30 Kasım 2009 Pazartesi

Hat-Trick: Everton v Liverpool, 0-2



Liverpool, üst seviye lige Bill Shankly yönetiminde 1962-63 Sezonu’nda geri dönüş yapabilmişti.

İskoç menajerin, Liverpool Tarihi’ndeki yerinin ne denli kıymetli olduğunu biliyoruz. Ama o sezon çok iyi değildi, Liverpool. 42 lig maçından 15’ini kaybetmiş ve sezon sonunda ancak sekizinci basamağı elde edebilmişti. 1963-64 ise, son sahneye bakıldığında akıl almaz bir hikâye olarak futbol tarihindeki yerini hâlâ koruyabiliyor. Sezona Anfield Road’daki ilk üç maçını kaybederek başlayan Kızıllar, Mart ve Nisan ayındaki müthiş koşuları sayesinde, Manchester United’ın beş puan önünde şampiyonluğa ulaşıyorlardı. Goodison Park’taki eşleşmede Everton’ın 3-1’lik üstünlüğü vardı ama.

Liverpool, bir sonraki sezon ilk defa Avrupa arenasına çıkacaktı. İzlanda ekibi KR Rejkjavik karşısında kazanılan 5-0 ve 6-1’lik iki galibiyet, Bill Shankly’nin takımına ayrı bir hava getirmişti. Anfield Road’da altı gol ile elde edilen Avrupa zaferi, Liverpool’un 1964-65 Sezonu’ndaki 10. resmi maçında geliyordu. ‘’Son Şampiyon’’ unvanı ile başladığı sezonda Kızıllar, ligde oynadıkları ilk üç iç saha karşılaşmasından yedi puan çıkarırlarken deplasmanda 4’te 0 yapmışlardı. Yine de özgüvenlerini koruyorlardı; fakat KR maçı dönüşü Anfield’da karşılaştıkları Everton, Shankly’nin öğrencilerinin gözlerini açacaktı. 4-0 kazanıyorlardı, Maviler. Ve bu, Liverpool adına, Merseyside Derbisi’ndeki en farklı ikinci mağlubiyet oluyordu.

Tarih boyunca Everton’a iki defa 5-0 kaybeden Liverpool (Nisan 1909, Goodison Park ve Ekim 1914, Anfield Road), 1964’teki o eşleşmenin ardından uzun bir süre Mavilere bu denli farklı bir skorla boyun eğmedi. Ta ki 9 Eylül 2006 günü Goodison Park’taki Premier League karşılaşmasına kadar. David Moyes’in heyecanlı öğrencileri, bir öğlen vakti, Liverpool’u konuk etmişlerdi kendi evlerinde. 2005-06 Sezonu’nda Merseyside Derbisi’nde ‘’double’’ yapan Liverpool’un işi o gün hiç de kolay olmadı. Tim Cahill ve Andrew Johnson (2) ile 3-0 kazanan Everton, böylesi bir galibiyet almayalı çok uzun zaman olmuştu. 1964’teki 4-0’lık maçtan sonraki en farklı mağlubiyetti, Kızıllar adına.



Everton, Liverpool karşısındaki özgüvenini geri kazanmıştı belki de 3-0’lık dev galibiyetle. Öyle mi?

Hayır. En azından Goodison Park için, hayır. Eylül 2006’daki eşleşmenin ardından iki takım, dört defa Anfield Road’da birbirlerine rakip oldular. Şubat 2007’de golsüz beraberlik çıktı. Mart 2008’de Fernando Torres’in tek golü, Liverpool’a galibiyeti getirdi. Ve geçtiğimiz sezonki o harika üçlü paketin ilk iki maçında, biri Premier League ve diğeri FA Cup karşılaşması olmak üzere, 1-1’lik skorlar çıktı ortaya. 25 Ocak akşamı oynanan FA Cup tekrarında ise Everton, Dan Gosling’in 118. dakikada attığı gol ile bir üst tura yükseldi. Tüm bunlar, Everton’ın Derbi’de ayaklarının yere sağlam basması için yeterli olmalıydı.

Diğer başlığı inceleyelim bu defa. Goodison Park. Everton, Liverpool karşısında Andrew Johnson’ın yıldızlaştığı o 3-0’lık maçtan beri evinde, Premier League’de, kazanamıyordu. 20 Ekim 2007’de Liverpool, Everton’ı 2-1 mağlup etti. Hikâyesi bol bir maçtı o. Kirkby Projesi, dillenmeye başlamış ve futbolun en güzel rekabetindeki iki dostun birbirlerinden uzaklaşma ihtimali ortaya çıkmıştı. Duygusallık vardı. Sahada ise aynı şekilde, ‘’derbiye yakışan bir mücadele.’’ Maviler, Sami Hyppia’nın kendi kalesine attığı golle ilk yarı önde kapasalar da; ikinci devrede Dirk Kuyt’ın iki penaltı golü, Liverpool’a galibiyeti getirdi. Everton, bu iki pozisyonda Tony Hibbert ve Phil Neville’ın atılması ile karşılaşmayı 9 kişi tamamladı.

2008-09 Sezonu’ndaki karşılaşma, tam anlamı ile bir futbol ziyafeti olarak akıllara yerleşecekti. 0-0’lık bölümde Jamie Carragher, efsanevi bir savunma yaptı. İkinci yarıda ise, Dirk Kuyt ve Fernando Torres sahne aldı. Maçtaki iki gol, 58 ve 61. dakikada, İspanyol yıldız Torres’ten gelmesine rağmen; Kuyt’ın ortaya koyduğu performans tam anlamı ile derslikti. Hücumdaki her pozisyonda Fernando Torres ve Robbie Keane forvetini üçlemişti, Hollandalı. Torres, attığı iki golden hemen sonra, bir kez daha sarsacaktı Everton ağlarını. Ne var ki; gol, bir pozisyon önce Kuyt’ın yapmış olduğu faul nedeni ile, geçersiz sayılmıştı. Yine de Merseyside Derbisi Tarihi’ne altın harflerle yazdırıyordu adını, Fernando Torres.



2007 ve 2008’deki iki Goodison Park galibiyetinden sonra dün ‘’hat-trick’’ için sahaya çıktı, Liverpool.

Kazanması hâlinde; Kulüp Tarihi’nde üçüncü defa ‘’arka arkaya en az üç defa’’ ligdeki Goodison Park deplasmanlarından galibiyetle çıkmış olacaklardı, Kızıllar. Bu serinin biri çok uzak değil, diğeri nispeten.

I.
08.02.1913: Everton v Liverpool, 0-2
20.09.1913: Everton v Liverpool, 1-2
06.02.1915: Everton v Liverpool, 1-3

II.
16.04.2001: Everton v Liverpool, 2-3
15.09.2001: Everton v Liverpool, 1-3
19.04.2003: Everton v Liverpool, 1-2
30.08.2003: Everton v Liverpool, 0-3

Liverpool ve Everton, 2009-10 Sezonu’nun bu bölümünde hiç de hayal ettikleri yerde değiller. David Moyes’in takımı, sezonun ilk maçında Arsenal’e Goodison Park’ta 6-1 mağlup olduğunda, endişeye mahal verilmemişti. Bir şekilde düzelirdi, Everton. Ama olmadı. Kendilerine gelemediler. Ve devam eden bölümde adeta tepetaklak oldular. 1998-2002 yılları arasında Preston North End’in futbola bakış açısını yeniden değiştiren adam olarak Everton’ın başına gelen ve Bill Shankly, Matt Busby, Alex Ferguson’dan sonra yeni İskoç harikalarından biri kabul edilen David Moyes’in kariyeri için de hayli kötü bir fotoğraf bu.

Keza Rafael Benitez. Yaz mevsimindeki bütçe sıkıntısı, muhakkak etkiledi Liverpool’un transfer stratejisini. Ama savunma merkezine alternatif olarak Sotirios Krygiakos’un alınması, herhangi bir sıkıntının özrü olmamalı. Benitez’in Liverpool’daki görev süresi boyunca 55 oyuncu için harcadığı 230 milyon £, son günlerde daha gür şekilde tartışılmaya başlanmıştı zira. Üstelik; UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki düzenli başarı, bu sezon gelmedi. Ve Benitez’in elini güçlendiren en büyük koz da böylece gitmiş oldu. Bu anlamda, her iki takımın da, çok ihtiyacı vardı bir Merseyside galibiyetine.



Liverpool, Everton karşısına geçtiğimiz sezonlardan alışık olduğumuz formasyonu ile çıktı.

Fernando Torres yoktu. İki oyuncunun eksikliğinde Liverpool’un kadro derinliği anlamında ne denli sıradan bir takım hâline dönüştüğünü iyi biliyoruz. Torres’in yedeği de David Ngog zaten. Robbie Keane’li dönemi saymazsak; Benitez, hep 4-4-1-1 gibi bir diziliş tercih etti. Steven Gerrard destekli bir forvet oyuncusu. Ve sağ ya da sol kanattan sürpriz bir oyuncu. Ki bu, son üç yıldır Dirk Kuyt oluyor. Lucas Leiva ve Javier Mascherano orta sahadaydı. Sol kanat, defansif özellikleri yüksek Fabio Aurelio’ya emanetti. Savunma dörtlüsü: Glen Johnson, Jamie Carragher, Daniel Agger, Emiliano Insua. Kalede ise Pepe Reina.

