5 Kasım 2009 Perşembe

Chris Paul: Yeni Nesil Point-Guard II



NBA'de çarşamba gecesinin iki büyük buluşmasından biri, New Orleans Hornets ile Dallas Mavericks arasındaydı.

Mavericks'in Alman yıldızı Dirk Nowitzki, müthiş bir ivme ile geliyordu Louisiana'ya. Bir gece önce Utah Jazz karşısında son çeyreğe 15 sayı geride giren Mavericks adına 12 dakika içerisinde attığı 29 sayı ile (7-8 FG, 14-14 FT) Kulüp Tarihi'nin tek bir çeyrekte en fazla sayı üreten oyuncusu olan Nowitzki, Mavericks'e 96-85'lik galibiyeti getiriyordu. Mavericks özelinde bu rekorun eski sahibi 24 sayılık performansı ile Mark Aguirre (24 Mart 1984, v Denver Nuggets) olmuştu.

NBA Tarihi'nin söz konusu alanda en iyi isimleri, 33'er sayı ile Carmelo Anthony (Nuggets, 10 Aralık 2008) ve George Gervin (Spurs, 9 Nisan 1978) olarak geçmişti kayıtlara. Dördüncü çeyrekte rakibine 44-18'lik skor üstünlüğü kuran Mavericks'te Dirk Nowitzki, maçı 40 sayı, 11 ribaund, 5 blok ve 2 top çalma ile tamamladı. Son çeyrek performansları başlığında önündeki tek isim, Wilt Chamberlain olarak kaldı ama. Chamberlain'in 2 Mart 1962 günü, Philadelphia Warriors forması ile New York Knicks'e attığı 100 sayının 31'i dördüncü çeyrekte gelmişti. Maçın skorunun 169-147 olduğunu hatırlatmakta fayda var tabii. Bu anlamda Nowitzki'nin efsanevi performansının değerini daha iyi anlayabiliriz.

New Orleans Hornets cephesinde ise, işler pek yolunda gitmiyordu. İç sahadaki Sacramento Kings galibiyeti dışında, yaptığı tüm maçları kaybetmişti Hornets. Takım değişim içerisindeydi. Peja Stojakovic, kenardan geliyordu. Tyson Chandler'ın oynadığı pozisyonda artık Emeka Okafor vardı. Ama Knicks'e kaybetmek için daha geçerli sebepleriniz olmalıydı. Yine de Hornets'ın Mavericks karşısında bazı avantajlara sahip olduğu gerçeği bir kenarda duruyordu. En basidinden, psikolojik olarak derin etkiler bırakan bir maçtan çıkmıştı Mavericks. Ve dinlenme imkânı bulamadan deplasmana geliyordu.



Jason Kidd, 36 yaşında. Hâlâ NBA'de en iyi saha görüşüne sahip oyunculardan biri. Ama bir noktanın üzerine gidilebilir.

18 Nisan 2009 günü San Antonio Spurs ve Dallas Mavericks arasındaki Playoff eşleşmesi öncesinde bir değerlendirme yayınlanmıştı bu blogda. Spurs -sezonun son bölümünde atağı ile- Batı'da üçüncü sırayı alarak, altıncı sıradan gelen Dallas Mavericks'in karşısına çıkmıştı. Yine de söz konusu sekanstaki yüksek performansı Mavericks'i Teksas Derbisi'nde öne çıkarıyordu. Spurs için umutlu olmak adına en önemli veri ise, Tony Parker'ın Mavericks maçlarındaki müthiş rakamlarıydı. Dört karşılaşmadaki ortalamaları şu şekilde idi: 31.2 sayı, 7.2 asist ve %51.5 saha içi isabet oranı.

O yazı üzerinden devam edelim. Jason Kidd'in yaşı gereği artık bir pasör veya maçların belirli anlarında ceza şutlarını atan bir oyuncu olarak kullanılıyor olması, bilinen gerçek. Russell Westbrook, Rajon Rondo, Deron Williams ve Devin Harris gibi yeni nesil point-guardlar, geçtiğimiz sezon Jason Kidd karşısında en az bir gece ''çok iyi'' performans sergilemişlerdi. Tüm bu görüntü içerisinde Chris Paul'ün girmemesi ise, kabul edilemezdi. Kidd'in ayaklarının yavaşlayıp yavaşlamadığı soruldu Paul'e yayıncı kuruluş tarafından. Paul, Kidd'e olan hayranlığını anlattı. Ama saha içinde ustasına pek de iyi davrandığı söylenemezdi. En azından 2008-09 Sezonu'nda.



