Gaziantepspor adına. Bir diğer dikkat çekici özellik, 4-2-3-1'in sol açığında Cristian Zurita'nın savunma ile orta saha arasına yerleştirilmesiydi. Hakan Bayraktar ve Murat Ceylan daha öne çıkarılmıştı. En uçtaki Beto'nun arkasında da yeni transfer Julio ile Rodrigo Tabata yer alıyordu.

Savunmadan başlayarak, nicelik anlamında, git gide daralan bir rakip olacaktı Galatasaray karşısında. Maccabi Netanya maçları ile birlikte süre almaya başlayan Leo Franco kaledeydi, Frank Rijkaard'ın takımında. Savunma kanatlarında Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta vardı. Merkez ikilide Servet Çetin ile Gökhan Zan. Orta sahadaki Ayhan Akman ve Arda Turan'ın arkasında Mustafa Sarp. En uçtaki Milan Baros'un sağında Kader Keita, solunda ise Aydın Yılmaz. Rijkaard, Maccabi Netanya maçındaki iyi oyunu nedeni ile Aydın Yılmaz'a bir defa daha şans vermiş olmalıydı. Hafta arasındaki ilk 11'den farklı altı yeni oyuncu vardı Galatasaray adına sahada.



Oyuna hızlı başlayan Galatasaray oldu. Santrada Milan Baros ile Arda Turan vardı. Belli ki; Arda, merkez forvetin yanında olacak sezon boyunca. Kader Keita ve Aydın Yılmaz, iki kanadın çizgileri üzerinde konum alırken Ayhan Akman, Mustafa Sarp'a kıyasla orta yuvarlağa daha yakın duruyordu.

Klasik bir 4-3-3 diziliş vardı Galatasaray'da oyuna başlarken. Yine de orta sahadaki üçlünün kendi içerisinde, maçın gidişatına göre, değişiklikler yapacağını söylemek mümkün. İlk bölümde, Galatasaray yapmak istediklerini gerçekleştirdi. Hâl böyle olunca, Ayhan Akman ve Mustafa Sarp'ın varlığından dolayı, 4-2-1-3 gibi dizilen Galatasaray, 4-1-2-3'e evrilmeyi başardı. Üçüncü bölgede başarılı baskı söz konusuydu. Savunma, neredeyse orta yuvarlakta kuruluyordu. Ayhan'a seçme şansı verdi, bu durum. Arda Turan'a daha yakın oynayabildi. Ve henüz sekizinci dakikada çok güzel bir gol buldu, Galatasaray.

Transfer sezonunda, forvet pozisyonu için iki alternatifi vardı Galatasaray'ın. Birincisi, Milan Baros'un yerine bir forvet oyuncusu almak ve Baros'u 4-3-3'ün sağ açık pozisyonuna kaydırmak. İkincisi de, sağ veya sol tarafa takviye yaparak Baros'un kanatlarda oynayabilmesi özelliğinden yararlanmak ve gelecek yeni oyuncu ile oyun içerisinde değişimini sağlamak. İkinci opsiyon, tercih edildi. Kader Keita, bu anlamda tam bir sistem transferi oldu. Aslında Gaziantepspor maçında görüldü ki; Galatasaray sezon boyunca sıkça tanık olacağımız bir pozisyondan buldu ilk golünü.

Ayhan Akman'ın harika pasına iyi hareketlendi, Milan Baros. Sağ kanatta topla buluşurken rakip savunma merkezindeki iki oyuncuyu peşine taktı. Bu hamle ile Gaziantepspor'un tüm dengesi bozulunca orta sahadan üçüncü bölgeye giren Arda Turan, Baros'un boşalttığı alanda golü yaptı. Bu pozisyonda, ters kademeyi bilmeyen Mehmet Yozgatlı'nın da payı vardı elbette. Arda, güzel bir gol atmıştı. Ama Milan Baros'un atağın gelişimindeki rolüydü, önemli olan. Thierry Henry'nin yalnızca bu yeteneği kazanabilmek için, 30 yaşından sonra kanatlarda oynayabilecek konuma gelmesi, önemli bir örnek. Keza, Chelsea kariyerindeki Nicolas Anelka. Milan Baros, sezon boyunca sistem için kritik isim olmaya devam edecek.

Oyunun ilk 20 dakikalık bölümünde son derece etkili bir Galatasaray takımı vardı sahada. Rakibi dar alana sıkıştıran, kanat oyuncularını iyi kullanan ve hücumda rakibe baskı uygulayabilen.

Arda, birinci golün ardından skoru 2-0'a getiren golün de asistini yapıyordu. Tobol ve Maccabi Netanya maçlarında toplam altı defa gol pası veren Arda Turan'ın görüntüsü, ''Hücum üçlüsünün solunda oynamalıdır!'' tezini tamamen çürütmüş olmalı artık. Bulunduğu pozisyondan oldukça memnun. Keyif alıyor oynadığı oyundan. Dolayısıyla, keyif de veriyor. Orta sahada Elano'nun gelmesi ile birlikte rolü ne kadar farklılaşır, bilinmez; ama takım olarak 4-1-2-3 daha iyi uygulanabilir söz konusu durumda. Bu da, Galatasaray'a oyun içerisinde sürekli diziliş değiştirme imkânı verir. {4-4-2, 4-2-3-1, 4-2-1-3 vs.}

Gaziantepspor'un radikal hâli, yalnızca savunma oyuncuları özelinde değildi. İleri uçtaki Beto'nun hemen arkasında görev yapan Julio ve Tabata'nın sürekli yer değiştirmeleri, önümüzdeki haftalarda, rakip takımlar adına önemli bir sorun olabilir. Galatasaray'ın ilk yarıdaki takım savunması, Gaziantepspor'a fazla hareket alanı bırakmadı. Ama Julio, ceza sahası civarından gönderdiği şutlarla etkili olmayı başardı. Ki bunlardan biri de skoru 2-1'e getirdi. {İlk yarının devam eden bölümünde yürekleri ağızlara getiren tek görüntü ise, Kader Keita'nın yerde kaldığı an oldu. Düşünmek bile istemiyorum...}

İstanbul'daki Tobol ve Maccabi Netanya maçlarının devre aralarında Albert Roca ve Harry Kewell, beraber çalışmışlardı. Gaziantep'te de benzer görüntüler yaşanmış olmalı.

55. dakikada Kader Keita ve Harry Kewell arasında bir değişiklik yapıldı, Frank Rijkaard tarafından. Aydın Yılmaz'ın oyundan alınması beklenebilirdi bu anda. Ama aslında belli olan bir hamleydi bu. Maccabi Netanya ile oynanan ilk maçın 64. dakikasında oyuna dahil olarak 26 dakika sahada kalan Keita, ikinci maçta 45 dakika forma giymişti. Giderek artacaktı süreleri. Gaziantep'te 55 dakika mücadele etti Galatasaray için. İlk yarıdaki rahatsızlığı da değildi muhtemelen, Rijkaard'ın kararını etkileyen.

İkinci yarının başında Mehmet Yozgatlı'yı oyundan alarak Ümit Tütüncü'yü kullanan Jose Couceiro, savunmanın sağına bu kez Murat Ceylan'ı gönderdi. Galatasaray orta sahası, biraz daha rahatladı. Ümit, Beto'nun arkasına gönderilmişti. Hakan Bayraktar'ın yanında ise, Julio vardı artık. Oysa ki; ilk yarıda Galatasaray savunmasını karıştıran adamların başunda geliyordu, Julio. Yine de kullanamadı Galatasaray, rakibinin zaaflarını. Yorgunluk olmalıydı sebep. Zira, savunmadan uzun toplarla çıkılmaya başlanmıştı. Roca tarafından özel olarak çalıştırılmasına karşın Harry Kewell, son derece etkisiz kalıyordu. Milan Baros da sert savunmacıların arasında sıkışmıştı adeta.



69. dakikada Milan Baros, yerini Shabani Nonda'ya bıraktı. Ama asıl dikkat çekici olay, bu değişikliğin hemen ardından yaşandı.

