30 Ağustos 2009 Pazar

Geridönüş: Bolton Wanderers 2-3 Liverpool



Premier League'de yıllardır şampiyonluk seviyesine çıkmayı başaramayan Liverpool, 2009-10 Sezonu'nun dördüncü maç gününde 2-1 yenik duruma düştüğü Bolton Wanderers deplasmanından 3-2'lik galibiyetle çıkarak kendi özelinde sezonu açmış oldu.

2008-09 ve 2009-10 Sezonu arasında, Liverpool adına bazı farklılıklar bulunuyor. Yıl boyunca Chelsea ve Manchester United'ın gölgesinde kalması beklenen Rafael Benitez'in takımı, geçtiğimiz sezon eline geçen şansı kullanamamasına karşın ortaya belli bir karakter koymayı başarmıştı. Birincisi; her defasında geri dönüyordu, Liverpool. Sunderland, Manchester City, Portsmouth ve Fulham deplasmanlarında son on dakikalık bölümlere mağlubiyet veya eşitlik ile girmesine rağmen bu dört maçta toplam 12 puan elde eden Liverpool, Anfield Road'daki Middlesbrough ve Wigan karşılaşmalarını da 85. dakikadan sonra attığı gollerle kazanmayı başarmıştı.

''Hiçbir zaman, 'Nasılsa son dakikada atacağız!' diyemezsiniz; ama bizim sürekli üzerinde durduğumuz bir şey var, son ana kadar konsantrasyonumuzu kaybetmeden oynamak zorundayız.'' şeklinde konuşuyordu Liverpool menajeri Rafael Benitez, 4 Nisan 2009 günü 90. dakikada Yossi Benayoun'un attığı tek golle kazanılan Fulham maçının ardından. Aslında işin içerisindeki en önemli sırdı belki de bu. Dolayısıyla; Liverpool'un bir ikinci şifresi, sürekli oyunun içerisinde kalmasıydı. Kolay yenilmiyordu, Liverpool. Ve bu net bir mesajdı. 90. dakikada geri düşülen Arsenal maçında bile pes etmiyordu, Anfield Road sakinleri. Tam da bu yüzden kaçan şampiyonluğa karşın Liverpool, 38 maçta yalnızca iki defa sahadan mağlubiyetle ayrılıyordu. 2009-10 Sezonu'nun başı itibarı ile ortaya çıkan görüntü ise, tamamen farklı.

Tottenham Hotspur, Stoke City ve Aston Villa. Liverpool, Premier League 2009-10 Sezonu'nun ilk üç haftasında karşılaştığı bu ekiplere karşı iki yenilgi aldı. Elde edilen tek galibiyet, geçtiğimiz sezon Anfield Road'daki mücadelede kalesine gönderilen 21 isabetli şuta rağmen sahadan 0-0'lık beraberlikle ayrılan Stoke City'ye karşı 4-0 ile geldi.

White Hart Lane'deki Tottenham Hotspur mağlubiyetinin üzerine Anfield Road'da Aston Villa'ya 3-1 kaybederek evindeki 31 maçlık yenilmezlik serisine veda eden Liverpool, Bolton Wanderers deplasmanına ise sıkıntılı bir ruh hâli ile çıkacaktı. Öyle ki; 2004 yılından bu yana menajerlik görevini yürüten Rafael Benitez'in Liverpool'daki geleceği ilk defa ciddi şekilde tartışılıyordu. Arka arkaya gelecek muhtemel kötü sonuçlar, İspanyol menajeri koltuğundan dahi edebilirdi. Ama tüm bunların üzerine Kevin Davies'in 34. dakikadaki golü, Liverpool'u dipsiz bir kuyuya itiyordu.

Kızıllar, sonuca giden kısa bir yol bulmak durumundaydılar artık. Sahneye çıkan isim Glen Johnson oldu. Yaz mevsiminde ABDli ortaklar George Gillet ve Tom Hicks'in Rafael Benitez'e yeterli hareket alanını oluşturamamaları, Liverpool adına sıkıntı yaratmıştı. Sınırlı seçenekleri arasından Johnson'ı tercih eden Benitez, Bolton deplasmanında sağ kanat savunmacısının ekstra katkısından yararlanmayı bildi. Johnson'ın eforu, Tottenham ve Aston Villa karşılaşmalarında takımını galibiyete taşımak için yeterli olmamıştı; ama Reebook Stadium'da ilk yarı sona ererken attığı gol, Liverpool için altın niteliğindeydi adeta.

Ne var ki; ikinci devrenin hemen başında işler tekrar sarpa sarıyordu. Bolton Wanderers'ın kendi yarı alanından kazandığı serbest vuruşu kullanan Jussi Jaaskelainen'in ayağından çıkan top, Liverpool ceza sahasına kadar gelmiş ve oluşan karambolde Tamir Cohen, Bolton'un ikinci golünü rakip filelere göndermeyi başarmıştı çünkü. Golde yeni transfer Sotirios Kyrgiakos'un hatası vardı elbette; ama büyük fotoğrafta farklı bir görüntü çıkıyordu ortaya. Liverpool, Premier League 2009-10 Sezonu'nda kalesinde toplam 7 gol gördü ve bunların tamamı, rakiplerin kullandığı duran topların ardından geldi. Liverpool'un geçtiğimiz yıllarda en güvendiği tarafı, duran toplardaki alan savunmasıydı oysaki.

Liverpool'un Premier League'de bu sezon yediği goller:
  • Tottenham v Liverpool: 1-0 {dk. 44 Benoit Assou-Ekotto}
  • Tottenham v Liverpool: 2-1 {dk. 59 Sebastien Bassong}
  • Liverpool v Aston Villa: 0-1 {dk. 34 Lucas Leiva-k.k.}
  • Liverpool v Aston Villa: 0-2 {dk. 45 Curtis Davies}
  • Liverpool v Aston Villa: 1-3 {dk. 79 Ashley Young-pen.}
  • Bolton W. v Liverpool: 1-0 {dk. 34 Kevin Davies}
  • Bolton W. v Liverpool: 2-1 {dk. 48 Tamir Cohen}
Liverpool, bu yedi duran top golünün içerisinden Aston Villa maçındaki ikinci ve Bolton karşılaşmasındaki birinci golü, rakiplerin kullandıkları köşe vuruşlarından yedi.

Yine de şanslı günündeydi, Liverpool. Xabi Alonso'nun Real Madrid'e satışının ardından seviye atlaması beklenen Lucas Leiva'nın rakip yarı alana yaptığı driplingi faul ile kesen Sean Davis, ikinci sarı kartını görerek oyun harici bırakılınca Kızıllar adına işler biraz daha yoluna girmeye başladı. Ve 54. dakikada 10 kişi kalan Bolton, iki dakika sonra kalesinde beraberlik golünü gördü. Liverpool'un skoru 2-2'ye getiren golünü iyi incelemek lazım.

Geçtiğimiz sezon, fırsat buldukça, Dirk Kuyt'ın Liverpool için ne kadar özel bir oyuncu olduğunu vurgulamaya çalıştık. Fernando Torres ve Steven Gerrard'dan oluşan Liverpool'un ana hücum hattına sağ kanattan giren Kuyt, Hollandalı futbol atalarının ''üçüncü adam'' kimliğini son derece başarılı şekilde uygulamaya devam ediyor. 2008-09 Sezonu'nda Goodison Park'ta 2-0 kazanılan Everton karşılaşmasında söz konusu yeteneğini gözler önüne seren Kuyt, dün akşam bu yönteme bir kez daha başvurma ihtiyacı hissetti.

''Ajax'ta taktikle ilgili olan herkesin ağzında bir ''üçüncü adam'' var. Normal bire iki varyasyonu yerine Johan Cruyff pas verebilecek bir ikinci oyuncunun olasılığını istiyor. Bosman, van Basten'den kopup bir anda sol tarafa boşa kaçtığında, Wouters de sağa kayıp kendini boşa çıkarmalı. Wouters üçüncü adamdır ve pratikte üçüncü adamlara müdafaa yapmak çok zordur. Üçüncü adam kafa karıştırır.'' 80'lerde oluşturulan efsane Ajax takımının hücum tarafındaki formüllerinden biriydi, üçüncü adam kavramı. Kuyt, köklerinden aldığı bayrağı Liverpool'da dalgalandırıyor adeta. Beraberlik golünde yine ceza sahasındaydı, Mr. Duracell. Arkasından gelen Fernando Torres'e hareket alanı sağlıyordu.

2-2'nin ardından Liverpool'u kurtaran Steven Gerrard oldu. Kaptan, karakter gollerinden birini daha attı ve takımının lige karşı konsantre olmasını sağladı.

Premier League'de günün maçı ise, Manchester United ile Arsenal arasındaydı. Arsene Wenger'in çocukları, öne geçtikleri karşılaşmadan 2-1'lik mağlubiyetle ayrılmak durumunda kaldılar. Chelsea ile Tottenham kazanmaya devam etti. Aaron Lennon'ın 90+5. dakikada Birmingham City filelerine gönderdiği top, Tottenham'ın rüya başlangıcını sürdürdürebilmesi için yeterliydi. Carlo Ancelotti'nin Chelseasi de, Manchester United ve Everton galibiyetleri ile Stamford Bridge'e gelen Burnley karşısında 3-0 kazanarak rakiplerine gözdağı verdi.

Tüm bunlardan bağımsız; hikâyesini ele aldığımız maçta geriden gelerek zaferin yolunu bulan Liverpool da yarışın içerisine girebilir artık. Eh, uzak durması kabahat değil mi zaten?

2 yorum:

koala dedi ki...

Yarışın içine girmesini ne kadar istesem de, bu yarışın içinde olamayacağı ilk 4 haftada kendini belli etti. Her maç Gerrard kurtaramaz takımı.

Her oyuncunun, mükemmel olsa da limiti vardır. Bir gün tel kopar gider. Benitez Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olamazsa bu yıl koltuğu devreder.

emre dedi ki...

Helal olsun valla maçı süper çevirdiler :D