3 Kasım 2009 Salı

Yeni Çocuklar: Parma, Montpellier ve Mainz



Son rakamı tek olan yıllardaki yaz mevsimleri, futbolseverler için zaman zaman işkenceye dönüşebiliyor.

Euro 2008'deki Türkiye mucizesinin ardından 2009 Yazı'nın futbolsuz geçmesi, bu yüzden büyük bir boşluktu. 14-28 Haziran 2009 tarihleri arasında Güney Afrika'da düzenlenen FIFA Konfederasyonlar Kupası, hasretimize çare olabilirdi. İtiraf edelim. Beklentilerin üzerine çıkan eşleşmeler yaşandı. İspanya, yenilgisizlik serisini her geçen gün arttırıyordu. Grup aşamasındaki üç galibiyet sonrasından gelen ABD mağlubiyeti ise, Kupa'nın en büyük sürpriziydi. Bir önizleme oldu 2010 FIFA Dünya Kupası öncesinde, FIFA Konfederasyonlar Kupası. Akıllarda Afrika'nın rengi, Vuvuzela'nın sesi kaldı tabii.

Futbolsuz geçen günlerimiz biraz hareketlenmişti. Ancak Brezilya'nın şampiyonluğu ile sona eren bu organizasyonu takip eden dönemde, yalnızca takımların transfer haberleri konuşuldu. Ah şu son rakamı tek olan yıllar! UEFA Şampiyonlar Ligi 2009-10 Sezonu Finali'ne ev sahipliği yapacak olan Santiago Bernabeu Stadı'nın temsilcisi Real Madrid, Florentino Perez'le Los Galacticos II harekâtını devreye sokmuştu. Efsane Barcelona 2009 Takımı'nın önünü kesmek istiyordu, Perez. Santiago Bernabeu'da Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanması, felaketlerin en büyüğü olurdu Real Madrid adına.

Odukça agresif girildi transfer piyasasına. Real Madrid, Milan'dan Kaka ve Manchester United'dan Cristiano Ronaldo'yı kadrosuna kattı hemen. Xabi Alonso, Karim Benzema ve Raul Albiol gibi hamleler, bu iki ismin yanında oldukça mütevazi kalmıştı. Barcelona, Real Madrid'in kozlarını gördü. Inter'den Zlatan Ibrahimovic'i kattı kadrosuna. Kamerunlu golcü Samuel Eto'o, Serie-A'nın kaybolan imajını kurtarabilmek adına, Jose Mourinho'nun takımı Inter'e transfer oldu. Inter, Real Madrid'de kapıya konulan Hollandalılardan Wesley Sneijder'i de kaçırmadı. Serie-A'nın bir numaralı favorisi konuma geçti yeniden.



Bundesliga'da Bayern Münih, Franck Ribery ile devam etti. Real Madrid'den Arjen Robben'i alarak Avrupa'nın en iyi kanat kombinasyonuna sahip takımlarından biri hâline dönüştü. Premier League'de Chelsea, İtalyan teknik direktör Carlo Ancelotti ile anlaştı. Arsene Wenger, son yıllardaki modelini işlemeye devam etme kararı aldı. Manchester City, Arap sahiplerinin büyük destekleri ile, İngiltere'de transfer sezonunun en hareketli takımı olarak dikkat çekti. Liverpool, sıkıntıları ile başbaşa kalmıştı. Manchester United, Cristiano Ronaldo'yu kaybetmişti. Ama Sir Alex Ferguson, bir şekilde bu işin de içerisinden çıkardı.

Fransa Ligue 1'de Lyon'un yedi sezonluk hakimiyeti, Laurent Blanc'ın takımı Bordeaux tarafından yıkılmıştı 2008-09 Sezonu sonunda. Sezona dev transferlerle giren Marsilya da yarışın içerisinde olacaktı. 2009-10 Sezonu, Ligue 1 için yeni bir deneyimdi hiç kuşkusuz. Hollanda Eredivisie, her daim beklentilere karşılık vermişti. Pazar öğlen saatlerinde bir Ajax maçı izlemek, yine keyifli olacaktı. Sürekli hareket, gol pozisyonu ve çokça da gol izleyecektik yine. Rusya ve Ukrayna, iklimler elverdiği sürece, çekiciliğini sürdürecekti. Portekiz'de Porto, Sporting Lizbon ve Benfica'nın arasına bir takım girebilirdi. Ama kim ve nereye kadar? Yaz mevsimi, bu sorularla geçti. Özellikle de; La Liga'nın başlangıcı, merakla beklendi.

Biraz geri çekilip daha geniş açıdan baktığımızda ise, ''Yeni Çocuklar'' çarpacaktı gözümüze. Her ligde vardı onlardan. Kasım ayının ilk günlerini yaşadığımız şu dakikalarda Avrupa'nın önemli liglerinde belli bir zaman aşımını yaşamış bulunuyoruz. Bu anlamda bir değerlendirme yapmak mümkün. Premier League'den başlayalım hemen.

Championship 2008-09 Sezonu'nu 46 maç sonunda 90 puanla zirvede tamamlayan Wolverhampton Wanderers ve 83 puanla ikinci olan Birmingham City, doğrudan Premier League vizesini almışlardı. Bu takımları takip eden Sheffield United (80), Reading (77), Burnley (76) ve Preston North End'in (74) katılımı ile gerçekleşen Playoff mücadelesinden ise galip çıkan Final'de Sheffield United karşısında 1-0 kazanan Burnley olmuştu. İlk defa Premier League'de bulunacaktı, Burnley. Ve bu açıdan gösterecekleri performans, merak konusuydu sezon öncesi.



Burnley, Premier League 2009-10 Sezonu'nun yenileri arasındaki en başarılı ekip şu an için. Performans çizgileri ise, dikkat çekici. İç sahada altı maç yaptı, Burnley. Ve bunlardan 15 puan çıkarmayı başardı. Aralarında Manchester United (1-0) ve Everton (1-0) gibi gösterişli zaferler de mevcut. Ancak Burnley'nin iç sahadaki performansı, deplasmanlarda tamamen tersine dönüyor. Dış sahada beş karşılaşmaya çıktı, Burnley. Ve rakiplerinden tek puan dahi koparamadı. Dış saha puan durumunda, beş maçta yediği 17 gol ile son sırada. Genel sıralamada ise, 10. Diğer yenilerden Birmingham City, 11 puanla 14. Wolverhampton Wanderers, 16. Puanı 10.

PREMIER LEAGUE 2009-10
10. Burnley, 11 maç 15 puan
14. Birmingham City, 11 maç 11 puan
16. Wolverhampton, 11 maç 10 puan

La Liga ile devam edelim. Segunda Division 2008-09 Sezonu, büyük bir çekişmeye sahne olmuştu. Zirve için iddialı birçok takım vardı resmin içerisinde. 42 maçlık maratonun sonunda Xerez, 82 puanla mutlu sona ulaştı. 81'er puanlı iki takımdan Real Zaragoza ve Tenerife, Xerez'in ardından La Liga'ya yükselmeyi başardılar. Xerez'in mücadelesi, takdire şayan. 1947 yılında kurulan kulüp, ilk defa La Liga'da yer alacak. Sezon öncesindeki yapılanma, kiralık oyuncuların katılımı yönünde oldu. 23 kişilik takım kadrosunda 11 adet kiralık oyuncu bulunduruyor, Xerez.



La Liga'da dokuz hafta geride kaldı. Zirvede beklenildiği gibi Barcelona ve Real Madrid bulunuyor. Sevilla ile Valencia, bu iki takımı takip ediyorlar. Beklenmeyen, Atletico Madrid'in tek galibiyetle 18. sırada yer alıyor olması. Sürpriz olmayan gelişmelerden biri ise, Xerez'in son ikinci sırada bulunması. La Liga Tarihi'ndeki ilk beş maçtan puan çıkaramayan Xerez, Espanyol karşısındaki golsüz beraberliğin ardından Villarreal'i 2-1 mağlup etmeyi başarmıştı. Tenerife, şimdilik, düşme potasının üzerinde. 9 maçta 3 galibiyet ve 9 puan. Galibiyetlerden biri Xerez'e karşı. Üç takım arasında en tecrübeli olanı Real Zaragoza. Tabii bir yere kadar. 11 puanla 12. sırada, Zaragoza.

LA LIGA 2009-10
12. Real Zaragoza, 9 maç 11 puan
16. Tenerife, 9 maç 9 puan
19. Xerez, 9 maç 4 puan

Serie-A, Kaka ve Ibrahimovic gibi iki yüksek profilin İtalya'dan ayrılması ile yaz mevsimi sıkıntılı geçirmişti. Inter'in transferleri, durumu biraz dengeledi daha sonra. Juventus'un Diego hamlesi de fena sayılmazdı. Milan, Fiorentina, Napoli, Palermo, Sampdoria ve Genoa gibi futbol kültürü olan kulüpler, Serie-A'yı her şeye rağmen çekici kılıyordu. Ve tabii Parma'nın dönüşü. 1990'ların Avrupa Kupaları'nda fırtınalar estiren takımı Parma, bir yıllık aranın ardından yeniden ait olduğu Serie-A'ya çıkmıştı. Serie-B 2008-09 Sezonu'nda 76 puan toplayarak, 80 puanlı Bari'nin arkasında başarıya ulaşmıştı Parma.



Grosseto, Empoli, Brescia ve Livorno'lu Playofflar'da ise Livorno, Final'de Brescia'yı 3-0 ve 2-2'lik skorlarla eleyerek Serie-A'ya yükseliyordu. Yeni sezonda geri kalan 11 haftayı değerlendirdiğimizde Livorno, hiç kuşkusuz, arzuladığı seviyede değil. 2 galibiyet ve 3 beraberlikle 18. sırada, Livorno. Parma, Ennio Tardini'deki başarısı ile kendisine saygın bir yer edinmiş durumda yeniden. İç sahada 4 galibiyet ve 12 puan. Deplasmanlarda ise 1 galibiyet ve 2 beraberlik. Toplam 17 puan, Parma'yı 8. sıraya taşıyor. 19 yaşındaki Alberto Paloschi, attığı 4 golle takımın en skorer oyuncusu. Serie-B Şampiyonu Bari, 3 galibiyet ve 6 beraberlikle 11. sırada.

SERIE-A 2009-10
8. Parma, 11 maç 17 puan
11. Bari, 11 maç 15 puan
18. Livorno, 11 maç 9 puan

Ligue 1 2009-10 Sezonu'nda, Serie-A'daki benzer bir geri dönüş yaşandı. Fransa'nın köklü kulüplerinden Lens, Ligue 2 2008-09 Sezonu'nu 38 maçta topladığı 68 puanla zirvede tamamlayarak Ligue 1'e yükselmeyi başardı. Zirve için mücadele eden diğer takımlardan Montpellier ve Bolougne 66'şar puan ile Lens'i takip ettiler. Strasbourg (65), Metz (63) ve Tours (61), bu sezon da Ligue 2'de yer alacaklar. Lens'ın dönüşü önemli tabii. Ancak şu ana dek gösterdikleri performansla beklentileri karşıladıklarını söylemek mümkün değil.



11 haftanın geride kaldığı sezonda Lens, iki galibiyet ve üç beraberlikle 18. sırada. Grenoble'ın 0 puanı, Lens'ı şimdilik kurtarıyor. Lens gibi dokuz puanda olan bir diğer takım, Boulogne. 1898 yılında kurulmasına karşın ilk defa Ligue 1'de mücadele ediyor. Ne var ki; düşme potasından yalnızca iki gol uzaklıkta şu an için. Fransa'da sezonun sürprizi ise Montpellier. Stade de la Mosson'daki başarısı, Montpellier'yi hayatta tutuyor. Yeni sezonda evinde altı maça çıkan Montpellier, bu karşılaşmalardan 16 puanla ayrıldı. Deplasmanlardaki dört puan ise, takımı 11 maç sonunda 20 puanla zirveye çıkarmak adına yeterli.

LIGUE 1 2009-10
4. Montpellier, 11 maç 20 puan
17. Boulogne, 11 maç 9 puan
18. RCD Lens, 11 maç 9 puan

Avrupa'nın beş büyük ligi arasında yalnızca Almanya Bundesliga I'de 18 takım mücadele ediyor. 2009-10 Sezonu'nun yeni takımları Freiburg, Mainz ve Nurnberg. Freiburg, 2008-09 Sezonu'nda Bundesliga'da 68 puanla zirvede yer alırken; beş puan arkasındaki Mainz, direkt olarak üst lige çıkmayı başaran diğer takım oluyordu. Üçüncü kontenjan, Nurnberg ve Energie Cottbus'tan birini ayrılmıştı. Bundesliga I'de 16. sırayı alan Cottbus ile Bundesliga II'nin üçüncüsü Nürnberg arasındaki eşleşmede Nurnberg, rakibini 3-0 ve 2-0'lık skorlarla mağlup ederek son kontenjanı kapmayı başardı.



Bundesliga I 2009-10 Sezonu'nun geride kalan 11 haftası sonunda Nurnberg, Energie Cottbus'un bıraktığı koltukta yer alıyor. Angelos Charisteas ve Marek Mintal'li hücum hattından yalnızca dokuz gol çıktı. İç saha maçlarında yalnızca dört puan alabilen Freiburg, toplamdaki 10 puanla 13. sırada. Almanya'da sezonun sürprizi Mainz. Evindeki harika performansı, Mainz'ın Bundesliga'da söz hakkı kazanmasını sağladı şu ana dek. Seyircisi önünde beş maça çıkan Mainz, bu karşılaşmalarda toplam 13 puan elde etti. Haftasonunda Wolfsburg deplasmanında aldığı 3-3'lük beraberlikle dış sahada da etkili olabileceğini gösteren Mainz, 11 maç sonunda 18 puanla 8. sırada.

BUNDESLIGA I 2009-10
8. Mainz, 11 maç 18 puan
13. Freiburg, 11 maç 10 puan
16. Nurnberg, 11 maç 9 puan

Avrupa'nın beş büyük ligindeki yeni takımların 2009-10 Sezonu'nda gösterdikleri performans, şimdilik bu şekilde.

Hollanda Eredivisie'de VVV Venlo, 12 maçta yalnızca bir galibiyet elde edebildi. Ancak 8 beraberlik, takımı ayakta tutuyor. Venlo, 11 puanla 18 takımlı Eredivisie'nin 12. sırasında. RKC Waalwijk ise, o kadar talihli değil. Hollanda Ligi'nin kendine has durumu bu. (Üzerinden daha sonra geçeriz.) Bir veya iki takım, mutlaka diğerlerinden zayıf olacak! Muhtemelen yeni çıkanlardan biri, bu başlıkta kontenjan sahibi. 12 maçta 11 mağlubiyet ve 3 puan. 18. sırada, RKC Waalwijk. 16 takımlı Liga Sagres'te Uniao de Leiria, dokuzuncu hafta sonunda 13 puanla 6. sırada. Olhanense'nin 7 puanı var ve 14. basamakta.



Türkiye Turkcell Süper Lig'de ise, 2009-10 Sezonu'nun yenileri Manisaspor, Diyarbakırspor ve Kasımpaşa, küme düşme potasının üzerinde yer alıyorlar. 18 takımlı ligde Ankaraspor, cezası nedeniyle tüm maçlarında hükmen mağlup sayılıyor. 11. haftası geride kalan TSL'de Manisaspor (13 p.) 12., Diyarbakırspor (12 p.) 14. ve Kasımpaşa (8 p.) 15. sırada. Yunanistan'da Kavala, Avrupa Ligleri'nin yenileri arasındaki en büyük çıkışı yapan takımlardan biri. 9 hafta sonunda elde ettiği 14 puanla 4. sırada, Kavala. Macaristan Ligi'nden Lompard-Papa ise, 13. haftanın ardından 22 puanla 3. sırada. (Yeni takımlar arasındaki en iyi derece.)

2009-10 Sezonu'nun birinci bölümünde Burnley, Parma, Montpellier, Mainz, Kavala ve Lompard-Papa gibi takımlar, kendi liglerindeki puan sıralamalarının ilk sayfasında yer almayı başardılar. Yükselişler, her zaman dikkat çekicidir. Parma ve Mainz'ın hikâyelerini yakından biliyoruz. Son tabloda böylesine bir öykümüz daha olur mu, bilinmez; ama takip etmekte fayda var.

Fena mı olur, bir Parma, bir Mainz ya da bir Nevio Scala, bir Jurgen Klopp daha?

Hiç yorum yok: