7 Eylül 2009 Pazartesi

Futbolda Yakın Tarihin En İyi 10 Ölüm Grubu



Takım tutmanın en keyifli anlarından biridir. Taraftarı olduğunuz kulüp, büyük bir organizasyona katılacaktır. Ve kura günü gelmiştir. Hesaplar yapılır. Hemen gönüllerden geçenler arasından seçilenler ile bir grup oluşturulur. Ama diğer yandan, hep bir ihtimal daha tutulur akıllarda. Zira; takımınız, en güçlülerin yer aldığı gruba da düşebilir!

1986 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele eden Uruguay menajeri Omar Barros, takımının Batı Almanya, İskoçya ve Danimarka ile eşleştiği E Grubu'na ''El Grupo de la Muerte'', yani ''Ölüm Grubu'' yakıştırmasında bulunmuştu. Barros, bu açıklaması sonrasında dünya futbol literatürüne yeni bir kavram kazandırdığının farkında mıydı, bilinmez; ama 1986 yılından itibaren düzenlenen tüm ciddi organizasyonlarda sürekli yeni bir ''Ölüm Grubu'' arandı. Bir bakıma, taraftarlık psikolojisi bu. 2001-02 UEFA Şampiyonlar Ligi Sezonu İkinci Tur Grupları öncesinde takımının Barcelona, Liverpool ve Roma üçlüsü arasına düşeceği kehânetinde bulunan bendenizin yaşadığı gibi.

2001-02 Sezonu'ndaki o unutulmaz ikinci tur grubu, yakın tarihte herhangi bir Türk takımının yer aldığı en dişli topluluk oldu hiç kuşkusuz. Birinci ve ikinci torbadan Barcelona ile Liverpool'u çeken Galatasaray, bir alt kategoriden de Roma'yı kendisine rakip olarak seçmek durumunda kalmıştı o sezon. 2000-01'deki Çeyrek Final başarısının ardından aynı seviyeye çıkabilmek adına daha zorlu bir yoldan geçmek gerekiyordu. Başaramadı Galatasaray. Ama kesinlikle tarihe geçti. Grubun ilk maç gününde İstanbul'daki Roma karşılaşmasının 90+5. dakikasında Emerson'un beraberlik golüne engel olamayan Mircea Lucescu'nun öğrencileri, Barcelona deplasmanında 2-0'lık üstünlüğü koruyamazken iki Liverpool ve yine dış sahadaki Roma maçlarında da eşitliği bozamayarak gelmişlerdi son maç gününe.

Grup, öyle bir hâl almıştı ki; Galatasaray, Ali Sami Yen Stadı'nda Barcelona ile berabere kalıp altı maçlık koşusunu namağlup olarak tamamlasa bile, üst tur vizesini alamayacaktı. Kaybetti Galatasaray. Rakibin ofsayt pozisyonundan bulduğu gole engel olamadı. İlk beş maç günündeki on karşılaşmadan sekiz beraberliğin çıktığı grubun son haftasında rakiplerini mağlup eden Barcelona ile Liverpool ise, Çeyrek Final'e yükselme hakkı kazandı. Gerçek anlamda bir ölüm grubuydu. (Galatasaray'ın içerisinde olduğu diğer ölüm grupları arasına 1994-95 Sezonu'ndaki Göteborg, Barcelona ve Manchester United üçlüsünü de eklemek mümkün. Galatasaray, altı maç haftası boyunca çoğu zaman potansiyelinin üzerine çıkmış olsa da, Göteborg ve Barcelona'nın üst tura yükseldiği A Grubu'nda Manchester United'ın arkasında dördüncü sırayı alabilmişti.)



Kura şanssızlığı ile yurdun dört bir yanına nam salan Beşiktaş, benzer deneyimi 2000-01 UEFA Şampiyonlar Ligi Sezonu'nda yaşamıştı. H Grubu'nda yer alan Barcelona, Milan ve Leeds United üçlüsü, Beşiktaş adına başlı başına bir ölüm tehdidiydi. Ve o acı gerçek, kısa süre içerisinde ortaya çıkacaktı.

İnönü Stadı'ndaki 3-0'lık unutulmaz Barcelona galibiyetinin yanına golsüz tamamlanan Leeds United maçını ekleyen Beşiktaş, deplasmanlardaki başarısızlığı (Milan 4-1, Leeds United 6-0, Barcelona 5-0) sonrasında ölüm grubunun ağır yaralısı olmaktan kurtulamamıştı. Milan ve Leeds United'ın üst tur vizesi aldığı grupta Barcelona, kendisine ancak üçüncü sırada yer bulabiliyordu. Beşiktaş, 2006-07 Sezonu'nda ise bu defa UEFA Kupası'nda korkulu rüya görmek durumunda kaldı. Kura çekimine üçüncü torbadan katılan siyah-beyazlı takım, ilk üç kategoriden Bayer Leverkusen, Club Brugge ve Dinamo Bükreş'i bulurken beşinci torbadan çıkan rakip Tottenham Hotspur oldu. İngiliz ekibi, grubu puan kaybetmeden lider olarak tamamladı.

Galatasaray ve Beşiktaş'ın bulundukları ölüm grupları, bu şekilde oluştu geçtiğimiz sezonlarda. Peki, yakın tarihte dünya futbolunda var mı böylesi örnekler? Mutlaka. İçlerinden 10 tanesini incelemeye çalışalım. Ve başlayalım geri sayıma.

10. 2001-02 UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu (II. Tur): Kendi içerisinde gelişen olayların ardından bambaşka bir sonuca doğru gitmişti, bu grup. Altı maçlık serüveni lider tamamlayan Bayer Leverkusen, sezon sonunda Final oynarken Arsenal ve Juventus gibi iki dev, Çeyrek Final'e gelemeden Şampiyonlar Ligi'ne veda ediyorlardı.

Bayer Leverkusen - Deportivo - Arsenal - Juventus

Bir sezon önce Deportivo'nun lider olduğu Şampiyonlar Ligi grubunun son sırasında yer alarak oldukça erken bir şekilde planlarını değiştirmek durumunda kalan Juventus, bir defa daha benzer senaryo ile karşılaşmıştı. Grubun üçüncü ve dördüncü maç gününde İspanyol ekibe karşı beş puan birden kaybetti, Juventus. Deportivo, sondan bir hafta önce Arsenal'i yendi bu kez 2-0'lık skorla. Arsenal, son maç gününde Juventus'a 1-0 mağlup oldu. Bayer Leverkusen'in Deportivo önündeki 3-1'lik galibiyeti ise, Almanlara grup liderliğini getirdi. Klaus Toppmöller'in teknik direktörlüğündeki Leverkusen, rüya yolculuğuna Liverpool ve Manchester United'ı eleyerek devam etti. Ama Final'de Real Madrid, kazanan tarafta kaldı. 2001-02 Sezonu'ndaki II. Tur D Grubu, en zorlu iki gruptan biriydi.

9. 2008-09 UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu: Kuralar çekildikten sonra, çok daha üst seviyede çekişmenin beklendiği bir gruptu aslında. Birinci torbadan İngiliz devi Liverpool'un seribaşı olduğu D Grubu'nun diğer üyeleri PSV Eindhoven, Marsilya ve Atletico Madrid olmuştu.

Liverpool - PSV Eindhoven - Marsilya - Atletico Madrid

2008-09 UEFA Şampiyonlar Ligi Sezonu için oluşturulacak birinci tur grupları öncesinde dördüncü torbada bulunan takımlar, kendi aralarında, iki ayrı kutba ayrılıyorlardı. Shakthar Donetsk, Fiorentina, Atletico Madrid ve Dynamo Kiev, potansiyel bir ölüm grubunun üyeleri olarak göz önüne çıkmışlardı hemen. CFR Cluj, Aalborg, Anorthosis ve BATE Borisov'dan farklılardı. Atletico Madrid, D Grubu'na düştü. Üçüncü torbanın puan olarak en güçlü takımı Marsilya ve ikinci torbadan en fazla puana sahip ikinci ekip PSV Eindhoven ile birlikte. Ama ne var ki; çekişme, kısa süre içerisinde 1-2. ve 3-4. sıralar özeline evrildi. Liverpool ve Atletico üst tura çıkarlarken Marsilya, PSV'nin önünde üçüncü sırayı elde etti.