Dallas Mavericks ile New Orleans Hornets arasında geçtiğimiz sezon oynanan maçlar ve Paul'ün bireysel performansları:
  • 14.01.2009: (12-24 FG), 33 sayı, 11 asist, 10 ribaund, 7 top çalma
  • 05.03.2009: (10-18 FG), 27 sayı, 15 asist, 4 ribaund, 1 top çalma
  • 10.04.2009: (14-25 FG), 42 sayı, 7 asist, 9 ribaund, 2 top çalma
  • 12.04.2009: (11-15 FG), 31 sayı, 17 asist, 9 ribaund, 2 top çalma
Chris Paul, yeni sezonda pek mutlu gözükmüyordu. Boston Celtics maçında Rajon Rondo ile atışması ve son New York Knicks mağlubiyeti, moralini bozmuş olmalıydı. İyi bir başlangıca ihtiyacı vardı Dallas Mavericks karşısında. Mavericks'te bir gece öncesinin flaş ismi Dirk Nowitzki, bu defa yavaş giriyordu maça. Sürpriz katkı ise, Rodrigeu Beaubois'dan gelecekti. Çaylak oyuncu, Mavericks'in maçtaki ilk dokuz sayısı üretti. (Genç Fransız, maçı da 9 sayı ile tamamladı.) Ancak birinci çeyreği Hornets, 25-17'lik üstünlükle geçmeyi başardı.

New Orleans Hornets ile Dallas Mavericks arasındaki önemli farklardan biri, iki takımın kenardan gelen oyuncularının skora yaptıkları katkı özelinde ortaya çıkıyordu. Peja Stojakovic'in kenardan gelmesinin nedeni, Hornets'a bench desteği sağlamaktı bir bakıma. İkinci çeyreğin ilk bölümünde Mavericks, bu anlamda iyi bir karakter koydu ortaya. Jason Terry, Jose Juan Barea ve Kris Humphries'in etkili oyunları ile ilk yarının bitimine 4:31 kala Mavericks, rakibini yakaladı. Skorda da 40-39 öne geçti. Ancak bu andan sonra Chris Paul, sahne almayı tercih etti. Müthiş bir şut yüzdesiyle oynuyordu, Paul. İlk yarının son dört dakikasında 9 sayı üretti ve takımının diğer basketinin asistini yaptı. Devreyi 50-48 önde kapadı, Hornets.

Dirk Nowitzki'nin saha içinden 2-6 ile hücum ederek yalnızca 5 sayılık bir katkı yapabildiği bölümde Mavericks'in yalnızca iki sayı geride kalması, Rick Carlisle'ın takımı için kabul edilebilir bir durumdu. Üçüncü çeyrek, benzer senaryo ile geçildi. Chris Paul, müthiş şut oranını devam ettiriyordu. Mavericks'in cevaplarındaki özneler ise, Jason Terry, Kris Humphries, James Singleton veya Erick Dampier oluyordu. Özellikle Dampier'ın yaptıkları inanılmazdı. Son çeyrek, biraz daha farklı oldu. Jason Terry'nin 10 sayı ile desteklediği bölüm (2:30) içerisinde 12-0'lık bir seri yakaladı, Dallas Mavericks. 81-74 geriye düşen Hornets, bitime 3:43 kala Bobby Brown'un basketi ile skoru 88'de eşitledi. Ve maç, tekrar ortaya geldi.



Dallas Mavericks ve New Orleans Hornets arasındaki karşılaşmanın son üç dakikası ise, apayrı bir heyecana sahne oldu.

Mavericks hücumunda Dirk Nowitzki kaçırdı. Erick Dampier, yakın tarihteki en göz alıcı performansını devam ettiriyordu. Hücum ribaundunu alıp Mavericks'e üstünlüğü getiren tipi yaptı. Ardından Chris Paul, Hornets hücumunda topu kaptırdı. Jason Kidd, kendisi ile 36 yaşında iken bile neden üç yıllık kontrat yapıldığını kanıtlayarak boş pozisyondaki Dampier'ı gördü. Mavericks, bitime 2:54 kala skordaki farkı iki baskete çıkardı. Ama kötü haber Dirk Nowitzki'den gelecekti. Kötü bir gün geçiyordu, Alman yıldız. (4-15 FG, 12 sayı, 5 ribaund). Yine de 6 faulle bitime 2:38 kala oyundan çıkması iyi değildi.

New Orleans Hornets, duruma kısa süre içerisinde reaksiyon gösterdi. David West'in üç sayılık oyununa Emeka Okafor, bir sayı ile destek verince bitime :49 kala skor, yeniden eşitlendi: 92-92. Ancak Mavericks, bunun da üstesinden geldi. Jason Terry, inanılmaz oynuyordu. Erick Dampier, :16 kala yine sahne almıştı. Molanın ardından Hornets, David West ile bir basket daha buldu. Bu defa molaya giden Mavericks olacaktı. Jason Kidd, Jason Terry ile buluşturdu topu. Taktik faul yapıldı kendisine. Müthiş bir şutör olan Terry, çizgiden 1-2 yaptı. Ve fark, tek baskette kaldı. Ancak bitime :10 kala Chris Paul'e hücum faul çalındı. Mavericks oyuncusu Juan Barea'nın kendini yere bırakışı, hakikaten takdire şayandı.

Yanlış bir karardı. Ve Hornets adına umutlar, artık neredeyse tamamen tükenmişti. Öyle ki; David West'in skorun verdiği moral bozukluğu ile bir teknik faul aldı. Allah'ın sopası yok. Jason Terry kaçırdı. Ardından Juan Barea, 0-2 yaptı. Hornets, yeniden hayata döndü. Böyle bir son, ''Koçum Benim'' dizisinde bile olamazdı aslında. Nasıl mı? Tüm maç 0-7 ile Peja Stojakovic, bitime :06 kala şuta kalktı ve skoru 97'de eşitledi. Yaklaşık 2,5 saat boyunca, ''Peja, en kritik anda öldürücü bir şut atacak!'' hissiyatı ile karşılaşmaya takip eden bendeniz, deja vu etkisini yaşarken karşılaşma uzatmaya gidiyordu. Beş dakikalık bölümde Nowitzki'siz Mavericks, etkili olamadı. Hornets, 114-107 kazandı. Tekrar oyunun içerisine döndü.



Hornets adına maçın yıldızı Chris Paul oldu. 14-23 ile hücum ederek 39 sayı, 7 asist, 5 ribaund ve 2 top çalma! Mavericks'in altıncı adamı Jason Terry'nin 35 sayılık performansı ise galibiyet için yeterli olmadı.

Öte yandan... Diğer önemli randevuyu biliyorsunuz. Yaz mevsiminde Los Angeles Lakers'a geçen Ron Artest, Teksas'a geri dönüyordu. Eski takımı Houston Rockets, yıldız oyuncuları Yao Ming ve Tracy McGrady'siz yaşamaya alışmıştı. Rockets'ın mevcut ortamında ''franchise player'' konumundaki Trevor Ariza ise, Los Angeles Lakers kariyerinde hak ettiği değeri hiçbir zaman bulamayan bir isimdi. Harika bir basketbol öyküsü vardı elimizde. Normal sürenin bitimine :30 kala Ron Artest'in üçlüğü Lakers'a 92-89'luk üstünlüğü getirdi.

Rockets antrenörü Rick Adelman'ın aldığı mola dönüşünde Derek Fisher ile Trevor Ariza hava topuna çıktılar. Carl Landry'de kalan top, kısa süre içerisinde, Ariza'ya geçti. Ariza'nın üçlüğü, bitime :14 kala skoru 92'de eşitledi. Ve uzatma bölümüne geçildi. Bu periyotta Lakers, tıpkı bir gece önce Oklahoma City Thunder deplasmanında olduğu gibi, yine kazanan tarafta kaldı. 103-102 biten karşılaşmadaki son hücumda Ariza'nin topunu çalan Derek Fisher, Lakers'a galibiyeti getiren isimlerden oldu. Bir isimden daha bahsetmek mümkün tabii. Dördüncü çeyrek ve uzatmalarda 16 sayı atan Kobe Bryant, toplam 41 sayı ile kariyerinde 98. defa 40 sayı barajını aşmayı başardı. Aslında yine rol çalan isim olmayı başardı.

NBA'de günler ilerledikçe biz izleyenler de, sezona ısınmaya başlıyoruz. Perşembe, ''Doubleheader'' gecesi. Türkiye'de yayın yok. Cuma, NBA TV'de Orlando Magic-Detroit Pistons ile geri döneceğiz ama. Magic de izlenmeyi öylesine hak ediyor ki...

Hiç yorum yok: