6 Aralık 2009 Pazar

Yenilik: Kayserispor v Bursaspor, 3-0



Turkcell Süper Lig’de haftanın maçının galibi, Bursaspor’u 3-0 mağlup eden Kayserispor oldu.

Sezonun iki flaş takımı arasındaki eşleşmeye geçmeden evvel, sezon başına bir dönelim. Ve özellikle Kayserispor’un yaz mevsimindeki icraatlarını hatırlamaya çalışalım.

Transfer sezonuna bir oyuncu damgasını vurmuştu. Kayserispor’un yanı sıra, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın da dâhil olduğu bir ilişkiydi bu. Kim olduğunu biliyorsunuz: Mehmet Topuz. Kariyerinin ilk döneminde gelecek için umut vadeden Topuz, Kayseri’deki son yıllarında takımın uyumunu bozan bir oyuncu profiline dönüşmüştü. Ayrılacaktı Kayserispor’dan. Beşiktaş taraftarı olduğunu açıklaması, İnönü Stadı’nın kapılarını açıyordu kendisine. Ancak daha sonra araya giren Fenerbahçe, oyuncunun kulübü ile anlaşarak transferi bitiren taraf oluyordu.

Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım’ın bizzat rol aldığı bu transfer için, Fenerbahçe’nin kasasından 9 milyon € çıkacaktı yapılan anlaşmaya göre. Ve yalnızca birkaç ay önce Ankaragücü’nden 1,8 milyon €’ya alınan Gökhan Emreciksin de Kayserispor’a verilecekti. Belli ki, hedefler büyüktü. Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş’ta direkt oynayan oyuncuları transfer etmek ise, her şeye rağmen zordu. Ama Kayserispor’un yol haritası, farklıydı zaten. Yaklaşık 11 milyon €’luk bir gelir elde edilmişti, Mehmet Topuz gibi yetenekleri kısıtlı olan bir oyuncudan. Hiç kuşkusuz, müthiş bir anlaşmaydı bu.



Alışkanlık hâline getirmek, yine Kayserispor’un elinde bulunuyordu ayrıca. Bir hamle daha yapıldı. Başarılı yol izlendi.

Serdar Kesimal (1989, Köln II), Semih Aydilek (1989, Birmingham City) ve Ömer Şişmanoğlu (1989, St. Pauli) gibi genç isimler alındı yurt dışından. Yerel piyasada Altay’dan Gökhan Değirmenci (1990) ve Merter Yüce (1985), Kartalspor’dan Yaser Hacımustafaoğlu (1991) transfer edildi. Gençlerbirliği’nin 21 yaşındaki Avustralyalı yıldızı James Troisi, bonservis ücreti ödenmeden kulübe kazandırıldı. Ve tabii en önemlisi: Gol yollarındaki sıkıntının giderilmesi adına Portekizli Ariza Makukula kiralandı Benfica’dan. Özellikle 18-23 yaş arasındaki oyuncuların alınmasının bir nedeni olmalıydı.

Kayserispor, transfer ettiği her yeni isme ‘’€’’ gözüyle bakıyordu muhtemelen. Kazançlı bir yatırım amacı. Üstelik; faizini verene kadar, sizi oldukça mutlu eden tarzdan. Hâlihazırdaki kadrosunda Souleymanou Hamidou, Ali Turan, Eren Güngör, Aydın Toscalı, Alioum Saidou, Mehmet Eren Boyraz ve Franco Cangele gibi sürekli oynayan oyuncular bulunduran Kayserispor, sezon başında yapmış olduğu hamleler ile doğru yolu bulmayı başardı. Gençlerin takıma girme rotasyonu da son derece başarılı. (Geçtiğimiz sezondan Furkan Özçal, Abdullah Durak ve Umut Koçin’i ekleyebiliriz.) Eksik kalan parçayı tamamlıyorlar adeta. Bu noktada, Teknik Direktör Tolunay Kafkas’ı ayrıca kutlamak gerekiyor.



Bursaspor projesi ise, yaklaşık bir sezondur kusursuz şekilde işliyor. Ertuğrul Sağlam'ın takımın başına gelmesinin ardından yaşanan değişim ortada.

Yalnızca bir açıdan bakmak bile yeterli aslında. Bursaspor'un oynayacağı her maç öncesi, sahaya çıkacak 11 hakkında bir fikriniz olabiliyor. Sayıyorsunuz baştan. Dimitar Ivankov, Ali Tandoğan, Tomas Zapotocny, Ömer Erdoğan, Mustafa Keçeli... Hatta isimlerin dağılımı ve oyun içi değişimleri özelinde de söylecekleriniz bâki kalıyor belki. Bu son derece önemli. Ertuğrul Sağlam ve Bursaspor, kendilerini kabul ettirmeyi başardılar. Sadece bu başlık altından da değil. 2008-09 Sezonu'nda Sağlam sonrasında takım, 18 maçtan 36 puan çıkarmıştı. Yeni sezonda ise, 15 maçtan 29 puan. Önümüzdeki hafta alınacak Ankaraspor galibiyeti, 32 puana taşıyacak Bursaspor'u. Ortada net bir gerçek var bu anlamda.

Kayserispor ile Bursaspor'un gelinen son noktadaki eşleşmeleri, tüm bu nedenlerden dolayı, çok özeldi işte. Ve iki takım olabilecek en güzel saatte çıktılar Kayseri Kadir Has Stadyumu'na. Kayserispor Yönetimi'nin bu maç için bilet fiyatlarını 1 TL olarak belirlemesi, tribünlerin tıklım tıklım olmasının önemli sebeplerinden biriydi belki. Ama hiç kuşku yok ki; gelenler pişman olmayacaktı. Öyle bir maçtı. Kazanan, TSL'de birinci sıraya yükselecekti. Oldukça marjinal bir gelişmeydi bu. Atmosfer müthişti. Ve ekranları başındakiler, Kayseri'deki bu ortamı kıskanmış olmalıydı. 13.30'da başlayan bir maç, son derece modern bir stadyum, 3-0'lık galibiyet sonrası gelen galibiyet ve en sonunda güzel futbol. ''Sosyal Aktivite'' sorunsalının çözümü!



Kayserispor'un yaptığı agresif başlangıç, daha ilk dakikalarda maçın kalitesinin birkaç seviye daha arttırdı. Bu anlamda iki isimden bahsetmek lazım.

Ömer Şişmanoğlu. Sezon başındaki formülün önemli isimlerinden biri. Attığı gol sonrasında yaşadığı sevinç, oldukça samimi. Terste yakaladığı topa yaptığı hamle, gelecek için umut verici. Oyunun devam eden bölümünde topsuz alanlardaki etkinliği, takım arkadaşları ile uyumu, sırtı dönük oynayabilme ve orta sahadan aldığı toplarla rakip alana hareket edebilme yetenekleri de. Üçüncü goldeki koşusu ve ardından rakip savunmayı hataya zorlaması ise, enfes. Tüm bunlarından ardından Milan Baros'a yakın bir stili olduğunu söylemek mümkün. Ama beklemek lazım, hakkında çok daha büyük sözler etmeden evvel.

Ariza Makukula. Kayserispor, geçtiğimiz sezon az gol atan ve kalesinde az gol gören bir takımdı. İkinci özellik, 2009-10 Sezonu'nda da devam ediyor. Ali Sami Yen Stadı'ndaki Galatasaray maçında yenilen dört golü bir kenara bırakırsak, ortaya çıkan tablonun ne denli etkileyici olduğunu görürüz. Yeni Kayserispor'un farkı, hücum tarafında. Makukula, takımın bu bölgedeki sıkıntısını bıçak gibi kesti adeta. Bugün Kayserispor'un attığı ikinci gol mesela. Taç atışından gelen topu sırtında Bursaspor savunmacısı varken aldı. Ve müthiş bir dönüşün ardından, net bir vuruşla ağlara gönderdi. Hakikaten çok etkileyici. Gol vuruşlarındaki soğukkanlılığı, Kayserispor'u üst sıralarda tutmaya yetebilir bu sezon.

Çok güzel bir futbol maçıydı. Kayserispor kazandı. Aslında Bursaspor ve Turkcell Süper Lig de. Bir lig, ancak böylesi maçlarla büyüyebilir. Biz de izleyebilirsek, ne güzel olur!

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Kayseri kalecisi Süleymani Hamidu olacak... Dimitar İvankov değil.

Erdem Karakuş dedi ki...

Kayserispor'da Galatasaray'ın izlediği gibi bir transfer politikası izliyor. Yabancı oyuncu tercihlerini büyük liglerde oynamış ama beklenen performansı gösterememiş ve düşüşe geçmiş oyunculardan yana kullanıyor. Makukula, Olembe, Aghahowa ve Purovic transferleri hep bu politikanın sonucunda. Ve bence gayet de mantıklı bir politika. Ne olduğu belirsiz oyuncuları almaktansa belli bir potansiyeli olan ve bunu daha önce ortaya çıkarmış oyuncuları tercih etmek gerek. Purovic tutmaz, Aghahowa tutmaz, Olembe tutmaz ama Makukula tutunca alır sizi yukarılara taşır. Başarı ortalaması düşük olsa bile kar anlamında çok büyük katkı sağlıyor. Ayrıca bu oyuncular kendilerini gösterip yeniden büyük liglere sıçrayabilmek için yüksek performans göstermeye çalışıyorlar. Diğer takımlarda buna benzer bir politika uygulayabilirler sanırım, ligin kaliteli olması açısından çok iyi olur.

Adsız dedi ki...

kayserispor yönetimini de kutlamak lazım. tolunay kafkasla uzun yıllar oldu artık. bu sezona gelene kadar ben bile kendi kendime çok kereler gönderilsin artık demiştim ama devam ettiler ve bu sezon alıyorlar ödüllerini. hepimize örnek olmalı bence.