8. 2006 FIFA Dünya Kupası C Grubu: Dünya futbolunun iki dev ülkesi Arjantin ile Hollanda birbirlerine rakip olmuşlardı. Onları üçüncü torbadan Sırbistan ve Karadağ takip edecekti. İsviçre, Ukrayna, Avustralya ve Gana gibi potansiyel sahibi takımların yer aldığı son kategoriden C Grubu'na katılan ülke ise, Afrika'nın yükselen değeri Fildişi Sahili oluyordu.

Arjantin - Hollanda - Sırbistan ve Karadağ - Fildişi Sahili

Turnuva öncesi, özel sempati ile bakılan ve sürpriz yapabileceği düşünülen Fildişi Sahili'nin Dünya Kupası'nın en tecrübeli takımlarından ikisinin bulunduğu gruba düşmesi, futbol adına da bir talihsizlikti aslında. Didier Drogba'nın önderliğinde dev rakiplerine kafa tutmaya çalışan Fildişi Sahili, ilk iki maç günündeki etkili oyunlara karşın önce Arjantin'e ve sonra da Hollanda'ya karşı 2-1'lik skorlarla kaybederek Dünya Kupası hayallerine erken veda etmek durumunda kalmıştı. Yine de; son maç gününde Sırbistan önünde oluşan 0-2'lik dezavantajı 3-2 ile lehine çeviren turuncu formalı Afrikalılar, bir şekilde iz bırakmayı başarıyorlardı. Grubu yedişer puan ile tamamlayan iki takım arasında birinci sıraya oturan ise Arjantin olacaktı.

7. 1982 FIFA Dünya Kupası C Grubu (II. Tur)
: Dört yıl sonra oluşacak ''Ölüm Grubu'' kavramının tam karşılığı! Üzerine ayrıca konuşulacak cinsten. İtalya, Brezilya ve Arjantin. İkinci Tur'da birbirlerine rakip olmuşlardı. Brezilya, turnuva boyunca oynadığı hücum futbolu ile oyunda yeni bir çığır açıyordu. Diego Maradona'nın ilk Dünya Kupası'ydı. Ve İtalya, tüm bunların karşısında durmaya çalışıyordu.

İtalya - Brezilya - Arjantin

Grubun ilk maç gününde Arjantin ile İtalya karşılaştı. Arjantin tarafında Maradona'dan beklentiler yüksekti. Ancak İtalya'nın sert savunma anlayışı içerisinde yer alan figürlerden Claudio Gentile, Arjantinli yıldıza nefes dahi aldırmıyordu. Arjantin, 89. dakikada Daniel Passarella ile bir gol bulmuştu. Ama o ana kadar İtalya, Marco Tardelli ve Antonio Cabrini'nin golleri ile yeterli avantajı yakalamıştı bile. Arjantin, 1978'deki unvanını koruyabilmek adına Brezilya karşısına çıkıyordu ikinci maç gününde. Ama değişen bir şey yoktu. Brezilya, müthiş bir futbol koyacaktı ortaya. Ezelî rakibine 3-1 kaybeden Arjantin'de Maradona, 85. dakikada Batista'ya attığı tekme sonrası kırmızı kart ile ihraç ediliyordu. Grubun finali, İtalya ile Brezilya arasında oynandı. İki farklı futbol ekolünün çarpışmasında gülen Gök Mavililer oldu. İtalyanlar, bu maça kadar golü dahi olmayan Paolo Rossi'nin hat-trick yapması ile 3-2 kazandı. Santiago Bernabeu'da elde edilecek şampiyonluğun önü açıldı.

6. UEFA Euro 2008 C Grubu: İsviçre ve Avusturya'da düzenlenen UEFA Euro 2008'in kura çekimlerinde bir gerçek vardı. Dört takımın yer aldığı birinci torbada ev sahibi ülkeler de yer alıyordu. Kalan iki kontenjan ise, Hollanda ile Yunanistan'a ayrılmıştı. Bu anlamda; Hollanda'nın seribaşı olacağı grup, kolay yoldan ''Ölüm Grubu'' olarak nitelendirilebilirdi.

Hollanda - İtalya - Romanya - Fransa

Hollanda, C Grubu'na doğru yol alırken Hırvatistan, İsveç ve Çek Cumhuriyeti'nin yer aldığı ikinci torbadan İtalya, Hollanda'nın rakibi olmuştu. Son torbada Türkiye, Polonya ve Rusya ile birlikte konum alan Fransa da C Grubu'na geliyordu. Üçüncü torba için eksik kalan, İspanya, Portekiz, Almanya ve Romanya arasından seçilecekti. Bu noktada, Ölüm Grubu biraz sönük kaldı. Romanya, C Grubu'na gidiyordu. Ama her şeye rağmen son derece güçlü bir dörtlü oluşmuştu. Hollanda, müthiş futbolu ile domine etti C Grubu'nu. İtalya'ya karşı 3-0 kazanan Portakallar, Fransa'yı 4-1 ile dağıttılar. Romanya önündeki 2-0'lık galibiyet, grubun finali oldu. Fransa'yı 2-0 yenen İtalya ise ikinci kontenjanı kaptı. Ne İtalya görebildi Çeyrek Final'in yüzünü, ne de Hollanda. Ama Euro 2008'in ''Ölüm Grubu'', C Grubu'ydu.



5. UEFA Euro 2000 A Grubu: Hollanda ve Belçika'nın ortaklaşa düzenlediği Euro 2000'de bir önceki turnuvanın şampiyonu Almanya, A Grubu'nda kendisine yer buluyordu. Panzerleri İngiltere, Portekiz ve Romanya takip edecekti.

Almanya - İngiltere - Portekiz - Romanya

İngiltere'deki Euro 1996'nın Yarı Final eşleşmelerine bakıldığında efsanevî İngiltere-Almanya maçını görmek mümkündü. Wembley'de iki ezelî ulusal takımın 90 dakikalık mücadelesinden karşılık birer gol çıkarken seri penaltı atışlarında kazanan Almanya, Final'de Çek Cumhuriyeti'nin rakibi olmaya hak kazanmıştı. Rövanş zamanıydı belki de. Ama işler beklenildiği gibi gitmedi. Portekiz, İngiltere karşısında 3-2 kazanarak başladı. Romanya ile ilk maçta berabere kalan Almanya, daha sonra İngilizlere 1-0 kaybetti. Portekiz, 1-0'lık Romanya galibiyetinin arkasından Almanya'yı 3-0 yenerken Romanya'nın İngiltere karşısındaki 3-2'lik mucizevî galibiyeti, İngiliz ve Almanları safdışı bıraktı. Romanya, İkinci Tur'da İtalya'ya elendi. Portekiz, Türkiye'yi geçtikten sonra Çeyrek Final'de Fransa'nın Zinedine Zidane ile 117. dakikada bulduğu altın gole (pen.) engel olamayarak son derece dramatik bir şekilde veda etti turnuvaya. (Portekiz, o gece yalnızca maçı kaybetmemişti.)

4. UEFA Euro 2000 D Grubu
: Ev sahibi Hollanda'nın Frank Rijkaard yönetiminde hârikalar yarattığı bir turnuvaydı, Euro 2000. Neredeyse tüm maçlarını rakip yarı sahada oynayan Hollanda, D Grubu'nda başlangıcı Çek Cumhuriyeti (1-0), Danimarka (3-0) ve Fransa (3-2) ile yapıyordu.

Hollanda - Fransa - Çek Cumhuriyeti - Danimarka

Euro 1992 Şampiyonu Danimarka, Euro 1996 Finalisti Çek Cumhuriyeti ve 1998 Dünya Kupası Şampiyonu Fransa. Hollanda, ev sahibi avantajını grup kuralarında pek de değerlendirememişti aslına bakılırsa. Ama üç maçtan çıkarılan dokuz puan, durumun aksini iddia ediyordu. Çeyrek Final'e liderlikle gidiyordu Hollanda. Danimarka ve Çek Cumhuriyeti'nin yenen Fransa, ikinci sıradaydı. Yarı Final'deki unutulmaz İtalya eşleşmesinden evvel Yugoslavya'yı 6-1 mağlup eden Portakallar, müthiş koşularını Amsterdam ArenA'da Gök Mavililere karşı sürdürseler de seri penaltı atışları sonrasında veda ediyorlardı turnuvaya. İspanya ve Portekiz'i safdışı bırakan Fransa ise, Hollanda'yı eleyen İtalya'ya hiç de hoş olmayan bir sürpriz hazırlamıştı. (D Grubu, Final'e iki takım birden göndermenin eşiğinden dönüyordu.) 90+4. dakikada beraberlik. 103. dakikada altın gol.

3. 2002 FIFA Dünya Kupası F Grubu: Gerçek anlamı ile bir Ölüm Grubu. Güney Amerika'dan Arjantin, Afrika'dan Nijerya, Avrupa'dan İsveç ve İngiltere. Üzerine konuşuyor olduğumuz kavram, belli bir grup içerisinde bulunan her takımın diğerini yenebilecek güçte olması ile alakalı. 2002 Dünya Kupası F Grubu'ndaki hiçbir sonuç da sürpriz olmayacaktı bu yüzden.

Arjantin - İngiltere - Nijerya - İsveç

Güney Kore ve Japonya'nın ortaklaşa düzenlediği 2002 Dünya Kupası, genel olarak sürprizleri bol bir turnuvaydı. F Grubu'nun ilk maç gününde Arjantin, Nijerya'yı Batistuta'nın golü ile 1-0 mağlup etti. İsveçli Sven-Göran Eriksson'un takımı İngiltere, İsveç'le 1-1 berabere kaldı. İkinci maç gününde son derece ironik bir eşleşme daha vardı. David Beckham, 1998'in rövanşını almak için Arjantin karşısına çıkıyor ve mücadelenin tek golünü penaltı vuruşundan ağlara gönderiyordu. İngiltere, son maç gününde iddiasız Nijerya ile golsüz berabere kaldı. İsveç, Arjantin önünde kendisine yeterli olan bir puanı 1-1'le aldı. Ve beşer puanlı İsveç ile İngiltere, üst tura çıkarlarken Arjantin, serüveni erken noktaladı. Devam eden bölümde İsveç'in nefesi, Senagal'e yetmedi. İngiltere, Danimarka'yı rahat geçse de Çeyrek Final'de Brezilya'ya takıldı.



2. UEFA Euro 1996 C Grubu: Avrupa'nın iki dev futbol ülkesi vardı bu grupta: İtalya ve Almanya! Ama Çek Cumhuriyeti ve Rusya gibi büyük ekolleri de yabana atmamak gerekirdi. Valery Karpin, Ilia Tsymbalar, Andrei Kanchelskis ve Aleksandr Mostovoi'li kadrosuyla Rusya, bekleneni veremedi. Sürpriz, Çek Cumhuriyeti'nden geldi.

Almanya - Çek Cumhuriyeti - İtalya - Rusya

9 Haziran 1996 günü Almanya ile Çek Cumhuriyeti, Old Trafford'da birbirlerine rakip olurlarken karşılaşmanın rövanşını 21 gün sonra Wembley'de yapacaklarını bilebilirler miydi? Christian Ziege ve Andreas Möller'in golleri, Almanlara 2-0'lık galibiyeti getirmişti grup aşamasında.

Çek Cumhuriyeti, bir sonraki maç gününde İtalya'yı 2-1 mağlup ederek durumu kendi lehlerine çevireceklerdi. Ama yine de kesin olan bir şey yoktu. 19 Haziran'da Anfield Road'da Rusya karşısına çıktılar. 20 dakika geride kaldığında 2-0 öndelerdi, fakat ikinci yarının hemen başında beraberliği yakalayan Rusya, 85'te Beschastnkyh ile öne geçiyordu. Bitime iki dakika kala Vladimir Smicer ile gelen gol, Çeklere hayat verecekti. İki takım da devam etti yoluna. Almanya; Hırvatistan ve İngiltere'yi elerken Çek Cumhuriyeti, önce Portekiz, ardından Fransa'yı geçti. Patrik Berger'in penaltı golü, Final'de de üstünlüğü yakalamalarını sağladı. Ama 69'da oyuna giren Oliver Bierhoff, 73. dakikada 1-1'e getirdi maçı. 95'te ise, ''Altın Gol'' uygulamasını devreye soktu ilk defa. Yeni ve orijinal bir Final'di.

1. 1998-99 UEFA Şampiyonlar Ligi D Grubu: Bir garip formatı vardı Şampiyonlar Ligi'nin o sezon. Yıllarca ikincilik hayali kuran Galatasaray, grubunu lider bitiren Juventus ile aynı puanda olmasına karşın üst tura yükselememişti örneğin. Altı grup birincisinin yanına ancak en iyi iki ikinci gelebiliyordu. B Grubu'nun ikincisi Galatasaray ise, bu sıralamada üçüncü basamakta kalmıştı. D Grubu'nda durum farklıydı.

Bayern Münih - Manchester United - Barcelona - Brondby

Danimarka temsilcisi Brondby adına, son derece vahim bir görüntü. Üç devin arasında tek başına kalmıştı adeta. Öyle ki; iddialı olabilmesi için ilk maç gününde Bayern Münih'e karşı aldığı 2-1'lik galibiyet bile yeterli değildi. Takip eden altı maçını da kaybetti, Brondby. Grup karşılaşmalarına Barcelona (3-3) ve Bayern Münih (2-2) beraberlikleri ile başlayan Manchester United, Brondby eşleşmelerinden çıkardığı galibiyetler ile (6-2, 5-0) ayakta kalırken serisini yine aynı senaryo ile bitiriyordu. (Barcelona 3-3, Bayern Münih 1-1.) Manchester United'ın sırrı kaybetmemekti. Barcelona, bir kez hata yaptı. Camp Nou'da Bayern'e kaybetti. Ve Bayern, Manchester United ile birlikte üst tura yükselme başarısını gösterdi. İki takım, Camp Nou'ya o sezonun Final maçında geri döndüler. Bayern, 90. dakikaya 1-0 önde girdi. Ama sonrası mâlum. 90+1 Sheringham ve 90+3 Solskjaer! D Grubu, iki finalist birden çıkarmıştı. Ve -hiç kuşkusuz- bu sayı, izin verilseydi eğer, üç bile olabilirdi!

14 yorum:

Alamet-i Fa®ika dedi ki...

CL İkinci Tur B Grubu:

Barcelona
Liverpool
Roma
GALATASARAY

Bu grubu atlamak imkansızdır.

Jordi Metal dedi ki...

Ayrıca Galatasray'ın geçen seneki Uefa grubu da ölüm gruplarından biri. Düşün grubun favorisi benfica son sırada bitirmişti grubu.

Umutation! dedi ki...

Güzel yazı olmuş. Yazıda bahsettiğin GS - Liverpool maçını geçen gece GSTV verdi, 90 dk boyunca izledim ve Hasan Şaş'a hayran kaldım. Şu anki yerini görünce içi acıyor insanın.

Serhatks dedi ki...

Emeğine sağlık, gerçekten sıkılmadan okudum.

DEMİR dedi ki...

"2001-02 Sezonu'ndaki o unutulmaz ikinci tur grubu, yakın tarihte herhangi bir Türk takımının yer aldığı en dişli topluluk oldu hiç kuşkusuz."

Beşiktaş'ın yer aldığı Barcelona, Leeds, Milan grubu da hiç fena değildi bence.

MuRaTGRB dedi ki...

Benim hayatımda izlediğim en keyifli maçlardan ikisinin sahnelendiği Euro 2008 C grubu benim için ölüm grubunun karşılığıdır.
Maalesef fırtına gibi başlayan portakallar Rusya'yı yöneten Brütüs portakalının (Hiddink) öğrencilerine boyun eğdiler...

Sportman dedi ki...

Yazı çok güzel olmuş. Ama bence Euro 2004'ün D Grubu da olmalıydı. Almanya, Hollanda ve Çek Cumhuriyeti, aynı gruptaydı. Grubun diğer takımı olan Letonya pek umursanmasa da; Almanya, Letonya'yı yenemediği için elenmişti!

gayin-sin.net dedi ki...

Aklımdaki iki ölüm grubunu yazayım.

1974 Dünya Kupası

Almanya, Polonya, İsveç ve Yugoslavya.

(Polonya ve Yugoslavya çok iyi futbol oynayarak gelmişti bu gruba. İsveç de Hollanda'ya yenilmeyen yegane takımdı bir önceki turda. Almanya ise Almanya'ydı. Grubun birincisi Almanya ve ve ikincisi Polonya dünya şampiyonu ve üçüncüsü oldular.)


1982 Dünya Kupası

Almanya, İngiltere, İspanya

(Her ne kadar Brezilya, İtalya, Arjantin grubu gibi olmasa da kağıt üstünde, esasında ondan daha çekişmeli bir grup oldu. Almanya, İspanya'nın İngiltere'ye direnmesi sayesinde yükseldi yarı finale.)

SozenE. dedi ki...

Alamet-i Farika,

Ben de atlamadım. Barcelona, Liverpool ve Roma arasında o olüm korkusunu bizzat yaşayanlardan biri olarak, atlamam imkânsız olurdu. :)

***

Jordi Metal,

Evet, çok keyifli bir gruptu o da.

Aslına bakarsan, listeyi minimize etmeden evvel 20-25 adet grup vardı elimde. UEFA Kupası Grupları'nı biraz arka planda bırakmayı tercih ettim, hakikaten çok sayıda ''ölüm grubu'' olmasına rağmen. Ama haklısın. Güzel gruptu.

Olympiakos, Benfica, Hertha Berlin. Ve son torbadan gelmesine karşın grubu lider tamamlayan Metalist Kharkiv.

***

Umutation!,

Teşekkür ederim.

2001-02 Sezonu'ndaki Şampiyonlar Ligi serüvenine duyulan özlemi tanımlamak kolay değil sanki. Beklentiler yüksek değildi. Ama başarı bir şekilde gelmişti. Hasan Şaş da o takımın yıldızıydı. Bambaşka bir futbol stili vardı. Ne yazık ki; devam eden sezonlarda sürekli kendisini tekrar etti. Günlük başarılar uğruna, iki kanada hapsedildi sürekli. Frank Rijkaard'ın Arda Turan üzerindeki etkisini hissedebileceği -uzun süreli- teknik adamlarla da çalışamadı, Şaş.

Yine de; o sezon ve devamındaki Dünya Kupası performansı, her zaman unutulmazlar arasına girecek.

***

Serhat,

Çok teşekkür ederim, sağol.

***

Demir,

Hakkını vermeye çalıştım kendimce onu da. Beşiktaş özelinde bakılırsa, öyle. Ama genel fotoğrafta Beşiktaş, biraz arka planda kaldı o grupta.

Barcelona, Liverpool, Galatasaray ve Roma grubunda her takımın birincilik için iddiası vardı. Birinci torba takımı Barcelona, son sırada yer alabilirdi. Ve bu kimse için, çok büyük bir sürpriz olmazdı. Sanırım, ölüm grubunun anlatmak istediği biraz da bu.

***

Murat,

Bir numaraya koyar mıyım, emin değilim. Ancak güzel gruptu o da. Hollanda'nın turnuva şanssızlıkları üzerine ayrıca konuşmak lazım. :)

***

Sportman,

Teşekkür ederim.

Böylesi listeleri hazırlarken eksikler mutlaka oluyor. Yukarıdaki 10, kesin bir sonuç değil tabii ki. Bir görüş yalnızca. Yorumlarla birlikte fikir alışverişinde bulunmak ve listeyi tamamlamaya çalışmak mümkün.

Euro 2004, biraz atlanmış gibi aslında. Dışarıdan bakınca görüyorum ben de. A Grubu da var orada. Portekiz, Yunanistan, İspanya ve Rusya! Turnuvanın açılış maçında karşılaşan iki takım Portekiz ve Yunanistan'ın Final karşılaşmasında da birbirlerine rakip olmaları, müthiş bir futbol öyküsü. D Grubu ile ilgili hatırladığım figür, Hollanda ve Çek Cumhuriyeti arasındaki karşılaşma. Bir gün sonra ÖSS'ye girecektim. 3-2'lik harika bir maç izlemiştim. 0-2'den gelen Çek Cumhuriyeti'nde Milan Baros'un iyi performansı da akıllarda tabii.

Euro 2004 özelinde bir liste yaparsak; A Grubu öne çıkar. Fransa, Hırvatistan ve İsviçre'nin bulunduğu B Grubu da fena sayılmaz. Sanırım dört grup da hayli dengeli olmuş, Euro 2004'te.

Selamlar herkese,

Eray.

SozenE. dedi ki...

Melih Abi Selamlar,

Eklemeleriniz için teşekkür ederim.

1974 Dünya Kupası'na toplamda ''Ölüm Turnuvası'' demek de mümkün sanırım. Tam olarak 20 yıl evvel doğmuş olsaydım; bunun için sevineceğim bir şey olurdu, 1974 Dünya Kupası'nı izlemek. (Polonya'nın üçüncülük maçında Rivelino ve Jairzinho'lu Brezilya'yı 1-0 yendiğini de hatırlatmak lazım.)

1982 Dünya Kupası'nı ayrı kılan ise, farklı formatı olsa gerek. Herhangi üç büyük takımın ikinci turda eşleşme ihtimali, başlı başına bir ''Ölüm Grubu'' potansiyeli taşıyormuş adeta.

Saygılarımla,

Eray.

Zenana dedi ki...

tüm o liverpool/roma maçlarının beraberlikle sonuçlanmasını,katiyen uzaktan gol yemeyen monDRAGON'a borçluyuz bence...

Jordi Metal dedi ki...

@Zenana

aslında Zebina2dan son dakika golünü yemeseydik ve Galatasaray tekrar çeyrek finale çıksaydı gerçekten şuanda çok daha farklı bir konumda olabilirdi diye düşünüyorum. O gol içimi çok sızlatan bir goldür, heleki son dakikada hançer gibi yüreğimize saplanması ayrı bir acı veriyor bu acının toplamında.

Zenana dedi ki...

@jordi metal:
zaten uefa'nın o dönem orjinal cl tadı yaşatalım denemesi olmasa(16 takım,sadece şampiyonlar),ilk grupların ardından eleme oynasak,o dirençle her türlü en azından çeyrek finale çıkardı o takım.Bir de 90+2 atlethic bilboa,kaçan kafa vuruşu diye yad etmeden geçemeyeceğim...

Burak dedi ki...

ayrıca euro 96 c grubunda italya'nın son maçta almanya'ya karşı zola'nın penaltı kaçırmasıyla berabere kalıp elendiğini belirtelim.