9 Ağustos 2009 Pazar

Unutulmayan 10 Futbolcu ve TD Birliktelikleri



Futbolun kendi içerisinde başlığımıza uygun, doğaçlama olarak çıkardığı örnekleri inceleyelim. 10'dan başlayalım geri sayıma. {Bir önceki başlıktan itibaren okunması tavsiye olunur.}

10. Peter Crouch & Harry Redknapp: İngiliz Futbolu'nun geç şöhrete kavuşan isimlerinden Peter Crouch, 2004-05 Sezonu'nda Harry Redknapp'in çalıştırdığı Southampton takımına transfer olmasaydı; şimdilerde çok farklı bir seviyede devam edebilirdi futbol kariyerine.

İngiltere'nin yerel ligleri ve İsveç'te geçen kiralık yılların ardından 23 yaşında formasını giymeye başladığı Southampton'da başarılı bir yıl geçiren Crouch, 2005-06 Sezonu'nda Liverpool'a sıçrama başarısını gösterdi. Harry Redknapp ise, Portsmouth'a geçti. Crouch, Liverpool'da ortalamanın üzerinde bir kariyer yaşadı. 20+ maç arka arka gol atamasa da kaldı takımda. Ancak 2008-09 Sezonu'nda Liverpool, daha iyi alternatifleri olunca gözden düşen Peter Crouch, gönderildi Anfield Road'dan. Bu dönemde kendisine kucak açan isim, hiç de yabancı değildi. 2008-09 Sezonu'na Portsmouth'ta başlayan Redknapp, eski öğrencisini yanına aldı. Ancak yalnızca birkaç hafta sonra ayrıldı takımdan. Yine de, paniğe gerek yok. 2009-10 Sezonu'nda Redknapp ve Crouch, bu defa Tottenham Hotspur ile, bir kez daha beraberler. Hayat, onları ayırana dek.

- Peter Crouch: Southampton (2004-05), Liverpool (2005-08), Portsmouth (2008-09), Tottenham (2009- ).
- Harry Redknapp: Southampton (2004-05), Portsmouth (2005-08), Tottenham (2008- ).

9. John McGovern & Brian Clough: Nottingham Forest'ın efsanevî dönemindeki kadronun başında yer alan Brian Clough'un vazgeçemediği isimlerin başında geliyordu, John McGovern. İkilinin 1965 yılında Hartlepool United ile başlayan birliktelikleri, 17 sene sürdü. Yalnızca 1973 yılında, kısa bir süreliğine, ''ara verdiler.'' Ancak günümüzde evlilikler için bile uzun sayılabilecek 17 yıl boyunca, son derece mutlu oldular.

Tanıştıklarında, 17 yaşındaydı McGovern. 1965 ve 1968 yılları arasında Hartlepool United için oynadı. Clough, 1967 yılında altı sezon boyunca çalışacağı Derby County'ye geçti. 1968 senesinde McGovern da yanındaydı. Clough'un 1973-74 Sezonu'ndaki Brighton & Hove Albion kaçamağının ardından, ikili 1974 yılında bir defa daha birlikte oluyorlardı Leeds United takımında. 1975 senesinden itibaren ise, unutulmaz Nottingham Forest kariyerleri: 1977-78 Lig Şampiyonluğu; 1979 ve 1980 UEFA Kupası; 1978 ve 1979 Lig Kupası; 1978 FA Charity Shield. Clough, 1993 yılına dek Nottingham Forest'ta kaldı. Kupalarına yenilerini ekledi. 1982 yılında Clough'tan ayrılan McGovern, 1984'te Bolton Wanderers forması ile futbolu bıraktı. Clough ise, ''tüm zamanların en iyi menajerlerinden biri'' olarak 20 Eylül 2004 günü aramızdan ayrıldı.

- John McGovern: Hartlepool (1965-68), Derby (1968-74), Leeds (1974), Nottingham Forest (1974-82).
- Brian Clough: Hartlepool (1965-67), Derby (1967-73), Brighton (1973-74), Leeds (1974), Nottingham Forest (1975-93).

