1 Eylül 2009 Salı

Yola Devam: Ankaraspor v Galatasaray, 0-2



Galatasaray, 1998-99 Sezonu'ndan sonra ilk defa dört haftalık bir galibiyet serisi ile lige başlamanın planlarını yapıyordu Ankaraspor maçı öncesi.

Ankaraspor ise, Başkent'teki hareketliliğin gölgesinde hazırlanmıştı karşılaşmaya. Transfer sezonun kapanmasına 24 saatten az bir süre kala, TSL'nin en formda takımının önündeydi Jürgen Röber'in öğrencileri.

2009-10 Sezonu'ndaki Yeni Galatasaray'ın bazı şifreleri vardı. Mustafa Sarp ile başlayan ve Arda Turan ile sona eren bir orta saha yapısından bahsedebiliriz bu noktada. Hareketli, rakibi kendi radarı içerisinde yok eden bir orta saha. Ama ne var ki; Arda ve Mustafa, bu bölgede yalnız değiller. İkilinin arasında görev yapan Ayhan Akman, tüm ilişkiyi ayakta tutan isim. Üçgenin tepe noktası. Galatasaray'ın kalbi. Önemliydi bu yüzden Ankaraspor karşısındaki eksikliği.

Frank Rijkaard, Ankaraspor karşısında kaleyi bir kez daha Leo Franco'ya emanet etmişti. Savunma merkezinde Emre Aşık ile Servet Çetin görev yapacaktı, kanatlarda Sabri Sarıoğlu ve Hakan Balta. Sakatlıktan dönen Mehmet Topal, orta sahada Ayhan Akman'dan boşalan kontenjanı alıyordu. Mustafa Sarp, istikrarla forma giymeye devam ederken ileri uçtaki Milan Baros'un arkasına Kader Keita, Elano Blumer ve Arda Turan üçlüsü diziliyordu. Bazı yenilikler vardı elbette, hemen dikkatleri üzerine çeken. Arda Turan ve Elano Blumer, ilk 11'de beraberlerdi. Mustafa Sarp'ın orta sahadaki partneri değişmişti. Servet Çetin'in yanında da Gökhan Zan değil, Emre Aşık vardı. Tüm bunların toplamında oluşacak görüntü üzerinden maç sonunda birtakım sonuçlar çıkarılabilirdi.

Galatasaray topu alarak başladı karşılaşmaya. Son haftalarda alışık olduğumuz gibi, arka arkaya 10 pas ile de ceza sahasına indi. Yaklaşık 30-35 saniyelik bir sekanstı bu. Topla oynamak istediğini gösteriyordu ilk dakika içerisinde Galatasaray.

Oyuncu dizilişleri ve daha ilerisinde bireysel anlamda oyuncuların karakteristikleri önemli. Galatasaray adına yeni bir diziliş vardı sahada. Ayhan Akman'ın görevi, Mustafa Sarp'a verilmişti. Mustafa Sarp'ın sezon başından bu yana oynadığı bölgede ise, Mehmet Topal vardı. Arda Turan'ın geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi, sol kanada geçmesi de radikal bir karardı 2009-10 Sezonu için. Elano, Milan Baros'un hemen arkasındaydı. Tüm bunlar, Galatasaray'ın bir anlamda sıkışmasını sağladı. 4-3-3 şeklinde dizilmedi, Frank Rijkaard ile Johan Neeskens'in takımı. İki önemli nedeni var bunun. Birincisi, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın orta sahadaki görev tanımlarını tam olarak kavrayamamaları. İkincisi de, Arda Turan'ın 4-3-3'ün sol kanadında görev yapacak rolde bir oyuncu olmaması.

Galatasaray, ilk yarının önemli bölümünde 4-3-3 yerine 4-2-3-1 gibi oynamak durumunda kaldı. Bu da, sezon başından bu yana işleyen formüllerin geçerliliklerini yok etti doğal olarak. Kader Keita ile Arda Turan'ın pozisyonları, Milan Baros'tan oldukça uzaktaydı. Mustafa Sarp, kısa süre Milli Takım'a kadar yükseldiği mevkiinin daha önünde yer alıyordu; ama bu ne kendisi için bir avantajdı ne de takımı için. Frank Rijkaard, oyun içi bir hamle ile müdahalede bulundu takımına. Milan Baros'un arkasındaki oyuncuların yer değiştirmelerini istedi. 25 ila 35. dakikalar arasında Elano, Arda ve hatta Keita, sürekli devinim hâlindelerdi. Ama yine olmadı. Takımın üç kademe olan boyu (4-3-3), dörde çıkınca (4-2-3-1) sorunlar yaşanmaya devam etti. İlk yarıdaki önemli pozisyonların çoğu duran toplar üzerinden gerçekleşebildi dolayısıyla.

Golsüz geçilen birinci devrenin ardından denemelerini ikinci 45 dakika ile sürdürdü, Frank Rijkaard. Arda Turan'dan yararlanmak istiyordu belli ki. Elano, üçlü forvet hattının soluna geçmişti. Keita sağda devam ederken Arda, merkezde yer alıyordu. Yalnızca 10 dakikalığına ama.

Olmayacaktı. Galatasaray'ın oyunu çok sıkışmıştı. Rijkaard, 55. dakikada Harry Kewell ile Shabani Nonda'yı çağırdı yanına. Son yarım saatlik bölüme girmeden evvel de Elano Blumer ile Milan Baros'u çıkardı oyundan. Takımın boyunu biraz daha kısaltmak adına yapılmış bir hamle olarak değerlendirilebilir aslında. Üç kademeye geri dönebilirdi artık Galatasaray. Harry Kewell ve Shabani Nonda ileride tutacaktı arkadaşlarını. Bu dakikadan itibaren tempo yükseltildi Frank Rijkaard'ın takımı tarafından. Ve Hollandalı devreye beklettiği diğer planını soktu. Aydın Yılmaz, Kader Keita'nın yerini aldı 72. dakikada.

Sonrasında olaylar gelişti. Tıpkı 2006 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali'nde olduğu gibi. Bitime 16 dakika kala Arda Turan'ın köşe vuruşundan yaptığı asist, Harry Kewell'ın kafası ile anlam kazandı. Galatasaray'ın yeni sezondaki ritüellerinden biri bu. Ama ufak olan detay şu. Harry Kewell ve Arda Turan aynı anda sahada oldukları zaman köşe vuruşları, Galatasaray'ın rakipleri için daha tehlikeli. Bu başlık altında çeşitlilik sahibi olan Galatasaray, ayrıca ceza sahasında bir opsiyon hakkını daha alıyor yanına. Denizlispor maçında Harry Kewell'ın kullandığı köşe atışının Arda Turan ile gol olması üzerinden okuyabiliriz durumu. Bu defa, Arda Turan ortaladı. Harry Kewell golü attı. {Biraz da Harry Kewell özelinden. Geçtiğimiz sezon Olympiakos maçındaki kafa golüne benziyor Ankaraspor'a attığı. Sıkça denemişti 2008-09 Sezonu'nda ön direk fırsatlarını.}

Öldürücü darbe, 83. dakikada Shabani Nonda'dan geldi. Aslına bakılırsa, Frank Rijkaard'ın oyuncu değişikliklerinin hemen ardından çok benzer iki pozisyon daha bulmuştu Galatasaray. İkisinde de sağ kanattan kaçırılan forvet oyuncusu vardı başrolde. Shabani Nonda, üçüncüsünde yine gösterinin ana elemanı oldu. Aydın Yılmaz'ın harika pasında Ankaraspor ceza sahasına girdiğinde iki takım arkadaşı daha pozisyon alıyordu hemen yanında. 65. dakika sonrasını ele aldığımızda, Galatasaray'ın gole gidiş yollarından birinin daha farkına varabiliriz. Nonda, top tekniği ve pas alışverişi ile opsiyon tanıdı takıma. En sonunda ise, gol vuruşunu yaptı. Frank Rijkaard'ın ikinci yarıda oyuna soktuğu üç oyuncunun istatistikleri de Hollandalının ne kadar haklı olduğunu gösterdi. {Nonda: 1 gol, Kewell: 1 gol, Aydın: 1 asist.}

Daha genişletelim fotoğrafı bu noktada. 10 resmî maç. TSL'de 4 maçta alınan 4 galibiyet ve 12 puanın yanında atılan 13, yenilen yalnızca 4 gol. UEFA Avrupa Ligi'ndeki 6 karşılaşmada 4 galibiyet ve 2 beraberlik. Atılan 19 gole karşılık yenilen 3 gol. Toplayalım: 8 galibiyet, 2 beraberlik var ortada. Gol sayıları ise: 32-7.

Galatasaray kulübesindeki gerçek, Ankaraspor maçında oldukça net görüldü. 2-0'la koparmadı maçı takım, ikinci yarıdaki gollerle. TSL'deki istatistikten konuşalım:

I. Hafta: Gaziantepspor v Galatasaray: 1-2 + 1-1 = 2-3
II. Hafta: Galatasaray v Denizlispor: 1-1 + 3-0 = 4-1
III. Hafta: Galatasaray v Kayserispor: 2-1 + 2-0 = 4-1
IV. Hafta: Ankaraspor v Galatasaray: 0-0 + 0-2 = 0-2

UEFA Avrupa Ligi'nde de farklı değil durum. TSL'deki maçların ikinci yarılarında elde edilen üç galibiyet ve iki beraberlikle birlikte oluşan 8-1'lik gol averajı, Avrupa'da beş galibiyet ve bir beraberlik ile 14-1 gibi müthiş bir seviyeye çıkıyor. Galatasaray kulübesindeki dâhilerin getirdiği bir sonuç bu aslında. Devam eden 30 hafta içerisinde de sıkça karşılaşacağız belli ki böylesi neticeler ile.

Galatasaray, yine kazandı. İlk dört haftayı kayıpsız geçti. Devam ediyor rüya başlangıcına. Üstelik, yalnız günü kurtarmıyor. Her zaman alıyor yanına yedek planları. Ve de gerekli anlarda devreye sokuyor. İşin sırrı da bu açıkçası. 1998-99 Sezonu'ndan bu yana ilk kez dört haftalık sekansta 12 puan toplayarak başladı sezona Galatasaray. O dönem ligde açık ara en dominant takım olan Fatih Terim Galatarasarayı, üç yılda ulaşmıştı söz konusu seviyeye.

2009-10 Sezonu, Yeni Galatasaray'ın ilk nefesi. Ve görünen o ki; bu ilişki, uzun soluklu olacağa benzer. İki sezon sonra bugünlere geri dönüp bakma fikri bile heyecan verici.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Tam bi rezalet yaşandı bu maçta. saat 20.35te kurupa girdik biletlerimizle. saat 21.45e kadar açılmadı kapılar. 21.45ten sonra da bir açıldı bir kapandı. insanların sırayla alınması gerekirken çevik kuvvetin beceriksizliği ile arbede yaşandı, insanlar sıkıştı, canları yandı, beraber maça geldiğim babam da bu karmaşa sırasında cüzdanını çaldırdı. stata girdiğimizde saat 22.05 olmuş 2. yarı başlamıştı. kaybedilen cüzdan, bozulmuş morallerle maç bitmeden çıktık stattan. lanet ediyorum ankarasporda bugünkü olaylara neden olanlara. insanı futboldan soğutur bunlar. sayelerinde bugünlük futboldan nefret ettim.

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Çok büyük geçmiş olsun.

Stadda çalınan cüzdanın ve arkasından gelen moral bozukluğu ile birlikte buruk izlenen maçların acısını ben de bilirim.

Ne yaptınız, bilmiyorum; ama stad görevlisi ile iletişime geçebilirdiniz. Ya da benzer görevde bulunan insanlardan biri ile. Benim cüzdanıma kavuşmam o şekilde olmuştu açıkçası.

Tekrar geçmiş olsun diyorum.

Eray.

aliye dedi ki...

kulübedeki dahiler ifadenize bayıldım, bu güzel yazı için teşekkürler...

SozenE. dedi ki...

Yorumunuz için ben teşekkür ederim, çok sağolun.

nusret dedi ki...

"Biraz da Harry Kewell özelinden. Geçtiğimiz sezon Olympiakos maçındaki kafa golüne benziyor Ankaraspor'a attığı. Sıkça denemişti 2008-09 Sezonu'nda ön direk fırsatlarını."

Evet.Olympiakos maçındaki gole benziyor,Büyücü'nün golü.Ama İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a attığı gole daha çok...Ankaraspor maçındaki yerden gelen köşe vuruşunda atmıştı çünkü golü.