13 Ekim 2009 Salı

NBA 2009-10 Sezonu: Chicago Bulls



Chicago Bulls, Michael Jordan'ın basketbolu bırakması sonrasında yaşanılan travmadan ancak 2004-05 Sezonu'nda çıkabilmişti.

Jordan ile şampiyonluğa ulaştığı 1997-98 Sezonu'nun ardından sırasıyla 13, 17, 15, 21, 30 ve 23 galibiyette kalan Chicago Bulls, 2005 NBA Playoffları'na 47 galibiyet ve 35 mağlubiyetle giriyordu. Doğu Konferansı'nda dördüncü sırayı kazanabilmek adına yeterli bir dereceydi bu. Ertesi sezon gelen 41-41 ile de Doğu Konferansı'nın yedinci sırasından Playofflar'a kapağı atmayı başarmıştı, Chicago Bulls. Ancak ne var ki; 2005 Playoffları'nda Washington Wizards ve 2006 Playoffları'nda Miami Heat'e altışar maç sonunda elenmekten kurtulamayacaktı.

2006-07 Sezonu'nda başarılı çizgisini devam ettiren bir Chicago Bulls vardı. Michael Jordan ile yaşadığı günlerdeki kadar olmasa da mutlu sayılırdı yeniden. Normal sezonda alınan 49 galibiyet, Chicago Bulls'u Doğu Konferansı'nın en başarılı üçüncü takımı yapmıştı. Ama önündeki iki rakip ile, Detroit Pistons (53-29) ve Cleveland Cavaliers (50-32), aynı grupta yer alıyor olmasından dolayı, kurallar gereği, Playoff resminde beşinci sırayı elde ediyordu. 2007 Playoffları'ndaki ilk engel Miami Heat oldu, Chicago Bulls adına. Bir sezon önce ancak iki maç alabildiği Miami Heat'i -saha dezavantajına rağmen- 4-0 ile süpüren Bulls, Playoff serisi kazanarak bir seviye daha atlamayı başarmıştı böylece.

Miami Heat sonrası Detroit Pistons, Chicago Bulls'u 4-2 ile geçecekti. Yine de; Bulls'un geldiği seviye, hiç fena sayılmazdı. 2007-08 Sezonu'ndaki beklentilerin artması ise, elde edilen başarılarla doğru orantılıydı. Arka arkaya üç sezon Playoff yapmıştı, Chicago Bulls. Ve buralarda kalması gerekiyordu. Ya da daha ileri gitmesi. Ama olmadı. Sezonun ilk 12 maçında yalnızca 2 galibiyet alabilen Chicago Bulls, 25. maçın ardından (9-16) antrenör Scott Skiles ile yollarını ayırmak durumunda kaldı. Bir maçlık Pete Myers macerası sonrasında ise, takımın başına geçici olarak Jim Boylan getirildi. Toparlanamadı, Bulls. 2007-08 Sezonu, 49 mağlubiyet ile geçildi.

2008-09 Sezonu öncesi, beklentiler düşmüştü bir kez daha. Sezon sonu itibari ile görevi bırakan Jim Boylan'ın yerine çaylak antrenör Vinny Del Negro geliyordu. Del Negro'nun tecrübe eksikliği ise; Bernie Bickerstaff, Del Harris ve Bob Ociepka gibi değerli antrenörler ile kapatılacaktı.



2008-09 Chicago Bulls: İki Yüzü Olan Bir Sezon. All-Star Öncesi ve Sonrası.

Chicago Bulls'un 2008-09 Sezonu kadrosundaki tek çaylak Vinny Del Negro değildi!

2008 NBA Drafti'nde bir numaradan oyuncu seçme hakkına sahip olan Chicago Bulls, NCAA'de Memphis Tigers forması ile Final oynayan Derrick Rose'u kadrosuna katıyordu. Rose, her ne kadar bir yıllık kolej kariyerini Memphis'te geçirmiş olsa da, Chicagoluydu. Ve muhtemelen yeni takımına hiç yabancılık çekmeyecekti.

