28 Ekim 2009 Çarşamba

NBA 2009-10 Sezonu: Güneydoğu Grubu



Güneydoğu Grubu'nda bir gerçekten bahsetmek lazım. Orlando Magic.

2008-09 Sezonu, Magic için rüya gibi yaşanmıştı. Doğu Konferansı'nı şampiyon olarak tamamlayan takım, birçok eksiğine rağmen, NBA Finalleri'ne yükselse de Los Angeles Lakers'a kaybetmişti beş maç sonunda. Yine de müthiş bir tecrübeydi bu, Magic adına. Ölü sezonda ise, son derece önemli hamleler yapıldı. Hidayet Türkoğlu'nun sona erecek olan kontratı uzatılmadı. Hidayet, dörtlü takas ve ''sign-and-trade'' formülü ile Toronto Raptors'ın yolunu tutarken Orlando Magic'in tercihi, Vince Carter oldu. Tartışılacaktır. Ama Carter'ın hazırlık maçlarındaki performansı, Florida ekibinin beklediğinden bile iyi.

New Jersey Nets'ten gelen Carter karşılığında Magic, Courtney Lee'den vazgeçmek durumunda kaldı. Lee, 2008-09'da sürpriz katkıları ile birçok maçta hayat vermişti takımına. Rafer Alston ve Tony Battie, Nets'e giden diğer isimler. Mevcut kadrodan Marcin Gortat ile devam ediyor, Magic. Polonyalı pivota Dallas Mavericks tarafından yapılan teklif, eşlendi. Gortat takımda kaldı. Ve pota altına Brandon Bass takviyesi yapıldı. Bass, bu bölgede Magic adına müthiş bir opsiyon. Hak ettiği değeri bulamadığı kesin. Rashard Lewis ve Dwight Howard'ın yanında bir diğer All-Star Jameer Nelson, geri dönüyor. Sakatlığını tamamen atlattı. Arkasındaki Jason Williams'ı izlemek de heyecan verici. Doğu'nun en iyi ikinci takımı şu an için, Orlando Magic.



Atlanta Hawks'ın gelişimini izlemek, büyük bir keyif. 2009-10 Sezonu, yine bir sıçrama dönemi onlar için.

Karakter takımı, Atlanta Hawks. Yıllardır PG sıkıntısı çeken Hawks'ın kaderi, Mike Bibby ile değişmişti. Bibby'nin top kontrolündeki Hawks, yeni sezonda Joe Smith, Marvin Williams, Josh Smith ve Al Horford'la tamamlayacaktır ilk beşini. Tabii; burada önemli olan, mevsim başı takıma katılan Jamal Crawford'un rolü. Crawford, Atlanta'ya geldiğinde Bibby'nin durumu henüz belli değildi. Josh Childress'ın Olympiakos ile sözleşmesinde bulunan ''opt-out'' hakkını kullanma ihtimali, hiç de az sayılmazdı. Üstelik, Draft gecesinde Jeff Teague gibi potansiyeli olan bir PG seçilmişti.

Bibby, takımda kaldı. Childress, Yunanistan'da. Ve böylece Crawford, benche doğru yol almış oldu. Bir ve iki numarada oynayabiliyor, Crawford. Hangi pozisyonu yedekler, bilinmez. (Şundan. Gözlerim beni yanıltmadıysa; Teague, son Magic maçında saha içinden 0-15 ile oynadı.) Ama rolünü iyi benimserse, Atlanta Hawks adına müthiş bir opsiyon olur. Geçtiğimiz sezon, Warriors'a maç başına 19,7 sayılık katkı verdiğini söylemek lazım. Hawks için 12-15 bile ideal. Zaza Pachulia ve Maurice Evans, Hawks'ın benchteki diğer önemli silahları. Sezon sonunda serbest kalabilecek olan Joe Johnson, takımın kaderini belirleyecek ama yine de. 2009-10, Al Horford adına da bir meydan okuma. Bir aşama daha kaydetmeli.



Dwyane Wade adına, nostaljik bir sezon yaşanabilir 2009-10'da.

İki sezon önce sakatlıklardan başını zor kaldıran Wade, takımının tepetaklak olmasını engelleyememişti. Heat, NBA takımı görüntüsünden bile uzaklaşmıştı çoğu zaman. Ama Pekin 2008 ile birlikte hayata döndü, Dwyane Wade. Doğal olarak Miami Heat. Maç başına 30 sayı ortalamasını aşan Wade, ribaund ve asist istatistiklerinde de seviye atlayarak ne kadar büyük bir yıldız olduğunu kanıtladı. Ve takımını NBA Playoffları'na taşımayı başardı. Ancak ne var ki; daha ötesine gidemedi. Atlanta Hawks, Miami Heat karşısında kazanan tarafta yer aldı.

2009-10, bir şekilde nostaljik olabilir. Neden? Jermaine O'Neal'in sakatlığı, Michael Beasley'nin psikolojik sorunları, Udonis Haslem'in olmayan hücum tarafı ve Mario Chalmers'ın gençlik ateşi... Dwyane Wade'in işi kolay değil. Yaz mevsiminde aldığı takas haberlerini kendisi bile takip edemeyen Quentin Richardson, Miami Heat'in ölü sezondaki önemli hamlelerinden biri. Q-Rich, kenardan (hatta Beasley'nin durumuna göre ilk 5'te) yapacağı katkı ile takım adına sürpriz bir opsiyon olabilir. Hazırlık dönemindeki yedi maçından yalnızca iki galibiyet çıkarabilen Heat, PG rotasyonuna Carlos Arroyo'yu ekledi geçtiğimiz günlerde. Chris Quinn veya John Lucas'tan iyidir en azından.



Washington Wizards, 2009-10 Sezonu ile birlikte ''temiz bir sayfa'' açmak istiyor artık.

Geçtiğimiz yıl Eddie Jordan'ın felaket başlanıgıcı (1-10) sonrası yoluna bir süre için Ed Tapscott ile devam eden Washington Wizards, yeni sezonda Flip Saunders'a emanet. Kariyeri boyunca NBA'de 983 normal sezon maçına çıkan Saunders, 587 gibi son derece saygın bir galibiyet sayısına sahip. Saunders'ın varlığı, bu anlamda Washington Wizards adına son derece önemli bir gelişme olarak kabul edilmeli. Saunders, her dönem kaliteli savunma takımları oluşturmuştur. DC'de buna benzer çalışmaları mutlaka olacaktır. (LeBron üzerindeki DeShawn Stevenson figürünü unutmak ne mümkün!)

Gilbert Arenas, geri dönüyor. Arenas'sız Wizards, yaşamayı başarsa da, hep bir şeyler eksik kalıyordu. Kariyer ortalaması 22,8 sayı olan Arenas, Wizards'a kazanma duygusu ve liderlik karakterini geri getirecektir. Antawn Jamison (maç başına ortalama 20 sayı-8 ribaund), Arenas'ın hücumdaki partneri. Arenas'ın yokluğunda takımın birçok maçta skor yükünü çeken Caron Butler ile birlikte Wizards, iyi bir hücum takımı hâline dönüşebilir. Ölü sezonda kadroya katılan Mike Miller ve Randy Foye, önemli eklemeler. Bilhassa Miller. Yayın gerisinden etkili olacaktır. Ve de Fabricio Oberto. Hazırlık dönemini 5-2 ile kapatan Wizards, yeniden tecrübeli. Hedefine odaklanmış durumda. Ama her şeyin başı sağlık tabii.



Charlotte Bobcats, yeni sezonda Emeka Okafor ile beraber olmayacak.

Okafor'un yokluğu, Bobcats adına önemli bir handikap. Geçtiğimiz sezon savunma verimliliği konusunda ligin en iyi 7. takımı olmayı başaran Charlotte Bobcats, Okafor karşılığında New Orleans Hornets'tan Tyson Chandler'ı aldı. Yıl başında Oklahoma City Thunder'a takas edildikten sonra sağlık sorunları ortaya çıkan Chandler, Bobcats'in takım karakterine uygun bir isim olabilir. Ancak pota altındaki hücum gücü, tamamen gözden çıkarılmış durumda. Bunun için Chandler'ın yanında Chris Paul'ün de Bobcats'e geçmesi gerekiyordu. Öyle bir şey olmadı tabii.

Charlotte Bobcats'teki beş yıllık kariyeri boyunca maç başına 14,0 sayı ve 10,7 ribaund ortalamaları ile oynamıştı, Okafor. Bobcats Tarihi'nin en skorer oyuncusu Gerald Wallace ise devam ediyor. Savunma anlamında birçok önemli özellikten bahsetmek mümkün. Özellikle Raja Bell ile Boris Diaw'ın takas edilmesinin ardından. Ama daha öteye gitmek mümkün değil. Orlando Magic'in domine edeceği Güneydoğu Grubu'nda, Atlanta Hawks ve Miami Heat'in varlığını kabul edip, güçlenen ve hayata dönen Washington Wizards'ı resmin içine alırsak; Charlotte Bobcats'in şansı olmadığını söyleyebiliriz. 30-35 galibiyet aralığında gidebilirler. Dahası için, Larry Brown'un fazla mesai yapması gerekir.

Sıradaki: Güneybatı Grubu.

Hiç yorum yok: