13 Aralık 2009 Pazar

FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve Galatasaray



2009’un FIFA nezdindeki son büyük turnuvası Dünya Kulüpler Kupası, geçtiğimiz Çarşamba günü BAE’nin Abu Dhabi kentinde başladı.

9-19 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek organizasyonda yedi takım yer alıyor. Ev sahibi Al-Ahly (BAE) ve 2008-09 OFC Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Auckland City’nin (Yeni Zelanda) birbirlerine rakip oldukları Playoff karşılaşmasında sahadan 2-0 galip ayrılan Okyanusya temsilcisi Auckland City, bu akşam Meksika’nın Atlante (2008-09 CONCACAF Şampiyonlar Ligi Şampiyonu) takımına 3-0 yenilerek turnuvaya Çeyrek Final’de veda etti.

Organizasyona bu aşamada katılan diğer iki takım arasındaki mücadeleden ise, 2009 AFC Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Pohang Steelers (Güney Kore), Demokratik Kongo Cumhuriyeti ekibi TP Mazembe (2009 CAF Şampiyonlar Ligi) karşısında 2-1 kazanarak galip ayrıldı. Böylece, Yarı Final’deki Estudiantes (2009 Copa Libertadores Şampiyonu, Arjantin) ve FC Barcelona’nın (2008-09 UEFA Şampiyonlar Ligi, İspanya) rakipleri de belli oldu.

15 Aralık, 18:00 Pohang Steelers v Estudiantes
16 Aralık, 18:00 Atlante v FC Barcelona

FC Barcelona teknik direktörü Pep Guardiola, geçtiğimiz sezon kazanılan beş kupanın ardından ‘’6’’ için çok istekli olduklarını söylemişti hafta içinde. Çarşamba akşamı, iki aşamanın ilkini geçmek zorundalar. Final, 19 Aralık günü saat 18.00’da.

FIFA’nın bu organizasyonu hakkında birkaç bilgi daha verelim. Ve asıl konumuza geçelim.

2000 senesinde düzenlenen ilk turnuvanın şampiyonu, ev sahibi Brezilya’dan çıkmıştı. Corinthians ve Vasco de Gama’nın Final oynadığı organizasyonda dörder takımlı iki grup vardı. Hatırlayanlar olacaktır. Keyifli bir fikirdi, yeniydi. Ve hiç kuşkusuz çekiciydi. Özellikle Türkiye’den bakıldığında. Corinthians’ın penaltı vuruşlarının ardından kazandığı şampiyonluk sonrası, turnuva 2003 yılına dek ertelendi. Ama karar, 2001’deki turnuvanın grupları belli olduğunda alınmıştı –ki kırılma anı da bu zaten.

2001 senesinde turnuvadaki takım sayısı, 12’ye kadar yükseltilmişti. Değer kazanan bir organizasyon görüntüsü vardı. Dörder takımlı üç grup olacaktı. 28 Temmuz ve 12 Ağustos tarihleri arasında, İspanya’nın La Coruña, Santiago de Compostela ve Madrid kentlerinde gerçekleşecekti turnuva. Avrupa kıtasının iki takımlık kontenjanı vardı. Bir de ev sahibi takım opsiyonu. Yani yerel ligdeki son şampiyon. 2000-01 Sezonu’nu La Liga’nın en tepesinde tamamlayan Deportivo La Coruña, UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Real Madrid ve UEFA Kupası Şampiyonu Galatasaray ile birlikte Avrupa’yı temsil edecekti.

Gruplar dahi belli olmuştu. Ama sıkışık fikstür ve daha önemlisi ekonomik kriz yüzünden önce 2003, ardından 2005 yılına ertelendi organizasyon.

B GRUBU
29.07.2001: Palmeiras (Brezilya) v Olimpia (Honduras), Vicente Calderón
29.07.2001: Galatasaray (Türkiye) v Al-Hilal (Suudi Arabistan),
Vicente Calderón

02.08.2001: Olimpia (Honduras) v Galatasaray (Türkiye),
Vicente Calderón
02.08.2001: Palmeiras (Brezilya) v Al-Hilal (Suudi Arabistan),
Vicente Calderón

05.08.2001: Al-Hilal (Suudi Arabistan) v Olimpia (Honduras),
Santiago Bernabéu
05.08.2001: Galatasaray (Türkiye) v Palmeiras (Brezilya),
Vicente Calderón

Hiç de fena bir kura değildi. 5 Ağustos 2001 günü, Palmeiras ile grubun final maçına çıkma ihtimalimiz de yüksek gözüküyordu aslında.

Hatta… Boca Juniors (Arjantin), Deportivo La Coruña (İspanya), Wollongong Wolves (Avustralya) ve Zamalek (Mısır) takımlarının yer aldığı A Grubu’ndan gelecek muhtemel rakiplerin hesabını yapmaya başlamak da mümkündü. Grupta lider olan, A Grubu’nun birinci sırasındaki takımla karşılaşacaktı çünkü. Üç grup arasında en iyi ikinci olan ise, C Grubu (Real Madrid – İspanya, Jubilo Iwata – Japonya, LA Galaxy – ABD ve Hearts of Oak – Gana) lideri ile.

Tüm zamanların en prestijli ‘’FIFA Dünya Kulüpler Kupası’’ turnuvası olabilirdi. Tabii Galatasaray adına da müthiş bir eşik olarak kalabilirdi akıllarımızda. Şimdilik; ikincisini bekleyene dek, yalnızca 2001’deki bu kaçan fırsatı hatırlayabileceğiz. Belki başka zaman.

1 yorum:

pclion dedi ki...

Valla Eray, fena pişti olmak üzereymişiz, ben de Barcelona maçı öncesi için aynı yazıyı hazırlamıştım, işin daha çok Galatasaray kısmıyla ilgili. Sen halletmişsin ama, kalemine sağlık...