Chicago Bulls'un ölü sezondaki diğer gündem maddeleri, Luol Deng ve Ben Gordon üzerine oluşuyordu. İki oyuncu da 2004 yılında NBA'e giriş yapmıştı. Dolayısıyla; NBA'deki beşinci sezonlarından önce, Chicago Bulls ile görüşme odasına gireceklerdi. (Dört yıllık çaylak kontratının ardından gelen sezonda takımlar, oyuncularını Qualifying Offer ile oynatabiliyorlar. Ancak QO süresi, bir sezon. Bu süre içerisinde oyuncu isteği dışında takas edilemiyor. Ve bir sonraki sezon için sınırsız serbest hâle geliyor.) Bulls, Luol Deng ile 6 yıl için 71 milyon dolarlık bir kontrat üzerinde anlaşırken Ben Gordon, aynı süre içerisinde kendisine teklif edilen 59 milyon doları kabul etmiyordu.

2008-09 Sezonu için kazanabileceğinin çok altında bir fiyata (6,4 milyon $) imza attı, Gordon. QO, riskliydi her zaman. NBA'deki beşinci sezonunda QO ile sözleşmelerini uzatan oyunculardan önemli bölümü, konsantrasyonlarını koruyamamıştı geçmişteki örneklerde. Ben Gordon'ın QO şartlarında imzaladığı kontrat sonrasında göstereceği performans, Chicago Bulls özelinde sezonun en büyük soru işaretlerinden biri olarak kabul edilebilirdi. Ya umursamaz olacaktı, Ben Gordon. Ya da 2009-10 Sezonu ve ilerleyen yıllarda daha iyi bir sözleşme yapabilmek için yüksek performans gösterecekti. Sorunun cevabını ancak sezonun devam eden bölümünde alabilirdik tabii.

Düşen beklentiler, yaz mevsimindeki kontrat sorunları, çaylak antrenör ve çeşitli nedenler... Bulls, 2008-09 Sezonu'nun ilk bölümünde, yine hayalkırıklığı yaratıyordu.

2009 NBA All-Star arasına 23-30 ile girecekti, Chicago Bulls. Genel Menajer John Paxson, bu işin üstesinden gelmeliydi bir an evvel. Takas mevsiminin son günü Bulls, üçlü bir takasa girdi. Sacramento Kings, NBA'deki diğer takımların gözdesi durumundaydı. All-Star gecesine dek yaptığı 54 maçtan yalnızca 11 galibiyet çıkarabilerek bu alanda NBA'in en başarısız takımı olan Kings, kadrosunda bulundurduğu değerli oyuncular nedeniyle göz hapsine alınmıştı. Ama John Salmons ve Brad Miller, birçok takım tarafından istenilmelerine rağmen, Chicago Bulls'a transfer olacaklardı.

Chicago Bulls, Sacramento Kings ve Portland Trail Blazers. Gelen ve gidenlere bakalım öncelikle. Chicago Bulls ve Sacramento Kings arasındaki görüşmeler sonunda Brad Miller ile John Salmons Chicago Bulls'a geçmişlerdi. Bulls, bu iki oyuncu karşılığında Kings'e Andres Nocioni, Drew Gooden, Cedric Simmons ve Michael Ruffin'i veriyordu. Sacramento Kings ile Portland Trail Blazers takımları ise, Michael Ruffin ve Ike Diogu'nun takası konusunda anlaşacaklardı. Tüm bunların ardından üçlü bir takas çıkıyordu ortaya. Hiç kuşkusuz; takasın en kârlı takımı ise, Chicago Bulls oluyordu.

John Salmons, senede 5,1 milyon dolar vererek maç başına ortalama 18,3 sayılık katkı alabileceğiniz bir oyuncuydu. Ve bunları yaparken saha içerisinden %47,2; yayın gerisinden de %41,8 ile hücum edebilirdi. Bu anlamda; kendisine Portland Trail Blazers, Oklahoma City Thunder, Dallas Mavericks ve San Antonio Spurs gibi takımların talip olması, sürpriz sayılamazdı. Brad Miller'ın katılımı da, John Salmons ile birlikte, Chicago Bulls'a kısa vadede kesin başarı getirebilirdi. Miller'ın pota altındaki pas yeteneğine ihtiyacı vardı Chicago'nun. Joakim Noah ve Tyrus Thomas gibi son derece atletik, genç ve ateşli oyuncuların yanında Miller, seçme şansı sağlayabilirdi yeni takımına. Tabii, bir de tecrübesi... Playoff yarışı için ciddi bir kozdu.



Takasın bir diğer önemli sonucu ise, Chicago Bulls'un geleceği ile ilgiliydi. Uzun vadede de kârlı çıkabilirdi, Chicago Bulls.

Hakları Sacramento Kings'e devredilen Drew Gooden'ın sözleşmesi, sezon sonu ile birlikte nihayete eriyordu. Sınırsız serbest kalacaktı, Gooden. Açıklamaları da bu hakkını kesin olarak kullanacağı yönündeydi. Takım içerisindeki rahatsızlarını sürekli gündeme getiren Gooden'ın elden çıkarılması ve bu işlem gerçekleşirken karşılığında bir şeylerin alınması, Chicago Bulls adına harika bir gelişmeydi kesinlikle. Andres Nocioni ise, beş yıllık kontratının yalnızca bir senesini doldurmuştu. Ve 2010 Yazı'ndaki dalganın içerisinde kendisine bir yer edinmek isteyen Bulls adına, sorun yaratabilirdi.

Üçlü takas sonrası takıma katılan Brad Miller'ın sözleşmesi, 2010-11 Sezonu sonunda bitiyordu. Evet, bir işaret. Miller sayesinde 12,5 milyon dolarlık bir boşluğa sahip olacaktı, Chicago Bulls. Tıpkı New York Knicks'e gönderilen Larry Hughes örneğinde olduğu gibi. (2009-10 Sezonu'nda 14 milyon dolarlık kontrata sahip olan Hughes ve Bulls arasındaki anlaşma, 2010-11 Sezonu öncesinde sona eriyordu.) Chicago Bulls, takas olması beklenen Kirk Hinrich'i kadroda tutacaktı. John Salmons'ın gelmesi ile birlikte arka alanda oluşan Kirk Hinrich, Ben Gordon, Derrick Rose, John Salmons rotasyonu, Hughes'ün Knicks takasını mümkün kılmıştı.

New York Knicks'e gönderilen Larry Hughes karşılığında alınan Tim Thomas, Anthony Roberson ve Jerome James'in sözleşmelerindeki detaylar da Chicago Bulls'u rahatlatacak cinstendi. 2010-11 Sezonu öncesi için tabii. (Tim Thomas'ın kontratı ''buy-out'' imkânı sağlıyordu Bulls'a. Jerome James ise, 2009-10 Sezonu'ndan sonra serbest kalacaktı.) Sonuç olarak; küçük küçük hamleler ile hem uzun, hem de kısa vadede avantajlı duruma geçmişti. Ki ''kısa olanı'' için karşılığı, ivedilikle alınacaktı. All-Star arasına 23-30 ile giren Chicago Bulls, sezonun devam eden bölümünde 18-11 ile Playofflar'a yedinci sıradan girmeyi başarıyordu.

2009 Playoffları'ndaki rakip, bir sezon öncesinin NBA Şampiyonu Boston Celtics olacaktı. Ama öncesinde normal sezonun son günündeki hareketliliğin üzerinden bir geçmek lazım.



2009 NBA Playoffları: Tüm Zamanların En İyi I. Tur Eşleşmesi

Chicago Bulls, Şubat ayındaki oyuncu hamlelerinin ardından yakaladığı rüzgârı sezonun son bölümünde oldukça şiddetli şekilde almıştı arkasına. Son 16 maçta alınan 12 galibiyet vardı ortada. Nisan ayındaki durum ise şu şekildeydi: 5-1.

Ama o tek mağlubiyet, Bulls'un Playofflar'daki tüm kaderini değiştierecekti. Sezonun son maçında iddiasız Toronto Raptors ile evinde karşılaşan Chicago Bulls, sezon boyunca çokça yaptığı gibi United Center'dan galibiyet çıkarması durumunda Doğu Konferansı'nı altıncı sırada tamamlayacak ve Orlando Magic'in rakibi olacaktı. Hatta muhtemel bir mağlubiyette bile, Cavaliers'ın Philadelphia 76ers'ı mağlup etmesi şartıyla yerini koruma şansı vardı. Beklenmeyen ihtimaller gerçekleşti. Philadelphia, Ohio deplasmanında kazandı. Bulls ise, iç sahada Raptors'a 109-98 kaybetti. Ve Bulls, üçüncü sıradaki Magic yerine Cavaliers'ın ardından Doğu Konferansı'nı ikinci basamakta tamamlayan Boston Celtics ile eşleşmek durumunda kaldı.

Bu noktada, geçtiğimiz sezonki ''2009 Playoffs, Bulls vs. Celtics: En Özel Beş An!'' başlıklı yazıyı devreye sokalım. Tekrar olmasın.



Chicago Bulls 2009-10 Ölü Sezon: Ben Gordon <-> Detroit Pistons

Ben Gordon ve Chicago Bulls birlikteliğindeki son sezondu, 2008-09. Aslında mevsim başında Gordon tarafından kabul edilen ''Qualifying Offer'', sonun başlangıcıydı. Öyle ki; efsanevî Celtics eşleşmesi bile, yeterli olmayacaktı Gordon'ın Bulls ile olan ilişkisinin devam edebilmesi için.

Dönelim tekrar sezon öncesine. Gordon, Qualifying Offer (6,4 milyon $) sonrası, sezon boyunca şüpheye yer vermeyecek harika bir sekans yaşadı. NBA'de beşinci yılını QO ile geçiren tüm oyuncular arasındaki en unutulmaz performanstı belki de. Normal sezonu maç başına 20.7 sayı ortalaması ile tamamladıktan sonra, yedi maça (sekiz de diyebiliriz) uzayan Boston Celtics serisinde 24.3'e kadar yükseldi, Ben Gordon. Luol Deng için ayrılan 71 milyon $ ve sezon içerisinde kenar oyuncusu hâline gelen Kirk Hinrich'in sezonluk ortalama 9 milyon $ tutarındaki sözleşmesi, John Paxson'ın elini bağlamıştı ama.

Ben Gordon ile yeniden anlaşması durumunda Chicago Bulls, oyuncusuna her yıl için yaklaşık 10-11 milyon $ vermek durumunda kalacaktı. Hâlihazırda kadrodaki oyuncularına toplam 63,881,972 $ ödeyen Bulls adına Gordon ile sözleşme yenilemek, lüks vergisi ödemek anlamına geliyordu. 2009-10 Sezonu'nun ardından sözleşmeleri sona erecek Brad Miller (12,250,000 $), Jerome James (6,600,000 $) ve Tim Thomas (6,466,600 $) [Ki Thomas'ın sözleşmesi buy-out ile sona erdi. Ve Thomas, Mavericks'e geçiş yaptı.]sonrası 25 milyon $'ın üzerinde hareketi alanına sahip olması beklenen Chicago Bulls, Derrick Rose'un yanına Ben Gordon'ı koyarak yeni bir bina inşâ edebilirdi. Ama hesaplar farklı taraflara yöneldi.

2008-09 öncesi Ben Gordon ile yaşanan Qualifying Offer tartışması, devam eden üç sezonda sırasıyla Tyrus Thomas (2006 NBA Draft), Joakim Noah (2007 NBA Draft) ve Derrick Rose (2008 NBA Draft) özelinde sürebilir. Chicago Bulls'un geleceği için çok önemli olan bu üç ismin takımda kalmaları gerekiyor. Bu anlamda; John Paxson'ın hedefi, önümüzdeki sezon ile birlikte FA piyasasından bir oyuncu almak ve Derrick Rose'un yanına iliştirmek olmalı.

Biraz da çaylaklar. 2009 NBA Draft'te 16. sıradan seçilen James Johnson, Londra'da Utah Jazz ile yapılan hazırlık maçında göz doldurmuştu. Yeni sezonda dakika buldukça izlemekte fayda var. 26. sıra seçimi Taj Gibson da Yaz Ligi'nde maç başına ortalama 13 sayı ve 10 ribaund ile oynarken Chicago Bulls formasını ilk kez giydiği Indiana Pacers karşılaşmasında, 29 dakikalık süre içerisinde, 19 sayı, 9 ribaund, 3 asist ve 1 blokluk katkıda bulundu. Chicago Bulls, genç kadrosuna iki önemli uzun katmış gibi gözüküyor. Bakalım.



2009-10 Chicago Bulls: Güçlü ve Zayıf Yönler

2008-09 Sezonu'nda ilginç bir tarafı vardı Chicago Bulls'un. Savunma ve hücum arasındaki denge kaybı.

İç sahada başarılı bir takım sayılırlardı. 41 maçta alınan 28 galibiyet, Chicago Bulls'un Playoff umutlarını her daim canlı tutmuştu. NBA'in maç başına en fazla sayı üreten ekiplerinden olan Bulls, hücum verimliliğinde ligin 14. sırasını alırken; savunma başlığında ancak 18. basamakta kendisine yer bulabiliyordu. Daha özele inelim. Hücum ve savunma ribaundları. Rakip pota altında Tyrus Thomas ve Joakim Noah gibi oyuncuların hareketliliği sayesinde ligin en fazla hücum ribaundu alan takımlarından biri hâline gelen Chicago Bulls, takım olarak savunmada mümkün olan pozisyonlardan sadece %70,9'unda ribaundu rakiplerin ellerinden alabiliyordu.

2008-09: Opposing Offensive Rebounds
1. Golden State Warriors - 14,2
2. Chicago Bulls / Sacramento Kings - 12,4
4. Phoenix Suns / Denver Nuggets - 12,1

Savunma, Chicago Bulls'un zayıf tarafı. Derrick Rose, Ben Gordon ve John Salmons üçlüsü, Luol Deng'in yokluğunda, geçtiğimiz sezonki Playofflar'da Celtics'e karşı zorlanmışlardı. Neyse ki; kendi silahlarını devreye sokmayı başardılar. Ve tıpkı sezon içerisinde 127-121'lik skorla kazanılan maçta olduğu gibi, seri boyunca savunmadan çok; hücumları ile var olabildiler. Tabii; ancak yedinci maça kadar. Genel görüntüde Chicago Bulls'un iyi yaptıkları da var ama. Biraz uzun süre bir Playoff serisi olduğunu hatırlamakla birlikte, Chicago Bulls'un pota altındaki heyecanlı gençlerin blok konusundaki başarılarını sezonun devam eden bölümüne taşıdıklarını söylemekte fayda var.

2009 NBA Playoffs: Blocks
1. Tyrus Thomas, Chicago Bulls - 2,9
2. Dwight Howard, Orlando Magic - 2,6
3. Kendrick Perkins, Boston Celtics - 2,6
4. Chris Andersen, Denver Nuggets - 2,1
5. Joakim Noah, Chicago Bulls - 2,1

Yeni sezonda Chicago Bulls'un en güçlü tarafı, hiç kuşkusuz, NBA'de ikinci yılını geçirecek olan Derrick Rose. O'nu ve gösterdiği gelişimi izlemek büyük keyif. Rose'un yanı sıra Chicago Bulls; Kirk Hinrich, John Salmons, Luol Deng, Tyrus Thomas, Joakim Noah ve Brad Miller'lı iyi bir rotasyona sahip. Bu isimlerin arasına girecek James Johnson ve Taj Gibson, Chicago Bulls'u bir adım ileriye taşıyabilirler.



2009-10 Chicago Bulls: Hedef Playofflar'a Kapağı Atabilmek

Son beş sezonda dört defa Playoff yapan Chicago Bulls için taban başarı, Playofflar'a katılmak.

Rakipler biraz daha güçlü. Ama 2008 Playoffları'nda Boston Celtics'e yedi maçta kaybettikten sonra gelişim gösteren Atlanta Hawks gibi, Chicago Bulls da Celtics serisinden güçlenerek çıkmış olabilir. Dahası; o gençler, birer yaş daha büyüdüler. Ve NBA tecrübesi kazandılar. Hatta Vinny Del Negro da. Kenar yönetimden Del Harris, geçtiğimiz aylarda emekliliğini açıkladı. Bernie Bickerstaff ve Bob Ociepka ise, görevlerine devam ediyorlar. Del Negro, 2008-09 Sezonu'nun kritik anlarında verdiği bazı kararlardan ders çıkarmıştır mutlaka. Yeni sezonda daha deneyimli olacağı kesin. Chicago Bulls'un takım hedefi ise, Doğu Konferansı'nda ilk altı olmalı. 5. veya 6. sıra. Bir ihtimal 4.

Sıradaki: Cleveland Cavaliers.

Hiç yorum yok: