8 Eylül 2009 Salı

''Polonya'dayız!'': Türkiye v Litvanya, 84-76



Türkiye Basketbol Milli Takımı ile büyük turnuvalar öncesi, pek fazla ilgilenmek gerekmiyor belli ki.

Türkiye, Eurobasket 2009 D Grubu'nda, Avrupa Basketbolu'nun en büyük ekollerinden Litvanya'yı 84-76 mağlup ederek turnuvaya son derece iyi bir başlangıç yaptı.

Rakipte Sarunas Jasikevicius, Arvydas Macijauskas, Rimantas Kaukenas ve Ramunas Siskauskas gibi oldukça önemli oyuncular kadroda değildi. Ama ortada, her şeye rağmen, bir Litvanya gerçeği vardı. Yakın tarihte, her büyük turnuva öncesi, Litvanya'nın önemli eksikleri olduğu konuşulur. Ama o yeşil forma, Türkiye karşısına çıktığında tüm algılamalar değişir. Bu anlamda; 2005 yılında Sırbistan'daki Avrupa Şampiyonası, net bir örnek.

Genç ve tecrübesiz bir kadroyla geldiği söyleniyordu, Litvanya'nın. Türkiye, rakibine karşı Avrupa Şampiyonaları'ndaki şanssızlığını kırabilirdi artık. Beklentiler hayli yüksekti Milli Takım'dan. Ancak C Grubu'nun ilk maçında karşılaşan iki takımdan Litvanya, baştan sona önde götürdüğü mücadeleyi 87-75'lik skorla kazanacaktı. EuroBasket 2005'teki o Litvanya mağlubiyeti ile başlayan süreç, takım içi çekişmelerin de ayyuka çıkmasına neden oldu daha sonra. Türkiye, turnuva boyunca, sadece Bulgaristan'ı uzatma devresi sonunda yenebildi.

Litvanya'nın ruhanî üstünlüğü, darmadağın etmişti Milli Takım'ı. Biraz daha geriye gitmek mümkün aslında. Eurobasket 1999 Fransa. İkinci Tur F Grubu'nun ilk maçı. Rakip Litvanya. Ve belki de, Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük hezimetlerden birini yaşadığı karşılaşma. Litvanya, sahadan sildiği Türkiye'yi 74-48 mağlup ediyordu. (Arvydas Sabonis'in tek eliyle Türkiye savunmasını çaresiz bıraktığı sahne, hâlâ gözler önünde olmalı.) Ama kolay kurtulamak yoktu. Litvanya ile Türkiye, aynı turnuvada 5.-8.'lik klasman maçlarında da rakip olacaklardı birbirlerine. Litvanya, yine birkaç adım daha öndeydi Türkiye'den. 80-56 sona eren maçın her saniyesi ısdıraptı Milli Takım adına.

Litvanya'nın Türkiye önünde kesin dominasyonu söz konusuydu. Kulüp takımlarına bile sirayet etmişti bu durum. Dolayısıyla; 2006 Japonya'da Litvanya'nın grubuna düşünce Türkiye, beklentiler minimize edildi.

Enteresan bir spor ülkesiyiz. 2005'te takım içerisinde oluşan depremin hemen arkasından Türkiye, Japonya'daki Dünya Şampiyonası'nda son derece keyifli bir basketbol oynuyordu. Yunanistan, Litvanya, Brezilya, Avustralya ve Katar ile aynı gruptaydı, Türkiye. İlk bakışta müthiş bir beşliydi bu. Ve kötü haber! Grubun ilk maçında Türkiye, Litvanya karşısına çıkacaktı. İşte; ironi de burada. Litvanya önünde 2005 yılından önceki son yedi mücadeleden mağlubiyetle ayrılan Türkiye, rakibini bu defa 76-74 ile yenme başarısını gösteriyordu.

Yaz mevsimine renk katmıştı Türkiye, bu galibiyet ile. Litvanya karşısında kazanılan galibiyet ve daha önemlisi özgüven sayesinde devam eden fikstürdeki Avustralya ve Brezilya maçları da kayıpsız geçiliyordu. Dördüncü maç günündeki rakip, Katar'dı. Litvanya'nın 24 saat evvel 41 sayı fark attığı Katar önünde rahat kazanmalıydı Türkiye. Ama son çeyreğe kadar devam etti mücadele. Neyse ki; 76-69'luk skorla istenilen alındı. Japonya'ya minimum beklenti ile giden ''12 Dev Adam'', gruptaki ilk dört karşılaşmada hata yapmazken beşinci maç gününde Yunanistan'a üçüncü çeyrekteki tutukluğundan dolayı 76-69 kaybediyordu.

Türkiye, Japonya'da Litvanya ile iki defa karşılaştı. 5.-8.'lik klasman maçlarında Litvanya önüne çıkan Türkiye, son çeyrekteki müthiş geridönüşü ve uzatmalarda sağladığı büyük üstünlük ile sahadan 95-84'lük skorla galip ayrılmayı başardı. Harika bir performanstı bu. Belki de; Litvanya özelindeki o kötü psikoloji, yerini özgüvene bırakıyordu artık.



Fransa 1999'dan Polonya 2009'a: Türkiye, Litvanya'ya Karşı!

EuroBasket 2009 Polonya'da grubundaki ilk maçta Litvanya ile karşılaşan Türkiye, son derece olgun bir oyun sonrasında, mağlup etti rakibini.

Türkiye, yine fazlası ile eleştiriliyordu. Madalyayı bırakalım, muhtemel ikinci tur grubundaki geleceği üzerinde bile fikir birliği yoktu. Bogdan Tanjevic'in tercihleri, Kaya Peker ile Mehmet Okur'un Milli Takım'da olmayışları, Kerem Gönlüm'ün yaşadığı talihsiz olaylar ve maç günü Ömer Onan'ın hastalığı. Hepsini üst üste koyunca... Türkiye'nin gerçek anlamda ekstra katkılara ihtiyacı olacaktı Litvanya karşısında.

Arka alanda Kerem Tunçeri ve Engin Atsür ikilisi ile başladı, Bogdan Tanjevic. Hidayet Türkoğlu, üç numaradaydı. Ersan İlyasova ise, ait olduğu yerde. Pota altında Ömer Aşık'ın yanında yer alıyordu. Maçın hemen başında son derece konsantre bir Milli takım vardı sahada. Ersan İlyasova, harika başlamıştı. Hidayet Türkoğlu ise, Orlando Magic kariyerinin kazandırdıklarından bir demet sunuyordu izleyenlere. Tam bir lider edasında yönetiyordu takımı. Ersan ile Hidayet'in skor katkılarına Engin Atsür ve Kerem Tunçeri, sistematik katkılarda bulundular. Bu bölümdeki tek sorun, Ömer Aşık oldu.

Erken faul problemine girmişti, Ömer. Basketbolundaki en büyük sorun belki de. Savunmada rakibini gereğinden fazla yakın kontrol eden Ömer Aşık, arka arkaya fauller alarak erken devre dışı kalmıştı. Litvanya, hücumda kötü başladığı maçta ilk periyodun ikinci bölümünde rakibini yakalamayı başardı. Ve bu bölümü 22-19'la önde geçti. Ekstra skor katkısına ihtiyacı vardı Türkiye'nin. Ömer Aşık ve Semih Erden'in faul problemlerinden dolayı süre alma şansı bulan Oğuz Savaş, hücumda önemli işler yapacaktı. Ancak savunmada takım olarak yeteri kadar sertlik gösteremiyordu, Türkiye.

Linas Kleiza, ilk çeyrekte Hidayet Türkoğlu'nun birebir savunmasından kurtulamamıştı. Devre boyunca, son derece iyi kontrol edildi Kleiza. Ancak Litvanya da Marijonas Petravicius üzerinden ekstra sayıları buldu. Takımlar, soyunma odasına 39-39 ile gittiler.

İkinci yarıya hem Litvanya, hem de Türkiye etkili savunmalar başlayacaktı. İlk iki dakikadan sayı çıkmasa da sessizliği, Ender Arslan bozdu. Üçüncü çeyreğin ilk bölümünde iyi bir sekans yakalayan Türkiye, kısa oyuncuları Ender Arslan ve Sinan Güler'den toplam dokuz sayılık bir katkı aldı. Özellikle Sinan Güler'in bu zaman diliminde gösterdiği reaksiyon ilgi çekici. Arka arkaya gönderdiği iki isabetli dış atışın ardından Litvanya'yı mola almaya zorladı, Sinan. Türkiye adına kötü haber, Linas Kleiza idi. İlk yarıyı sayı kaydedemeden tamamlayan Linas Kleiza, devreye girmeye başlamıştı.

Kleiza'nın Litvanya hücumlarında topla buluşması, fena da sayılmazdı aslında. Milli Takım, rakibinin pota altındaki üstünlüğüne sertlik göstererek cevap vermek istiyordu. İlk yarıyı 15 sayı ile kapatan Marijonas Petravicius'un sürpriz katkısı, durdurulmuştu. Ve bu, Linas Kleiza'nın 10-15 sayı atmasından daha önemliydi. Ersan İlyasova ve Hidayet Türkoğlu'nun yanına Ender Arslan, Oğuz Savaş ve Sinan Güler'in performansları eklenince son derece güzel bir tablo çıkmıştı ortaya. Ama yine de vurup geçmek lazımdı. Son çeyreğe 63-58 önde gidiyordu, Türkiye.



Dördüncü Çeyrek: Türkiye'nin Psikolojik Savaşı

Japonya 2006'da kazanırken Türkiye, ülkemiz sporuna tesir eden o kaotik yapıdan beslenmişti. İşler kötüye gittiğinde yine mantalite kayboluyordu. Ama bir şekilde iz bırakıyordu, Türkiye.

Dün akşam, bu anlamda biraz farklı. Bogdan Tanjevic, yakın zamandaki en iyi antrenörlük performansını sergiledi Litvanya karşısında. Bir ara; Hidayet Türkoğlu, iki numaraydı. Ersan İlyasova, üç. Ve Ömer Aşık geri dönmüştü. İlk çeyrekteki Ömer'den tamamen farklı bir görüntü koyuyordu ortaya. Ender Arslan, sistem içerisinde kaldı. Ömer'i çok iyi besledi bu bölümde. Savunmada sertlik gösteren Türkiye, son iki dakikalık sekansa 10 sayı farkla önde girdi. İşin psikolojik tarafı ise, önemli. Herhangi bir oyuncumuzun elini titremedi. Serbest atış kaçırılmadı neredeyse. Bu duruş, oldukça kıymetli.

Japonya 2006'da olduğu gibi Polonya 2009'a da Litvanya galibiyeti ile başladı, Türkiye. Milli Takım'da Hidayet Türkoğlu 6-12 saha içi isabeti, 19 sayı ve 3 ribaund, Ersan İlyasova 6-13 saha içi isabeti 17 sayı ve 6 ribaund, Ender Arslan 16 sayı (9-10 serbest atış isabeti) ve Oğuz Savaş da 4-8 saha içi isabeti üzerinden 10 sayı ile oynadı. Barış Hersek dışındaki (2 dakika) 10 oyuncu, en az 12 dakika süre alırken bu isimlerin tamamı Türkiye adına skora katkıda bulundu. Litvanya'da en skorer oyuncu 21 sayı ile Marijonas Petravicius oldu. Galatasaray'ın yeni transferi Simas Jasaitis ise, kritik anlardaki üç sayı isabetleri ile (4-4) etkili olurken karşılaşmayı 14 sayı ile tamamladı.

Türkiye, Litvanya'ya karşı Avrupa Şampiyonları Tarihi'ndeki ilk galibiyetini sonunda alabildi. Japonya'dakileri de hesaba katarsak, rüzgârın bizim lehimize döndüğünü söylemek mümkün.

84-76 ile turnuvada kaldı, Türkiye. 20 Eylül'e kadar Polonya'daki mücadelesini sürdürmesi muhtemel. Bu anlamda, C Grubu'ndaki gelişmeleri de incelemek gerekebilir. Sırbistan'ın yeni jenerasyonu, turnuvanın en büyük favorisi İspanya'yı 66-57 mağlup etti. İspanya gibi çok sayıda skor opsiyonu bulunan bir takımı 57 sayıda tutmak, hakikaten inanılmaz bir başarı. Sırbistan, dev bir avantaj kazandı. Diğer maçta Slovenya, Büyük Britanya'yı 72-59 ile geçti. Gruplarda alınan galibiyetlerin ikinci tura taşınacak olması, ilk maç gününde elde edilen sonuçların değerini biraz daha artırıyor.

Türkiye'nin gruptaki ikinci maçı, TSİ 22.15'te Bulgaristan'a karşı.

2005 yılında ancak uzatma devresi sonunda mağlup edilebilen Bulgaristan, ev sahibi Polonya karşısında rakibin etkili savunmasına takıldı. Hücum opsiyonları sınırlı. Litvanya karşısında alınan galibiyetin getirdiği özgüven ve maç konsantrasyonu, Bulgaristan önünde kazanmanın en büyük sırları. Eylül ayımıza renk gelsin. Madalya da doğal bir sonucu olarak çıkar ortaya zaten daha sonra.

1 yorum:

Taylan Özgür Topçuoğlu dedi ki...

Ersanın boş şutlarda potaya yönelmesi hemde inatla bence yanlış tercihlerdi