3 Ağustos 2009 Pazartesi

TFF Süper Kupa: Beşiktaş 0-2 Fenerbahçe



2009-10 Sezonu'nun Türkiye özelindeki ilk resmî karşılaşmasında Fenerbahçe, geçtiğimiz sezonun çifte kupalı şampiyonu Beşiktaş'ı 2-0 mağlup ederek TFF Süper Kupa'nın yeni sahibi olmayı başardı...

İki takım adına birtakım yenilikler göze çarpıyordu, başlama vuruşundan hemen önce. Radikal olmasa da bazı değişiklikler vardı. Fenerbahçe'deki ikinci dönemine giren Teknik Direktör Christoph Daum adına ironik bir akşam olmalıydı. TSL 2009-10 Sezonu'na Denizli deplasmanında ''Merhaba!'' diyecek olan Alman antrenör, 2005 yılında Türkiye Kupası'nı kaybettiği Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yeni bir kupa finaline çıkıyordu. Hiç ara vermemiş gibi, sonuçların farklı olmasını umarak tabii.

Beşiktaş için yeni olan, takım kadrosundaki eklemelerdi. Kalede Rüştü Reçber oynayacaktı. Savunma kanatlarında Erhan Güven ve İsmail Köybaşı, merkez ikilide Tomas Sivok ile Matteo Ferrari. Orta üçlüde Fabian Ernst ve Michael Fink'in arasında Rodrigo Tello; ileri üçlünün sağında Yusuf Şimşek, merkezinde Marcio Nobre ve solunda ise Bobo. Dikkat çeken iki noktadan bahsetmek mümkün burada. İlki, dörtlü savunmadaki üç yeni isim. Erhan, Ferrari ve İsmail'in takım ile uyumları. Diğeri, hücum bölgesinde Marcio Nobre'nin yanına serpiştirilen Yusuf Şimşek ve Bobo'nun takıma yapacakları muhtemel katkı.

Fenerbahçe'den devam edelim.

Kalede Volkan Demirel ile başlayan Christoph Daum, dörtlü savunmada Gökhan Gönül, Önder Turacı, Fabio Bilica ve Wederson'a görev vermişti. Brezilya'dan gelen Cristian ile Emre Belözoğlu'nun yer aldığı orta sahanın kanatlarında Colin Kazım-Richards ve Dos Santos vardı. İleri uçtaki Daniel Güiza'nın hemen arkasında ise Alex de Souza. 4-2-3-1 ve 4-4-1-1 arasında gidip gelecek bir diziliş gibi duruyordu ilk etapta. Fenerbahçe adına, bu anlamda, bir farklılık olduğunu söylemek pek olası değil. Ancak yine bir-iki soru işaretinden bahsedilebilir.

Sivasspor'dan transfer edilen Fabio Bilica'nın daha üst seviyede göstereceği performans, Fenerbahçe savunması özelindeki sezon değerlendirmesi için bir önizleme olmalıydı. Keza Brezilya'dan alınan ikilinin uyumları da. (Tabii, Mehmet Topuz vardı bir de. Ama transferi, Frank Rijkaard'ın Türkiye'ye gelişini bile gölgede bırakan 10 milyon €'luk Topuz, Daum'un saydığı ilk 11 oyuncu arasında bulunmuyordu.) Bilica için en büyük şüphe, Sivasspor'daki performansının Fenerbahçe'de devam edip etmeyeceği üzerine. Bülent Uygun'un Sivassporu'nda üzerine gelen hemen her topu -bir saniye sonrasını düşünmeksizin- ''uzaklaştıran'' Bilica, daha geniş alanda aksayabilirdi. Dahası, bu oyun karakteri zorlaştırabilirdi Fenerbahçe kariyerini.

Karşılaşmadaki ilk düdüğün kısa bir süre sonrasında Beşiktaş, Fenerbahçe savunmasının yaptığı hata üzerinden Yusuf Şimşek ile önemli bir pozisyon yakaladı. Fabio Bilica, Sivasspor'daki günlerinden alışkın olmadığı bir mesafe ile yüzleşmek durumunda kaldı. Ancak Yusuf'un seri davranamaması, Beşiktaş'ı ciddi bir gol şansından etti. Faulle karışık bir müdahale yaptı rakibine, Bilica. Hakem, oyunu devam ettirdi. Bilica da bu anlamdaki ilk ciddi sinyalini vermekle kaldı. Bilica'nın merkez savunmadaki partneri Önder Turacı ile kuracakları ortaklık, Gökhan Zan ve Servet Çetin'inki kadar merak uyandırıcı olmalı. (Bu anlamda, Gökhan ve Servet'e haksızlık yapılıyor biraz.)



Beşiktaş'ın yeni savunması, alışma dönemi içerisindeydi hiç kuşkusuz.

Beşiktaş, işin hücum tarafında Önder Turacı-Fabio Bilica ve Gökhan Gönül-Önder Turacı ikililerinin aralarına atacakları toplarla pozisyon ararken takım savunması özelinde hiç de iyi ışıklar vermiyordu. İki önemli kontra atak yakaladı maçın ilk yarısında, Fenerbahçe. Sezona iyi bir başlangıç yapan Daniel Güiza, açık alanlar buldu. Ve top taşıyabilme yeteneği sayesinde takıma ciddi şanslar getirdi. Bu anlardan birinde Beşiktaş, köşe vuruşu kullanırken arkasında inanılmaz bir açık verdi. Evet, savunma yeniydi; ama o durumdaki görüntü, takımın köşe atışındaki düzensizliği ile ilgili olmalıydı.

Bir takım, köşe vuruşu kullanırken kanat savunmacılardan mutlaka birini veya bazı durumlarda ikisini birden savunmada bırakır. Sağ ve sol bekler, genel olarak, açık alanda hızlıdırlar çünkü. Beşiktaş'ın ilk yarıda Fenerbahçe'ye verdiği iki önemli karşı atağın birinde topla buluşan Güiza, kendi yarı sahasından çıkarken Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber ile kendisine en yakın takım arkadaşı arasında 50-60 metreden fazla bir mesafe bulunuyordu. Bu, çok temel bir hata. Hem TSL, hem UEFA Şampiyonlar Ligi için. Son derece dengesiz yakalandı, Beşiktaş. Ama Fenerbahçe'nin ilk yarıda forvet ve orta saha arasındaki bağlantıyı sağlayamaması, Beşiktaş'ın şansı olacaktı.

Maçın birinci bölümünde daha çok rakip alanda kalan Beşiktaş, devam eden sekans içerisinde rakibine istediği baskıyı uygulayamadı. Başlıca bir nedeni var bu durumun. Bobo ve Yusuf Şimşek'in sahip oldukları tüm özellikler, dizilişleri nedeni ile körelmişti adeta. Topla fazla buluşmasına karşın agresif davranıyordu, Yusuf. (Takım arkadaşları ile olan diyalogları esnasında özellikle.) Belli ki, memnun değildi bulunduğu pozisyondan. Geçen sezon bir kumar oynanmış ve tutmuştu. Şampiyonluk koşusunun getirdiği hava ile ekstra performanslar sergilemişti, Yusuf Şimşek. Ama iyi başladığı TFF Süper Kupa maçında sürekliliği sağlayadı. Diğer kanattaki, Bobo için de aynı sözleri sarf etmek mümkün.

Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin orta sahalarında iki yeni yabancı vardı: Michael Fink ve Cristian.

Beşiktaş'ın Alman oyuncusu Fink, eski tarz ''ön libero'' gibi gözüktü Beşiktaş'taki ilk resmî maçında. Yalnızca belli bir bölgede oynayan ve tamamen savunma işleri ile ilgilenen bir profil. Sezon içerisinde, üzerinden bazı tartışmalar olabilir. Ve muhtemeldir ki; Mustafa Denizli, mağlup duruma düşülen dakikalarda, Filip Holosko ile değiştirebilir Fink'i. Bu durumda, Fenerbahçe'ye karşı geçtiğimiz sezona oranla, hücum bölgesinde daha fazla görülen Fabian Ernst de alışılan pozisyonuna döner. Denizli'nin özellikle iç saha maçlarında, böylesi bir tarzı benimseyeceğini öngörmek sır değil.

Cristian için net fikir söylebilmek için erken. Fark yaratmadı. Ancak sezon içerisindeki devamlılığını görmek lazım. Çok bahsedilen uzun mesafeli şutlarını deneme fırsatı bulamadı. (Yalnızca bir kere, düşündü.) Fink'e kıyasla biraz daha geniş bir alana yayılabilir. Christoph Daum'un ilk dönemdeki Fenerbahçesi'ni akıllara getirirsek, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda öne çıkmayı zihninde tutacaktır. Bir nevî, Marco Aurelio gibi. Ama yine de, dediğimiz gibi, bir oyuncu ile bağdaştırmak için yeterince zamanımız olmadı. Keza Dos Santos. Ya da kadroda olmayan Mehmet Topuz. Tribündeki Özer Hurmacı...

Doksan dakika özelinden bir değerlendirme yapmak lazım. İkinci yarıya Yusuf Şimşek ve Nihat Kahveci değişikliği ile başlayan Mustafa Denizli, baskı oluşturamadı. Bobo ve Nobre'nin arasındaki ilişkiyi mutlu kılmalıydı oysa. 4-3-3 veya 4-2-3-1 oynamak istiyor olabilir, Denizli. Ama oyuncuları, genel oyun karakterlerini göz önüne almaksızın, bir sistemin içerisine sokamazsınız. Yusuf Şimşek ve Bobo'da yaşanan bu sıkıntı, ikinci devrede de sürdü. Nihat Kahveci, devam bölümde Filip Holosko ve tüm bir maç boyunca Tello. Sezon içerisinde, Beşiktaş'ın canını yakabilir bu durum. Tello'yu bir kenara bırakırsak, saydığımız oyunculardan Yusuf ve Bobo, tek bölgede başarılı olabilirlerken; Nihat ile Holosko'nun -mevkii anlamında- çok özellikli durmadıklarını söylemek mümkün. Hızlı bir devinim sağlanamaz, bu beşli ile. Beşiktaş'ın sıkıntısı bu gibi, şimdilik.



Gaziantepspor'dan transfer edilen İsmail Köybaşı hakkında konuşalım biraz da.

Hücum gücü, müthiş. Dengeli bir takımda, ciddi katkı sağlar. Bir avantajı var. Çok büyük kesim, kendisine sempati ile bakıyor. Saha içi duruşu ve yeteneği sayesinde, belki de. Dolayısıyla, kısa vadede hata yapma lüksüne sahip. Fenerbahçe maçında, savunma tarafındaki performansı zayıf kaldı. Arkasında açıklar verdi. Yakın gelecekte sıkıntılı bir dönemden geçebilir, özellikle defans dörtlüsünün oluşum sürecinde. Bu dönemde formayı kaptırmazsa, potansiyelini kullanmak için vakit bulacaktır. Önemli bir oyuncu ama, burası kesin.

Fenerbahçe, yeni sezonda o bildiğimiz Christoph Daum takımı olacak. Türkiye Ligi'nde ortalamanın üzerinde bir ekip izleyeceğiz. Avrupa'da ise zorlanan. Bu iki kulvarda, bambaşka iki Fenerbahçe izleyeceğimiz kesin. Günlük yaşayan, iniş çıkışlar gösteren bir takım olacaklar. Avantajlar sağlayacak bu durum kendilerine, ancak bazı dezavantajlar da oluşturacak. TFF Süper Kupa Finali'ni bu kategoriye sokmak, olası değil şimdilik. Zira, kötü bir maç oldu. Vasat bir futbol vardı sahada, her iki takım adına. Fenerbahçe, Beşiktaş'ın kritik anlardaki hatalarını değerlendirdi. Ve Kupa'yı alan tarafta yer aldı.

TSL'de yeni sezonun gala gecesi olarak alalım, TFF Süper Kupa maçını. Gösterişli değildi. İki takımın iyi futbol oynayamaya henüz hazır olmadığı gibi.

3 yorum:

scugnizzi dedi ki...

mehmet topuz'un sakatlığı var, o yüzden oynamadı.

(Tabii, Mehmet Topuz vardı bir de. Ama transferi, Frank Rijkaard'ın Türkiye'ye gelişini bile gölgede bırakan 10 milyon €'luk Topuz, Daum'un saydığı ilk 11 oyuncu arasında bulunmuyordu.)

şu kısım yüzünden belirtme ihtiyacı duydum.

SozenE. dedi ki...

Scugnizzi,

Evet, biliyorum. Sakatlığı olduğu söyleniyor. Ancak, Honved maçında da yedekler arasındaydı Mehmet Topuz.

Şöyle bir ayrıntı var. Yalnızca bir ay önce, çok büyük uğraşlar sonucunda, 9 milyon € (+1,8 milyon €'luk Gökhan Emreciksin) ödenerek alınan bir oyuncu, direkt olarak o takımın ilk 11 oyuncusu olmalıdır.

En azından Türkiye'de, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımlarda.

Selamlar,

Eray.

scugnizzi dedi ki...

6 yabancı kuralı yüzünden, kazım çok ekstra işler yapmazsa, normal şartlarda mehmet topuz ilk 11 oynayacaktır bu takımda. ki bence lükstü onun transferi, verilen paraya yazık.

yeni gördüm yazdığın cevabı kusura bakma.