2 Ocak 2010 Cumartesi

''Buzzer-Beater'': Lakers v Kings, 109-108



NBA’de 2010 yılının ilk gecesi, eski hatıraları canlandıran bir eşleşmeye sahne oldu.

Kevin Martin, Tyreke Evans ve Francisco Garcia’dan yoksun şekilde Staples Center’a gelen Sacramento Kings, Kobe Bryant’ın takımı Los Angeles Lakers karşısında son ana kadar ayakta kaldı. Ama işte o eski hatıralar… Tamamen, her anı ile benzer bir final yaşandı ABD’nin batı yakasında. Sacramento Kings, maçın hemen başında Los Angeles Lakers’ı safdışı bırakabilecek seviyede bir fark yakaladı. Sonra yaklaştı, Lakers. Kings, hep cevap verdi. Ve en sonunda, ‘’buzzer-beater’’ ile kazanan Los Angeles Lakers oldu. Robert Horry yoktu, Vladimir Radmanovic & Smush Parker ortaklığı ya da Pau Gasol’ün tip şutu da değildi sonucu belirleyen.

Sacramento’nun Lakers karşısındaki makûs talihi, Kobe’nin üç sayılık isabeti ile karşımıza çıkacaktı.

Sacramento Kings, kısıtlı kadrosuyla –ki üç önemli eksiğinin yanı sıra Jason Thompson’dan 0 sayı ve 6 faullük bir destek alabildi- Lakers karşısında kazanabilmek adına, tüm potansiyelini ortaya koydu. Hatta, bazı oyuncular, bunun için kendi kapasitelerinin bile üzerine çıktılar. Spencer Hawes, kariyer maçını oynadı: 12-20 saha içi isabeti (4-5 üç sayı), 30 sayı, 11 ribaund ve 5 asist. Özellikle, maçın kırılma anlarında sürekli sahne aldı. Keza İsrailli Omri Casspi. O da 22 olan kariyer sayı rekorunu 23’e taşıdı. 3-4 ile üç sayı kullandı. Yine Beno Udrih. Sacramento Kings’in Lakers karşısındaki en önemli silahlarından biriydi. 19 sayı ve 13 asistlik katkısı, galibiyete yetmedi. Kenardan gelerek 13 sayı üreten Ime Udoka ise, gecenin ‘’kahramanlarından’’ oldu.



Los Angeles Lakers tarafında kurtarıcının adı değişmedi: Kobe Bryant. Golden State Warriors karşısında takımını 15 sayıdan geri getiren Bryant’ın performansı, yine uzun süre akıllarda kalacak. Pau Gasol’ün desteğini de unutmamak lazım.

Nasıl oldu peki? Sacramento Kings, bir hafta arayla iki defa çok yaklaştı Los Angeles Lakers’ı mağlup etmeye. Koç Paul Westphal’un söylediği gibi, kazanmak için önemli fedakârlıklar yapmışlardı; ama Lakers’ın son dakikaları oynama becerisi, rakibi öne çıkaran en önemli faktör olmuştu. Ve bir de Kobe Bryant tabii. Westphal, karşılaşma sonrası, Kobe’nin kesinlikle sıra dışı bir oyuncu olduğunu söyleyecekti. Ama bir şekilde, mağlup edilebilirdi tabii Los Angeles Lakers da. Sacramento’nun tercihi, takımı oyunu oldu bu anlamda. Geceye yaptıkları başlangıç da böyle şekillendi zaten.

İlk 7,5 dakikalık bölümde saha içinden sekiz basket bulan Sacramento’nun asist hanesinde yazan sayı, ‘’8’’ olacaktı. Bu bölümde; öne çıkan isimler, 7 sayı-2 asist ile Omri Casspi, 6 sayı ile Donta Grene ve 2 sayı-3 asist ile Spencer Hawes oluyordu. Skor anlamında ciddi bir fark yaratmamıştı, bu başlangıç. Sacramento Kings, 17-14 öndeydi. Ama puanları daha çok gidiş yolundan alıyordu. Bir şekilde sonuç zaten gelirdi –ki çeyrek sonunda 24-23’ün hemen ardından bulduğu iki basketle ikinci çeyreğe 28-23 önde başlayan Kings, oldukça kısa süre içerisinde, 10-0’lık seri ile skoru 38-23’e kadar çıkardı. Ve hızını devre sonuna dek hiç kesmedi. Bir ara 60-40 öne geçen Sacramento Kings, soyunma odasına 64-49’luk üstünlükle gidiyordu.



İlk 24 dakikada saha içinden 24-42 ile oynamıştı, Kings. 20 asistin karşısında top kayıpları için yazan rakam ise, yalnızca 4’tü. Üstelik; Lakers’ta Kobe Bryant, 3-11 ile hücum ediyordu.

Sacramento Kings öncesindeki beş maçlık sekansta rakiplerine karşılaşma başına 109,8 sayı izni veren Lakers, sezonun ilk 26’lık döneminde bu sınırı 94 olarak belirlemişti. Dün gecenin ilk yarısını ‘’son beş maç’’ başlığı üzerinden oynadı, Kobe Bryant’ın takımı. NBA’de 2000’li yılların en skorer oyuncusu, ilk yarıda 12 sayı bulabilmişti yalnızca. Üçüncü çeyreğin başında Lakers, savunmasını sertleştirdi. Omri Casspi’nin serbest atış çizgisinden bulduğu dört sayı dışında, ilk 6 dakika boyunca, potaya dahi gidemedi Kings. Lakers, bu sekansı 13-4 ile geçmeyi başardı. Ardından skorda tekrar denge kurulmaya başlandı. Özellikle; Spencer Hawes’ın sürpriz şutları, Kings’in dönmesini sağladı.

Sacramento Kings adına kötü haber, Kobe Bryant’ın gözlerindeki kazanma isteği olmalıydı. Üçüncü çeyrekte 6-10 saha içi isabeti ile 16 sayı üretmeyi başardı Kobe. Ama daha fazlasını vücut dilinden anlamak mümkündü. Yine de bu bölümde bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Lamar Odom, 12 sayı ile destek verdi takım arkadaşına. İkili, Lakers’ın üçüncü çeyrekteki 30 sayısının 28’ine isimlerini yazdıracaktı. Ancak Sacramento Kings, ikinci altı dakikalık bölümü 18-17 üstün kapatmayı başarmıştı. Omri Casspi, Spencer Hawes ve Beno Udrih üçlüsünden toplam 20 sayı geldi. Son çeyrek öncesi Kings, 86-79 öndeydi. Ama bir yandan da Lakers’ın 2000’li yıllardaki o ‘’geri dönüş’’ yetisi, geliyordu akıllara. Tabii işin biraz daha ‘’psikolojik’’ tarafıydı bu.



LA Lakers, karşılaşmanın başında yakaladığı 10-8’lik üstünlüğün ardından bir daha öne geçememişti. Ta ki, bitime 5:50 kala Kobe’nin basketi ile oluşan 95-93’lük skora dek.

Sergio Rodriguez’in üç sayılık isabetiyle son çeyreğin başında 93-85 öne fırlayan Sacramento Kings, devam eden bölümde 10-0’lık Los Angeles Lakers serisini izlemek durumunda kalmıştı. Ama Kings’in direnci, tüm bunlara rağmen devam edecekti. Bitime 3:05 kala Spencer Hawes’ın üç sayılık isabeti, Lakers-Kings rekabeti için ironik olan, 100-99’luk üstünlüğü getiriyordu Sacramento’ya. 2:01 kala Hawes, kariyerinin en mutlu anlarını yaşamaya devam ediyordu. Bir üçlük daha gelmişti ve skor 103-99 ile Sacramento Kings tarafındaydı. Ne var ki; önce Lamar Odom, hemen ardından üç sayılık oyunu ile Pau Gasol, 1:14 kala Lakers’a 104-103’lük üstünlüğü getirecekti.

2000’li yılların başındaki gibi keyifli bir eşleşme vardı Staples Center’da. Omri Casspi’nin kariyer sayı rekorunu kırdığı üç sayılık isabeti, skoru 106-104 ile Kings lehine taşıdığında; farklı bir Kings öyküsünün yazılabileceği ihtimali kuvvetlenmişti. :44.5 kala tartışmalı bir faul kararının ardından serbest atış çizgisine giden Shannon Brown, skoru 106’da eşitledi. Sacramento adına, 2’ye 1 oynama şansı vardı. Beno Udrih’in sol turnikesi, :28 kala Kings’e tekrar üstünlük getirecekti. Lakers, ‘’son’’ kozunu Brown ile kullandı. Sol dipte boş kalan Brown’un şutu, çemberin içinden çıkınca; ev sahibi ekipte umutlar, Kings’in kaçırması gereken serbest atışlara çevriliyordu. Üstelik; Lakers’ın faul hakkı dolmamıştı.



Kings’in Staples Center’daki son Lakers galibiyeti, 9 Mart 2008 günü benzer bir yol üzerinden gelmişti. 114-113 kazanan Kings adına, o gecenin adamı Beno Udrih olmuştu.

Dönelim 2008 yılına. Bitime :15 kala Lakers, Pau Gasol’ün iki sayılık basketi ile 113-112 öne geçiyordu. Ama Sacramento Kings’in bir şansı daha vardı. :4.6 kala Sahsa Vujacic, Beno Udrih’e faul yapacaktı. Baskı altında serbest atış çizgisine giden Sloven oyuncu, hatadan uzak duruyordu. Udrih’in iki sayısı, Kings’e 114-113’lük galibiyeti getirmişti. Dün gece, yine aynı tercih uygulanmak istendi Sacramento Kings tarafından. Kenardan sokulan top, Beno Udrih’e geldi. Kobe Bryant, fazla zaman kaybetmeden taktik faul yaptı. Ancak Lakers’ın faul hakkı dolmamıştı. Kings’in tüm hedefi, topu Beno Udrih’le buluşturmaktı. Olmadı. Farmar, Ime Udoka’ya faul yaptı.

Sezon boyunca 24-30 ile serbest atış kullanan Udoka, baskı altında 0-2 attı. Ve dönüşte malum senaryo, işleme konuldu. Kobe’nin 2009-10’daki üçüncü ‘’buzzer-beater’’ hareketi, Lakers’a 109-108’lik galibiyeti getirdi. ‘’Mr. Clutch’’, Sacramento Kings karşısında 13-27 ile 39 sayı attı. Toplamda 24.800 sayıya ulaşarak NBA Tarihi’nin en skorer 16. oyuncusu olma özelliğini sürdürdü. Bir üst basamak için 16 sayıya daha ihtiyacı var. Pazar gecesi, ‘’Sunday White’’ ile Dallas Mavericks’e 16+ sayı atması hâlinde; 15. sıradaki Patrick Ewing’i geçecek. Lakers’ta 20 sayı-10 ribaundla sezonun kendisi adına en iyi performansını gösteren Lamar Odom ve 17 sayı-16 ribaundla oynayan Pau Gasol, galibiyette önemli pay sahibi oldular.

Sacramento’da ‘’Hawes-Casspi-Udrih’’ üçlüsü, toplam 28-46 saha içi isabeti (8-11 üç sayı), 72 sayı, 18 ribaund, 21 asist ve 6 top kaybı ile oynadı. Ancak, 109-108’lik skorla, Kings’e yine hüzünler kaldı.

2 yorum:

csyasoo dedi ki...

İlk yarı bitip yatmaya gittiğimde saat 6:30'u geçiyordu.

20 sayı yada ona yakın bir fark vardı ama içimden bir ses LA'in alacağını söylüyordu bana.

Öğlen kalktığımda içimdeki sesin haklı çıktığını gördüm.

Kobe son 6-7 maçtır öyle bir tempo tutturduki karşısında durmak imkansız.Şu takımda Fisher'ın yerine sağlam bir guard olması halinde LA'in güç bakımından geleceği noktayı hayal etmeye korkuyorum.

Sacremento tarafına bakarsak bu kısıtlı kadroyla gerçekten çok iyi bir takım olmuşlar helal olsun.Oynadıkları oyun (ilk yarı itibarı ile) çok iyi göründü bana.

halk dedi ki...

lakers'ın takım oyununa olan güvenimiz azaldıkça kobe şahlanıyor. o yüzden en iyi konumdalar.adamların meşhur "b" planı kobe, kobe lan,işte boru değil, dünyada işini en iyi yapan adam.