8. Ciro Ferrara & Marcello Lippi: Önceki iki örneğe kıyasla, biraz daha farklı bir ilişkiden konuşacağız. Ciro Ferrara ile Marcello Lippi ikilisi, Napoli ve Juventus takımlarında toplam altı yıl birlikte oldular. Ama hikâyeleri anlatılmaya değer yine de.

1985 yılında henüz 18 yaşında iken altyapısından yetiştiği Napoli'de forma giymeye başlayan Ciro Ferrara, 1984 ila 1991 yılları arasında mavi formayı giyen Maradona'nın takımında 1986-87 ve 1989-90 Sezonları'nda Serie-A Şampiyonluğu'nu kazanan kadronun unsurlarından oldu. Koleksiyona İtalya Kupası (1986-87), UEFA Kupası (1988-89) ve İtalya Süper Kupası (1990) eklendi. 1991 senesinde Maradona'nın ayrılmasından sonra Napoli, çalkantılı bir dönem yaşadı. Maradona ile zirve yarışına alışan Napoli, 1992-93 Sezonu'nu 11. sırada tamamladı. Bir sezon sonra takımın başına geçen Lippi, takıma altıncı sıra ve UEFA Kupası vizesini getirdi. O dönem için hiç de fena bir sonuç değildi, Napoli adına. Lippi, 1994-95 Sezonu öncesi Juventus'a geçti. Yanında Ferrara ile. İtalyan savunmacı, Lippi'nin 1999 yılında Inter'e gitmesine rağmen, 11 sene boyunca en üst seviyede kaldı. Juventus efsaneleri arasına girdi. Şimdilerde, Torino ekibinin teknik direktörlük koltuğunda.

- Ciro Ferrara: Napoli (1985-1994), Juventus (1994-2005).
- Marcello Lippi: (1993-94), Juventus (1994-99).



7. Filippo Inzaghi & Carlo Ancelotti: Ciro Ferrara ve Marcello Lippi arasındaki ilişkiye benzer bir kariyer birlikteliği.

Teknik direktörlük kariyerine 1995-96 Sezonu'nda Reggina'yı Serie-A'ya çıkararak başlayan Carlo Ancelotti, 1996 senesinde -futbolculuk yaşantısındaki üç takımdan biri olan- Parma'nın başına geçti. 1999 yılında da Juventus'un. Filippo Inzaghi ise, Ancelotti'den iki sezon önce, 34 maçta 25 gol attığı Atalanta'dan Juventus'a transfer olmuş ve Torino'daki ilk sezonunda toplam 27 gol atarak Scudetto'nun kazanılmasına büyük yardımda bulunmuştu. 1999-2000 ve 2000-01 Sezonları'nda Carlo Ancelotti'nin gözdelerinden olan Inzaghi, Ancelotti'nin hayalinin gerçekleştiği Kasım 2001'den yalnızca birkaç ay evvel Milan'a geçiyordu. 2001 yılının sonunda Milan antrenörü olan Ancelotti ile Inzaghi, Milano'da sekiz yıl boyunca mutlu mesut yaşadılar. Farklı bir öykü bu da. Ancelotti, sezon başında Chelsea'ye transfer oldu. Inzaghi ise, şu sıralar ofsaytta olmalı.

- Filippo Inzaghi: Parma (1995-96), Atalanta (1996-97), Juventus (1997-2001), Milan (2001- ).
- Carlo Ancelotti: Parma (1996-98), Juventus (1999-2001), Milan (2001-09), Chelsea (2009- ).

6. Diego Maradona & Cesar Luis Menotti: İkili arasındaki ilişki, 1982 FIFA Dünya Kupası'nın hemen ardından Barcelona'da yaşadıkları beraberlik ile ilgili. 1983-84 Sezonu'nda İspanya'ya transfer olan Maradona, 1984 senesinde Cesar Luis Menotti ile beraber çalıştı. Ancak Maradona ve Cesar Luis Menotti'nin Barcelona'daki birlikteliklerine damga vuran bir olay var. {Blog arşivinden devam edelim.}

1983-84 Sezonu. Athletic Bilbao'nun sözünün geçtiği dönemler. İki ayrı maç ve iki ayrı futbol öyküsü. İlki, 24 Eylül 1983 günü. Camp Nou'dan. Sezona oldukça kötü başlayan Barcelona, taraftarının önüne ilk üç maçtaki iki mağlubiyeti unutturacak bir sonuç almak adına çıkıyordu. Rakip, geçtiğimiz sezonun şampiyonu Athletic Bilbao. Bask köklerinin getirdiği inatçı yapı ile başarının yolunu bulan Athletic Bilbao karşısında alınacak bir galibiyet, Barcelona'nın yeniden ayağa kalkması için son derece önemliydi. Ve sahada da bunun bilincinde olan bir Barcelona vardı. İlk 45 dakikalık bölüm sonunda 2-0'lık üstünlükle soyunma odasına gidiyordu, Barcelona. Ne var ki; Camp Nou'daki binlerce Barça taraftarının keyfini kaçıran ve Bilbao rekabetinin fitilini ateşleyen hareket ikinci yarının hemen başında gelecekti.

1981 yılında henüz 21 yaşındaki iken Alman yıldız Bernd Schuster'e yaptığı hareketle rakibinin dizlerinden önemli bir sakatlık geçirmesine neden olan Andoni Goikoextea, 24 Eylül 1983 günü bir diğer süper star Arjantinli Diego Maradona'yı kendisine hedef seçecekti. Maradona, orta sahadan kaptığı topla Bilbao kalesine doğru ilerlerken Goikoextea, İspanya Futbol Tarihi'nin gördüğü en sert faullerden biri ile Arjantinli'yi yere indiriyordu. Söz konusu hareketinden dolayı daha sonra 10 maç resmî müsabakalardan men cezası alacak olan Basklı oyuncu, pozisyondan yalnızca sarı kart ile kurtulmuş olsa da, biriken nefret 1984 Copa Del Rey Finali'ne kadar uzanmıştı. Barcelona, 24 Eylül 1983 günü 4-0 mağlup etti Bilbao'yu. Ama belki de daha fazlasını kaybetti.

Diego Maradona, Goikoextea'dan aldığı darbe sonrası üç ay sahalardan uzak kaldı. Sakatlık sürecinde ise, birçok farklı sorun yaşadı. Yanlış doktor seçimleri ve sağlık problemleri, temel başlıklar oldu. İspanya'daki 1982 Dünya Kupası'nın ardından Arjantin Milli Takımı'ndaki hocası Cesar Luis Menotti ile birlikte Barcelona'ya gelen Maradona'nın İtalya'da Napoli mucizesini yaratmadan evvel tecrübe edindiği La Liga kariyerinin ''nispeten'' başarısız geçmesindeki en önemli nedenlerinden biridir, Goikoextea. Soyut nedenlerin vücuda bürünmüş hâlidir. Ve belki daha da fazlasıdır. Bunu görebilmek adına, 1984 Copa Del Rey Finali'ne kadar uzanmak gerekiyor. Bilbao'nun yaşadığı en son ''major'' geceye.

30 Nisan 1984 gecesi bir kez daha La Liga'yı en üst sırada tamamlamayı başarmıştı, Athletic Bilbao. Kazanılan birçok kupanın getirdiği özgüven, Athletic Bilbao teknik direktörü Javier Clemente'nin 5 Mayıs 1984 günü Copa Del Rey Finali'nde karşılaşacağı Barcelona'nın antrenörü Cesar Luis Menotti ile yaşadığı söz düellosunda net şekilde görülüyordu. Bask ve Katalan karakterleri boy ölçüşecekti. Ortam yeteri kadar gergindi. Ama Eylül 1983'ten dolayı hâlâ derin acı çeken bir isim vardı. Arjantinli Maradona da girmişti maç öncesindeki tartışmaların içerisine. ''Clemente, gözlerimin içine bakarak bana 'aptal' diyebilecek kadar erkek değil!'' Kariyeri boyunca sürekli bu gibi polemiklerin taraflarından olan Maradona'ya cevap ise gecikmeyecekti. ''Maradona, hem aptal hem hadım. Bu kadar çok para kazanan bir futbolcunun insanlıktan nasibini alamamış olması çok yazık.''

Oldukça gergin geçen gecenin sonunda Athletic Bilbao, Barcelona'yı 13. dakikada Endika'nın attığı golle 1-0 mağlup ediyordu.

Maradona, mağlubiyeti kabullenememişti. Bir yerlerde, Eylül 1983'te yediği ve kendisini üç ay sahalardan uzak tutan o tekmenin acısını hissediyordu hâlâ. Üzgün şekilde soyunma odasına giderken birden irkildi Maradona. Sezonu çift kupa ile tamamlayan Bilbao oyuncularından biri, Sola, Maradona'yı sinirlendiren bir hareket yapacaktı. Maradona'nın reaksiyonu ise, fazla gecikmemişti. Sola'yı yere yıkan Maradona, ortalığın karışmasına neden oluyordu. Madrid'de 100.000 taraftar ve İspanya Kralı'nın önünde cereyan eden olaylarda her iki takım oyuncuları da rol almıştı. Bunlardan biri Goikoextea idi. Sezonun ilk yarısındaki Barcelona maçında Maradona'ya yaptığı faulden dolayı bir İngiliz gazeteci (Edward Owen) tarafından ''Bilbao Kasabı'' olarak adlandırılan Goikoextea'nın tekmeleri, bu defa o kadar da etkili değildi.

İspanya Kraliyet Ailesi'nin gözleri önünde gerçekleşen bu olaylar, Maradona'nın Barcelona'dan kopuşunun habercisiydi adeta. Önce, Maradona'nın vatandaşı ve antrenörü olan Cesar Luis Menotti ayrıldı takımdan. Ardından da Maradona. Arjantinli, kariyeri çöküşe geçmek üzereyken Napoli'ye transfer oldu. Ve futbola dair en güzel hikâyelerden birinin ana kahramanı olmayı başardı.

- Diego Maradona:Arjantin (1977-1994), FC Barcelona (1982-1984).
- Cesar Luis Menotti: Arjantin (1973-1984), FC Barcelona (1984).



5. Ricardo Carvalho & Jose Mourinho: Portekizli menajerin isminin hemen yanına Maniche ve Paulo Ferreira'yı da eklemek mümkün. Ancak Ricardo Carvalho ile yaşanan ilişkinin daha güçlü temellere oturduğunu kabul etmek gerek.

20 yaşında Porto'da A Takım'a çıkan Ricardo Carvalho, 1998-99 Sezonu'nda yalnızca bir lig maçında forma giyebildikten sonra Vitoria Setubal (1999-2000) ve FC Alverca (2000-01) takımlarında kiralık olarak oynadı. Porto'nun düzenli oyuncusu hâline geldiği 2001-02'nin ardından Jose Mourinho, Porto'nun başına geçti. Porto ile iki yıl içerisinde toplam altı kupa kazandı. (Portekiz Ligi: 2002-03, 2003-04; Portekiz Kupası: 2002-03; Portekiz Süper Kupası: 2003; UEFA Kupası: 2003; UEFA Şampiyonlar Ligi: 2004.) İki sezonda toplam 86 kez Porto forması giyen Ricardo Carvalho, 2004-05 Sezonu'nda Mourinho ile Chelsea'ye geçti. Premier League'de Chelsea'nin 50 yıllık aradan sonra kazandığı ilk şampiyonluğu getiren kadroda yer aldı. 2008-09 Sezonu başında Inter'e transfer olan Jose Mourinho, Carvalho'yu Milano'ya getirmek için çok uğraştı. Ama olmadı. -

- Ricardo Carvalho: Porto (1998-2004), Chelsea (2004- ).
- Jose Mourinho: Porto (2002-2004), Chelsea (2004-2007), Inter (2008- ).

4. Luis Suarez Miramontes & Helenio Herrera: Luis Suarez ve Helenio Herrara arasındaki birliktelik, Barcelona'nın ardından Inter başarıları ile beraber, ''La Grande Inter'' efsanesini yarattı.