Everton, David Moyes’in 4-6-0’ından son dönemde hiçbir şekilde yararlanamıyor. Kaldı ki; oyuncular da, bu mantaliteye uygun isimler değiller artık. Kalesinde Tim Howard’ın olduğu Everton, savunma merkezini Slyvain Distin ile Joseph Yobo’ya emanet etmişti. Bu ikilinin hemen önünde John Heitinga vardı. Savunmanın iki kanadında Tony Hibbert ve Leighton Baines mücadele edecekti. Mavilerde bu isimler ve diğerleri, birbirlerinden ayrılıyorlardı. En uçtaki Jo’nun arkasına Steven Pienaar, Tim Cahill, Marouane Fellaini ve Diniyar Bilyaletdinov dizilmişti. Louis Saha, ilk 11’de yoktu.

Benzer yapılanmalarla sahadaydı iki ekip. Everton, hızlı başladı. Gerçek anlamı ile. Ya da çabuk. Orta sahada Fellaini, kritik bir görev üstlenmişti. Aldığı hemen her topu, iki kanatta yer alan Pienaar ve Bilyaletdinov’a yönlendiriyordu. Tim Cahill’in vasfı ise, ilerideki Jo’ya destek olmaktı. Everton, Liverpool karşısında istekli bir oyunla boy göstermek istiyordu aslında. Belki de, mağlup olacaklarını bilseler bile, iyi bir oyunla güvenlerini kazanacaklardı. Kaldı ki; fena da bir performans yoktu ortada. Yine de öne geçen, sezon başında Barcelona’ya transferi için yalvaran, Javier Mascherano’nun golü ile Liverpool olacaktı.



Devre sonuna kadar aynı oyun devam etti. Everton, 45 ila 60 arasındavites arttırdı yine.

Efektif miydi bu oyun, aslında bilinmez. Zira; yukarıda söylediğimiz gibi, bir çaba vardı; ama nispeten ‘’Biz de iyi takımız, bakın!’’ gibiydi. Ters toplar, hızlı hücumlar devam etti. 67. dakikada Dirk Kuyt, maçı bitirebilecek hamleyi yaptı. Taç çizgisinde Leighton Baines’in ayağından aldığı topu, ceza sahasına gönderdi; ancak David Ngog araya girdi. Kuyt’ın isteği o değildi hâlbuki. Sonrasında Everton’ın ayağına bir şans daha geldi. Tıpkı geçtiğimiz sezon olduğu gibi. Cahill, vurdu. Pepe Reina devleşti. Dönen topta Fellaini, hamlesini yaptı. Ve Reina, yine tek başına direndi. Bu, son şansı oldu Everton’ın.

Dirk Kuyt, Liverpool’a 2-0’lık üstünlük getiren golü attı. Her zamanki gibi ‘’+1’’ opsiyonu olarak gol çizgisinde yer aldı. Eylül ayından beri Premier League’deki ilk golüydü belki; ama yine de incelenmesi ve üzerine konuşulması gereken bir isim, Dirk Kuyt. Şöyle. Luis Suarez’in bu sezon Ajax’ta neler yaptığından haberimiz var. Her maçta istatistik kağıdının gol hanesini dolduruyor. Dirk Kuyt, Feyenoord’da farklı mıydı? Hayır. Üç sezon oynadı. Ve Feyenoord'da sırasıyla 20, 29 ve 22 gol attı. Toplam gol sayısı ise, 83. Yalnızca 122 maçta. Liverpool’daki Kuyt, bu anlamda, müthiş bir örnek. Tam bir profesyonel. Belki 30+ gol atmıyor; ama kesinlikle o günkünden çok daha değerli.



Liverpool, Goodison Park’ta 2-0 kazandı. Premier League başlığında arka arkaya üçüncü defa.

Pepe Reina, 71. dakikadaki o pozisyonda, Jerzy Dudek’in İstanbul’da Andriy Shevchenko’ya karşı gösterdiği kahramanlığı hatırlattı. Liverpool, dertlerini bir nebze olsun hafifletti böylece. Lider ile 13 puanlık bir fark söz konusu. Ki lider Ancelotti’nin Chelseasi. Üst sıralar için umutlu olabilmek adına Blackburn Rovers ve Arsenal maçları çok önemli tabii. Everton’ın önünde ise, Tottenham ve Chelsea karşılaşmaları var. Bu fikstürü şansa çevirmek, David Moyes ve öğrencilerinin elinde.

Sırada: Arsenal v Chelsea, 0-3.

Hiç yorum yok: