22 Eylül 2009 Salı

B Planı: Kasımpaşa v Galatasaray, 1-3



TSL 2009-10 Sezonu'ndaki ilk altı maçında puan kaybetmeden yoluna devam eden Galatasaray, profesyonel ligler tarihindeki en iyi başlangıcını Kasımpaşa karşısındaki 3-1'lik galibiyetle gerçekleştirmiş oldu.

Galatasaray adına zafere giden yolun üzerinde birtakım şifreler mevcut elbette. Pazartesi akşamı, sahaya Beşiktaş ve Panathinaikos maçlarında duble yapmış bir takım olarak çıkan Galatasaray'da bazı oyuncuların dinlendirilmesi bekleniyordu. İki isim geldi kenara. Hakan Balta ile Abdul Kader Keita. Ortak noktalar var iki oyuncu arasında. Hakan Balta, son dönemde alışık olmadığı bir bölgede oynuyordu. Ve bu yüzden ekstra performans sergilemek zorundaydı. Keita ise, belki de kariyerinde ilk defa savunma yapmaya fazlası ile konsantre oluyordu. Sahip olduklarının ötesine geçmişlerdi, Hakan ile Keita.

Galatasaray, kalede Leo Franco ile başladı. Savunma kanatlarında Sabri Sarıoğlu ve Caner Erkin vardı. Merkez ikilide Servet Çetin ile Emre Aşık. Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın orta sahadaki birliktelikleri devam edecekti. İleri uçtaki Milan Baros'un birer adım arkalarında iki kanat Arda Turan ile Harry Kewell arasında paylaştırılmıştı. İki oyuncunun arasında Elano Blumer görev alacaktı. Rakip Kasımpaşa'da ise Koray Avcı, Emre Toraman ve Murat Erdoğan gibi sertliğe dayalı futbol stilleri hayatlarını kazanan isimler yer alıyordu. Bu anlamda, çetin bir mücadele beklemek yersiz olmazdı. Ne var ki; Galatasaray, bu duruma karşı antrenmanlıydı.

Pas yaparak girilen bir maç daha, Galatasaray adına. Arka arkaya defalarca dolaştırılan topun ardından Galatasaray, yeni sezondaki klasiklerinden birini sergileme fırsatını henüz sekizinci dakikada bulacaktı. Gaziantepspor maçındaki ilk golün hazırlanış fikrinden yola çıkarak Beşiktaş karşılaşmasında skoru 3-0'a getiren golü, Panathinaikos deplasmanındaki birinci gol ile ilişkilendirmiştik geçtiğimiz hafta. Kasımpaşa mücadelesinin sekizinci dakikasında Sabri, orta sahada topa hâkim oldu. Ardından paralel pas ile Harry Kewell'ı gördü. Kewell da markajdaki savunma oyuncusunu sırtına alarak sağ kanada kaçan Milan Baros'u. Panathinaikos maçına yapılan başlangıcın bir benzeri. Baros, kaleciyi geçti ve Elano'ya çıkardı. Ancak Elano'nun karşısına bir kaleci daha çıkacaktı. Ali Güneş'in planjonu, Elano'nun golüne mâl oldu.



Hakem İlker Meral'in büyük hatasına karşın oyunda kaldı, Galatasaray. Tartışmalı pozisyonun hemen ardından Arda Turan ceza sahasında gol aradı, olmadı. Ama fikir veren, 12. dakikada Leo Franco'nun pası sonrası sol kanatta Arda ile başlayıp sağ çaprazdan Harry Kewell'ın şutu ile sona eren hücum oldu. (Buradan da çıkmadı sonuç, yine de önemliydi pozisyon gelişimi.)

Galatasaray, ilk yirmi dakikalık sekansın ardından oyundaki üstünlüğünü kuvvetlendiremedi. Bu bölümde, takım savunması anlamında bazı hatalar yapıldı. Özellikle; hücuma çıkarken kaptırılan toplar ve bu esnada organize edilemeyen saha içi dizilişleri, Kasımpaşa'yı maçın içerisine soktu. Bunlardan birinde, 25. dakika, Emre Aşık ile Sabri Sarıoğlu bir duran top organizasyonunda anlaşmazlık yaşayınca, Servet Çetin savunmada tek başına kaldı. Bir dakika sonra ise, hücumda kaptırılan pozisyonun ardından Kasımpaşa'nın golü geldi.

Galatasaray'ın yediği golde net bir hata var. Sabri Sarıoğlu, ileriye çıkmıştı. Ama kendisinden boşalan pozisyonu doldurmak ile görevli olan Harry Kewell, savunma anlamında bir duruş sergileyemedi. Oysaki Beşiktaş ve Panathinaikos maçlarında Galatasaray, sağ kanatta Sabri ve Keita'nın işbirliği sayesinde ayakta kalmıştı bir anlamda. Kulvarlarını son derece senkronize kullanan ikilinin iyi oyunları, birbirlerinin performansını da yukarı taşımıştı. Harry Kewell ile Sabri Sarıoğlu'nun söz konusu uyumu sergileyemedikleri Kasımpaşa'nın ilk golünde açıkça görülüyordu. (Bir de Caner Erkin. Galatasaray'ın oyun yapısına girme konusunda, şimdilik sıkıntıları olduğu çok net. Savunmadan gönderdiği uzun toplardan bazıları, maçın ilk yarısında pozisyon olarak geri döndü Galatasaray kalesine.)



Kader Keita'ya ihtiyacı vardı belli ki Sabri Sarıoğlu'nun. Ve tabii Galatasaray'ın. Aslında ilk isim belirlenmişti bu anlamda. Milan Baros'un sayılmayan golü ve Arda Turan'ın net gol pozisyonu, Galatasaray adına 45 dakikadaki önemli anlardı.

Frank Rijkaard, ikinci yarıya Kader Keita ve Shabani Nonda ile başladı. Elano ve Milan Baros, kenara geldi. Keita'nın hücum gücü yadsınamaz elbette. Ama Rijkaard, diğer yandan takım savunmasına karakter kazandırabilmek adına tercih etmiş olmalıydı Kader Keita'yı. Top ayağında iken farklı bir adam, Keita. En iyi savunmayı bu anlarda yapıyor aslında. Shabani Nonda'nın girişi ise, oyunu rakip yarı alana yıkma hamlesi tamamen. Nonda, tıpkı Ankaraspor maçında olduğu gibi, oyun stili ile ileride tutacaktı Galatasaray'ı. Plan buydu en azından.

Başarılı da oldu açıkçası. Oyunun ilk yarısında kırmızı kart ile ihraç edilmesi gereken Ali Güneş, 60. dakikada son adam konumunda iken bu defa Harry Kewell'ı formasından çekerek yere düşürdü. Ne var ki; yalnızca sarı kart ile sıyrıldı pozisyonun içerisinden. Ama... Enteresan bir oyun işte, futbol. Harry Kewell'ı düşürdüğü esnada sakatlanan Ali Güneş, saha kenarındayken Galatasaray eşitlik golünü atacaktı. Golün gelişimini izlemek ise hakikaten keyifli. Pozisyon içerisinde bulunan üç Galatasaraylı Kewell, Keita ve Nonda'nın sonuca ulaşırken tek bir çizgi hâline gelmeleri, oldukça estetik.

62. dakikada beraberlik golünü bulan Galatasaray, Kasımpaşa'nın tuzağına düşüyordu. Sertlikten yılmamıştı Galatasaray. Reaksiyon, genel anlamda oyun kuralları içerisinde verilmişti. Ancak 62 ila 70. dakikalar arasında tansiyon iyiden iyiye artacaktı. Neyse ki; devreye bir efsane girdi. Rijkaard'ın oyuncuları üzerinde oluşturduğu etki, takımın tekrar kendi kimliğine bürünmesini sağladı. Arda Turan, Harry Kewell, Shabani Nonda ve Kader Keita dörtlüsü, Kasımpaşa ceza sahası içerisinde oynama başladı. Son on dakikaya girilirken bu isimlere Emre Aşık ile Servet Çetin de katıldı zaman zaman.

84. dakikada öyle bir an oldu ki; bir pozisyon sonrası hücumda kalan Servet Çetin, Rijkaard'a dönerek bu bölgede devam edip edemeyeceğini sordu. Ekran başında kendimden emindim, ''İzin vermeyecek!'' Öyle de oldu. Kendi doğruları olan bir futbol adamıydı, Rijkaard. Ve kendisi ile çelişmeyecek kadar zeki. Maçın bitimine uzatmalarla birlikte neredeyse on dakika vardı ve Servet gibi bir savunmacıdan vazgeçerek sahip olunan puanları riske atamazdı, Hollandalı teknik adam. Mental yapısını bir kez daha göstermişti bizlere, görmek isteyenlere.



Frank Rijkaard'ın takımı, 89. ve 90. dakikalardaki gollerle 3-1 kazandı. İki golün de kendi içerisinde öyküsü var aslında.

Skoru 2-1'e getiren gol, Shabani Nonda'nın takım arkadaşı Arda Turan'ı ne kadar iyi tanıdığının bir kanıdı. Arda'nın imza hareketlerinden biri. Ceza sahasının çaprazından altıpas içerisine orta. Nonda, Arda hamleye başladığı anda kalecinin önüne doğru yapıyor koşusunu. Ardından gol vuruşunu. NBA'de belli ikililer vardır, iç ve dış oyuncuları olarak. Hidayet Türkoğlu ile Dwight Howard gibi. Alley-oop pası, Arda Turan'dan. Smaç basket, Shabani Nonda'dan.

Skoru 3-1'e getiren gol, Galatasaray skor avantajını arkasına aldığında neler yapabileceğini gösteriyor. Dakika ne olursa olsun. Shabani Nonda'nın galibiyet golünün peşinden müthiş bir pozisyon ile çıktı Galatasaray hücuma. Ve o ilk yarıda yapılan hatadan uzak duruldu. Servet'in savunmadan başlayan akınında top Shabani Nonda'ya geldi. Kongolu, son derece doğru bir seçimle, sağ kanattan koşusuna devam eden Sabri Sarıoğlu'nu gördü ve gol bölgesine geçiş yaptı. Sabri, modern bir sağ bek gibi, içeri gönderdi topu. Kader Keita ise, Shabani Nonda'ya hat-trick yaptırdı.

Kenardan gelen oyuncuların kazanılan üç puandaki payları çok büyük. Frank Rijkaard'ın oyun içi hamleleri kayıtlara geçecek türden. Maç sonunda, değişiklikler hakkında yaptığı yorum da. Elano ve Baros'un ilk yarıda kötü performans gösterdikleri için kenara gelmediklerini söylüyordu, Rijkaard. Yalnızca bazı şeyleri değiştirmek zorundaydı. Ve bunu büyük resim üzerinden yapacaktı. Ankaraspor maçının ardından Yalnız Futbol'da konuşulmuştu aslında bunlar. Evet, o gün kenardan Aydın, Kewell ve Nonda gelmişti. Dün akşam Keita ve Nonda. Yarın, kimbilir, Arda ya da Baros.

Sezon başından bu yana, Galatasaray'ın ikinci yarılardaki performansı: 11 galibiyet ve 2 beraberlik (Gaziantepspor, 1-1 ve Levadia Tallinn, 1-1). Gol istatistikleri ise, 29-3!

Rijkaard, kökünden sarsıyor bazı efsaneleri. Belki de... Farkına varıyor olmamız gerekiyor artık tamamen.

7 yorum:

la noyée dedi ki...

Hakemin temel eksiklikler taşıdığını söyleyerek iyi niyetli yaklaşmışsın olaya ama hakem senin kadar iyi niyetli değildi bence...

siriusjames dedi ki...

Zor bir maçtı ama sıyrılmayı başardık. Hakem berbattı, ama söyleyeceğimiz bir şey olmamalı. Diğer takım oyuncuları gibi hakemin etrafını sarmamalı bizim oyuncularımız, oyunlarını oynamaya devam etmeli.

Ben Caner'i ikinci yarı çok beğendim, uzun paslarının neredeyse hepsi isabetliydi. Nonda'nın oynarsa futbol bilgisiyle iyi bir performans sergileyeceği aşikardı, görevini tamamladı. Bence Servet'le olan diyalog ve Keita'yı sakinleştirmesi Rijkaard'ın bu takım için doğru kişi olduğunun kanıtı. Arda'daki büyük hızla gerçekleşen düşüş üzücü.

Adsız dedi ki...

bugun macla ilgili yaklasik 15 tane yazi okudum, kewell'in ilk golde adamini takip etmemesine bir tek sen deginmissin. O kadar bariz bir hataydiki, emre kewell'in adamina cikmak zorunda kaldi ve kendi yerini bosaltti. Golude ordan yedik.

Ayrica hakem konusunda da yorum yapmayan tek yazi buydu, tebrikler. hakem konusuna gereginden fazla konusuyoruz sanirim. Evet hakem kotu mac yonetti ama bu ne ilkti, nede son olacak.

Rijkaard'in bir turlu sakinlesmeyen Keita'nin yanina gelip onunla konusmasi benim daha cok ilgimi cekti acikcasi

frank dedi ki...

sabri ve caner'le oynayacaksak iki stoperden birinin kesinlikle emre güngör gibi hızlı bir stoper olması lazım diye düşünüyorum. sağlıklı bir emre güngör tabii.

berserk dedi ki...

Bu maç 10. haftada ki derbinin(!) ön gösterimi. Taraftar, hakem, saha koşulları, hepsi o maç için bir ön çalışma niteliğinde.

Umarım bu da bir aşı olur bizim takıma.

Serhat dedi ki...

Rijkaard'ın bu maçtaki en güzel hareketlerinden biri de, Keita'yı sinirlendiği anda Sancak'la daha fazla didişmemesi için sol kanada göndermesiydi. Yaklaşık 5-6 dakika Keita sol kanatta oynadı, sakinleşince de tekrar sağ kanada geri döndü.

The Glorious Strategist dedi ki...

2. golde ben John Stockton - Karl Malone yorumu yapmıştım (renkler bile uyuyor =P) aynı şeyi düşünmen harika olmuş.