Teknik direktörlük kariyerine 1946'da Fransa'nın Puteaux takımında başlayan 1960'ların Catenacciosu'nun fikir babası Herrera, 1958 yılında Barcelona'nın başına geçtiğinde beklentiler büyüktü. Ligdeki iki şampiyonluk ve arka arkaya kazanılan Fuar Şehirleri Kupası'na (UEFA Kupası) karşın, takımın yıldız ismi Macar Ladislao Kubala ile anlaşamayan Herrara, iki sene sonra Inter'e transferini gerçekleştirecekti. Barcelona'nın Kubala, Zoltan Czibor, Sandor Kocsis, Ramallets ve Evaristo'lu kadrosuyla 1961 Avrupa Kupası Finali'nde Bela Guttman'ın Benficası'na 3-2 mağlup olduğu karşılaşmada ortaya koyduğu performans sonrası Luis Suarez Miramontes de Helenio Herrera'yı takip ederek Inter'e geçiyordu.

Luis Suarez'in Barcelona'dan Inter'e yaptığı transfer, 250 milyon İtalyan liretlik (142 bin pound) ücreti ile dönemin rekorunu eline geçirmişti. Herrera'nın Inter'de 5-3-2 dizilişi ile yepyeni bir futbol çağını açtığı günlerde Luis Suarez, takımın en önemli yıldızlarından biriydi. Herrera, Inter'deki ilk sezonunda Serie-A Şampiyonluğu'ndan uzak kalsa da, takip eden yıllara damgasını vuracaktı. Serie-A: 1963-64, 1965-66, 1966-67; Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası: 1963-64, 1964-65; Kıtalararası Kupa: 1964, 1965. Bilhassa 1963-64 Sezonu Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finali'nde Real Madrid karşısındaki 3-1'lik galibiyetin üzerine farklı bir başlıkta konuşabiliriz. {Pek tabii, Ballon d'Or ödüllerini de.} Helenio Herrara, 1959 ila 1962 yılları arasında İspanya Milli Takımı'nda da Luis Suarez Miramontes'in antrenörlüğünü yaptı.

- Luis Suarez: FC Barcelona (1954-61), Inter (1961-70), Sampdoria (1970-73); İspanya (1957-72)
- Helenio Herrera: FC Barcelona (1958-60), Inter (1960-68); İspanya (1959-62)

3. Thierry Henry & Arsene Wenger: Thierry Henry ile Arsene Wenger arasında 2000'li yıllarda alevlenen ilişki, 1990 yılına dek uzanıyor.

1987 ila 1994 yılları arasında Monaco'nun başında olan Wenger, 1990 yılında Arnold Catalano adlı gözlemcisini Thierry Henry'yi izlemesi ile görevlendirir. Henüz 13 yaşının içerisinde bulunan Henry, okulunun 6-0 kazandığı maçtaki tüm gollerin altına imza atar. Durumdan etkilenen Catalona, Henry'ye Monaco'ya gelmesi yönündeki teklifini yapar. Ama tek bir şartla. Clairefontaine Akademisi'ni bitirmesini ister Monaco, Henry'den. Ülkenin en seçkin futbol akademilerinden biri olan Clairefontaine'deki düşük notlarına karşın okuldan mezun olan Henry, 1992 yılında Monaco altyapısına girer. Ve 1994 senesinden itibaren ise, Arsene Wenger'in Monacosu'nda oynamaya başlar.

Thierry Henry'nin Fransa'daki gelişimi esnasında Arsene Wenger, 1995-96 Sezonu'nda Japonya'nın Grampus Nagoya Eight kulübüne geçiyordu. Uzak Doğu'daki tek yılında kulübe lig şampiyonluğunu kazandırdıktan sonra yeni bir maceraya atılmıştır, Wenger. İngiliz Arsenal'in başındadır artık. Thierry Henry'nin ünü ise, Fransa dışına kadar gelmiştir. 1999 yılında Monaco'dan ayrılarak Juventus'a transfer olur, Henry. Ancak başarılı olduğu forvet hattında uzakta, orta sahanın sağında görev yapar. Ve sıfır golle kapattığı sezonun ardından Arsene Wenger'in takımı Arsenal'e geçer. Sonrasını biliyoruz. 1999 ila 2007 yılları arasında Arsenal'e yakın tarihindeki en büyük başarıları yaşatan kadronun içerisinde yer alır, Thierry Henry ve Arsene Wenger. Henry, şimdilerde Barcelona için oynuyor. Wenger, hâlâ Arsenal'in başında.

- Thierry Henry: Monaco/genç takım (1992-94), Monaco (1994-99), Arsenal (1999-2007), FC Barcelona (2007)
- Arsene Wenger: Monaco (1987-94), Nagoya Grampus Eight (1995-96), Arsenal (1996- )



2. Emerson Ferreira da Rosa & Fabio Capello: Ziya Doğan ve Ayman Abdelaziz arasındaki ilişkiye benzer bir birliktelik. Capello, Ada'ya transfer olduğunda; Emerson'u İngiliz vatandaşı yapmayı düşünmüş müydü, bilinmez; ama ikilinin kariyerlerindeki (tabii Emerson'un futbol, Capello'nun TD) takımların hemen hemen aynı olması tesadüf değil. Ne hissetmişti acaba Capello, Emerson'u ilk gördüğünde?

21 yaşında Bayer Leverkusen ile Avrupa Futbolu'na adım atan Emerson, 2000 yılına dek Bundesliga'da kaldıktan sonra Fabio Capello'nun çalıştırdığı Roma'ya transfer oldu. İtalya'nın başkentinde üst düzey bir orta saha oyuncusu olarak değerine değer kattı. 2004 yılında Capello, Roma'dan ayrılırken hocasının adımlarını takip etti. Hayli yüksek bir bonservis ücreti ile Roma'dan Juventus'a geçti. Emerson ve Capello, Torino'daki iki sezonlarında daha sonra ellerinden alınacak şampiyonluklar yaşadılar. 2006 yılında yine birlikte ayrıldılar Juventus'tan. Yeni adresleri Real Madrid oldu. Emerson'un Real Madrid forması giymesinin yegâne sebebiydi, Capello. Ancak İtalyan teknik adam, İngiltere Milli Takımı'na gidince; Emerson'un kariyeri düşüşe geçti. Milan'daki başarısız yıllarının ardından geçtiğimiz haftalarda Santos ile sözleşme imzaladı, Brezilyalı. İngiliz olsaydı, belki...

- Emerson: Roma (2000-04), Juventus (2004-06), R. Madrid (2006-07), Milan (2007-09), Santos (2009- ),
- Fabio Capello: Roma (1999-04), Juventus (2004-06), R. Madrid (2006-07), İngiltere (2007- ).

1. Johan Cruyff & Rinus Michels: Hollanda Futbolu'nun en büyük iki efsanesinin bir arada olması gerekiyordu zaten. Kader, onların birlikte başarılı olmalarını söylüyordu en başından. 1974 FIFA Dünya Kupası'ndaki Total Futbol anlayışının en temelindeki iki isim, Cruyff ile Michels. Ve tabii daha birçoğunun.

Ajax, Barcelona ve Hollanda Milli Takımı'ndaki ortak kariyerlerini kısacık bir alana sığdırmak mümkün değil. {Ki zaman zaman bu ikilinin futbola dair olan müthiş öykülerini paylaşmaya çalışıyoruz burada.} Somut başarılardan bahsedelim o hâlde yalnızca. Eredivisie: 1966, 1967, 1968, 1970. Hollanda Kupası: 1967, 1970, 1971. Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası: 1971. La Liga: 1974. FIFA Dünya Kupası Finali: 1974. Copa Del Rey: 1978. Cruyff ve Michels, insanların futbola bakış açılarını değiştirdiler. Ve bu başlığın da en değerli isimleri olmayı hak ettiler.

- Johan Cruyff: Ajax (1964-73), FC Barcelona (1973-78), LA Aztecs (1979-80); Hollanda (1966-1978).
- Rinus Michels: Ajax (1965-1971), FC Barcelona (1971-75), LA Aztecs (1979-80); Hollanda (1974).

-Son-

3 yorum:

silent lucidity dedi ki...

cok güzel bir yazı olmuş yine..fatih terim&rui costa da ucundan zorlayabilirdi bu listeyi imparator milanda kalsaydı tabi..bir de ziya dogan&ayman abdelaziz'i aradı gözlerim:)

ihk dedi ki...

ryan giggs / gary neville - alex ferguson

ikisi de profesyonel kariyerleri boyunca sadece bir teknik direktörle çalıştı.

Adsız dedi ki...

fabio capello ve panucci arasında da bu şekilde bir takip vardı.. milan, juventus, real madrid ve romada beraber görev yapmışlardı..

bitolalı