Frank Rijkaard transferi sonrasında, Hakan Balta'nın artan savunma sorumlulukları sürekli konuşulur hâle gelmişti. Balta, geçtiğimiz sezonlara göre, hücuma fazla destek vermiyor ve daha çok kendi yarı sahasında kalıyordu. Bu durumdan bizim çıkarımımız; Hakan Balta'nın stoper özellikleri sayesinde hızlı bir kontra pozisyonda savunmayı üçleyebilecek yeteneğinin bulunması olmuştu. Diğer yandan; Sabri Sarıoğlu da hücuma çıkma opsiyonuna sahipti çünkü. 70. dakikada çok güzel bir örnek yaşandı, tam olarak bu mizanseni ortaya çıkaran. Sabri, rakip yarı alanın ilk bölümünde bir top kaybetti. Gaziantepspor, ters bir topla çıktı. Sol stoper Servet Çetin'i geçen topta Hakan Balta, ters kademeye girerek pozisyonu daha olgunlaşamadan sona erdirdi. Söz konusu tartışma özelinde, son derece önemli bir örnekti.

Shabani Nonda'nın oyuna girmesi, Galatasaray'a ön alanda top tutabilme şansını geri getirmişti. Gaziantepspor savunmasındaki Julio Cesar ve Deumi'nin pas hataları da etkili bir nedendi tabii. Ancak Galatasaray, üçüncü golü farklı bir pozisyon üzerinde bulacaktı.

Savunmada panik yapmayan bir takım oluşturulmak isteniyor. Gökhan Zan ile Servet Çetin, biraz oyun yapıları, biraz yorgunluk ve biraz da skor avantajından dolayı, Gaziantepspor karşısında zaman zaman bu fikirden vazgeçseler de, Ayhan Akman ile başlayıp Arda Turan'la devam eden ve Shabani Nonda'da sonuca ulaşan üçüncü gol, bu yolun takip edilmesi neticesinde geliyordu. Kulübede Galatasaray'ın golüne sevinen Johan Neeskens ve Frank Rijkaard'ı görmek ise, son derece keyifliydi. Türkiye, Johan Neeskens'in değerini henüz anlayamadı. Belki; Galatasaray, tanıtamadı. Ama Rijkaard'ın gollere gösterdiği reaksiyonlar, devrimin sağlam temellere oturacağını kanıtlıyordu adeta.

Maçın son anlarında Sabri Sarıoğlu'nun merkez ikilideki Gökhan ve Servet'in hatalarını kapatabilmek adına yaptığı kontrolsüz hareket, penaltı kararını beraberinde getirdi. Tabata, topun başına geldiğinde, ''Bir an duraksayıp öyle yapacaktır vuruşunu.'' diye düşünürken bizler, Mustafa Sarp'ın ceza sahası dışında takım arkadaşı Leo Franco'ya bu yönde ardımcı olmaya çalışması, görülmeye değerdi.

Hakem Bünyamin Gezer'in cebinden Arda Turan için çıkan sarı kart ise, gecenin skandal anıydı.

Gaziantep gibi bir deplasmanda -geçiş süreci içerisinde- kazanılan üç puan son derece kıymetli. Yapabileceklerinin altında kaldı, Galatasaray. Ama takımın her unsurundan ışık saçılıyor etrafa. Görünen o ki; Galatasaray'ın her yeni maçını iple çekeceğiz. Sahi, daha kaç gün var Denizlispor maçına?

4 yorum:

sembolist dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş..
Eray sence Linderotun-Topal'ın sakatlığı düşünürsek bu bölgeye takviye(Aurello gibi) şart değil mi?
Bir de maç boyu orta sahada sanki 1 adam eksikmişçesine boş alan bıraktık.Bunun sebebi ne?

filozof dedi ki...

ORTA SAHI DİREKMEN GEÇİYORLAR İZLERKEN FARKETTİM BENDE ORDA EKSİKLİK VAR GALİBA

Burak Eren dedi ki...

Kendimi geliştirmek için okuduğum blogların başında geliyor. Türkiye'de maç analizi konusunda en iyilerden birisiniz diyebilirim.

KYBELE F dedi ki...

GALATASARAY'ımıza yeni sezonda başarılar dileriz...

Ben bu Mustafa Sarp'ı sevdim...