29 Kasım 2009 Pazar

Futbol Bayramı: 29 Kasım 2009, 15.30-22.00



Kurban Bayramı'nın üçüncü günü, Futbolun Bayramı'na dönüşecek. Ve heyecan, gün boyu hiç bitmeyecek.

Futbol, kendi içerisinde büyüttüğü hikâyelerle güzel. Eğer eşsiz öyküler arıyorsanız; ilk olarak incelemeniz gereken, köklü rekabetler olmalı. ABD'de her yeni spor sezonunda, tatil günleri ''spor bayramı'' olarak kutlanır. Christmas, Thanksgiving, MLK Day. NBA, NFL, NHL ya da MLB'nin en fazla seyirci toplayacak eşleşmeleri, fikstürün arasına hep bu şekilde serpiştirilir. İngiltere'deki Boxing Day de, bu anlamda müthiş bir örnek. Yeni yılın ilk gününün de dâhil olduğu bir hafta boyunca tüm futbol takımları, en az üç defa sahaya çıkarlar ve kendilerini izleyenlere sporun aslında bir gösteri olduğunu hatırlatırlar.

2009 Kasımı'nın son haftası, tamamen tesadüflerle de olsa, bir şekilde Türkiye'deki futbolseverlere böylesi bir imkân sundu.

İki perdeli bir oyun. İlki Cumartesi günü oynandı. Sırbistan, İtalya ve Portekiz'de derbiler vardı. Kızılyıldız ile Partizan, Belgrad'da karşılaştılar. Ev sahibi Kızılyıldız, rakibinin dört puan önünde lider konumdaydı. Kazanması hâlinde dev bir avantaj elde edecekti. Lamine Diarra, 4. dakikada konuk ekibi 1-0 öne geçirdi. İlk yarının tamamlanmasına kısa bir süre kala Srda Knezevic, kendi kalesine attığı golle skora dengeyi getirdi. 24 yaşındaki Sırp savunmacı, 48. dakikada kırmızı kartla oyundan atıldı. Belki sonunu hazırlıyordu. Ama geçtiğimiz sezonu kiralık olarak Kızılyıldız'da geçiren yeni Partizanlı Cleo, maçı takımına getiren golü attı 61. dakikada. Partizan, 2-1 kazandı. Maç sonundaki olaylar, Belgrad Derbisi'nin ritüeli olarak akıllarda kaldı.

İtalya'nın tribün atmosferi anlamında öne çıkan üç önemli derbisinden biri (en üst seviyedeki), Genoa'da yaşandı dün akşam. Sampdoria ile Genoa, alt liglerde geçen sezonların acısını 2009-10'da fena hâlde çıkarıyorlar. Sezona harika giriş yapmışlardı. Inter, Juventus ve nihayet Milan, onlara yetişti. Ama Stadio Luigi Ferraris, yakın tarihtekilere göre, farklı bir derbiye sahne oldu. Genoa, Omar Milanetto ile 10. dakikada öne geçti. İlk yarının son dakikasında Guiseppe Biava oyundan atıldı. Gasperini, Palacio'yu oyundan atıldı. Savunmaya takviye yaptı. 52'de Marco Rossi, farkı ikiye çıkardı. Palladino'nun 78'deki golü 3-0'lık Genoa galibiyetini ilan etti. Doria, maçı 9 kişi tamamladı. Lizbon Derbisi'nde ise Sporting ve Benfica'dan gol sesi çıkmadı.



Pazar günü, Futbol Bayramı zirve yapıyor. Merseyside, Londra, Atina ve son olarak El Clasico. Müthiş bir fikstür.

Nehrin mavi ve kızıl yakası, bugün Goodison Park'ta birbirlerine rakip oluyorlar. Liverpool, kötü durumda. Ama Kızıllar için iyi haber. Everton da berbat hâlde. Mavi taraftan Blake Dutton konuşuyor: ''Form durumumuz, içler acısı. Her maçın en az 45 dakikasında rezalet bir oyun oynuyoruz. Diğer 45 dakikada ise, ancak vasat olduğumuzu söyleyebilirim. Liverpool karşısında, bir anda, 70'lerin Brezilyası'na dönüşemeyeceğiz. Ama formamıza bağlılık gösterebiliriz.'' Kendisinden maç için istenilen skor tahminine cevabı ise, 1-1 oluyor Dutton'ın. Ve ekliyor: ''Bundan çok memnun olurdum.''

İngiltere Futbol Tarihi'nde en fazla oynanan derbinin iki tarafı, Liverpool ve Everton. Daha önce gerçekleşen 211 karşılaşmada Liverpool'un Everton'a galibiyet sayılarında 82-65'lik bir üstünlüğü söz konusu. Goodison Park'taki 104 maçta ise Everton, 39-37 önde. Ancak Liverpool, son iki sezondur deplasmanda kazanıyor. Ve bugün de kazanması hâlinde; Everton deplasmanından tarihinde üçüncü defa ''arka arkaya üç galibiyet'' ile çıkmış olacak. O kadar kolay mı, aslında değil. ''Kendimi %100 bir Scouser olarak hissediyorum'' açıklamasını yapan Liverpool menajeri Rafael Benitez'in durumu, ilk defa hararetli bir şekilde tartışılıyor. Merseyside ile geri dönmek isteyecektir, Benitez. Tabii bir de Liverpool.



Gecenin maçı, Camp Nou'da. Hafta arası Şampiyonlar Ligi'nde Inter'e sahayı dar eden Barcelona, Real Madrid'i ağırlıyor.

Dünya üzerindeki tüm futbolseverler, El Clasico için geri sayıma geçmiş durumdalar. Pep Guardiola'nın takımı, geçtiğimiz sezon Santiago Bernabeu'da 6-2 kazanmış ve Real Madrid'i köklü bir değişime itmişti. Thierry Henry, Carles Puyol, Lionel Messi, Thierry Henry, Lionel Messi ve Gerard Pique. Bu altı golün arasına sıkışan iki Real Madrid golü. Tarihi maçın ardından yaz mevsiminde Avrupa'nın -Barcelonalı olmayan- en iyi iki oyuncusu ile sözleşme yaptı, Real Madrid. Cristiano Ronaldo ve Kaka. Şampiyonlar Ligi Finali'nin Santiago Bernabeu'da olması, şanssızlık olabilir Real adına. Bunun önüne geçebilmek için Başkan Florentino Perez, tüm bir sezon boyunca çalıştı. Kendilerini ispatlayabilecekleri bir karşılaşma.

Barcelona'da Pep Guardiola, takımının başında 50. lig maçına çıkacak. Daha önceki 49 karşılaşmada 35 galibiyet ve 9 beraberliği var. Atılan gol sayısı 164, yenilen 43. Tüm bu görüntüde oluşan başarı oranı ise, %71,42. Bu rakamlar, Guardiola'yı söz konusu alanda, Helenio Herrera (%68,36) ve Bobby Robson'ın (%66,66) önünde, Barcelona Tarihi'nin en başarılı teknik direktörü yapıyor. Oran, bu akşam %72'ye çıkabilir. Hafta boyunca merak edilen konu, Lionel Messi'nin sağlığı oldu. Arjantinli, Marca'nın verdiği kadrolara göre, ilk 11'de sahaya çıkacak. Zlatan Ibrahimovic ve Andres Iniesta, Barcelona'nın hücum hattındaki diğer isimler.

Real Madrid'de Raul, yedek. Barcelona'ya gol atması hâlinde; La Liga'daki gol sayısını 227'ye yükseltecek ve Alfredo Di Stefano'yu yakalamış olacak. İkinci sırada 234 golle Hugo Sanchez var.

Premier League'de en iyi futbol oynayan iki takım Arsenal ile Chelsea, Londra Derbisi'nde sahaya çıkacaklar. Pire'de ise, Olympiakos ve Panathinaikos rekabeti yaşanacak. Her anlamda, müthiş bir hafta sonu. Bizim de kampa girme vaktimiz geldi artık. Gollü ve hikâyesi bol bir futbol günü olsun.

Hiç yorum yok: