25 Kasım 2009 Çarşamba

Rüya Gibi: Barcelona v Internazionale, 2-0



UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gecenin eşleşmesi Camp Nou'da, Barcelona ve Inter takımları arasındaydı.

Grup kuraları çekildiğinde, F Grubu'nun beşinci maç haftasında, Barcelona ile Inter eşleşmesi için nasıl bir öngörüde bulunurdu insanlar, bilinmez; ama durum bu olmazdı muhtemelen. Barcelona, dün akşam Inter'e yenilmesi hâlinde; UEFA Avrupa Ligi'ndeki statü hakkında bilgiler toplama ihtiyacı hissedebilirdi. Ama şimdilik buna gerek yok. Hafta sonu oynanacak El Clasico öncesinde Barcelona, doksan dakikalık ter idmanını Inter karşısında yaptı çünkü. İlk 26 dakika içinde Pique ve Pedro ile gelen goller, Barcelona'yı F Grubu'nun zirvesine taşıdı.

Camp Nou'daki maça sıkıntılı çıkacak olan taraf Barcelona'ydı aslına bakılırsa. Cumartesi akşamı La Liga'da Athletic Bilbao'ya konuk olan Barcelona, yalnızca iki puan ve lig liderliğini kaybetmemişti. Bilbao deplasmanında Barcelona'nın yıldızı Lionel Messi, 80'li yıllardan günümüze uzanan bir gelenekten dolayı belki de, acımasız darbeler alıyor ve Inter maçı öncesi sıkıntılı duruma düşüyordu. Arjantinli, yedek kulübesindeydi dün akşam. Real Madrid karşılaşması düşünülerek riske edilmiyordu bir bakıma. Tıpkı Zlatan Ibrahimovic gibi. Savunma ve orta saha arasındaki geçişi sağlayan Yaya Toure'nin ise, hastalığı devam ediyordu. Dolayısıyla; farklı bir yapılanma ile maça başlamak durumundaydı, Pep Guardiola'nın takımı.

Savunma beşlisinde bir değişiklik gözükmüyordu. Kalede Victor Valdes vardı. Hemen önündeki blokta ise Daniel Alves, Gerard Pique, Carles Puyol ve Eric Abidal. Orta sahada Yaya Toure'nin görevi, ortalama bir oyuncunun iyi bir takımda sürekli oynayarak seviye atlayabileceğini gösteren Sergio Busquets'e devredilmişti. Busquets'in iki yanında Xavi Hernandez ile sezonun sürpriz golcüsü Seydou Keita oynayacaktı. Lionel Messi'nin yokluğunda Andres Iniesta, hücum bölgesinde yer alıyordu. Uzun bir aranın ardından merkeze geçen Thierry Henry'nin diğer yanında ise, Pedro Rodriguez vardı.



Bir ayrıntı önemli. Barcelona'da Inter karşısına çıkan 11 oyuncudan 7'si alt yapı ürünüydü. Sır mı bu, aslında değil.

Barcelona kadrosundaki (ikinci kaleci Jose Manuel Pinto dışında) İspanyol oyuncuların tamamı, futbol eğitimlerini La Masia'da aldılar. Ki buraya aslında bir Sırp olan Bojan Krkic ile Arjantinli Lionel Messi ve dün akşam kısa bir süre forma şansı bulan Meksikalı Jonathan Dos Santos'u da eklemek mümkün. Müthiş bir seçme şansı bu tabii. Şöyle. Kaleden itibaren başlayalım. Victor Valdes 13, Gerard Pique 10, Carles Puyol 17, Xavi Hernandez 11, Andres Iniesta 12, Pedro Rodriguez 17 ve Sergio Busquets 17 yaşında dahil oluyorlar Akademi'ye. Hep söylenen bir gerçek. Burada tamamen tanıyorlar Barcelona'yı.

Inter, muhtemelen Avrupa'nın en iyi iki ya da üç savunma takımından biri. Dün akşam Barcelona karşısındaki kadrosunda Julio Cesar, Maicon, Lucio ve Esteban Cambiasso gibi üst düzey oyuncular vardı. Ama Barcelona, ''kader maçı'' psikolojisini yaşamadan, son derece hızlı başladı karşılaşmaya. Basketbolda son saniyelere yenik giren takımları düşünün. Taktik faul yapmadan evvel, ön alanda rakiplerini zorlamayı denerler. İki veya üç oyuncu ile topa saldırırlar. Barcelona, dün akşam ilk yarım saat boyunca bu şekilde oynadı. Hep hataya sevk etti Inter'i. Bu anlamda; Xavi ve Iniesta birlikteliği için, ''tüm zamanların en iyisi'' demek, yanlış olmasa gerek. Gerçek anlamda ruh ikizleri gibiler. İnanılmaz oynadılar söz konusu sekansta.



Barcelona-Inter maçının hemen ardından Spor Gecesi'nde ilk 26 dakikanın istatistikleri verildi.

Birkaç başlık üzerine konuşmak mümkün. İlk golü bir köşe vuruşundan sonra buldu, Barcelona. Thierry Henry, ön direkte yaptığı kafa vuruşu ile topu arkaya aşırttı. Burada da Gerard Pique, gol vuruşunu yaptı. Ki zaten 10. dakikada gelen bu gole kadar Barcelona, Inter'i geri sayıma zorlamaya başlamıştı. 26. dakikadaki gol ise, rüya gibiydi gerçekten. Pedro'nun son hamlesinden önce 11 pas var. Ama golü -en azından benim için- özel kılan, Xavi ve Iniesta arasındaki o telepatik bağ. Iniesta, sağ kanattan içeri doğru hareket ederken; çizgide Daniel Alves'in kendisine destek verdiğini gördü. Ama muhtemelen bir saniye gecikmişti. Ya da saniyenin yüzde biri. Xavi'ye döndü. Ve Xavi'nin Alves'i göreceğinden emindi.

Xavi Hernandez, o an Andres Iniesta'nın beynine girmişti adeta. Teorik olarak pas, Xavi'den çıktı. Ama düşünen ve belki de komutu veren Iniesta'ydı. Son derece etkileyici. Devamını da getirelim. Xavi'nin pası, Daniel Alves'e geldi. Brezilyalı oyuncu da, topun altına girerek arka direkteki Pedro Rodriguez'e tek vuruş imkânı sağladı. Barcelona, 26. dakikada 2-0 öne geçti. Pazar akşamı oynanacak Real Madrid öncesi, ideal plan bu olmalıydı Pep Guardiola'nın takımı adına. Kaldı ki; üzerine konuştuğumuz bölüm içerisinde, 90 dakikalık bir performans sergilemişlerdi aslında. Rakamlardan bahsettik. Biraz açalım. Üzerine konuşulması gereken ilk başlık, Barcelona'nın orta sahasındaki üçlü elbette.



Xavi (31 pas), Busquets (28 pas) ve Keita'nın (23 pas), ilk 26 dakikada yaptığı toplam pas sayısı 82!

Resmi büyütelim. Barcelona, bu bölümde 213 pasa ulaşıyor. 170 tanesi olumlu. Oransal karşılığı, %80. Üstelik; rakip Inter'i de hataya zorluyor, ev sahibi. 127 pas yapabiliyor yalnızca, Inter. 85 adedi isabetli olan. Oransal karşılığı, %67. İtalya temsilcisinin en fazla pas yapan üç oyuncusu ise şu şekilde: Javier Zanetti (21 pas), Christian Chivu (16 pas), Walter Samuel (16 pas). Inter, rakamlardan da anlaşıldığı üzere, nefes dahi alamadı uzun süre. Barcelona'nın ilk 26 dakikadaki altı şutunu karşılamak durumunda kalan Jose Mourinho'nun takımı, rakip kaleye ilk şutunu 35. dakikada gönderebildi.

Devre tamamlandığında Barcelona, Inter'e karşı topa sahip olma oranında %61'e %39'luk bir üstünlük sağlamayı başarmıştı. Xavi, ikinci yarıda Julio Cesar'ın kalesini yokladı. Daniel Alves'in sağ taraftan ortası, Xavi'nin kafa vuruşu ile anlam kazanabilirdi. Ama Brezilyalı kaleci, Camp Nou'ya geldiğini hatırlattı. Geri kalan bölümde Barcelona, Pazar akşamı oynanacak Real Madrid maçını düşünmeye başladı muhtemelen. Inter'in üzerine gitmedi. Katalanlar, 90 dakika boyunca 689 pas yaptılar. Topu kontrol ettikleri 33' 22'' içerisinde 689 pas! Xavi ve Iniesta ikilisinin toplam pas sayıları ise, 182. 147'si isabetli. Yaklaşık %82'lik bir başarı söz konusu. Sonuç olarak; kazandı Barcelona. Lider oldu. Inter'in Rubin Kazan opsiyonu ise, hâlâ geçerli.



UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gecenin ilgi çekici diğer sonuçlarına da bir göz atalım.

E Grubu'nda Liverpool adına hazin ve aslında biraz beklenen son gerçekleşti. Debreceni önünde alınan 1-0'lık galibiyet, Fiorentina'ın Artemio Franchi'de Lyon'u aynı skorla geçmesinin ardından anlamsız kaldı. Lyon, Firenze deplasmanından bir puan çıkarsaydı eğer; 9 Aralık Çarşamba akşamı, 2005 yılında Olympiakos karşısında yaptığı gibi, yeni bir efsanevi performans beklenebilirdi Liverpool'dan. Vargas'ın penaltı golü, Fiorentina'ya son maç haftası öncesinde grup liderliği ve II. Tur vizesini getirdi. Liverpool, UEFA Avrupa Ligi'nden devam edecek.

G Grubu'nda Romanya temsilcisi Unirea Urziceni, II. Tur'a çıkmayı daha önce garantileyen, Sevilla'yı iç sahada 1-0 mağlup ederek müthiş bir avantaj yakaladı. 45. dakikada Dragutinovic'in kendi kalesine attığı golün ardından Stuttgart'ın İskoçya'da puan kaybetmesini beklemeye başladı, Dan Petrescu'nun takımı. Ama olmadı. Urziceni; son maç haftasında -iki puan altında yer alan- Stuttgart'a konuk olacak. 2 puandaki Rangers'ın Avrupa defteri kapandı. H Grubu'nda Arsenal, yoluna devam ediyor. Olympiakos, AZ Alkmaar deplasmanından aldığı beraberlikle 7 puana yükseldi. Yunanistan'da grup lideri Arsenal'i ağırlayacaklar. 1 puan yeterli. Mağlubiyet hâlinde; AZ'nin Standard Liege'den dış sahada puan kapmasını bekleyecekler.


UEFA Şampiyonlar Ligi'ne bu akşam sekiz karşılaşma ile devam edecek. UEFA Avrupa Ligi için de önemli tabii, bakalım.

6 yorum:

POSTER BOY NYC dedi ki...

Eray verdigin rakamlardan muthis bir sonuc ortaya cikiyor.Barce bir bucuk saniyenin altinda zamanda pas yapmis ki bu sezon gs in en hizli macinda 3.2 saniyeydi bu rakam.

T.Ç. dedi ki...

istatistiklerde pas rekoru kaçtır bilmiyorum.ama 689 pas şampiyonlar ligi istatistiklerine kesin girer.

T.Ç. dedi ki...

barcanın pas oyununu hep barcanın üzerinden yorumluyorlar.yani barca çok pas yaptı ve yendi.durum buna yakın ama tam açıklamıyor.doğrusu şu olabilir.barca çok pas yaptı.bunun sonucunda top hep barcada olduğunu için inter doğal olarak az hucum yapabildi.yani aslında barca maça 0-0 cepte giriyor.rakip az hucum yapabildiği için 0-0 cepte. bütün sonuç interin ne yapacağında değil.barcanın girdiği pozisyonları değerlendirip değerlendiremediğinde oluyor.pas oyununun barca lehine olan iki tarafı var.hücum etmek vede rakibe az hucum şansı tanımak.yani bu kadar pasın sonunda 2 gol oldu diyemeyiz sadece.bu kadar pasın bir sonucuda interin çok az hucum şansı elde etmesidir.

Cem Kalay dedi ki...

Barcelona'da Xavi ve Inıesta ikilisini izlemek, sahilde 90-60-90bir kızı izlemek gibi, yürek hoplatıyor bu takım.

Bu takımın bu hale gelmesinde 5 sene emeği olan bir ekibinde Galatasaray'da olması ayrı bir heyecan.

SozenE. dedi ki...

Poster Boy,

Pas hızı istatistiklerini destekleyecek yedek rakamlar gerekiyor aslına bakılırsa. Yine de önemli bir parametre tabii.

Barcelona'nın maç boyu topa sahip olma süresi, 33' 22''. 689 pas sığdırmayı başarıyorlar söz konusu zamanda. Ortalama her 2,90 saniyede bir pas yapmışlar. Ama, dediğim gibi, daha güçlendirmek lazım. İlk 26 dakika içerisindeki pas sayısını bulabilsek mesela, onun üzerine daha net bir şeyler söylemek mümkün olurdu.

26. dakikada 2-0 öne geçtikten sonra Barcelona, Real Madrid karşılaşmasını düşünmeye başladı çok. Hafta sonu El Clasico'nun yerine farklı bir mücadele olsa; Barça'nın bu ritmini daha iyi seviyede gerçekleştireceğini söyleyebilirdik. 64 dakika boyunca 2-0 önde oynamasına rağmen, pas yapma idealinden vazgeçilmemesi önemli.

Galatasaray ise, sezon boyunca -pas hızı başlığında- birkaç defa inmeyi başardı 3 saniye barajının altında. Ankaraspor (2,93) ve Panathinaikos (2,99) maçları aklıma ilk gelenler. Barcelona ile kıyas edilecek seviyede değil ama.

Selamlar,

Eray.

SozenE. dedi ki...

TÇ,

Ayrı bir yazıda -sıradaki bile olabilir- pas sayılarını toplayabiliriz bir başlık altında.

689 pas, harika. Çok iyi. Ama UEFA Şampiyonlar Ligi'nin rekoru değil. Hatta Salı akşamki Inter karşılaşması, bu sezon Barcelona'nın ŞL'de en az pas yaptığı ikinci maç. Ne ironik ama.

* Inter (0-0), 624 pas
* Dinamo Kiev (2-0), 695 pas
* Rubin Kazan (1-2), 764 pas
* Rubin Kazan (0-0), 747 pas
* Inter (2-0), 689 pas

Diğer haftaları da inceleyip, bir dosya hâlinde üzerinden konuşuruz daha sonra.

Selamlar,

Eray.