9 Kasım 2009 Pazartesi

''Hustle Points'': D. Bakır v Galatasaray, 1-2



Dinamo Bükreş karşısında alınan 3-0'lık galibiyetin ardından Diyarbakır deplasmanına çıkıyordu, Galatasaray.

Son haftalardaki görüntüde bir farklılık yoktu. Kader Keita, üçüncü defa uzak kalıyordu takımdan. Bu sezon Galatasaray'ın TSL'deki tüm maçlarında görev alan Mustafa Sarp, sarı kart cezası nedeniyle takım arkadaşları ile birlikte değildi. Frank Rijkaard, kendisine Sivas ve Dinamo maçlarında başarıyı getiren formülün üzerinden gitmek istemişti. Leo Franco, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan, Servet Çetin ve Hakan Balta beşlisi devam ediyordu, Hollandalı. Kanatlarında Arda Turan ile Harry Kewell'ın olduğu hücum üçlüsünün merkezinde Shabani Nonda vardı. Mehmet Topal ve Barış Özbek'in yanına ise, Ayhan Akman yerleştirilmişti.

Diyarbakırspor özelinde iki net gerçek çok iyi biliniyordu: Thierry Fidjeu-Tazemeta ve Andres Mendoza. TSL'de zirve yarışının dışında kalan takımlar için son derece ideal bir forvet ikilisi, Tazemeta ile Mendoza. Diyarbakırspor Teknik Direktörü Ziya Doğan, ceza nedeniyle karşılaşmayı tribünlerden takip edecekti. Ancak kağıt üzerindeki planından bahsetmek mümkün sayılırdı az çok. Ziya Doğan'ın prensi Ayman Abdelaziz de cezalıydı Galatasaray maçında. Mısırlı oyuncunun olmadığı düzende Diyarbakırspor orta sahası, kalabalık bırakılmıştı. Diyarbakırspor'un bu bölgede rakibine karşı direnç göstermesi ve sürpriz hücum girişimlerini buradan başlatma isteği, tahmin edilebilecek bir stratejiydi aslında.

Galatasaraylı oyuncular durumun farkında mıydı, bilinmez; ama Diyarbakırspor beklenenden çok daha iyi bir giriş yapıyordu karşılaşmaya. Dinamo deplasmanında isabetli pas oranında 77-77 gibi akılalmaz bir başarı yakalayan Mehmet Topal, iki maçlık aranın ardından tekrar ilk 11'e dönüş yapan Ayhan Akman ve orta alandaki üçlünün sağında yer alan Barış Özbek'in pas hataları, Diyarbakırspor'un maç için umutlanmasını sağladı. İlk 10-15 dakika içerisinde Diyarbakırspor, Galatasaray'a karşı önemli bir üstünlük sağladı. 90 dakika boyunca oluşan 121 isabetsiz pasın önemli bir bölümü, söz konusu sekans içerisinde gelmiş olmalı. Orta alandaki üçlünün etkisizliğine ileridekilerin katılması ise, o an için istek listesinin ilk sıralarında değildi hiç kuşkusuz.



Diyarbakırspor'un 11. dakikada bulduğu golü, Galatasaray özelinde, iyi incelemek gerekiyor.

Takım savunması başlığı üzerine konuşurken, biraz daha radikal yapılmalı tabii yorumlar. Stoperler, savunma dörtlüsü, kaleci ve orta alandaki iki ön libero... Bunlardan fazlasına yoğunlaşmak lazım. Galatasaray'ın en büyük sorunu, top kayıplarından sonra oluşan ortam. Diyarbakırspor, Galatasaray'ın geçiş savunmasındaki hatasını çok iyi değerlendirerek 1-0 öne geçti maçın 11. dakikasında. Ziya Doğan'ın soyunma odalarına girişi de yasaktı. Ancak muhtemeldir ki; Doğan ve ekibi, haftanın ikinci veya üçüncü gününden itibaren rakiplerinin bu tarafına iyi konsantre olmuşlardı.

Harry Kewell, kendi bölgesinde top buluştu. Bir hücum klasiği olarak, sol bek Hakan Balta da takım arkadaşına destek verme isteği ile Diyarbakırspor savunmasının sağ kanadını meşgul ediyordu. Avustralyalı, dönemedi Hakan Balta'ya. Ortaya yöneldi. Ve bir pas hatası gerçekleşti. O anda, ekranı durdurmak lazım. Kewell, hatasını onarmak için orta sahada rakibine baskı yapıyor. Savunmada Sabri, Gökhan ve Servet üçlüsü pozisyon alıyor. Önlerindeki Mehmet Topal, kendi pozisyonunda. Ve kaleci Leo Franco. Toplamda altı Galatasaraylı. Diğer beş isim ise, hücumda kaptırılan topun etkisi ile rakip yarı alanda kalmış durumda. Frank Rijkaard'ın bahsettiği hâl. Topun kaptırıldığı anlardaki pozisyon kayıpları.

Ayhan Akman, ileride kalan Hakan Balta'nın bölgesini kapamaya çalışıyor. Ancak orta sahada topu kontrolüne alan Şener Aşkaroğlu, çoktan Galatasaray savunmasının dengesini bozacak pası atmış vaziyette. Sol bek ve sol stoper arasına. Andres Mendoza'nın hızını kullanması, sürpriz değil elbette. Diyarbakırspor, aslına bakılırsa, Fenerbahçe karşısında da benzer bir oyun yapısı ile çıkmıştı sahaya. Hızlı gelişen bir atağın sonunda 1-0 öne geçmişti, Diyarbakırspor. Tek fark, 1-0'ın ardından da gol pozisyonlarına girmeye devam etmesiydi. Galatasaray, bir şekilde engelledi ev sahibinin skor üstünlüğü ile oynama avantajını. 15. dakikadan itibaren hızlı ve seri şekilde pas yapmaya başladı, Frank Rijkaard'ın takımı.



Devrenin son bölümünde gelen beraberlik golü, Galatasaray adına son derece önemli bir sonuç.

2009-10 Sezonu'ndaki 23 resmi maçta toplam 61 gol bıraktı rakip ağlara, Galatasaray. Bu gollerin ciddi bir bölümü, iki hücum kanadının da içerisinde olduğu pozisyonlardan oluşuyor. Maccabi Netanya ile İstanbul'da gerçekleşen eşleşmede Kader Keita'nın golünü hatırlayalım. Yine aynı maçtan Aydın Yılmaz'ın ortasında kafa pası ile Shabani Nonda'ya golü attıran Harry Kewell'ı. Beşiktaş maçındaki üçüncü gol organizasyonunu. Trabzonspor karşısında skoru 3-2'ye getiren golü. 5-0 kazanılan Levadia Tallinn mücadelesinde rakibin kendi kalesine attığı gol bile, ciddi dokumandır bu anlamda.

Nasıl oldu peki, birinci gol? Harry Kewell, sol kanattan çizgiye inmek istedi. Rakibin direnci ile karşılaşınca, hemen arkasındaki Ayhan Akman'a döndü. Ayhan da vakit kaybetmeden diğer kanada. Sol tarafın, sağ tarafı devreye sokması yani. Sabri Sarıoğlu, şutu riske edilen basketbolcular gibi, arka direkte bekliyordu. Fırsatı kaçırmadı. (Boston Celtics'teki Rajon Rondo'ydu o anda, Sabri.) Bu gol özelindeki diğer iki önemli husustan biri, Sabri'nin vuruş tekniği. Galatasaray'ın sağ beki, sezon başından beri müthiş bir performans koyuyor ortaya. Ve sürekli gelişiyor. Arka direkte, ayağının içini kullanması ve keskin bir vuruş yapması harika. (Ayağının üstü ile vurur muydu o topa, takvim yapraklarını 365 gün geriye atsak?)



Fotoğrafı biraz daha küçültelim bu noktada. İki büyük sonucun haricinde, golün zamanıydı önem arz eden.

Soyunma odasına beraberlikle gidiyordu, Galatasaray. Diyarbakırspor'un maçın hemen başında sarf ettiği yoğun efor, bir yerde kendisine negatif olarak geri dönecekti. Frank Rijkaard ile Johan Neeskens'in öğrencileri, o doğru anı yakalamalılardı. Harry Kewell, çok daha fazlasını yaptı. Barış Özbek, sezon içerisinde Servet Çetin'in sıkça yaptığı gibi, ters topla sol kanadı hareketlendirdi. Top, havada süzülürken Avustralyalı yıldız, bir karar verdi. Diyarbakırspor stoperinin ayağı kaymıştı. Tek topta kafa pasını gönderdi Arda Turan'a, Kewell. Kaptan da, ağları gördü çabukça. Çok güzel bir goldü gerçekten.

Harry Kewell, hakikaten zeki bir insan. Futbol zekâsından öte belki de. Yukarıda andığımız, Beşiktaş maçında Milan Baros'un skoru 3-0'a getiren golünün öncesindeki tercihi mesela. Elano'nun ters topunda harikulade bir dokunuşla Baros'u, Beşiktaş savunmacılarının bir pozisyon ötesine atmıştı, Kewell. Baros kendisine gelen topu düzelttiğinde, etrafındaki Beşiktaşlı sayısı sıfırdı. Sonra da gol vuruşunu yaptı zaten. Kewell'ın Diyarbakır'daki harika pası, benzer şekilde avantaj sağladı Arda Turan'a. Arda ise, o gol pozisyonunda ciddi bir karakter gösterdi. Hemen peşindeki rakip savunmacıya rağmen kusursuz bir gol vuruşu yaptı. (Ki Sivasspor maçının ardından çok önemli bir durum bu.)



Skor avantajını kazanan Galatasaray adına işler, 64. dakikada Barış Özbek'in yaptığı hata ile karışabilirdi yalnızca.

Maçın ilk yarısında sarı kart gören Barış, son derece acemi bir hareketle, oyundan atıldı maçın bitimine 26 dakika kala. Orta sahadan bir oyuncunun eksilmesi, takım için net bir dezavantaj olurdu. Tobias Linderoth, yedek kulübesindeki alternatiflerin tepesinde yer alıyordu. Shabani Nonda'nın yerine dahil oldu oyuna. Ki mantıklı bir tercihti bu. Galatasaray'ın 10 kişi kaldıktan sonra geri çekilmesi, olağan sonuç. Bu yüzden Nonda, rakip kaleye çoğu zaman 50-55 metre kadar uzak kalacaktı. Hamle eksikliği olan Nonda'dan -özellikle de 65'ten sonra- bunları beklemek için fazla iyimser olmak gerekirdi.

Nonda, geldi kenara. Harry Kewell ile Arda Turan, ileride kaldılar daha çok. Sürpriz adam kontenjanı, Ayhan Akman'a gitmişti. Galatasaray, kalan dakikalarda bu şekilde arayacaktı üçüncü golü. Belki Elano'ya ihtiyaç vardı bu anlamda. Brezilyalı, çabuk düşünme yetisi ile, takım arkadaşlarını rakip yarı alana nispeten rahat gönderebilirdi. Ama olmadı. 87. dakikada Diyarbakırspor, net bir fırsattan yararlanamadı. Mendoza, altıpastan kaçırdı. Pozisyon hatası, arka direkten gereğinden fazla kalan Sabri'nindi. Yine de önemli bir ayrıntı var burada. O da 11 ila 87. dakikalar arasında rakibine tek bir pozisyon dahi vermemişti Galatasaray.

Son üç maçta rakiplere sunulan fırsatlar minimize edilmişti bir kere. Sivasspor'un Ali Sami Yen Stadı'ndaki randevuyu 0 (sıfır) pozisyon ile tamamlamasının ardından Dinamo Bükreş deplasmanında kalesinde yalnızca iki tehlike yaşadı, Galatasaray. Diyarbakırspor maçında bu sayı, 3'e çıktı. (Gol öncesinde Celalettin Koçak'ın sol çaprazdan gönderdiği şut, 11. dakikadaki gol ve 87. dakikada Mendoza'nın değerlendiremediği fırsat.) Toplam olarak bakıldığında yalnızca beş pozisyon söz konusu, son üç resmi mücadelede. Buna karşılık, 20 gol girişimi var. 88. dakikada Elano dahil oldu oyuna. Üçüncü değişiklik ise, gelmedi. Tıpkı Trabzonspor maçındaki gibi. (Enteresan ama. Skorun korunması gereken anlarda böylesi bir tercihte bulunmuyor, Rijkaard.)



Sonuç. Sabri Sarıoğlu ve Arda Turan, Fenerbahçe'nin üç puanla kapadığı haftada Galatasaray'a galibiyeti getiren gollerin altına imzalarını attılar. Alt yapıdan çıkan iki oyuncu ile sonuca gitmek, normalden biraz daha sevindirici tabii.

Basketbol istatistikleri konusunda bir başlık vardır: ''Hustle points!'' Sözlük anlamları farklılık gösteriyor belki ''hustle'' kelimesinin; ama terimsel olarak oldukça açıklayıcı. Mücadele, itiş kakış. Rakip pota altında rakibinin üzerinden hücum ribaundu alıp takımına sayı kazandıran oyuncu modeli. Ya da yerdeki topa atlayan ve hücum sırasını takımına döndüren. Hustle points, takıma hava getirir çoğu zaman. Ekstradır her vakit. O sayı ile salondaki atmosfer, bir anda değişir. Maçın geri kalan bölümü için beklenilen muhtemel görüntü de. Ateşleyicidir kısaca.

Galatasaray, dün akşam Diyarbakırspor karşısında 2-1 kazanırken ekmeğini taştan çıkardı tam anlamıyla. Zirvede puan farkı, hâlâ tek maç. Tüm bunların ardından, lige verilecek ara sonrasında vitesin yükselmesi ise beklentiler dahilinde.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

son 35 demişsiniz ama son 25 dakika 10 kişi oynadık nonda linderoth değişikliği bana biraz tuhaf geldi ama rijkaard neskeens ikilisine güvenimiz sonsuz

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Haklısınız. Bir anda 100'e tamamladım sanırım. Teşekkür ederim düzeltme için.

Açıkçası beklediğim bir değişiklikti. Maçı takip ederken, grup içerisinde de, bazı fikir ayrılıkları yaşadık. Ama bence doğru bir hamleydi. Zira; Shabani Nonda'nın oyun alanı 55-60 metreye çıkacaktı. Ki bu da Nonda özelinde, hayli uzun bir mesafe. Harry Kewell, Arda Turan ve sürpriz adam olarak Ayhan Akman'ı kullanmak, o dakika için sanırım daha uygundu.

Yazı içerisinde biraz daha detaylı konuşabiliriz tabii.

Görüşmek üzere,

Eray.

babeko dedi ki...

sabri sarıoğlu & arda turan
bu kültürü yaşamak çok güzel bir duygu..

POSTER BOY NYC dedi ki...

Eray keitanin donusuyle sence kime klube yolu gozukucek ve nasil bir oyun duzeni gorucez sence.

Saygilar

Adsız dedi ki...

"Fenerbahcenin uc puanla kapadigi haftada..." Pek bi ironik olmus vallahi.

BetweenTwoBooks dedi ki...

"Sivasspor maçında bu sayı" demissiniz, "Diyarbakir ..." olacak sanirim.

SozenE. dedi ki...

Selamlar,

Kusura bakmayın lütfen.
Teşekkür ederim düzeltme için.

Eray.

serdar dedi ki...

Selam,

Nonda-Linderoth değişikliğine şaşırmadım. Buca karşısında 10 kişi kaldığımızda oyunu ileride tutacak Arda'yı çıkartıp Ayhan'ı almıştı oyuna. Ondan sonra maç epey sıkışmış, Galatasaray geriye yaslanmıştı. Oysa bu formatta Kewell-Arda ikilisi topu ileride tutmayı iyi başardılar.

Bence Barış'ın yaşadığı balayı bu maçla bitti. Şahsen geldiğinden beri ısınamadığım Barış, bu sistemin oyuncusu olamaz. Beklenen gelişmeyi de hiç göstermedi. Sadece kırmızı kart değil; bu maçtaki mücadele eksikliği, pas tercihleri, top yapamama gibi sorunlar tv'den bile gözüküyordu. Son haftalarda dengeli bir oyun oynayan Sabri'nin bile bu hafta çok fazla savunma hatası yapmasına neden oldu.

Ama maçın adamı kesinlikle 'Oz büyücüsü'... İlk golün pozisyonunu hazırlayan kişiydi. İkinci golde topun savunmadan çıkışında örnek bir hareket var. Normalde takım sürekli ayağa pas yapsın diyoruz ama ters top denemeleri yapamazsanız pozisyona giremiyorsunuz. Kewell bunu defalarca denedi ve ikinci golün başında ters topuyla rakibi dengesiz bir anında yakaladı. Topu takip edip assistini de yaptı. 3 dakikalık görüntülerde golün tamamı yok. Maçın tekrarına denk gelirseniz mutlaka bu gözle de izleyin.

Kewell dün son haftalarda defalarca yaptığı gibi liderliğiyle, oyun zekasıyla, sakinliğiyle, tekniğiyle ve sonuca giden hareketlerle Galatasaray'a galibiyeti getirdi.

Jordan dedi ki...

yalnız o ilk fotograf'da ki sabri'nin arda'ya bakısı cok guzel. len oglum delirme gol attık sadece der gibi bakmıs.:D