10 Eylül 2009 Perşembe

Son 8'e Dev Adım: Polonya v Türkiye, 69-87



Türkiye, EuroBasket 2009'daki radikal performansına ev sahibi Polonya karşısında da devam etti.

Maç öncesi, elimizde Polonya ile ilgili bazı bilgiler vardı. Sert bir ekipti evvela. Özellikle ön alan savunmasında iki önemli oyuncuya sahiplerdi: Maciej Lampe ve Marcin Gortat. Gruptaki ikinci maçında Litvanya'yı mağlup ederken Polonya, Lampe ile Gortat toplamda 37 sayı ve 27 ribaundluk bir katkıda bulunmuşlardı takımlarına. Polonya'nın boyalı alan dışındaki en etkili silahı, ABD'li David Logan'dı. Ev sahibi ekibin en skorer oyuncusu konumundaydı, Logan. Büyük resimde ise, yalnızca dört oyuncusundan skor katkısı alan bir takım olarak görülüyordu, Polonya.

Bulgaristan karşısında 90-78 kazanılan ilk maçta Polonya adına en fazla skor üreten oyuncu David Logan oluyordu. 23 sayı ile oynayan Logan'ın hemen arkasında 22 sayılık performansıyla Michael Ignerski vardı. Maciej Lampe (17) ve Marcin Gortat (16), Polonya'da çift hanelere çıkan diğer oyunculardı. Bulgaristan potasına gönderilen 90 sayıdan 78'i bu dört oyuncudan gelirken kenardan oyuna katılan isimlerden sadece Szymon Szewczyk (4 sayı) skora katkıda bulunabiliyordu. 86-75 kazanılan Litvanya karşılaşmasında da değişmedi bu durum: Maciej Lampe (22 sayı), David Logan (19), Michal Ignerski (16), Marcin Gortat (15), Krzysztof Szubarga (12). Bench katkısı, Krzysztof Roszyk'dan gelen iki sayıda kalmıştı.

İki takım sahaya çıktığında, karşılaşmayı NTV için yorumlayacak olan antrenör İhsan Bayülken, Türkiye'nin ilk defa Polonya gibi düzenli ve planlı bir takım ile oynayacağını söylüyordu. Haklıydı. EuroBasket 2009'daki diğer iki rakipten farklıydı, Polonya. Ama bunu avantaja dönüştürmek de Türkiye'nin elindeydi. Bu anlamda, son derece iyi bir başlangıç yapıldı. Polonya'nın ruhanî liderleri, Maciej Lampe ve Marcin Gortat. İki oyuncunun varlığı, Polonya'nın oyunda kalmasını sağlardı. Ve bu isimler, takım rotasyonu adına son derece büyük önem arz ediyorlardı. Ömer Aşık kullanıldı ilk bölümde. Ömer, pota altında topla buluştu sürekli. Önce Maciej Lampe, ardından Marcin Gortat'a birer faul yaptırdı.



Stratejik başlangıç, hakikaten fark edilmeyecek gibi değil. Ömer ile rakip pota altı işlenmeye devam edildi. Lampe, kısa süre içerisinde bir faul daha yaptı. Ve Polonya'nın o kendine has planları sarsılmaya başladı.

Maciej Lampe, ilk çeyreğin bitimine 2:35 kala kenara geldi. Söz konusu sekans içerisinde Türkiye, bir şeyi daha iyi yapıyordu. David Logan'ı topla buluşturmamak son derece önemliydi. Ve turnuvanın ilk iki gününde sahaya çıkmayan Ömer Onan, bu konuda oldukça başarılı görünüyordu. Topa yapılan baskı sonrasında Katzurin, saha içerisinde yenilikler aramayı sürdürdü. Logan'ın daha fazla top alabilmesi adına ABD'li oyuncusunu bir numaraya çekti. Ama ilk çeyrekte istediği istikrarı da bir türlü yakalayamadı.

Polonya'nın Bulgaristan ve Litvanya galibiyetlerinde bir şifre daha görmek mümkün. Ev sahibi avantajı ile oluşturduğu atmosfer sayesinde, skorda kısa süreler içerisinde önemli avantajlar yakalayabiliyordu Polonya. Bulgaristan karşısında birinci çeyreğin son bölümünde 17-16 önde iken başladıkları koşuyu 44-25'e kadar taşımışlardı. Litvanya önünde zafere giden yolu ise, dördüncü çeyreğin hemen başında bulacaklardı. Litvanya, skordaki farkı 62-54'lük skorla tek hanelere kadar indirmişti; ama Polonya, duruma reaksiyon gösterdi. Michal Ignerski'nin arka arkaya isabetli üç üçlüğünün bulunduğu 2 dakika ve 45 saniye içerisinde 11-2'lik bir seri yakalayarak vurup geçti Litvanya'yı.

Türkiye, yapmış olduğu hızlı başlangıç ile Polonya'ya bu anlamda da bir mesaj veriyordu. Pota altı savunmasında zayıflayan rakibin hamle eksiklerini hücumda çektiği ribaundlarla değerlendiren Türkiye, ev sahibinin taraftarı ile oluşturacağı muhtemel bağı da tam ortasından kesmişti. İlk çeyreğin bitimine 2:07 kala 21-11 ile öne geçiyordu, Türkiye. Ömer Aşık, bu bölümde 10 sayıyı bulmuştu bile. 24-17 önde geçilen birinci periyodun ardından Milli Takım, Polonya'nın potansiyel cevabını da karşılamak zorundaydı. Devrenin bitimine 3:54 kala Polonya, Ignerski'nin serbest atış isabeti ile farkı on sayıya indirdi (28-38). Ve beklenen reaksiyon geldi Türkiye'den.



2 dakika ve 45 saniye. İroni değil mi? Polonya'ya sayı izni vermedi Türkiye, bu süre içerisinde. Ve ikinci çeyreğin ilk yedi dakikasında rakibini 11 saniyede tuttu. 7-0'lık seri, skoru Türkiye lehine 45-28'e kadar getirdi. Devre sonunda arka arkaya gelen iki üçlük Polonya adına ikinci yarı için umut ışığı oldu.

Ev sahibi ekiplerin son saniyede buldukları herhangi bir üç sayılık basketin ne anlama geldiğini, EuroBasket 2001'deki grup maçlarından dolayı, en iyi Türkiye'nin bilmesi gerekiyordu. Geri dönmek isteyecekti, Polonya. Ve üçüncü çeyreğin ilk bölümü, Türkiye adına tam bir karakter sınavı olacaktı. İlk yarıda hayalkırıklığı yaratan Maciej Lampe önderliğinde tribünlerin beklediği hareketlilik sahaya taşınıyordu. 4 dakika ve 20 saniyelik kısa bir süre içerisinde 9 sayı birden üretmişti Lampe. Bu bölümde takımının bulduğu diğer 7 sayının 5'inde ise asisti yapan oyuncuydu.

Avrupa Şampiyonası'nda bir deplasman maçına çıkıyor ve ikinci yarının başındaki 11 sayılık skor avantajınızın üzerine rakibiniz -4:40 içerisinde- 16 sayı birden buluyorsa, toparlanmanız kolay olmaz. Bu anlamda, Polonya'nın bu atağına 11 sayı ile cevap veren Türkiye'nin yaptığı önemli bir iş. Turnuvanın ilk iki gününde oldukça kötü performans gösteren Semih Erden'in üç sayılık oyunu, Kerem Tunçeri'nin üç sayılık isabeti ve Ersan İlyasova'nın beş sayısı. Önce oyun içerisinde kaldı, Türkiye. Ardından Polonya'nın direncini ikinci kez kıran seriye başladı. Kenardan gelen Ender Arslan'ın başarılı oyun kuruculuğu sayesinde Türkiye, 10-3'lük reaksiyon ile skoru 66-53'e taşıdı. Ignerski'nin basketi sonrası da dördüncü çeyreğe 66-55 ile girdi.

Maçı bitiren hamle, dördüncü çeyreğin ilk yarısında geldi. Polonya ve Türkiye arasındaki en büyük fark çıktı ortaya. Türkiye'nin en büyük iki yıldızı Ersan İlyasova ve Hidayet Türkoğlu. Polonya'nın ise, Maciej Lampe ve Marcin Gortat. Biraz da David Logan. Ancak Türkiye, her akşam ayrı bir kahramana sahip olabilir. (Litvanya: Ender Arslan 16 sayı ve Oğuz Savaş 10 sayı, Bulgaristan: Ender Arslan 17 sayı, Sinan Güler 14 sayı ve Kerem Tunçeri 7 asist.) Dün akşamki Polonya karşılaşmasında Hidayet Türkoğlu, uzun süre inisiyatif kullanmadı. Ama gereken anda sahne aldı. Bitime 6:35 ve 6:04 kala iki üçlük gönderdi Polonya potasına. Ve Türkiye'nin 19-4'lük inanılmaz serisine katkıda bulunmuş oldu.



87-69 kazandı Türkiye. Kelimelerle anlatılamayacak kadar değerli bir galibiyet bu. Bulgaristan galibiyeti sonrası, II. Tur için önemli bir adım atmıştı. Polonya ile Çeyrek Final için.

F Grubu'na lider olarak gidiyoruz. Grupta iki galibiyeti bulunan tek takım Türkiye. Averajı pozitif olan iki takımdan biri aynı zamanda. Altı takımlı grupta ilk dört sırayı alacak ekiplerin Çeyrek Final'e yükseleceğini düşünürsek; Son 8 için İspanya, Sırbistan ve Slovenya gibi son derece güçlü olan üç rakipten alınacak bir galibiyet bile yetebilir. İlk karşılaşma, cumartesi akşamı TSİ 16.45'te C Grubu'ndan üçüncü olarak gelen İspanya ile. Bu maçtan sonra gerçekleşecek Polonya - Sırbistan ve Litvanya - Slovenya eşleşmelerinin skorları da yol haritamız adına oldukça önemli.

İyi başladık, iyi gidiyoruz. II. Tur'da rakipler oldukça zorlu. Ama Çeyrek Final şansımız bâki. Oraları konuşmak, yazmak da heyecanlı olacaktır. Son güne kadar kalalım Polonya'da. Devam etsin bu coşku.

3 yorum:

Aceto Balsikimo dedi ki...

http://acetobalsikimo.blogspot.com/2009/09/polonya69-turkiye87.html

DaesAgelmar dedi ki...

Oyun için eleştireceğimiz çok fazla bir nokta yok. Genel olarak çift oyun kurucu ile oynadığımız dönemlerde topu daha etkili bir biçimde hedeflenen hücum setindeki oyuncuyla buluşturuyoruz. Benim dikkatimi çeken 2-3 dk periyotlarla oyuncularımızın topu izleyip statik kalmaları. Ersan birebir oynarken de, ender içeri hareketlenirkende bir alan boşaltma , bir hazırlık çabası göremiyorum. Elem grubunda İspanya slovenya ve sırbistanla oynacağız. Basketbol IQ'ları yüksek biraz da oyunun pis taraflarını bilen takımlara karşı kaotik savunma ve hucm gücümüzü ortaya koyarsak beklendiği gibi yara almadan bir üst tura çıkma şansımız olabilir. Bizim için en önemli konu savunmada faul yapmadan agresif bir oyun ortaya koyarken hucumda kesinlikle statik olmayıp gerekirse NCAA maçıymış gibi çok adamla oynayarak konsantrasyon seviyesini düşürmemek

dejavu dedi ki...

İspanya ile oynayacağımız maç mental açıdan da gelişim gösterip gösteremedimizin en net belirleycisi olucak bence. Skordan bağımsız konuşuyorum, son saniye basketi ile yenilirsin yenersin olay o değil, sahada gösterdiğimiz karakter çok çok önemli olacak İspanya karşısında.

İyi başlarsan iyi gider klişesine inanmanın tam zamanıdır, yürüyelim finale kadar.