15 Aralık 2009 Salı

2010 FIBA Dünya Şampiyonası - Türkiye



Türkiye'de düzenlenecek 2010 FIBA Dünya Şampiyonası'nın geri sayımı, kura çekiminin ardından resmî olarak başladı.

Birinci aşamanın ardından gruplarında ilk dört sırayı alan takımlar, çapraz olarak komşu gruptan gelecek diğer dört takım ile eşleşecek (1-4, 2-3 şeklinde) ve ardından İstanbul'daki ''knock-out stage'' maçları başlayacak. Şampiyona'ya katılacak 24 takım, dört gruba şu şekilde ayrıldı:

A: Arjantin, Sırbistan, Avustralya, Almanya, Angola, Ürdün.
B: ABD, Slovenya, Brezilya, Hırvatistan, İran, Tunus.
C: Yunanistan, Türkiye, Porto Riko, Rusya, Çin, Fildişi Sahilleri.
D: İspanya, Fransa, Kanada, Litvanya, Yeni Zelanda, Lübnan.

Türkiye, Yunanistan ile aynı grupta. Tıpkı 2006 Japonya'da olduğu gibi. Kesinlikle harika bir atmosfer yaşayacağız. Yunanistan; İspanya ve ABD'den ziyade, tercih edilebilecek bir takım. Porto Riko'nun basketbol yapısı, Türkiye'ye ters geliyor. Ama yine harika bir eşleşme olur.

Onları izlemek, her zaman heyecan verici. Yunanistan'ı yenip Fildişi Sahili'ne yenilebilirler tabii, belli olmaz. Yao'nun ''ülkesi'', bizim grubumuzda. Çok zorlayacaklarını beklemek doğru olmayabilir. Afrika'dan Fildişi Sahili'ni görmek ise, keyifli olacak. Kadrodaki oyuncuların neredeyse tamamı, yurt dışında oynuyor. Üçü ABD'de, biri Türkiye'de. ''Kapalı kutu'' klişesi ile geliyorlar ülkemize.

Brezilya, tam bir ''ezber bozan.'' 2006'dan sonra daha hırslı olacaklardır. ABD'nin grubunda ikinci sıra için adaylardan biri. İran'ın ABD ile oynayacak olması da güzel. İspanya ve Fransa'nın birbirlerini bulmaları, hoş bir basketbol öyküsü sunacaktır bizlere. Orada Kanada'ya yazık oldu. D Grubu'nda İspanya'dan sıyrılabilmek lazım. Lider olarak; Kanada, Yeni Zelanda, Lübnan'dan biri ile son 16'da karşılaşırsak, harika olur. Pau Gasol ve Tony Parker, İzmir Halkapınar'da sahaya çıkacaklar. Dirk Nowitzki, Manu Ginobili, Andrew Bogut ve Milos Teodosic, Kayseri'de.



Aslan payı, ABD ile İstanbul'da. Ankara ise, Milli Takım'a grup maçlarında ev sahipliği yapacak. Gruplar, oldukça dengeli. Heyecan verici gerçekten. 28 Ağustos'u beklemeye başlayalım şimdiden. Üzerine konuşuruz ilerleyen zamanda. En sonunda, 2001'deki gibi, ülkemizde basketbol kültürünü ileri taşıyacak bir turnuva olmasını dileyelim.

2 yorum:

Majesty dedi ki...

2001 turnuvası ülkemizdeki basketbol kültürünü ileri taşıdı mı?

O turnuva ile 90lı yıllardaki ilgi yerini "doymuşluğa" bırakmış mıdır?

Abdi İpekçi'de niye artık Efes maçlarında dışarıda seyirci kalmıyor 2000li yıllarda mesela.

Daha önce yazdıysan kaçırmışım ama, yazının son cümlesinden aklıma bu sorular geldi.

Kemal

Great White dedi ki...

Basketbol ile pek içiçe sayılmam ama gözlemleyebildiğim kadarıyla kolay sayılabilecek bir gruba düşmüşüz gibi görünüyor..

Yunanistan ile grup liderliği için çekişiriz tahminime göre..

D Grubu ise bana hayli zorlu geldi doğrusu. Neyse ki o grupta değiliz. Hatta basketboldaki yerini bilmiyorum ama Lübnan' a acıdım bile doğrusu..