2 Kasım 2009 Pazartesi

Geri Dönüş: Galatasaray v Sivasspor, 2-0



Galatasaray, Ali Sami Yen Stadı'nda Sivasspor'u 2-0 mağlup ederek TSL'ye yeniden tutundu.

Farklılıklarla dolu bir karşılaşmaydı Galatasaray adına. Çeşitli nedenlerden dolayı elbette. Fenerbahçe maçının götürdükleri vardı maç öncesinde, kağıt üzerinde. Emre Belözoğlu'nun müdahalesi sonrası sol ayak tarak kemiği kırılan Milan Baros yoktu. Aynı karşılaşmada Roberto Carlos'a attığı yumruktan dolayı üç maç ceza alan Kader Keita, Türkiye Kupası'ndaki Bucaspor eşleşmesinde pozisyon hatası yaparak kırmızı kart gören Elano Blumer ve hastalığı nedeni ile kadroda olmayan Aydın Yılmaz da.

Galatasaray'ın hücum rotasyonunda bulunan dört oyuncunun birden Sivasspor'a karşı oynayamayacak olması, Frank Rijkaard ve Johann Neeskens'i farklı tercihlere yöneltecekti mutlaka. Milan Baros, en az iki ay daha bu planlar içerisine giremeyecek. Dolayısıyla; bir süre Baros'u düşünmeden alternatifler üretmek gerekiyordu. 29 Ekim günü GSTV'deki Yalnız Futbol programında bu konuda biz de fikir yürütmeye çalışmıştık. Tabii; işin içerisine Kader Keita ve hatta Elano Blumer'i katarak. Sivasspor maçında Aydın Yılmaz'ın da olmaması, son alternatif olarak, saha içi diziliş farklılığını getirdi Galatasaray'a.

Gün içerisine gelmeden, karşılaşma öncesindeki opsiyonlar üzerinde durmamız gerekebilir. Dört ana başlık.

Shabani Nonda'lı ve Shabani Nonda'sız olarak da ikiye ayırmak mümkün aslında. Tüm bu isimlerin yokluğunda, Arda Turan ve Harry Kewell ile başlamak olası gözüküyordu. Böylece; Nonda'nın merkezde bulunduğu formasyonun kanatlarında yer alacaktı, bu ikili. Ama Galatasaray'ın sezon içerisinde, hücum üçlüsünde kullandığı oyunculara bir bakalım. Arda Turan, Harry Kewell, Kader Keita, Aydın Yılmaz, Milan Baros ve Shabani Nonda. Nadiren de Elano. Altı ismi, üç grupta inceleyebiliriz: Arda & Kewell, Keita & Aydın, Baros & Nonda. Bu altı oyuncu, üçlü forvet tercih edildiğinde, sürekli birbirlerine alternatif oldular.

Arda Turan ve Harry Kewell, aynı anda sahada olduklarında; ikiliden biri, orta sahada yer alıyordu. Aydın Yılmaz, genel olarak Kader Keita'nın alternatifiydi. Shabani Nonda da Milan Baros'un. Ancak ne var ki; Sivasspor maçı öncesindeki eksikler, Galatasaray'a bu sezon ilk defa Arda Turan ve Harry Kewell'ın birlikte pozisyon alacakları bir hücum üçlüsünü getiriyordu. Bunun bir uzantısı olarak, orta sahada yeni bir üçlüyü. Barış Özbek, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp. Klasik 4-3-3 bir bakıma. Söz konusu formasyonun maç içerisinde kazandırdıkları oldu Galatasaray'a. Ancak bazı anlarda takımdan götürdükleri de. 4-3-3, Sivasspor maçı için bir zorunluluktu ama. Bu kesin.

Peki. Neden? Aslında şundan. Frank Rijkaard, Elano'dan yararlanabilecek durumda olsaydı eğer; muhtemelen orta sahada Elano ya da Arda olacaktı. Böylece; Barış, Topal ve Sarp üçlüsünden biri gelecekti kenara yine. Ya da Aydın olsaydı yalnızca. Bir ihtimal olarak; Aydın Yılmaz, Shabani Nonda ve Harry Kewell'dan oluşacaktı Galatasaray'ın hücum üçlüsü. Ancak tüm seçme şansları kapanmıştı bir kere. Bu yüzden, klasik bir 4-3-3 ile çıktı sahaya Galatasaray. (İlerleyen günlerde, Galatasaray'ın sürekli böyle oynaması gerektiğini söyleyenler olacaktır. Belki haklılardır da. Ama -dediğim gibi- Aydın ve Elano'nun olması durumunda bu şekilde mi çıkardı yine Galatasaray, ondan emin değilim.)



Galatasaray'ın Milan Baros ve Kader Keita'nın yokluğundaki diğer opsiyonları üzerine de konuşalım kısaca.

Uğur Uçar'ın savunmanın sağına yerleştirilmesi ve Sabri Sarıoğlu'nun sağ açığa kaydırılması. Bu da Perşembe akşamı üzerinden geçtiğimiz bir başlıktı. Harry Kewell'ın merkezde yer aldığı alternatifti bu. Bir diğer ihtimal ise, Serdar Eylik seçeneğinin kullanılması. Ki Sivasspor maçında Frank Rijkaard tarafından müsabaka kadrosuna alınıyordu, Serdar. Sahaya çıkan 11 Galatasaraylı, yeni bir deneyim içerisindeydi ama artık.

Leo Franco vardı kalede. Savunmanın merkezinde Gökhan Zan ile Servet Çetin, kanatlarında Sabri Sarıoğlu ile Hakan Balta. Orta saha üçlüsünde Mehmet Topal, iki stoperin ortasında pozisyon almıştı daha çok. Topal'dan bir ok çıkardığımızı düşünürsek Barış Özbek, sağda kalıyordu. Mustafa Sarp, solda. İleri üçlünün merkezinde Shabani Nonda, sağında Arda Turan ve solunda Harry Kewell. Karşılaşma öncesindeki bir beklenti, topsuz koşuları ile rakip savunmaya zaman zaman eşleşme sorunu yaşatan Mustafa Sarp'ın, Mehmet Topal ve Barış Özbek sayesinde, hücumda daha fazla rol alabileceği yönünde oluşabilirdi.

Galatasaray'ın Sivasspor karşısındaki dizilişinin getirdiklerinden başlamakta fayda var. Beşiktaş ve Trabzonspor maçlarının bazı bölümlerinde rast gelmiştik benzer görüntüye aslında. Ortak noktalar bulmak mümkün her iki karşılaşmanın kesişim kümesinde. Takımın boyunun kısalması ve orta sahanın oyun içerisine daha çok girmesi gibi. Sivasspor maçına da bu şekilde başlama imkânı buldu, Galatasaray. İlk yarım saat, Sivasspor'un 25-30 metresinde oynandı adeta. Mevcut ortam, Nonda adına büyük avantaj sağlıyordu. 11. dakikadaki gole dek Galatasaray, iki gol pozisyonuna girmeyi başardı. En sonunda Barış Özbek'in içerisinde olduğu bir organizasyonun ardından 1-0 öne geçti. Nonda, bu sezon TSL'deki 7. golünü attı.



Üçlü orta sahanın Galatasaray'a getirdiği olumlu sonuçlardan bahsetmeye devam edelim: Mustafa Sarp.

İlk 45 dakika içerisinde iki defa gole yaklaştı, Sarp. Orta sahadaki dengenin sağlanması, bu anlamda Mustafa Sarp'ın hücum karakterini daha baskın yaşamasını kolaylaştırdı. Ayhan Akman ve Arda Turan (Elano Blumer) ile oynadığında, savunma görevlerini yerine getirmek öncelikli düşüncesi oluyordu Sarp'ın. Zira; o üçlünün arasındaki en iyi savunmacı, kendisi. Mehmet Topal, iki stoperin arasında kaldı Sivas maçında. Barış'ın dinamizmi de işin içerisine girince Sarp, biri ceza alanı içinden, diğeri de ceza sahası dışından olmak üzere iki defa yoklama fırsatı buldu Sivasspor kalesini. Olmadı.

Birinci yarının hemen sonunda Harry Kewell ile gelen gol, Galatasaray'a ikinci devrede nispeten rahat olma fırsatını getirdi. Ve 46 ila 55. dakikalar arasında üç net gol pozisyonuna girmeyi başardı, Galatasaray. 51. dakikada Mustafa Sarp, orta sahada Sivasspor atağını kesti. Futbol karakteri olan topsuz koşusuna devam etti. Arda Turan, topu kontrolüne aldıktan sonra 2'ye 1 pozisyonda kaldı. Ceza alanı içindeki Sarp'a göndermek istediği pas, Sivasspor savunması tarafından engellendi. İki dakika sonra Sabri, yokladı bu defa Sivasspor savunmasını. 55'te yine Arda Turan, Michael Petkovic ile baş başa kaldı. Ama başarısız vuruşu, golü getirmedi.



İkinci yarının ilk 10-15 dakikalık bölümü içerisinde klasik 4-3-3'ün Galatasaray'dan götürdükleri üzerine konuşmak mümkün.

Altı oyuncu arasındaki üç gruba dönelim bu noktada. Aydın Yılmaz veya Kader Keita'dan biri, mutlaka ileri üçlüde yer alıyordu sezon içerisinde. Nedeni basit. Hızlı oyunculardı iki isim de. Geçtiğimiz hafta Frank Rijkaard, Kader Keita'nın atılmasının ardından Elano Blumer'i bu yüzden çıkarmıştı oyundan. Sağ kanatta hızlı bir oyuncuya ihtiyacı vardı çünkü. Sivasspor karşısında ise, Arda Turan ve Harry Kewell yer alıyordu hücum üçlüsünde. Radikaldi. Zira; iki oyuncu, bu pozisyonda oynayan oyunculara göre, nispeten yavaş kalacaklardı. Ki buraya Nonda ve Baros arasındaki farkı da eklemek lazım.

Galatasaray, ikinci yarının hemen başında skoru 3-0 veya 4-0'a getirerek çok daha sansasyonel bir galibiyet alabilirdi. Bu bölümde bir gol daha gelseydi; moral olarak tamamen bitmiş olan Sivassporlu oyuncular, sahada hayalet gibi dolaşacaklardı kalan dakikalarda. Ama olmadı. Arda, Nonda ve Kewell üçlüsü, hücumda hayli yavaş kalıyordu çünkü. Bu noktada, ikinci opsiyon denendi. Sivasspor, Galatasaray yarı sahasını geçmekte bile zorlanıyordu. Deneme için iyi bir fırsattı. Shabani Nonda'nın yerine Uğur Uçar dahil oldu oyuna. Uğur, savunmanın sağına yerleşti. Sabri Sarıoğlu, hücum üçlüsüne hareketlilik kazandırmak adına, sağ açığa. Harry Kewell da merkez forvete.

55. dakikanın ardından oyundan düşen Galatasaray hücumu, Sabri ve Barış'ın sarf ettikleri efor ile, son dakikalarda daha etkin olmaya başladı. Milan Baros ve Kader Keita'nın yokluğundaki bir diğer ihtimal olan Serdar Eylik, 85'te oyuna girdi. Böylece, hücumdaki iki kanat da hareketli hâle geldi. Sabri, bitime üç dakika kala Harry Kewell'ı golle burun buruna getirdi. Ancak Kewell'dan iyi vuruş gelmedi. Bu pozisyon ile birlikte Sabri, sağ kanattan 10. ortasını yapmış oldu. Ki bu da Sabri'nin ne denli iştahlı olduğunu göstermesi için, son derece önemli bir ayrıntıydı.



2-0 kazandı, Galatasaray. Ve hiç kuşkusuz daha farklı bir skor elde edebilirdi. Ama tüm bu görüntü içerisinde önemli bir şey.

Sezon başından beri devam eden süreçte en başarılı savunma maçıydı Galatasaray'ın. Saha içi dizilişinin 90 dakika boyunca Galatasaray'a getirdiği en olumlu sonuç bu. Maçı 0 (sıfır) pozisyon ile tamamladı, Sivasspor. Geçtiğimiz haftalardan tamamen farklı. Oysaki, Galatasaray'ın TSL'de rakiplerine verdiği gol pozisyonu sayıları sırasıyla şu şekilde oluşmuştu: Gaziantepspor (3), Denizlispor (1), Kayserispor (5), Ankaraspor (4), Beşiktaş (6), Kasımpaşa (5), Eskişehirspor (4), Ankaragücü (9), Trabzonspor (6) ve Fenerbahçe (9).

Savunma anlamında maçın pozisyon verilmeden tamamlanması, harika bir haber Galatasaray için. Diğer yandan; yakalanan 7 pozisyondan iki gol çıkarılmış olması, Galatasaray'ın bu sezonki karakterine biraz aykırı. Ligin en golcü takımı, Galatasaray. Ancak gol pozisyonu sayısında üçüncü sırada. Bu, takımın skor alma becerisi için önemli bir veri. Şimdi de Galatasaray'ın TSL'de rakiplerine karşı bulduğu gol pozisyonu sayılarına bakalım sırayla: Gaziantepspor (6), Denizlispor (8), Kayserispor (5), Ankaraspor (7), Beşiktaş (6), Kasımpaşa (11), Eskişehirspor (6), Ankaragücü (5), Trabzonspor (7) ve Fenerbahçe (3).

Galatasaray, sezon başından beri yakaladığı her iki-üç pozisyondan birini gol yapan bir takım.

Sivasspor önünde hücumda yakalanan fırsatlar (ki sonuç alınamadığı için pozisyon olarak kayıtlara geçmeyen denemeler de var), günün şartlarındaki forvet üçlüsü ile bağdaştırılabilir. Sivasspor'un isabetli şut dahi bulamaması, Galatasaray savunmasının başarısı tabii. Ama daha iyi rakipler karşısında, 2/7 olan skor becerisinin üzerine çıkmak gerekebilir. Bunun dengesi ilerleyen haftalarda mutlaka kurulacaktır. Saha içi diziliş ise, muhtemelen yalnızca Sivasspor maçına özeldi.

Her şeye rağmen, çok önemli bir galibiyet. Lige yeniden döndü, Galatasaray. Çok uzaklaşmadan.

2 yorum:

Mehmet Kemal Kadıoğlu dedi ki...

Slm Eray. Yazında çok güzel noktalara değinmişsin. Bu güzel yazıların için teşekkürler.

İstatistik kısmında verdiğin bir veri gözüme takıldı. En çok gol atan takım olmasına rağmen en çok pozisyona giren takım sıralamasında GS 3. sırada. Verimlilik ve etkinlik ürün üreten işletmelerde çok önemli 2 unsurdur. GS girdiği pozisyonları gole çevirmede byağı başarılı. Fakat oyuncu bazında ele aldığımızda bana göre ligin en kaliteli hücum hattının pozisyon kapasitesi bu mu olmalıdır, bu konuda soru işaretlerim var. Girilen pozisyon sayısı daha yüksek olmalıdır hatta ilerleyen zamanda olacağına da inanıyorum yeni takım olması hasebiyle. Fakat sana göre bu pozisyon sayısında yeterli miyiz, değilsek nedenleri ne olabilir. Teşekkürler..

Can dedi ki...

Saha boyu kısalınca Nonda'nın oynadığı toplu oyun sırıtmıyor; bu bölgelere girmesi gerek orta saha elemanları sıklıkla girip çıkıyorlar oraya. Oynadığımız sistemin temel dinamikleri bu saha içi hareketler ve sezon başından beri süre gelen, skor sonrası yenilen baskı ve uzayan oyun boyu izin vermiyor maçın genelinde Galatasaray'a. Saha içindeki statik yapı sürdükçe de izin vermeyecektir.

Galatasaray hep 4-3-3 oynuyor; sadece biçimleri farklı. 4-2-3-1 bir 4-4-2 varyasyonudur ve kesinlikle bizim oynadığımız değildir. Galatasarayın dizilişinin böyle görünmesindeki etken supporter rolünde oynayan oyuncuların arkalarındaki ikiliyle bağlantılarının zayıf oluşundan kaynaklanıyor. Ki Fenerbahçe maçında Elano bana göre oldukça iyi oynadı bu blok oyununu ve orta saha üstünlüğünü kaptırmadık üretemesekte.

Rakibin zayıflığıda göz önüne alındığında, psikolojik bir ayağa kalkma maçı oldu bu. Linderoth'un geri dönüşü önemli ki, 1-2 hafta içinde hazır hale geleceğini umuyorum. Devreye kadar minimum kayıp gerekli gözümde; zira takım oldukça yorgun ve hatalarını düzeltmekten ziyade oyunu geri gidiyor. Haziran 22 de sezon açan takım için oldukça normal; en çok tatile ihtiyacı olan biziz.